Maden Terimleri Sözlüğü -B


BACA,
1) Kömür ocaklarında kömürün kazılarak çıkarıldığı yer veya kara tumba metodu ile çalışılan panolarda sürülen kılavuz ve başyukarılar. 2) Cevher içinde açılan boşluk. 3) Kazanlarda, fırınlarda, sobalarda ve ocaklarda zararlı gazların yanması sonucu meydana gelen gazları dışarı atmak ve lüzumlu çekişi sağlamak için yapılan sistem.

BACACI RANDIMANI, —> Ayak randımanı.

BAGER, 1) Örtü tabakasını veya madeni kazıyarak yüklemek için kullanılan, elektrik, mazot veya bezinle çalışan, çarklı (döner kepçeli), zincirli, kepçeli vb. tipleri olan, paletler veya yürüme takımı üzerine monte edilmiş ağır iş makinası. 2) Ekskavatör. —> Dreglayn, Döner kepçeli ekskavatör, Kepçeli bager, Aktarıcı kazıcı, anma kapasitesi.

 BAĞ, Normal olarak iki yan direk ve bir boyunduruktan ibaret ağaç veya madeni tahkimat ünitesi. Kullanılan malzemeye göre bağın tavan kısmı yarım daire, sepet kulpu, çok döşeli (—> Poligon tahkimatı) olduğu gibi tamamı daire, dikdörtgen ve çokgen şeklinde de yapılır. Bağ yapmakla görevli işçilere bağcı denir. —> Galeri tahkimatı.

BAĞIMSIZ SERBEST ZAMAN, —> Şebeke planlaması.

BAĞLAMA KİLİ, Kaolinit türü killerin alt grubu olup “ Ball Clay” olarak da bilinir. Bağlama killeri, kaolenlerden daha ince tane yapısına sahiptirler ve daha fazla empürite içerirler. Özellikle karbonat miktarı fazladır. Bağlama killerinin içindeki empüritelerin çokluğu ve çeşitliliği özellikle ısı ile renk değişimi özelliğini kazandırır. Bunların su absorbe ve plastik özellikleri daha fazladır. Kullanım alanlarına göre; a) Seramik sanayiinde kullanılanlar, b) Yapay aşındırıcılar, emaye gibi diğer sanayi dallarında kullanılanlar olarak sınıflandırılır. Bu tür killerin kullanım spesifikasyonlarını belirleyen en önemli özellik ise içindeki empüritelerdir, —> Kil.

BAĞLANTI KANCASI, Çatal raptiye.

 

BAĞLANTI  PABUCU, 1) Madeni bağların itme-ye karşı birlikte çalışmalarını, bağların eşit aralıklarla bağlanmalarını ve fırçaların yerinde durmalarını sağlamaya yarayan iki ucu tırnak şeklinde bükülmüş madeni parça. 2) Tahkimat laması.

 

BAĞLI POLİGON, —> Poligon.

BAĞ PABUCU, Madeni bağ parçalarını birbirine bağlayan ve bağın bir bütün olarak çalışmasını sağlayan özel imal edilmiş parça.

BAĞTAMİR HALKASI, Bozulan bağların veya kırılan direklerin değiştirilmesinde kullanılan sürenleri tutan (ray, ağaç vb.) ve yan direğe takılarak kullanılan özel halka.—> Tahkimat takviyesi.

BAKA PİSTON, Yıkama kasası. —> Jig.

BAKIR, Kimyasal simgesi Cu, rengi ve çizgisi bakır kırmızısı, sertliği 2,3, özgül ağırlığı 8,93 gr/cm3 ergime derecesi 1080°C, olan ince levha ve tel hâline sokulabilen, ısıyı iyi geçiren, iletkenliği yüksek, kullanım sahası çok geniş metal. Bakırın kristal yapısı kübiktir. Alevi yeşile boyar, asitlerde kolay çözünür. Nabit bakır olarak tabiatta ender rastlanır; sülfitli ve oksitli bakır cevherlerinden zenginleştirme ve izabe yoluyla metalik bakır elde edilir. En önemli bakır cevherleri: kalkopirit (CuFeS2) , kovelin (CuS), bornit (Cu5FeS4), kuprit (Cu2O) , kalkosit (Cu2S), krizokol (CuSiO32H2O) malakit [ Cu Co3. Cu (OH)2] ve azurit [ 2 Cu CO3 Cu (OH)2 ] .

BAKIR ALAŞIMLARI, Bakıra; çinko, kalay, gümüş, nikel gibi metallerin katılması sonucu elde edilen ürünler (—> Alaşım). Bakıra başka elementlerin katılması, eletrik ve ısı iletkenliklerini düşürür ama mekanik özellikleri arttırır, erimede kalıplama kolaylıkları sağlar (saf bakıra nazaran daha düşük erime noktası ve daha iyi döküm) ve özellikle tuzlu ortamlarda, aşındırmaya karşı daha iyi dayanıklılık kazandırır.

Bakır alaşımlarını iki ana grupta toplamak mümkündür. 1) Bakırın döküm alaşımları ve 2) Bakırın işlenmiş alaşımları. a) Pirinçler (kızıl pirinçler, sarı pirinçler, silis pirinci) (—> Pirinç) , b) Bronzlar veya tunçlar (silis bronzları, kalay bronzları, nikel-kalay bronzları, alüminyum bronzları), c) Bakır-nikel alaşımları, d) Kurşunlu bakır alaşımları, e) Bakır, nikel, çinko alaşımları; bakırının döküm alaşımları grubuna girerler. Bakırın işlenmiş alaşımlarını ise aşağıdaki ürünler oluşturur:

a) Pirinçler (kurşunlu pirinçler, kalay pirinci, kızıl pirinç), b) Bronzlar (fosfor bronzu, kurşunlu fosfor bronzu, alüminyum bronzu, silis bronzu), c) Bakır-nikeller (bakırlı nikel) , d) Bakır-nikel-çinko alaşımları (nikel gümüşü). Bakırın çinko ile yapmış olduğu alaşımlara genel olarak pirinç denir. Pirinç, en yaygın bakır alaşımı olup; çubuk, levha, şerit, boru (özellikle kondenser boruları) ve pres döküm ürünleri şeklinde geniş kullanım alanı bulur. Sanayide kullanılan yaklaşık 20 çeşit pirinç vardır. Pirinçler yapılarında bulunan bakır yüzdesine göre ticari ad alırlar. Bakırın çinko dışında kalan diğer metallerle yapmış olduğu alaşımlara bronz denir ve bunlar alaşım yapısındaki metalin adı ile anılır. Bakırın nikelle yapmış olduğu alaşımlara ise nikel-gümüş veya —> Alman gümüşü adı verilir. Ticari öneme sahip 20 çeşit bronz ve 5 çeşit nikel alaşımı vardır.

BAKIR ÇELİĞİ, İçine % 3,0 Cu ilave edilerek elde edilen korozyona mukavim çelik.

BAKIR İNGOTU, Yeniden eritildikten sonra şekillendirilen, 20-35 libre arasında ağırlığı olan ve daha küçük parçalara kırılabilmesi için genellikle çentiklenmiş bakır kül.

BAKIR İPEĞİ, Tekstil sanayiinde kullanılan ve bakır sülfatın katılması ile elde edilen bir cins yapay ipek. Pamuk yağından temizlenen pamuk artıkları (lentersler) bakır sülfat ile sodyum hidroksitten elde edilen hamura iyice karıştırılır. Bu karışım içine, indirgen ilâve edilmiş koyu amonyak eriyiğinde iyice eritilip süzülür ve kalıntı, içinde bulunan havadan tamamen arındıktan sonra, 250-750 mikron delikleri bulunan kevgirden baskıyla geçirilir. Bu şekilde elde edilen lifler önce dondurma banyosundan ve sonra da çekme işleminden geçirilerek viskoz ipeğine benzeyen bakır ipeği elde edilir.

BAKIR LİÇİ, Klasik bakır hidrometalurjisi. —> Ek-9. Hidrometalurjik bakır üretimi, düşük tenörlü cevher ve madencilik işlem artıklarındaki bakır minerallerinin uygun sıvılarla çözündürülmesine, yani liçine dayanır. Metal yüklü liç solüsyonlarından bakır hurda veya sünger demirle çöktürülerek (—> Şekil) veya elektroliz yoluyla kazanılır. —> Bakır üretimi. Liç yapmak suretiyle bakır üretimi;

 

a) Yerinde (İn-Situ) Liç : Cevher bulunduğu yerde ve çok basit bazı madencilik işlemlerini takiben liç edilir.

b) Yığma liç: Cevher “ madencilik işlemleri ile bulunduğu yerden çıkartılıp tabanı geçirgen olmayan bir bölgeye yığılır ve üzerine liç solüsyonu dökülerek liç edilir.

c) Süzülme (Perkolasyon) liçi: Kırılmış cevher büyük tanklara doldurularak ve liç solüsyonu aşağıdan yukarı veya ters yönde hareket ettirilerek liç edilir.

d) Karıştırma Liçi: Öğütülmüş cevher veya zenginleştirme tesisinden elde edilen konsantre, tanklar içinde liç solüsyonu ile karıştırılarak liç edilir.—> Liçing.

Genel olarak kullanılan liç solüsyonları, silisli gang içeren bakır cevherleri için sülfürik asit, karbonatlı gang içerenler veya nabit bakır için ise amonyaklı solüsyonlardır. Bunlar içinde en uygun olarak tatbik edileni asit liçtir.

1947 yılında Colmer ve Hinkle ilk defa sülfürlü minerallerin liçinde bakterilerin de rol oynadıklarını ispatlamışlardır. Bunu takiben yapılan çalışmalar, bilhassa bakır ve uranyum madenlerinden çıkan suların bakterilerle yüklü olduklarını göstermiştir. Maden sularında bulunan en önemli bakteriler, bunların yaşamaları için gerekli enerji kaynakları ve en fazla bulundukları pH aralıkları şöyledir.—> Çizelge.

Son yıllardaki çalışmalar ise; liç ile metal üretimini hızlandırmak için bakterilerin optimum bir şekilde nasıl kullanılması gerektiği ve biyoloji mühendisliğindeki çalışmalarda “ yalnız bakteriler yardımı ile liç “ yapan tesislerin kurulmasını mümkün kılma araştırması şeklindedir.

