|
Maden Terimleri Sözlüğü -B |
BACA, 1)
Kömür ocaklarında kömürün kazılarak çıkarıldığı yer veya kara tumba metodu ile
çalışılan panolarda sürülen kılavuz ve başyukarılar. 2) Cevher içinde açılan
boşluk. 3) Kazanlarda, fırınlarda, sobalarda ve ocaklarda zararlı gazların
yanması sonucu meydana gelen gazları dışarı atmak ve lüzumlu çekişi sağlamak
için yapılan sistem.
BACACI RANDIMANI, —> Ayak randımanı.
BAGER, 1) Örtü tabakasını veya
madeni kazıyarak yüklemek için kullanılan, elektrik, mazot veya bezinle
çalışan, çarklı (döner kepçeli), zincirli, kepçeli vb. tipleri olan, paletler
veya yürüme takımı üzerine monte edilmiş ağır iş makinası.
2) Ekskavatör. —> Dreglayn, Döner kepçeli ekskavatör, Kepçeli bager, Aktarıcı kazıcı, anma kapasitesi.
BAĞ, Normal
olarak iki yan direk ve bir boyunduruktan ibaret ağaç veya madeni tahkimat
ünitesi. Kullanılan malzemeye göre bağın tavan kısmı yarım daire, sepet kulpu, çok döşeli (—> Poligon tahkimatı) olduğu gibi tamamı daire, dikdörtgen ve çokgen şeklinde
de yapılır. Bağ yapmakla görevli işçilere bağcı denir. —> Galeri tahkimatı.
BAĞIMSIZ SERBEST ZAMAN, —>
Şebeke planlaması.
BAĞLAMA
KİLİ, Kaolinit türü killerin alt
grubu olup “ Ball Clay”
olarak da bilinir. Bağlama killeri, kaolenlerden daha
ince tane yapısına sahiptirler ve daha fazla empürite
içerirler. Özellikle karbonat miktarı fazladır. Bağlama killerinin içindeki empüritelerin çokluğu ve çeşitliliği özellikle ısı ile renk
değişimi özelliğini kazandırır. Bunların su absorbe
ve plastik özellikleri daha fazladır. Kullanım alanlarına göre; a) Seramik sanayiinde
kullanılanlar, b) Yapay aşındırıcılar, emaye gibi diğer sanayi dallarında
kullanılanlar olarak sınıflandırılır. Bu tür killerin kullanım spesifikasyonlarını belirleyen en önemli özellik ise içindeki
empüritelerdir, —> Kil.
BAĞLANTI KANCASI, Çatal
raptiye.
BAĞLANTI PABUCU, 1) Madeni bağların itme-ye karşı birlikte
çalışmalarını, bağların eşit aralıklarla bağlanmalarını ve fırçaların yerinde
durmalarını sağlamaya yarayan iki ucu tırnak şeklinde bükülmüş madeni parça. 2)
Tahkimat laması.
BAĞLI
POLİGON, —> Poligon.
BAĞ
PABUCU, Madeni bağ parçalarını
birbirine bağlayan ve bağın bir bütün olarak çalışmasını sağlayan özel imal edilmiş
parça.
BAĞTAMİR
HALKASI, Bozulan bağların veya
kırılan direklerin değiştirilmesinde kullanılan sürenleri tutan (ray, ağaç vb.)
ve yan direğe takılarak kullanılan özel halka.—> Tahkimat takviyesi.
BAKA
PİSTON, Yıkama kasası. —> Jig.
BAKIR, Kimyasal simgesi Cu,
rengi ve çizgisi bakır kırmızısı, sertliği 2,3, özgül ağırlığı 8,93 gr/cm3
ergime derecesi
BAKIR
ALAŞIMLARI, Bakıra; çinko, kalay,
gümüş, nikel gibi metallerin katılması sonucu elde edilen ürünler (—> Alaşım). Bakıra başka elementlerin
katılması, eletrik ve ısı iletkenliklerini düşürür
ama mekanik özellikleri arttırır, erimede kalıplama kolaylıkları sağlar (saf
bakıra nazaran daha düşük erime noktası ve daha iyi döküm) ve özellikle tuzlu
ortamlarda, aşındırmaya karşı daha iyi dayanıklılık kazandırır.
Bakır alaşımlarını iki ana grupta toplamak
mümkündür. 1) Bakırın döküm alaşımları ve 2) Bakırın işlenmiş alaşımları. a)
Pirinçler (kızıl pirinçler, sarı pirinçler, silis pirinci) (—> Pirinç) , b) Bronzlar veya tunçlar
(silis bronzları, kalay bronzları, nikel-kalay bronzları, alüminyum bronzları),
c) Bakır-nikel alaşımları, d) Kurşunlu bakır alaşımları, e) Bakır, nikel, çinko
alaşımları; bakırının döküm alaşımları grubuna girerler. Bakırın işlenmiş
alaşımlarını ise aşağıdaki ürünler oluşturur:
a) Pirinçler (kurşunlu pirinçler, kalay pirinci,
kızıl pirinç), b) Bronzlar (fosfor bronzu, kurşunlu fosfor bronzu, alüminyum
bronzu, silis bronzu), c) Bakır-nikeller (bakırlı nikel) , d) Bakır-nikel-çinko
alaşımları (nikel gümüşü). Bakırın çinko ile yapmış olduğu alaşımlara genel
olarak pirinç denir. Pirinç, en yaygın bakır alaşımı olup; çubuk, levha, şerit,
boru (özellikle kondenser boruları) ve pres döküm ürünleri şeklinde geniş kullanım alanı bulur.
Sanayide kullanılan yaklaşık 20 çeşit pirinç vardır. Pirinçler yapılarında
bulunan bakır yüzdesine göre ticari ad alırlar. Bakırın çinko dışında kalan
diğer metallerle yapmış olduğu alaşımlara bronz denir ve bunlar alaşım
yapısındaki metalin adı ile anılır. Bakırın nikelle yapmış olduğu alaşımlara
ise nikel-gümüş veya —> Alman gümüşü
adı verilir. Ticari öneme sahip 20 çeşit bronz ve 5 çeşit nikel alaşımı vardır.
BAKIR
ÇELİĞİ, İçine % 3,0 Cu ilave edilerek elde edilen korozyona mukavim çelik.
BAKIR
İNGOTU, Yeniden eritildikten sonra
şekillendirilen, 20-35 libre arasında ağırlığı olan ve
daha küçük parçalara kırılabilmesi için genellikle çentiklenmiş bakır kül.
BAKIR
İPEĞİ, Tekstil sanayiinde
kullanılan ve bakır sülfatın katılması ile elde edilen bir cins yapay ipek.
Pamuk yağından temizlenen pamuk artıkları (lentersler)
bakır sülfat ile sodyum hidroksitten elde edilen hamura iyice karıştırılır. Bu
karışım içine, indirgen ilâve edilmiş koyu amonyak eriyiğinde iyice eritilip
süzülür ve kalıntı, içinde bulunan havadan tamamen arındıktan sonra, 250-750 mikron delikleri bulunan kevgirden baskıyla
geçirilir. Bu şekilde elde edilen lifler önce dondurma banyosundan ve sonra da
çekme işleminden geçirilerek viskoz ipeğine benzeyen bakır ipeği elde edilir.
BAKIR
LİÇİ, Klasik bakır hidrometalurjisi. —> Ek-9. Hidrometalurjik bakır üretimi, düşük tenörlü cevher ve madencilik işlem artıklarındaki bakır
minerallerinin uygun sıvılarla çözündürülmesine, yani liçine
dayanır. Metal yüklü liç solüsyonlarından bakır hurda
veya sünger demirle çöktürülerek (—> Şekil) veya elektroliz yoluyla kazanılır.
—> Bakır üretimi. Liç yapmak suretiyle bakır üretimi;
a) Yerinde (İn-Situ) Liç : Cevher
bulunduğu yerde ve çok basit bazı madencilik işlemlerini takiben liç edilir.
b) Yığma liç: Cevher “
madencilik işlemleri ile bulunduğu yerden çıkartılıp tabanı geçirgen olmayan
bir bölgeye yığılır ve üzerine liç solüsyonu
dökülerek liç edilir.
c) Süzülme (Perkolasyon) liçi: Kırılmış cevher büyük tanklara doldurularak ve liç solüsyonu aşağıdan yukarı veya ters yönde hareket
ettirilerek liç edilir.
d) Karıştırma Liçi:
Öğütülmüş cevher veya zenginleştirme tesisinden elde edilen konsantre,
tanklar içinde liç solüsyonu ile karıştırılarak liç edilir.—> Liçing.