 

 

 

BAKIR ÜRETİMİ, Bakır cevherlerinden, sülfitli, oksitli veya kompleks bakır konsantrelerinden bakır elde edilmesi. Bu işlem; çeşitli pirometalurjik, hidrometalurjik ve —> Elektrometalurjik yöntemlerle yapılır. Pirometalurji yöntemleri; sülfürlü, oksitli ve nabit bakır cevherlerine; —> Hidrometalurji yöntemleri, düşük tenörlü oksitli bakır cevherlerine uygulanır. Elektrometalurjik yöntemler ise, bir saflaştırma işlemi olup, hidrometalurjik ve pirometalurjik işlemlerden sonra uygulanır. Pirometalurjik yöntemler ile elde edilen ve saf olmayan bakır, elektrolitik rafinasyona tabi tutularak saf katot bakıra çevrilir. Bu arada bakır, elektroliz işleminden önce, içindeki yabancı maddelerden önemli kısmını bünyesinden ayırmak için ateşle rafinasyona tabi tutulur. Benzer şekilde hidrometalurjik yöntemlerle çözeltiye alınan bakır da elektroliz işlemi ile katotta saf olarak toplanır. Elektroliz sonucu elde edilen —> Katot bakır’a, daha sonraki şekillendirme işlemlerinde istenen fiziksel özellikleri (süneklik, mukavemet, sertlik gibi) kazandırmak için tekrar ateş rafinasyonu uygulanır. Oksijensiz yüksek iletgenlik özelliğine sahip bakır (OFHC) üretilecek ise, katot bakır, ateş rafinasyonuna tabi tutulmaksızın, koruyucu gaz ortamında ergitilmek suretiyle—> İngot veya profil şeklinde dökülebilir.

Pirometalurjik bakır üretim yöntemlerini;

1. Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış konvansiyonel teknolojiler,

2. Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış yeni teknolojiler,

3. Endüstriyel uygulanırlığı henüz (1996) ispatlanmamış yeni teknolojiler olmak üzere  üç gruba; ayırmak mümkündür. 1inci gruba yaş beslemeli reverber izabesi, kalsine beslemeli reverber izabesi, elektrikli fırın izabesi, —> Otokumpu flaş izabesi, Inco flaş izabesi; 2inci gruba  —> Noranda yöntemi,—> Mitsubishi yöntemi, Oksijen-yakıt (OXY-fuel) reverber izabesi; ve 3 üncü gruba ise,—> Top blown konverter izabesi, —> QSL yöntemi, Oxygen Sprinkle izabesi, AMAX dead roast blast fırın izabesi, segregation prosesi, thermo-electron chlorination prosesi girerler. Klasik pirometalurjik yöntemlerle bakır üretimi şeması şekilde verilmiştir.—> Ek-10 Hidrometalurjik yöntemlerde; karbonatlı; silikatlı, sülfatlı bakır minerallerinden bakırca  fakir olanları (% 1 den az Cu), içerisinde % 1-2 Cu olan cevherler ve oksitli bakır konsantreleri veya kavrulmuş sülfürler, şekilde gösterilen işlemlerden geçtikten sonra katot bakır elde edilir.—> Ek-9. Okside cevherlerden bakır üretimi dünya bakır üretiminin yaklaşık % 10 kadarını karşılar.

BAKIR ÜRÜNLERİ, Metalik bakır elde edilmesi amacıyla ve endüstrideki kullanımına göre yapılmış olan sınıflandırma. Buna göre en genel anlamda bakır ürünleri iki grupta toplanır. Bunlar 1) Yarı bitmiş ürünler ve. 2) Bitmiş ürünlerdir. Bakır konsantresi (Konsantre),—> Blister bakır, rafine (anot) bakır (—> Yüksek kaliteli bakır) ve katot bakır (—> Standart katot bakırı) yarı bitmiş ürünler grubuna dahildir. Bitmiş ürünler de a) Elektrolitik ürünler (—> Filmaşin,tel,blok,takoz; levha, lama, şerit; çubuk, boru,profil.)

b) Elektrolitik olmayan ürünler (levha, lama, şerit çubuk,boru,profil). ve c) Alaşımlar olarak üç gruba ayrılırlar.—> Bakır alaşımları.

BAKİYE MADEN YATAĞI, —> Otokton maden yatağı.

BAKTERİLERİN MİNERALLERİN LİÇİNE ETKİLERİ,—> Bakır Liçi.

BALAST, 1) Demiryolu döşemesinde traverslerin altına, karayollarında düzeltilmiş toprak veya blokaj üzerine döşenen kırılmış taşlar. 2) Kırmataş.

BALAST TAŞI,Mermer işletmeciliğinde, 3-7 cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş. —> Balast.

BALATA, Motorlu araçlarda ve vinçlerde fren yapmayı sağlayan tambur, kampana veya disk üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki fren koluna çakılan aşınma parçası. —> Takoz.

BALGAM TAŞI, Bir kalsedon minerali olan jaspisin yeşil damarlı türü. Balgamtaşı deyimi alaca somaki veya mühresenk de denilen oniks için de kullanılır, —> Mühresenk.

BALIK KUYRUĞU MATKAP, —> Softbit.

BALONLAŞTIRMA, —> Hazneleştirme.

BALTA, 1) Kablolu sondajda kullanılan delici uç (matkap). 2) Ağaç kesmeye yarayan gereç.

BALTATAŞI, —> Yeşimtaşı.

BALYOS, 1) Çok iri ve ağır çekiç. 2) Tokmak (Kömür madenciliğinde). 3) Varyos. Keskin ucu sapa dik olana “düz balyos”, paralel olana “çapraz balyos” denir.

BANCHMARKING, 1) Bilgileşim 2) Ekonomide sektör içinde rekabet, sektör dışında işbirliği esasına dayanan, boşa zaman harcanmasını önleyip geliştirme ve yaratıcılığa sarfedilecek zamanın kazanılmasına olanak tanıyan, rekabet gücünü artırıcı kalite aracı. Bu sayede sektör içinde üstün uygulamalar tespit edilir, anlaşılır hâle getirilir; adapte edilerek deneyim ve bilgilerin paylaşımı ve transferi sağlanır. Daha iyi yapandan öğrenilir veya daha iyi yapan öğretir; bu şekilde zaman ve kaynak tasarruf edilir. Böylece tasarruf edilen zaman geliştirme ve yaratıcılığa ayrılır. 3) Entegre tedarik zinciri. Rekâbet ve maliyet faktörlerinin uygulanması madencilik faaliyetlerinde eskisinden daha çok önem kazanmıştır. Banchmarking’in madenciliğe katkı aracı olarak girmesi bu yönde olumlu gelişmeler sağlayacaktır.

BANK, Mermer işletmeciliğinde iki yatak sathı arasında kalan taş tabakası.

BANDJASP,—> Jasp.

BANT, 1) Devamlı nakliye yapan ünite. 2) Devamlı nakliye yapan ünitenin keten veya çelik kordlu (örgü ile pekiştirilmiş) lâstik, PVC vb. madde kaplı kendine mahsus standardı olan maden veya taş taşıma kayışı. Kullanım amaçlarına göre bantlar değişik tiplerde üretilirler. Genel olarak a) Çelik kordlu, b) Tekstil kordlu bantlar olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Çelik kordlu bantlar da karkas yapım şekillerine göre, çelik örgülü bant ve çelik halatlı bant olarak ikiye ayrılır. Tekstil kordlu bantları; pamuk dokulu, polyamit dokulu, polyester dokulu, aramit dokulu ve yapay ipek dokulu bantlar oluşturur. Çelik örgülü bantlar, genellikle 500-3000 mm genişliğinde olmak üzere ençok 250 m uzunluklarda üretilirler.

BANT ARABASI, Ana iş makinesinin ilerleme ve hareket sahasını ve kabiliyetini artırmak —> Döner kepçeli ekskavatör (kazıcı) ile bant konveyör veya bant konveyör ile  —> Dökücü makine arasında kullanılan, paletleri üzerinde hareket edebilen bir bağlantı makinesi, —> Şekil. a) Veriş bumu sağa sola hareketli. Atış bumu da veriş bumuna uyumlu hareket düzenini haiz olup, ayrıca her iki bum aşağı yukarı kaldırıp indirilebilir. b) Sağa sola hareketli düzene sahip ve her iki bum yukarı aşağı hareket ettirilebilir.

 

BANT EKLEME, Montaj sırasında veya kopma durumlarında bandın iki ucunun bağlanarak sonsuz bant haline getirme işlemi. Bu işlem, tırnaklar veya menteşe bağlarıyla çözülebilir; sıcak kauçuk kaynak (vulkani-zasyon) vasıtasıyla tekstil veya çelik halat özlü bantlarda çözülemez (birbirinden ayrılamaz) bir şekilde yapılır. Ekleme yeri, 0 ila % 40’a varan bant zayıflaması sonucunu doğurabilir.

 BANT KANTARI, Rulolar üzerine gelen ağırlık ve hand hızı vasıtasıyla, taşınan malzemenin ağırlığını tartmaya yarayan düzen.

BANT KONVEYÖR, Bir tahrik tamburu yardımıyla bandın makaralar üzerinden çekildiği mâlzeme taşıma düzeni. Bant konveyörlerde gerdirme düzenleri çeşitli şekillerde imâl edilir. Bant tahrik tamburu, band sıyırıcıdır.

 

BANT SIYIRICI, Bant tesisinde malzeme naklinde bandın alt yüzeyine dökülebilecek malzemenin tamburla bant arasından geçerek banda zarar vermemesi için kuyruk tamburundan önce bandın hareket yönüne göre diyagonal olarak yerleştirilen ve alt kenarına kauçuk takılan bant yüzeyinin korunmasına yarayan sac levha. (—> Şekil). Bant tesisinde ağırlıklı gerdirme tamburunun bulunması halinde ağırlık tamburunun ve bandın korunması için gergi sistemi öncesi bant kayışı üzerine konulan sıyırıcı düzene de bant silgisi denir.

 BANT SİLGİSİ, —> Bant Sıyırıcı.

 BANT TAHRİK TAMBURU, Bant kayışına hareket veren tambur. Bant boyunun uzun olması halinde bir bant tesisinde birden fazla tahrik tamburu kullanılabilir.(—-> Şekil) Çift tahrik tamburlu olarak kurulan bir tesiste tahrik tamburları bant başına veya biri bant başına diğeri bant kuyruğuna konabilir. Bant tamburlarının çapı ise; tambur yüzeyinin, (sürtünme katsayısını artırmak bakımından) seramik, çelik vb. malzeme ile kaplı olmasına göre değişir.—> Bant Konveyör, Bant Sıyırıcı, Bant.

BARAJ, Yeraltı işletmelerinde yangın, su, zararlı gazlar veya infilakin başka panolara (işyerlerine) yayılmasını, galerilerden hava, gaz ve su geçirmesini önlemek için yapılan sızdırmaz engel. Barajların yapımında kum torbaları, kil, yapı malzemeleri vb. maddeler kullanılır.

BARAJ KAPISI, Su baskınına veya su patlamasına karşı ocağı veya ocağın bir bölümünü emniyete almak için yapılan baraj içine yerleştirilmiş dirençli, bombeli, çelik kapı, —> Bekleme barajı.

BARELİ KÖMÜR, —> Mikst.

BARBARA SANCTA (Azize), Din kurbanı bakire. M.S. 235’te İzmit’te (Nikomedia) öldürülmüştür. Sancta Barbara yıldırım çarpmasına ve ani ölüme karşı insanları koruyan bir ermiş olarak kabul edilmektedir. Ayrıca topçu sınıfı, madenci, duvarcı ve mahpusların koruyucusu addedilir. Her yıl 4 aralık’ta dünya çapında madenciler günü kutlanır ve Sancta Barbara anılır.

BARET, 1) Can güvenliği bakımından madende veya tehlikeli yerlerde çalışanlara verilen sert bir maddeden (kösele, preslenmiş mukavva, alüminyum veya plastik) yapılmış şapka. Enerji nakil hatlarının tehlike arzettiğiyerlerde iletken olmayan baret kullanılır. 2) Emniyet şapkası.

 BARİT, Baryum sulfatın (BaSO4) doğal zuhuru ve baryumun ana cevheri. Saf barit rombik kristalli, hidrotermal fazda oluşan bir minerâldir. Yaprak yaprak, sütunlu, kabuk şeklinde iğneli veya masif olarak zuhur eder. Renksiz (şeffaf), kahverengine kadar dönüşen sarı, kırmızımsı, kırmızı, mavimsi camsı veya mat-parlak görünümdedir. Yoğunluğunun yüksek oluşu (4,5 gr/cm3), beyaz rengi ve kimyasal etkilere dayanıklığı ile x ve gama ışınlarını absorblayıcı özellikleri nedeniyle yaygın bir kullanım alanı vardır. Filon dolgusu, gang minerali veya sedimanter halde oluşur. İkincil mineral olarak kurşun-çinko, fluorit, demir, bakır ve gümüş cevherleri içinde bulunur. Baritin % 75-90 kadarı petrol ve gaz arama ve geliştirme sondajlarında tüketilir. Sondaj çamurunda kullanılacak barit OCMA (Oil Companies Mineral Association) veya API (American Petroleum Institute) standardlarına göre ticari işlem görür. Bu standardlarda özgül ağırlık (en az 4.20 gr/cm3), yaş elek analizi, suda çözülebilir katı maddeler, çözünebilir toprak alkaliler ve fan viskozitesi belirlenmiştir. Türkiye’de TSE tarafından “ Sondaj çamuru katkı maddesi Barit “ adı ile TS 919 numaralı standart 14101 sayısı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Barit; %60 ZnS ve % 40BaSO4 karışımından oluşan beyaz boyaların ana maddesi olan litopon’u oluşturur ve en çok %15 oranında konulur. Boya sanayiinde kullanılacak baritin BaSO4 oranı %94'ün üzerinde ve 20 mikrona kadar öğütülmüş olması gerekir. Renk bozucu olarak kabul edilen Fe2 O3 oranın ise %0,05’den az olması gerekir.

Cam sanayi için kullanılacak baritin %98 BaSO4, en çok % 0,15 Fe2O3, % 15 Al2O3 ve %1,5 SiO2 içermesi ve 16-140 mesh arasında öğütülmüş olması istenir. Kimya sanayii için BaSO4 oranı en az %94, Fe2O3 ençok %1, Si SO4 en çok %2, CaF2 en çok %0,5 ve öğütme inceliği 4-20 mesh arasında olmalıdır.

BARİYER, —> Karakol.

BARKOD,  Ambalajların üzerindeki dikdörtgen şeklindeki çubuklar ve aralıklardan oluşmuş çubuk kodların adı.  Çubuk kod, ( çizgili kod ) mamulü belirleyen bir sayıdır. Daha önce belirlenen bir yapı ve standardı temsil eden aralıklardan oluşmaktadır. Bu sembol elektronik olarak bir ışıklı kalem yardımı ile veya bilgisayara bağlantılanmış düşük şiddetli lazer tarayıcı ile okunabilmektedir.

Muntazam ( standard) bir çubuk kod, kodu temsil eden çubuklarla birlikte sağda, solda ve merkezde koruyucu  çubuklardan ( guard bars) oluşmaktadır. Tarayıcı, soldaki koruyucu çubukları geçince okumaya başlar ve sağdaki koruyucu çubukları geçince durur. Merkezdeki koruyucu çubuklar ise soldaki üreticinin kodu ile sağda bulunan ( üreticinin) mamul kodunu ayırır.

Dünya çapında iki çubuk kodlama sistemi kabul edilmektedir. Bunlardan biri MAMUL KODU  (Uniform Product Code) UPC, diğeri de AVRUPA EŞYA NUMARASI ( European Article Number) EAN dır. UPC  ABD’de ve Kanadada kullanılmakta ve bazen de evrensel bir sistem olarak değerlendirilmektedir. Bu sistemin normal uygulaması on rakamdan meydana gelmiştir. —> Şekil. EAN ise —> Şekil  onüç sayıdan oluşan eşya numarasını geliştirmiştir. Bu sistem Avusturya, Avustralya, Belçika, Fransa, İrlanda, Çekoslovakya, Danimarka, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İngiltere, Almanya ve Yugoslavya tarafından kabul edilmiştir.

 

 

BAROGRAF, Belirli bir süre içerisinde, mutlak hava basıncını m bar (0,750062 mm Hg) veya tor (1 mm Hg) cinsinden yazılı olarak kaydeden basınç ölçü cihazı.

BAROLUKS, Maden işletmelerinde yeraltı ve yerüstü hava basıncını m bar (0,750062 mm Hg) veya tor (1 mm Hg) olarak gösteren mutlak hava basıncı ölçme cihazı. Baroluks ile hava şebekesinin belirli noktalarında ölçme yapılır ve bulunan basınç değerleri vasıtasıyla ölçülen noktalar arasındaki basınç farkı tesbit edilir.

BAROMETRE, 1) Hava basıncını ölçmeye yarayan cihaz. 2) Basınçölçer.

BAROMETRİK YÜKSEKLİK TAYİNİ, Açıkhava basıncı kullanılarak yapılan yükseklik tayini. Deniz seviyesinden itibaren, 20½C ısı ortamında her 11m yükseklik için civa seviyesi 1 mm düşer. Yükseklik arttıkça bu rakam değişir. Örneğin 3000 m den sonra civa sütununun 1 mm değişmesi için yaklaşık 14 m yükseğe çıkılması gerekir. Havanın nem durumu ile enlem derecesi ve özellikle meterolojik koşulların değişmesi bu olayda etkili olur. Bu yüzden önemli düzeltmeler yapılır. İki tip barometre mevcuttur. Madeni ve cıvalı, cıvalı olanları ise üç tiptir.

BARUT, Patlama hızı düşük, güherçile (NaNO3 veya KNO3 - %70-80), kükürt (% 3-14) ve odun kömürü tozu (% 12-20) karışımından meydana gelen patlayıcı madde. Buna “karabarut“ veya “madencilik barutu“ da denir. Oldukça yavaş yanar; bu nedenle itici bir etki yapar. Fazla duman çıkarır. Bir patlama deliğine hapsedilmiş barut ateşlendiğinde 400m/s hızla yanar fakat şok dalgası oluşmaz. Âni yanma sonucu oluşan gazlar kaya kütlesine baskı yaparak delik boyunca kayacı blok şeklinde kırar; ayrılan kaya blok kütlesinde daha fazla hasar oluşmaz. Bu sebeple barut tercihen dekorasyon taşlarını büyük bloklara ayırmada kullanılır. Bu patlayıcı suya karşı çok hassastır; bu yüzden su içeren patlatma deliklerinde kullanılmaz. —> Pamuk barutu, Dumansız barut.

BARUTÇU, Kayaçları ve madenleri kolay kazılabilir hale getirmek için patlatılmak amacı ile delinen deliklerin, patlayıcı madde ile doldurulması ve ateşlenmesi işlerini yapabilen eğitilmiş, ehliyetli kişi . Patlayıcı maddenin kullanılması ve taşınması yalnız barutçu tarafından yapılır.

BARUT HAKKI, —> İmla hakkı.

BASAMAK, 1) Küçük atımlı fay. —> Kerti. 2) Açık işletmelerde, örtükazı ve üretim işinin verimli ve güvenli yapılabilmesi için oluşturulan teras şeklindeki kademelerde oluşturulan düzlük. 3) Graden.

BASAMAK EĞİMİ, Basamağın üst noktası ile dip noktasını birleştiren düzlem ile basamak düzlemi arasındaki açı değeri.

BASAMAK YÜKSEKLİĞİ, Açık işletmede basamak üst seviyesi ile alt seviyesi arasındaki dikey mesafe.

BASAMAK TAŞI, Mermer işletmeciliğinde, merdiven genişliğinde veya en az boyu 80 cm olan ve basamak profili kesidinde masif ve yekpare olan taşlar.

BASIC, (Beginneer’s All-purpose Symbolic Instruction Code). Bilgisayar veya elektronik veri işleme sisteminde programlama öğrenmeye yeni başlayanların kolayca kullanabileceği genel amaçlı bir programlama dili. En büyük özelliği etkileşimli (interactive) olmasıdır. BASIC yorumlayıcısı, bir programı doğrudan işletebileceği gibi, tek bir program komutunu da işletebilir. Program, yazılım esnasında söz dizim hatası varsa hangi satırda olduğunu ekranda anında bildirir ve kullanıcıya düzeltme şansı verir. BASIC dili iki önemli kısım ile tanımlanabilir. Bunlar, kaynak program ve programı oluşturan satırlar ile sistem komutlarıdır. Bu iki kısım kullanıcıya denetleme ve biçimleme olanağı sağlar.—> Bilgisayar.

BASINÇLI AKIŞKAN YATAKLI YAKMA SİSTEMİ,—> Akışkan yataklı yakma sistemi.

BASINÇLI AKİFER, Altı ve üstü su geçirmez tabakalarla sınırlanmış akifer.

BASINÇ ÇATLAKLARI, —> Oturuşma çatlağı.

BASINÇLI FİLTRE, Linyit, kil ve kaolan şlamı gibi süzmesi zor sıvıların süzme hızını artırmak için münavebeli olarak vakum ve basınç (pres) uygulanan, kesintili çalışan filtre.

BASINÇLI HAVA, 1) Havanın, pistonlu, santrifuj veya turbo kompresörlerle sıkıştırılması ile elde edilen, daha ziyade patlayıcı gaz ortamı olan yerlerde ve özellikle madencilikte grizu tehlikesi olan yerlerde vinç, martopikör, martoperforatör, vantilatör vb. makineleri çalıştırmakta kullanılan; emniyetli fakat elektrik enerjisi kullanımına nazaran çok daha pahalı olan güç kaynağı. 2) Sitim. 3) Tazyikli hava. 4) Muzayyik hava. 5) Sıkıştırılmış hava.

BASINÇLI HAVA ALTINDA TUNEL AÇMA, —> Keson.

BASINÇLI HAVA İLE PATLAMA (AIR-DOX), Çok yüksek basınçlı (sıvı) havanın, lağım deliğine yerleştirilen çelik bir kovan içine basılmasından sonra aniden boşaltılması ile patlama yöntemi —> Patlayıcı madde.

BASINÇLI HAVA İLE RAMBLE, —> Pnömatik ramble.

BASINÇLI HAVA KAÇAĞI, Tesisatı iyi döşenmemiş veya peryodik bakımı yapılmamış basınçlı hava şebekesinden sızan basınçlı hava. Basınçlı hava kaçakları aşağıda örnek olarak belirtilen güç kayıplarına sebep olur.

Havanın                      Kaçan havayı

kaçtığı       7 Bar’da       üretmek için

delik çapı   hava kaçağı  gereken güç

(gerçek

boyut)

mm           dm3/sn        kW

––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––

0,4           0,2             0,1

1,6           3,1             1,0

3,0           11,0            3,5

BASINÇLI HAVA TENEFFÜS İSTASYO-NU, Ani boşalma tehlikesi olan yerlerde ge-rektiği zaman kullanılmak üzere hazırlanmış basınçlı hava teneffüs tertibatlarının bulunduğu yer.

BASINÇLI HAVA TENEFFÜS TERTİBA-TI, Ani boşalma tehlikesi bulunan işyerlerinde ocağın basınçlı hava şebekesinden faydalanılarak kurulan ve gazlı bir ortamda belirli bir süre orada bulunanların yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayan teneffüs tesisi.

BASINÇLI SU DÜZEYİ, Basınçlı akiferdeki suyun hidrostatik basınç altında yükselebileceği düzey.

BASINÇ METAMORFOZU, Yalnız üst tabakaların basıncı ile meydana gelen başkalaşım. —> Metamorfoz.

BASİT MAĞARA AÇIKAYAK İŞLETME METODU, Daha ziyade tavanı çok sağlam, şekli gayrimuntazam ve kalınlığı fazla olmayan maden yataklarına tatbik edilen hazırlık işleri bir kuyu ve rekuptan veya yalnız bir rekuptan ibaret olan, cevher kesildikten sonra ilerletimli veya dönümlü olarak çalışmak suretiyle gerektiği takdirde topuk da bırakılarak cevher yatağını oyup boşaltma esasına dayanan tahkimatsız yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu usulde cevherden kalan boşluk bir mağara teşkil eder. Pratik, fazla yatırım gerektirmeyen, randımanlı olmakla beraber uygulanma sahası çok dar olan bir işletme metodudur.

BASİT TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU, Esas itibariyle çeşitli meyillerdeki ince damarlara (damar kalınlaşırsa ramble usulüne geçilir) tahkimatsız, —> Başaşağı ve başyukarı açıkayak işletme metotlarının bir uygulaması olan; kabak direk, domuzdamı, beton ayak vb. malzeme kullanılarak tavan göçmesinin önlenmesi esasına dayanan, aşağıdan yukarı mail (eğik) dilimli veya dik dilimli olarak çalışan, ağaç veya karışık tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde tavan sadece direklerle tutulur. Sonradan dolgu kullanmak gerekebilir. Usulün hazırlık safhası başyukarı veya başaşağı çalışan açıkayak işletme metodlarının aynıdır. Bu usulün bir de ufki (yatay) dilimli uygulaması vardır. Ufki dilimli uygulama da, iki ana galeri arasında kalan cevher, ufki dilimlere ayrılır ve üstteki dilimden başlayarak dönümlü bir şekilde alınır; dilimlerdeki ayaklar dikkate alınarak teşkil edilen genel işletme düzeni yaklaşık 45½’lik bir açı yapacak şekilde yürütülür.

BASİT SARIMLI DAMAR, Bir çelik halat sarım şeklini belirten ve damarı oluşturan her sıradaki tellerin ayrı operasyonlar ile aynı yönde, fakat farklı açı altında örülen konstrüksiyonları. Sıra telleri ile diğer teller arasında küçük bir açı farkı bulunur.—> Şekil.

BASKI KUVVETİ, 1) Sondaj esnasında arazinin cinsine göre kesici uca verilmesi gereken kuvvet (kontrollu ağırlık). Graviteden dolayı gelen kuvvet fazla ise azaltılır, az ise artırılır. Baskı kuvveti sondajda en önemli faktörlerden biridir. Genelde baskı arttıkça ilerleme de artar. Sert formasyonlarda artırılan baskı, ilerlemeyi artırır. Ampirik olarak ilerleme, devir sayısının baskının k kuvvetiyle çarpımına eşittir. Yani i (cm) = n (D/dk.) . pk (ton). Burada k yumuşak formasyon için 1,2, sert formasyon için 2,3 kabul edilmektedir. Çeşitli şartlarda sınırlı olan baskı kuvveti sondajda kompleks bir karakter arzeder.

2) Delik delme esnasında martoperforatöre tatbik edilen ilave kuvvet. —> Martoperfaratörün delme hızı.

BAŞAŞAĞI, 1) Yan taşta veya damar içerisinde yukarıdan aşağı doğru sürülen meyilli yollar. 2) Desandri.

BASMA, —> Tavan basması.

BASTIRICI, —> Reaktif.

BAŞAŞAĞI AÇIKAYAK İŞLETME METO-DU, Bilhassa fazla yatımlı, tavan ve tabanı sağlam olan, cevheri sağlam olmayan filonlarla ince damarlarda ve kazılan cevheri sağlam olan kalın damarlarda alt katlarda hazırlık yapmadan cevheri aşağıdan yukarı taşımak, alt katta hazırlık yapılmışsa kazılan cevheri maden yatağı içinde sürülmüş başyukarıdan veya bürden aşağı akıtarak panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan, alın iki tarafa doğru basamak şeklinde, tahkimatsız veya çok az tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde gerekirse bir kısım cevher topuk olarak da bırakılabilir.

BAŞKALAŞIM, —> Metamorfoz.

BAŞKALAŞMA, —> Metamorfoz.

BAŞKALAŞIM KAYAÇLARI,—> Petroloji.

BAŞKALAŞIM MADEN YATAKLARI, —> Metamorf maden yatakları.

BAŞ LAMBASI, —> Madenci baş lambası.

BAŞYUKARI, Yan taşta veya damar içerisinde aşağıdan yukarı doğru sürülen meyilli yol. Taş içerisinde sürülen meyilli yollar içinde nakliyat ünitesi yoksa taşbaşyukarı, vinç veya varagel gibi taşıma üniteleri varsa, vinç veya varagel diye isimlendirilir.

BAŞYUKARI AÇIKAYAK İŞLETME ME-TODU, —> Başaşağı açıkayak işletme meto-dunun aşağıdan yukarı uygulanması esasına dayanan ve panodaki nakliyat aşağıya doğru gravite ile sağlanan, hem aşağıda çalışan işçileri korumak ve hem de alt kılavuzun cevherle dolmasını önlemek için ayakla pano arasında ya topuk bırakılarak ya da çatal direklerle kapak yapılmak suretiyle çalışan tahkimatsız (üretim) işletme metodu. Başaşağı açık ayak işletme metodunda olduğu gibi bu metodun tatbikinde de alın, ters merdiven, eğik veya düz olarak düzenlenebilir.

BAŞYUKARI RAMBLELİ AYAK İŞLET-ME METODU, 5-6 m. genişliği olan sağlam cevherli (tavanı ve tabanı sağlam olmayabilir) dik yatımlı maden yataklarında —> Başyukarı açıkayak işletme metodunda olduğu gibi hazırlık yapılarak kazısı yapılan cevher alt ana nakliyat yolundan alınıp ramble malzemesi de üst ana nakliyat yolundan getirilmek suretiyle metal, kömür ve tuz maden yataklarında uygulanabilen rambleli (üretim) işletme metodu. Bu usulde alın düz veya diyagonal dişli (ters graden), ters V veya piramit şeklinde olabilir. Cevher nakliyatı ve insan inişi çıkışı için ramble içinde bırakılan (şütler) kelebeler ağaç, çelik, beton veya tuğladan yapılabilir. Bu metot orta kalınlıkta ve kalın damarlarda da uygulanabilir.

BATAK JİG, Batak yıkama kasası denir. Sabit elekli jigler grubuna girer. Batak (Batac) kelimesi Baum ve Tacub kasaları sözcüklerinden üretilmiştir . Baum tip kasada olduğu gibi, kasası hava ve yıkama bölgesi halinde ikiye bölünmeyip ; kasanın tüm alanı yıkamaya tahsis edilmiş, böylece yıkama alanı genişletilmiş, kasası seri halde hava çemberleri ile donatılmış, bu çemberlerden iki adedi her bölmede sabit elek altında ve eleğin tüm genişliği boyunca uzatılarak kasaya verilen havanın kasada üniform dağılımla her noktada eşit pulsasyon sağlanmış yıkama (zenginleştirme) ünitesi. —> Şekil, Jig, Baum jig, Kömür yıkama yöntemleri.

BATARLAMA, 1) Büyük atımlardan çıkan ve yüklemesi yapılamayan iri parçaları, martoperforatörlerle yeniden delerek yapılan ikinci bir ateşleme işlemi. 2) Yeraltı işletmeciliğinde normal ateşleme ile kazılmamış kısımların kazısını sağlamak için kısa lağım delikleri delinmek suretiyle yapılan ateşleme. 3) Batar atma.

BATARYA, 1) Birbirine benzer birkaç ünitenin biraraya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım. 2) Akümülatör. —> Selül.

BATIRMALI KUYU, —> Keson kuyu.

BATİYAL FASİYES, Denizlerin ışık geçirme-yen 200-800 m. arasındaki derinliklerinde biriken çökeller.

BAUM JİG, Malzeme ve yıkama suyunun verildiği kasada suyun, piston yerine hava basıncı ile aşağı yukarı hareketini sağlayarak zenginleştirme yapmaya yarayan yıkama (zenginleştirme) ünitesi. Sabit elekli jiglerdendir. —> Şekil, jig, Batak jig, Kömür yıkama yöntemleri.

BAYER YÖNTEMİ, Boksit cevherinden sodyum hidroksit katkısıyla otoklavlarda yüksek basınç (15 atm) ve sıcaklıkta (210°C) sodyum aluminat çözeltisi elde edilerek, bunun; buharlaştırıcı, seyreltici, durultucu (aluminat çözeltisinin çamurlardan ayrılması için), bozundurucu (aluminatın çözüşmesi ve alüminin yaklaşık % 55’nin çökmesi için), durultucu (hidratlı alüminin çözeltiden ayrılması için), döner süzgeç (hidratlı alüminin suyundan ayrılması) ve döner fırın (hidratlı alüminin 1200°C’de kavrulması ve alümina haline dönüşme için) gibi ünitelerden geçilerek  —> Alümina (Al2 O3nın elde edilmesi.

BAZ, 1) Nirengi şebekesinde hassas ölçülmüş kenar. 2) Kazı işlerinde yapılan veya yapılan işi belirlemeye esas olarak alınan doğru parçası. 3) Asitle birleşince tuz oluşturan madde. 4) Hassas olarak ölçülen ve koordinat değerleri belli olan doğru parçası.

BAZ LATASI, Optik yöntemle uzunluk ölçmede kullanılan ve hesaplama kolaylığı bakımından 2 m uzunluğunda olan özel gereç. Baz latası, sehpası üzerinde olmak üzere uzunluğu ölçülecek doğrunun uç noktasına kurulur. Diğer ucunda saniye teodoliti bulunur. 75 m ye kadar olan uzunluklar hassas olarak bu yöntemle ölçülebilir. —> Şekil.

BAZALT, Dar anlamda melafir ve diyabaz ile birlikte anılan ve tersiyerden günümüze kadar geçen jeolojik zamanda oluşmuş bazik volkanik kayaç. Seyrek kullanılan bir terim olan melafir ve sık kullanılan diyabaz, mezozoik ve paleozoik devirlerinde oluşmuşlardır. Diyabaz genellikle gang şeklinde tezahür ettiğinden farklı bir iç yapı gösterir. Yapı taşı olarak tercih edilen bu kayaçlar, sağlam ve dayanıklı yapı özelliğinden dolayı eritilerek içi bazaltla kaplanan borular madencilikte ramble malzemesi naklinde, plaka halinde dökülmüş olanlar da aşındırıcı malzemelerin stoklandığı siloların ve olukların kaplanmasında kullanılır. Ayrıca bazalt, parke taşı olarak yol kaplamalarında da kullanılır.

BAZALTİK POMZA, —> Pomza taşı.

BAZALTLI BORU, Ramble malzemesi vb. aşındırıcı malzemenin boru içinden geçmesi gibi durumlarda, sürtünmenin aşındırıcı etkisini azaltmak için sinterleme suretiyle ergitilmiş bazalttan (sinter-bazalt) dökülerek elde edilen ve dışına çelik zarf geçirilen özel boru.

BAZİK BESSEMER METODU, —> Thomas metodu.

BAZİK KAYAÇ, Bileşiminde kuars bulunmayan ve silis miktarı % 40-52 olan, bünyesindeki minerallerin büyük kısmı magnezyum, kalsiyum ve demirli, koyu renkli kayaç (Örnek: Peridotit % 41-45 silis ihtiva eder.)

BEKHU (BACK HOE), —> Terskepçe.

BEKLEME BARAJI, 1) Maden ocağında yangına müsait panoların, herhangi bir yangın vukuunda çabuk kapatılmalarını sağlamak üzere, bu panoların giriş ve çıkış yollarında önceden yapılmış, panoda çalışma süresinde geçişe imkan veren baraj gövdesi ve barajın kapanması için yeterli hazır malzeme. 2) Su patlamasına karşı kapısı ile birlikte önceden inşa edilmiş baraj.

BELÇİKA GRANİTİ, Küçük, beyaz lekeli siyah mermer çeşidi.

BELİRLİ MÜMKÜN REZERV, 1) Cevher yatağı en az bir taraftan tesbit edilmiş veya 2-3 taraftan ortaya çıkarılmış olmasına rağmen cevher kalitesi genel durumu ile tesbit edilmemiş, işletme esasları yaklaşık olarak bilinen rezerv. 2) Evvelce aranan ve kısmen işletilmiş maden yataklarında madenin çökmüş olması veya dökümanların yeterli olmaması halinde veya arama sıklığı muhtemel rezerv sınıfına alınmasına yeterli olmayan rezerv. 3) Düzenli yataklarda 1600-400 m. aralıklarla, düzensiz yataklarda da 400-100 m. aralıklarla yapılan sondajlarla tesbit edilen rezerv.

BELLEME, Uzun ayaklarda ayak tahkimatını takviye için alına paralel sarmaların altına ve ayak alnına dik olarak yerleştirilen sarma. Gerekirse takviye olarak, bellemelerin üzerinden, takviye ettikleri sarma direklerine paralel olarak süren direkleri de sürülür. —> Süren.

BELİRSİZ HATALAR,  —> Tesadüfi hatalar.

BENT, 1) Basıncı veya temperatürü farklı iki ortamın arasında bırakılan ve bu iki ortamın birinden diğerine geçişte uyum sağlanmasına yarayan yer. 2) Küçük baraj.

BENTONİT ; Formülü Al4Si8O20(OH4). nH2O olan, genellikle ayrışmış volkanik küllerden oluşup; dökümcülükte, renk açmakta, sabun ve diğer temizleme malzemelerinin yapımında, ıslandığı zaman kabarıp gözenekleri kapadığı için sondaj kuyularında kullanılan, aluminyum ve magnezyum silikat minerali ihtiva eden, montmorillonit bakımından zengin kil.Bentonitin ticari olabilmesi için kendi hacminin en az beş katı şişebilmesi gerekir. Normal olarak iyi nitelikli bentonitler 10-20, çok ender bentonitler ise 15-30 kat şişebilirler. Genellikle kendi ağırlığının 5-6 katındaki suyu absorbe ederek 12-15 kat hacim artışı gösteren bentonitler kaliteli sayılırlar.Bentonitleri beş grupta toplamak mümkündür:

1) Alkali bentonit (Na-Bentonit), 2) Yarı alkali bentonit (Ca-Na-Bentonit), 3) Toprak alkali bentonit (Ca-Bentonit), 4) Toprak alkali yarı bentonit, 5) Aktifleştirilmiş bentonit. Alkali bentonit, çok gelişmiş vizkozite, tiksotropik ve plastik özelliklerine sahip iken, Ca-Bentonit üstün ağartıcı ve absorpsiyon özelliklerini haizdir. Buna göre, Na-Bentonit sondaj çamuru hazırlanmasında (%40); döküm kumu ve pelet bağlayıcı olarak (%30) uygulama alanı bulurken; Ca-Bentonit yağların, şeker, meyve suları v.b.’nin rafinasyonunda (%15) kullanılır. Ticari işlemler OCMA (Oil Companies Material Association) ve APİ (The American Petroleum Institude) standartlarına göre yapılır.

BENZİN, Karbonlu hidrojenlerin (petrol, bitümlü şist, -marn, maden kömürü ve linyit) damıtılması ve petrolün kraking’i ile elde edilen çok uçucu renksiz ve ıtır kokulu akaryakıt. Yağları ve kauçuğu eritme özelliği vardır. Kolay yanar. Buharı, hava ile patlayıcı bir karışım meydana getirir. Yoğunluğu 0,65, kaynama noktası 65½-95½C.

BENZİNLİ LAMBA, —> Emniyet lambası.

BENZOL, Aromat birleşiklerinin temel maddesi (C6H6), su berraklığında, ışık kırıcı, yoğunluğu 0,88, kaynama noktası 80,5½C, eter kokulu, kolay yanan bir akaryakıt. İyot, kükürt, fosfor, reçine ve yağları eritir. Taşkömürü katranından yan ürün olarak elde edilir.

BERİLYUM BRONZU,—> Paris bronzu.

BEŞİK ARABASI, V kesitinde, yana devrilmek suretiyle tumba edilen ocak arabası.

BETA SEPİYOLİT, —> Lületaşı

BETON KOVASI, —> Fonsaj kovası.

BETON, Kum, çakıl, cüruf vb. maddelerin çimento ve su ile karışımıyla elde edilen bir yapı malzemesi.

BETONARME KIRMASI, Mermer işletmeciliğinde, 0,7-25 cm arasında kırılmış taş.

BETON MUAYENE ÇEKİCİ, Kayaçların ve betonun mekanik özelliğinden yararlanmak suretiyle kırılma mukavemetlerini tesbit etmeye yarayan gereç.

BERİL, [ Be3 Al2 (Si O3)6 ], Hem bir berilyum cevheri hem de kıymetli taş olarak kullanılan, doğada altı köşeli iri kristaller halinde yeşil,mavi, beyaz, sarı, kırmızı, pembe renklerde olabilen berilyum aluminyum silikat minerali. Sertliği 7,5-8, yoğunluğu 2,8 gr/cm3’dir.

Sanayide (alaşım,metal,seramik) kullanılan berilin en önemli kaynağı berilyum cevheridir. Beril, asil ve adi olmak üzere iki tür olarak sınıflandırılır. Berilin büyük bölümü feldispat ve mika madenciliğinin yan ürünü olarak üretilir.

Rengi bulanık olan adi beril granit, gnays, pegmatit ve mikaşistlerin arasında tali mineral olarak bulunur. Şeffaf, güzel yeşil ve güzel mavi renkli olan asil beril ise mücevher olarak kullanılır. Yeşil berile zümrüt denir. Zümrütün rengi, içindeki kromoksitten gelir. Sarı, yeşilimsi, deniz suyu renginde ve mavi renkli beril kristallerine “ akvamarin” denir.

Bütün beril kristalleri fırınlanırsa yani kızdırılırsa hem renk hem de şekil değişikliğine uğrar.

 

BERİLYUM (Be), Hava ve uzay sanayiinde, nükleer reaktörlerde, bakır alaşımlarında ve atomik araştırmalarda kullanılan gri renkli hafif metal element (özgül ağırlığı 1,85 gr/cm3, atom numarası 4, atom kütlesi 9,012). X ışınlarını geçirmesi nedeniyle x ışınları tüpünde çıkış ve ışınım penceresi olarak ince levhacıklar hâlinde kullanılır. Yüksek ergime sıcaklığı ve çok ince levhaların bile nötronlara karşı etkili olması, saf berilyumdan nükleer sanayide nötron yavaşlatıcı olarak yararlanılmasını sağlamıştır. Berilyum oksidi (BeO) nükleer reaktörlerde seramik malzeme olarak kullanılır. Be ve bileşiklerinin tozları akciğerlerde öldürücü zehir etkisi yapar. —> Beril.

BERİLYUM TUNCU, Bakır ve berilyum (% 2) alaşımı. Nikel ya da kobalt da katılabilir. Bakır alaşımları arasında en serti ve en esnek olanıdır. Su verilirse yumuşar ve kütleye kolay biçim verilir, —> Menevişlemeden sonra ise sertleşir ve esneklik kazanır. Mekanik ve elektriki özellikleri dolayısiyle makine sanayiinde ve elektroteknikte; kesicilerin , kontakların, yayların imalinde ve maden ocakları için kıvılcım çıkarmayan takımlarda kullanılır. Korozyona dayanıklıdır.

BETA ALÇI, —> Alçıtaşı.

BEYAN, 1) “3213 sayılı Maden Kanunu”unda kullanılan bir terim olup, maden işletmeciliği yapan veya bunlar adına hareket eden yetkililerin, resmi kuruluşlara herhangi bir durumu belirlemek veya açıklamak amacıyla vermiş oldukları yazılı belge. 2) Genel anlamda, söyleme, açıklama. 3) Bir hukukî durumu veya bir olayın varlığını doğrulama, bildirme.

BEYAZ BAKIR, Bir tür bakır, çinko ve arsenik alaşımı.

BEYAZ ÇİMENTO, Demiri düşük ve CaCO3 tenörü yüksek mermer ile kaolinin 1450-1500½C arasında pişirilerek elde edilen klinkerin % 3-5 arasında alçı taşı karıştırılarak öğütülmesi ile üretilen çimento. —> Çimento.

BEYAZ DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.

BEYLER, 1) Bilhassa darbeli sondajda kuyuda oluşan formasyon-su karışımını (bulamaç-çamur) kuyudan boşaltmaya yarayan ve halatla kuyuya indirilip çekilen alt klapeli özel kap. 2) Sondaj kovası.

BİLANÇO, 1) Madencilikte her işletme izni için ayrı ayrı, yönetmelikteki örneğe göre hazırlanacak ve sadece Devlet hakkı, madencilik fon katkısı, ihbar ve buluculuk haklarının hesaplanmasında geçerliliği olan belge. 2) Her firma veya işletmenin bir yıllık faaliyet sonucunu gösteren belge.

BİLANÇO BRÜT KÂRI, Yönetmelikteki örneğe göre hazırlanmış bilançoda; genel yönetim giderleri payı hariç tutularak hesaplanan kâr.

BİLANÇO REZERVİ, Doğu bloku ülkelerinde kullanılan bir rezerv sınıfı. Varlığı belirlenmiş olan cevher kütlesinin yani jeolojik rezervin ulusal ekonomi açısından yararlanılabilecek nitelikte olan bölümü.

BİLEZİKLİ YAĞLAMA, —> Yağlama sistemleri

BİLEŞİK GÜÇ VE ISI SİSTEMLERİ, —> Kojenerasyon sistemi.

BİLGİ, 1) İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. 2) Öğrenme araştırma veya gözlem yoluyla ulaşılan gerçeklik. Bir nesneyi derinlemesine incelemek için yapılan zihinsel işlemlerin sağladığı sonuç. Malumat. Vukuf.

Belirli bir alanda öğrenilen bilginin tümüne BİLİM, insanların teknik ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla, düzenli ve akılcı biçimde işlenmesini konu alan bilim dalına BİLİŞİM (informatik), bilgilerin sistemli olarak düzenlenmesi, saklanması, iletilmesi ve kullanılmasına da BİLGİ İŞLEM denir. —> Teknoloji.

BİLGİSAYAR, Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin, kompüter. Bilgisayarın bilgileri işleyebilmesi için iki ana unsurun biraraya gelmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi ; bilgisayarın tüm elektronik ve mekanik birimlerinden (Ana işlem birimi “Main Frame”, giriş birimleri “İnput”, çıkış birimleri “Output”) yani cihazlardan oluşan BİLGİSAYAR DONANIMI (HARDWARE) dir . İkincisi ise, bilgisayar donanımlarının hangi işlemi nasıl yapacakları, bilgileri nasıl değerlendirecekleri, bilgilerin nasıl saklanacağı gibi konularda bilgisayarı yönetmek veya bir bilgiyi işlemek üzere yapılan programlama, yani bilgilerin nasıl alınacağını, bilgilerin hangi kurallara göre hangi sıra ile işleneceğini belirleyen programlar, yordamlar, deyimler ve kısacası BİLGİSAYAR YAZILIMLARI (SOFT-WARE)dir.Bilgisayarın yönetilmesi işlevini üstlenen program ise İŞLETİM SİSTEMİ olarak adlandırılır.Bütün program derleyicilerini ve programları kapsayan yazılımları yöneten işletim sistemi de DİSK İŞLETİM SİSTEMİ (DOS = Disk Operating System) olarak isimlendirilir.Bir programın ana belleğe alınmasına bu PROGRAMIN YÜKLENMESİ denir. Günümüzde madenciliğin hemen hemen her dalına bilgisayarlar girmiş durumdadır. Özellikle etkileşimli (interaktif) bilgisayar programları bilgisayar kullanımını basitleştirmiştir. —> Çizelge

 BİLİRKİŞİ, 1) Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek veya bir işkazasında kazanın oluş nedenini belirlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. 2) Hukukta çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre (bilirkişi), ehlivukuf (bilirkişi).

BİLYALI DEĞİRMEN, Bir eksen etrafında dönen ve içine zor aşınan öğütücü bilyalar konan iç cıdarı takoz, lastik veya zırhla kaplı, kuru veya sulu öğütme yapmaya yarayan değirmen.

BİMS, 1) Birbirine bağlantısız, boşluklu, sünger görünümlü silikat esaslı, birim hacim ağırlığı genellikle 1 g/cm3’ten küçük, sertliği Mohs skalasına göre 6 civarında, camsı doku gösteren volkanik (kayaç) madde. 2) Pomzataşı. 3) Süngertaşı. —> Pomza taşı.

BİRERİM BİLEŞİMİ,—> Ötektik karışım.

BİRERİM SICAKLIĞI, —> Ötektik karışım.

BİRERİM NOKTASI,—> Ötektik karışım.

BİRLEŞTİRİCİ, Mermer işletmeciliğinde,taşı teşkil eden muhtelif parçaları dağılmıyacak şekilde birbiriyle bağlıyan tabiî çimento.

BİRİNCİL ALÜMİNYUM,  —> Aluminanın elektroliz yöntemi ile indirgenmesi ile elde edilen alüminyum.

BİSKÜVİ, Seramik endüstrisinde tek pişirimde elde edilen sırlanmamış ara ürün, —> Hamlama.

BİTÜM, 1) Atmosferik ve kimyevi tesirlerden etkilenmeyen, yanıcı karakterde kahverengimsi sarı, kahverengi veya siyah renkli tabii karbonhidratlar karışımı. Bitüm sert (ozokerit, asfalt), yumuşak sıvımsı (petrol) veya gaz (tabii gaz) şeklinde olabilir. 2) Tabii asfaltın karbonsülfürde eriyen kısmı ile petrolün damıtılmasında arta kalan kısım.

BİTÜMLÜ KALKER, Bileşiminde bitümlü maddeler bulunan ve çekiç ile vurulunca bitüm kokusu veren kalker.

BİTÜMLÜ ŞİST, Genellikle ince taneli ve yapraklı yapıda olan ve “kerojen” adlı organik madde içeren, ısıtıldığı zaman sentetik petrol ve gaz üretebilen tortul kayaçlara verilen isim. Bitümlü şist ; bitümlü şeyl ve petrollü şeyl olarak da adlandırılır.Dünyadaki bitümlü şist yatakları ; çökelme ortamları, kalınlık, organik madde içeriği, kömür ve diğer hammadde kaynakları ile birlikte bulunuşuna göre ;

1- Kahverengi-siyah denizel platform tipi ; 2- Gölsel, 3- Linyitlerle birlikte bulunan bitümlü şistler olmak üzere başlıca üç ana grupta toplanabilirler.

BİYEL KOLU, Makinelerde bir ucu pistona bağlı öbür ucu —> Volanı (düzenteker) çeviren (çubuk) kol. Biyel tertibatı pistonun itme hareketini (doğrusal hareket), volan dönme hareketine (dairesel hareket) çevirmeye yarar.

BİYOGAZ, Organik artıkların, hava alışverişi ile büyük ölçüde ilişiğinin kesildiği oldukça kapalı bir yerde, başlangıçta muayyen bir sıcaklığın üzerinde, kimyevi bir değişikliğe uğrayarak yanıcı gazlar neşretmeye başlaması olayı sonucu ortaya çıkan gaz. Gelişmiş toplumlarda kırsal alandaki aileler için bir enerji kaynağı teşkil eden bu uygulama yeryüzünde yayılma göstermekte olup, ülkemizde son senelerde Tarım Bakanlığı bünyesinde bu konu ile ilgili bir birim oluşturulmuştur.

BİYOKÖMÜR, Linyit kömürlerinin 4-5 cm çapında ve oval olarak kireçle biriketlenmesi sonucu elde edilen ürün.

BİYOSTRATİGRAFİK BİRİM, İçinde bulunan özel bir fosil topluluğu dolayısiyle, komşu kayaçlardan ayrılabilen kayaç tabakaları.

BİYOTİT , Formülü K (Fe, Mg)3 (Al,Fe) Si3 O10 (OH, F)2 olan monoklinik mika; karamika, siyah renkli, heksagonal yapraklar biçiminde bulunur. Biyotitler, demir-II, demir-III, magnezyum kutupları arasında bir seri oluşturur. —> Mika.

BLİSTER BAKIR, İçindeki oksitlenebilen empüriteler (yabancı maddeler) cüruf ve gaz haline getirilmek suretiyle ayrılmış olan, yüksek tenörlü metalik bakır. Blister bakırın içindeki bakır oranı % 77-99 arasında değişir. Kükürt oranı ise % 0,25-0,75 arasında olabilir.

BLOK, Planlı olarak ve belirli bir süre içerisinde yapılması düşünülmüş üretim için hazırlanan ve boyutlandırılmış maden yatağı kısmı. Bu hudutlamada kitle, genellikle dikdörtgen prizma şeklinde, yüksekliği, eninden ve genişliğinden daha fazla olarak boyutlandırılır.

BLOK ÇALIŞMA YÖNTEMİ, Döner kepçeli ekskavatör (bager, kazıcı)’nın kullanıldığı örtü-kazı işinde uyğulanan çalışma. Bu yöntemde kazıcı, blok içinde olup, paletlerin konumu ve yürüyüş yönü dilim yönüne (kademe boyuna) paraleldir. Nakil aracı (bant konveyör veya demiryolu nakliyatı) dilim dışında ve dilim doğrultusundadır. Blok büyüklüğü, kullanılan kazıcının boyutlarına göre değişir.—> Şekil. Bu yöntem blok çalışma ve —> Yarı blok çalışma yöntemi olarak iki şekilde uygulanır. —> Kazı Yönü, İşletme Yönü, Kapalı İşletme, Açık İşletme.

BLOK ÇÖZELTi YÖNTEMİ, Yerinde çözelti madenciliği (liçing) ile bilinen kapalı işletmeciliğin birlikte uygulandığı maden işletmeciliği. Bu yöntemde düşük tenörlü madenler yeraltı odalarına doldurulur ve odanın üst kısmına konulan çözücü sıvı aşağıya cevher içine sızdırılır. Bu durumda maden yüklü çözelti, madeni elde etmek için yeryüzüne pompalanır. —> Liçing.

BLOK DÜŞMESİ, —> Şev duraysızlık.

BLOK GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, 100 metreye kadar yükseklikleri olan cevher kitlelerinin, belirli boyutlarda (30x50x100 m) altları kesilerek üstündeki tabakaların tazyiği veya cevherin kendi stabilitesinin azlığı nedeni ile göçmesi veya blokların etrafının kesilmesi sağlanarak damar halinde veya kitle halindeki maden yataklarına uygulanan yeraltı (üretim) işletme metodu. Blok göçertmeli ayak işletme metodu, cevheri yatay bloklara ayırarak veya ayırmadan panonun bir ucundan başlayarak cevherin altını tavandan tabana kadar kesip geri çekilerek tavandaki göçen cevheri almak suretiyle de yürütülür. Usul emniyetli, merkezi üretime (konsantrasyona) müsait olmakla beraber uygulamada aksaklıklar olması halinde başka metoda geçmek güçtür.

BLOK GÖÇERTMESİ, Çok kalın ve kırılgan cevheri ihtiva eden maden yatakları, bloklara ayrıldıktan sonra bu blokların altları (topukları) ateşlenerek bloğun göçmesi sağlanmak suretiyle üretim yapılan işletme yöntemi.

BLOK KAYMA, —> Şev duraysızlık.

BLOK TARZINDA İŞLETME, Kalın ve genellikle mukavemeti az olan maden yataklarında kitlenin, üst üste veya yanyana gelen panolara bölünerek alınması metodu. Maden kitlesi, ya panonun dilimlere ayrılarak veya kitlenin ağırlığından istifade edilerek göçertilmesi suretiyle alınır.

BLOKAJ TAŞLARI, Mermer işletmeciliğinde 7-25cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş.

BLOV AVT PREVENTER, 1) Sondaj yapıldığı sırada rastlanacak basınçlı gaz ve sıvıların dışarıya kontrolsüz fışkırmasını önlemeye yarayan koruyucu kuyu ağzı tertibatı (vana). 2) Noel ağacı. 3) B.O.P. —> Şekil.

BLUM, 12,5-12,5 cm’den daha büyük ve kare kesitli olan genellikle, kütüklerden haddeleme veya doğrudan sürekli döküm suretiyle elde edilen haddelenmiş demir külçesi.

BOME, —> Gravite.

BONANZA, Bilhassa altın ve gümüş madenlerinde rastlanan fevkalade derecede zenginleşmiş durumdaki cevher kapanı.

BOND KANUNU, Tanelerin hacimleri ve yüzey alanlarının, gerekli kırma işinin hesabında ele alınması gerektiği görüşünden hareket ederek, ortaya konulan, modern kırma işlemi kabûllerine dayanan ve kırma işleminde harcanan iş miktarını ifade eder.—> Charles genel kırma kanunu.

BOR, Periyodik sistemin üçüncü grubunun başında bulunan 2,34 gr/cm3 özgül ağırlıklı ve 2300°C’da ergiyen element. Doğada serbest olarak bulunmaz; oksijenle birleşerek bor tuzları şeklinde veya silikatlar hâlinde bulunur. Doğada 200’e yakın bilinen bor bileşikleri içinde ticari önemi olan bor minerâlleri, —> Boraks,—> Kernit, —> Üleksit, —> Probertit, —> Kolemanit, —> Pandermit, —> Szaybelit, —> Hidroborasittir.

Çok geniş ve çeşitli alanlarda ticari olarak kullanılan bor mineral ve ürünlerinin kullanım alanları giderek artmaktadır. Bor minerâlleri ve ürünlerinin kullanıldığı sanayi sektörleri, cam, seramik, temizleme ve beyazlatma, yanmayı önleyici maddeler, tarım, metalurji, nükleer sanayileri vb’ dir. Bor elementi oksijenli bileşikleri çeşitli elementlerle tek tek veya birkaç elementle birlikte minerâl grubu oluşturur. Bor minerâlleri B2O3 içeriğine göre değerlendirilir. Bor minerâllerini gruplandırmak gerekirse; 1)Kristal suyu içeren boratlar, 2) Bileşik boratlar (hidroksil ve / veya diğer tuzlar ile), 3)Borik asit (sassolit veya doğal borik asit), 4)Susuz boratlar, 5) Borofluoritler, 6)Borosilikat minerâlleri olarak tefrik edilirler.

Bor mineralleri genelde konsantre ve rafine ürün olarak pazarlanırlar. Rafine ürünler boraks dekahidrat, (10 sulu boraks; kolemanit + soda külü reaksiyonuyla veya tinkalın çözündürülüp tekrar kristalleştirilmesiyle); boraks penta hidrat (5 sulu boraks), anhidrik boraks (susuz boraks) ve borik asittir. Çeşitli bor minerâllerinden rafine bor ürünlerinin elde edilmesi EK-12 şemada gösterilmiştir.

Bor minerallerinden elde edilen ürünlerin çok geniş bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan doğruya kullanıldıkları gibi, sodyum metaborat, sodyum pentaborat ve sodyum perborat gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi olarak girerler. —> Şema. Bor ürünleri ve bileşiklerinin kullanım alanları.

BORAKS, 1) Boron minerallerinden 10 molekül kristal suyu ihtiva eden rafine soydum borat (monoklinal kristalli bor tuzu). Na2B4O7.10H2O. 2) Tinkal.

BORASİT, Sert kristal veya yumuşak beyaz kütle halinde bulunan magnezyum borat (Mg6Cl2B14O26). Müstakilen bir yatak halinde oluşabileceği gibi jips ve anhidrit yataklarında da bulunur.

BORAT, Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz. Hekimlikte ve lehim işlerinde kullanılan borat, sodyum borat olup, boraks ya da tenekar adları ile de alınır.

BORKARBÜR, Borik anhidritin elektrik arkında karbonla indirgenmesiyle elde edilen (B4 C) çok sert bir madde.

BOR KARPİT , Boraks ve kok kömürünün karışımdan elde edilen ; yapay elmasdan sonra, en sert yapay aşındırıcı (B6C).

BOR MİNERALLERİ, Bor elementi oksijenli bileşiklerinin, çeşitli elementlerle münferiden veya müştereken oluşturdukları mineral grubu. —> Çizelge. Bunların en önemlileri —> Tinkal, Üleksit, Kolemanit, Pandermit gibi minerallerdir. Bor mineralleri B2O3 içeriğine göre değerlendirilir. Bor minerallerini gruplandırmak gerekirse; 1) Kristal suyu içeren boratlar, 2) Bileşik boratlar (hidroksil ve/ veya diğer tuzlar ile), 3) Borik asit (sassolit veya doğal borik asit), 4) Susuz boratlar, 5) Borofluoritler, 6) Borosilikat mineralleri olarak tefrik edilirler. Ancak ticari önemi olan bor mineralleri sınırlı olup, yukarıdaki listede gösterilmiştir:

Bor mineralleri genelde konsantre ve rafine ürün olarak pazarlanırlar. Rafine ürünler boraks dekahidrat (10 sulu boraks; kolemanit+soda külü reaksiyonuyla veya tinkalin çözündürülüp tekrar kristalleştirilmesiyle); boraks penta hidrat (5 sulu boraks), anhidrik boraks (susuz boraks) ve borikasittir. Çeşitli bor minerallerinden rafine bor ürünlerinin elde edilmesi aşağıdaki şemada gösterilmiştir.

Bor minerallerinden elde edilen ürünlerin çok geniş bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan doğruya kullanıldıkları gibi; sodyum metaborat, sodyum pentaborat ve sodyum perborat gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi olarak girerler. Sayfa 48 ’de özet olarak bor ürünleri ve bileşiklerinin kullanım alanları gösterilmiştir.

BOŞ, Mermer ocaklarındaki bloklarda rastlanan sedimantasyon boşlukları. Büyük olanlara “Ana Boş”, küçük olanlara “Ara Boş” denir; blokların yırtılıp ayrılmasında genellikle bu boş yüzeylerden yararlanılır.

BOŞLUK, —> Oda.

BOŞLUK DUYARLIĞI, Fünye (ateşleyici) içeren yemlenmiş bir şarjın (verici), fünyesiz bir şarjı (alıcı) patlatacağı hava aralığı mesafesi.

BOŞLUK TAHKİMİ, Galeri tahkimatı boyunduruğunun üzerindeki boşluğu tahkim etmek için vurulan takoz ve yastık.

BOYNUZ TAŞI, Bozuk renkli (esmer sarı, kırmızı) , saydam olmayan —> Jasp. Boynuza benzediği için bu isimle anılır ve ince taneli türüne skarn içinde rastlanır. —> Sileks.

BOYUNA KAMA, Manivela kolu, çark, dişli, kasnak vb. makine parçalarını mil ve akslara tesbit için kullanılan kama.

BOYUNA KESİT, Bir maden yatağının, galerinin veya demiryolu şebekesinin uzun ekseni boyunca dikey bir düzlemdeki izdüşümü.

BOYUNA PROFİL, —> Profil nivelmanı.

BOYUNDURUK, Galerilerde ağaç bağ tahkimatında iki ucu yan ve tavan basıncını karşılayacak şekilde çintili olarak hazırlanıp yandirekler üzerine yerleştirilen yatay veya tavan taşına uyumlu direk. Boyunduruk metal profilden de yapılabilir.

BOZUK DİNAMİT, Koku yayan veya sızıntı yaparak ambalaj kağıdını yağlamış olan dinamit. Bozulmuş dinamitlerin ambalajında boşluk görülür. Bunlar turnusol kağıdını 15 dakikadan kısa bir zamanda kırmızıya boyar.

BOZULMAMIŞ NUMUNE, Özel karotiyer veya sempler kullanılarak alınan, arazinin (temelin) özelliğini aynen vermesi istenen hiçbir deformasyona uğramamış ve atmosferik etkilerden korunmuş özel numune.

BOYUTA GÖRE AYIRMA, Çeşitli büyüklükteki tanelerin karışımından oluşan malzeme tanelerini belirli boyutlara göre tasnif etmek suretiyle birbirinden ayırma işlemi. Bu işleme tane büyüklüğüne göre tasnif de denir. Genellikle boyuta göre ayırma hava ceryanı, elek (—> Eleme), su (—> Klasifikatör) kullanılarak gerçekleştirilir.

BÖLGE, Madencilikte birkaç bölümden oluşan, üretim ve yönetim birimi.

BÖLGESEL BAŞKALAŞIM, —> Rejyonal-metamorfoz.

BÖLÜM, Birkaç kartiyeden ve karodan oluşan üretim birimi.

BÖLÜNME BOYUTU, —> Ayırma boyutu.

BREŞ, 1) Tektonik hareketlerden meydana gelen basıncın etkisi ile ortaya çıkan, köşeli kayaç parçaları arasındaki boşluğun pudinglerde olduğu gibi silisli, kalkerli, killi, demirli vb. bir çimento ile birlikte; sertleşmesinden meydana gelen kayaç ( tektonik breş). Genellikle çimentonun rengi kayaç parçalarının renginden farklı olduğu için bu cins kayaçlar cilalandıkları zaman güzel bir görünüm arzederler. 2) Köşeli kayaç parçalarının aralarındaki boşluğun çimento vazifesini gören magma ile dolarak sertleşmesinden meydana gelen kayaç (volkanik breş).

BREŞ MERMERİ, —> Mermer.

BREŞOİD STRÜKTÜR, 1) Köşeli çakılların doğal bir çimento ile birleşmesinden hasıl olan kayaç yapısı. Kayacın çimentosu madensel suların bıraktığı çökellerden meydana gelmişse buna tortul breş, magmanın çimento ödevini yaptığı hallerde meydana gelen kayaca da püskürük breş adı verilir. 2) Breş yapısı.

BREŞ YAPISI, —> Breşoid strüktür.

BRİKET, Toz ve kırıntılardan oluşan maddelerin preslerde belirli fiziksel şartlar altındaki katkılı veya katkısız bir şekilde muntazam geometrik hacimli olarak sıkıştırılması ile elde edilen tüketim maddesi. Briket elde etme prosesine de briketleme denir. Bilhassa kömürler, yapı ve yol malzemeleri briketlenerek tüketime daha yararlı ve kullanışlı hale getirilirler.

BRİKETLEME, İnce taneli maddelerin yüksek basınç altında veya bir bağlayıcı kullanarak presle daha büyük parçalar haline dönüştürülmesi.

 Briketleme;

a) Uygulanan sıcaklık bakımından: -Sıcak briketleme-Soğuk briketleme

b) Kullanım yerine göre: -Sanayi briketi -Ev yakıtı briketi

c) Uygulanan yönteme göre: - Katkı maddeli - Katkı maddesiz olarak gruplandırılabilir.

 En yaygın briketleme kömürde yapılır ve burada iki amaç sağlanır.Birincisi, yeterli ısıl değere sahip tozlaşan kömürleri değerlendirmek ; ikincisi ise yüksek su içerikleri nedeniyle tuvönan olarak yakılması güç olan kömürlerin kurutma yoluyla ısıl değerlerinin arttırılması ve arkasından briketleme ile yüksek ısıl değerli, sağlam bir yakıt haline dönüştürülmesidir. Briketleme kömür dışında ; krom konsantreleri, demir tozları, bakır konsantreleri, grafit, nikel tozları v.b gibi malzemelere de değişik katkı maddeleri kullanılarak uygulanır. —> Linyitlerin briketlenmesi.

BRİNEL SERTLİĞİ, Sertleştirilmiş çelik bir bilyenin muayyen bir yükle (P) sertliği ölçülecek cismin yüzeyine bastırılarak bilyenin cisim yüzeyinde meydana getirdiği küçük daire şeklindeki çukurun HB = [2P/şD(D–šD2–d2)] formülü ile bulunmuş kg/m m2 cinsinden değeri. Formülde D bilyenin, d daire şeklindeki çukurun çaplarıdır. —> Rokvel Sertliği.

BRONZ, Bakır ve kalay metallerin belirli oranlarda karıştırılarak ergitilmesi suretiyle elde edilen alaşım.

BROYNERİT, —> Manyezit.

BTU (British thermal unit), Bir libre (454 gr) suyun sıcaklığını bir fahrenhayt artırmak için gerekli olan ısı miktarı, ki bu yaklaşık bir kilokalorinin dörtte biri kadardır. —> Kısaltmalar.

BUHAR, 1) Kaynama sıcaklığının çok üzerinde ısıtılmış maddenin yoğunlaşmaya yakın gaz hali. 2) Az basınç artması veya sıcaklık düşmesi ile tamamen sıvı haline geçmeye hazır yani yoğunlaşıp sıvı hale geçmeye yakın durumda bulunan bir maddenin hali. 3) Yoğunlaşma noktasına yakın bir sıcaklıkta buharlaşma fazında bulunan bir maddenin sis ve gaz olarak birarada bulunduğu durum.

BUHAR KAZANI, Buhar elde etmek için; alev borulu, su borulu, alev ve su borulu olmak üzere çeşitli sistemler halinde hareketli veya sabit ızgaralı veya yakıt püskürtmeli olarak imal edilen tesis.

BUHAR SANTRALI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.

BULAMAÇ, —> Palp. Şlam.

BULDOZER, Önündeki bıçağı sağa ve sola döndürme hareketi verilemeyen; ancak yukarı ve aşağı doğru hareket verilebilen kazıyıp taşıyıcı (yayıcı) iş makinası. —> Angldozer.

BULON, —> Temel cıvatası.

BULUCULUK, Herhangi bir ruhsat döneminde, yönetmeliğinde belirtildiği şekilde, bir maden zuhurunun ortaya çıkarılması.

BULUCULUK HAKKI, Maden yataklarının bulunmasına yardımcı olanlara tanınan (maden hakkı) maddi imkanlar.

BUM, 1) Bagerde kepçeyi taşıyan uzun kol. 2) Seren.

BUNKER, —> Silo.

BUREAU OF MİNES YÖNTEMİ, Ferrik klorürün oksitleyici özelliğini kullanan ABD “ Maden Bürosu” araştırma merkezinde geliştirilen hidrometalurji prensiplerine dayalı bakır üretim yöntemi. —> Şekil.

BURGU, 1) Gevşek formasyonda delik delmek ve kırıntı numune almak için kullanılan helezon çubuk. 2) —> Matkap çubuğu.

BURGULU NUMUNE ALMA AYGITI, Tane büyüklüğü 25mm ye kadar olan  —> Toz kömür stoklarından nümune almada kullanılan, boyut ve biçimi TSE tarafından belirlenmiş, uzunluğu 1m olan boru şeklindeki çelik veya aluminyum sapa iliştirilen çapraz parçaya monte edilmiş iki durağan bıçak ağızlı  kanatlardan  oluşan gereç.—> Şekil, Numune.

BURGU MAKİNESİYLE YAPILAN AÇIK İŞLETME METODU (AUGER MINING), Yatay veya yataya yakın tabaka halindeki maden yataklarında, açık işletme panosunda D/K oranı ekonomik sınıra geldiği zaman, yeraltı işletmesine geçmeden, pano alnında galeri açma makineleri- bant veya spiral nakliyat sistemi kullanarak veya klasik usullerle birbirine yakın ve paralel; tavan, taban ve madenin stabilitesine göre; 50-150 m’lik tahkimatsız galeriler açmak suretiyle açık işletme panosundan daha fazla üretim yapılmasına imkan veren (üretim) işletme metodu.—> Şekil 1 ve 2.

BURGU UCU, —> Lağım burgusu.

BUSTER, Yardımcı ünite.

BUSTER KOMPRESÖR, Ana kompresörden daha yüksek basınçlı hava elde etmek için kompresörün hava emiş tarafına veya basınçlı havanın kullanıldığı yerde basıncı yükseltmek için, devreye seri olarak kurulan yardımcı kompresör.

BUSTER PERVANE, Bir galeriden geçen tüm havanın basıncını yükselterek hava akımını artırmak için galeride kullanılan yardımcı pervane.

BUSTER TULUMBA, Ana tulumbaya emiş kolaylığı sağlamak için kullanılan yardımcı tulumba.

BUSTER VANTİLATÖR, Havalandırma sisteminde ana vantilatörün yüksek depresyonla çalıştırılmaması için, direnci yüksek olan yollara kurulan yardımcı vantilatör.

BUZULTAŞI, —> Moren.

BÜNYE NEMİ, Havada kuru kömür numunesinin 105°C sıcaklıkta oksijensiz ortamda kalıcı bir ağırlığa ulaşıncaya kadar kaybettiği—> Rutubet.

BÜR, Katlar veya tali katlar arasında bulunan; özellikle maden naklinde kullanılan —> Kelebe veya iç kuyu.

BÜYÜK AÇIK İŞLETME, Günlük istihsali 1000 ton’dan fazla olan açık işletme.

BÜYÜK HAZIRLIK, Ocaklarda ana kuyular, kat lağımlarının sürülmesi, ana havalandırma ile su ihraç sistemleri, tumba ve yükleme istasyonları hazırlanması ve bunların teçhizi gibi amenajman işleri.

BÜYÜK ONARIM, 1) Tesis, makine, cihaz ve aletlerin sürekli ve kuvvetli bir basınç ve temas veya ısı ve nem altında bulunmayan veya bulunsa dahi kısa bir süre içinde kırılması, aşınması, çürümesi olağan olmayan ana parçaların veya tesis kısmının fabrikasyon hatası, ayar bozukluğu veya kaza gibi arızi nedenlerle kırılması, çürümesi ve bozulması sonucu değiştirilmesi. 2) Olağan uzun dönemli revizyonların gerektirdiği değiştirme ve onarım.