Genel olarak kullanılan liç
solüsyonları, silisli gang içeren bakır cevherleri için sülfürik asit,
karbonatlı gang içerenler veya nabit bakır için ise
amonyaklı solüsyonlardır. Bunlar içinde en uygun olarak tatbik edileni asit liçtir.
1947 yılında Colmer ve Hinkle ilk defa sülfürlü minerallerin liçinde
bakterilerin de rol oynadıklarını ispatlamışlardır. Bunu takiben yapılan
çalışmalar, bilhassa bakır ve uranyum madenlerinden çıkan suların bakterilerle
yüklü olduklarını göstermiştir. Maden sularında bulunan en önemli bakteriler,
bunların yaşamaları için gerekli enerji kaynakları ve en fazla bulundukları pH aralıkları şöyledir.—> Çizelge.
Son
yıllardaki çalışmalar ise; liç ile metal üretimini
hızlandırmak için bakterilerin optimum bir şekilde
nasıl kullanılması gerektiği ve biyoloji mühendisliğindeki çalışmalarda “
yalnız bakteriler yardımı ile liç “ yapan tesislerin
kurulmasını mümkün kılma araştırması şeklindedir.
BAKIR ÜRETİMİ, Bakır cevherlerinden, sülfitli, oksitli veya kompleks bakır konsantrelerinden bakır elde edilmesi. Bu
işlem; çeşitli pirometalurjik, hidrometalurjik
ve —> Elektrometalurjik
yöntemlerle yapılır. Pirometalurji yöntemleri;
sülfürlü, oksitli ve nabit bakır cevherlerine; —> Hidrometalurji yöntemleri, düşük tenörlü
oksitli bakır cevherlerine uygulanır. Elektrometalurjik
yöntemler ise, bir saflaştırma işlemi olup, hidrometalurjik
ve pirometalurjik işlemlerden sonra uygulanır. Pirometalurjik yöntemler ile elde edilen ve saf olmayan
bakır, elektrolitik rafinasyona tabi tutularak saf
katot bakıra çevrilir. Bu arada bakır, elektroliz işleminden önce, içindeki
yabancı maddelerden önemli kısmını bünyesinden ayırmak için ateşle rafinasyona tabi tutulur. Benzer şekilde hidrometalurjik yöntemlerle çözeltiye alınan bakır da
elektroliz işlemi ile katotta saf olarak toplanır. Elektroliz sonucu elde
edilen —> Katot bakır’a, daha sonraki şekillendirme
işlemlerinde istenen fiziksel özellikleri (süneklik,
mukavemet, sertlik gibi) kazandırmak için tekrar ateş rafinasyonu
uygulanır. Oksijensiz yüksek iletgenlik özelliğine
sahip bakır (OFHC) üretilecek ise, katot bakır, ateş rafinasyonuna
tabi tutulmaksızın, koruyucu gaz ortamında ergitilmek suretiyle—> İngot veya profil şeklinde dökülebilir.
Pirometalurjik bakır üretim yöntemlerini;
1.
Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış konvansiyonel teknolojiler,
2.
Endüstriyel uygulanırlığı ispatlanmış yeni teknolojiler,
3.
Endüstriyel uygulanırlığı henüz (1996) ispatlanmamış yeni teknolojiler olmak üzere üç gruba; ayırmak
mümkündür. 1inci gruba yaş beslemeli reverber
izabesi, kalsine beslemeli reverber
izabesi, elektrikli fırın izabesi, —> Otokumpu flaş izabesi, Inco flaş izabesi; 2inci
gruba —> Noranda yöntemi,—> Mitsubishi
yöntemi, Oksijen-yakıt (OXY-fuel) reverber izabesi; ve 3 üncü gruba
ise,—> Top blown
konverter izabesi, —> QSL yöntemi, Oxygen Sprinkle
izabesi, AMAX dead roast blast fırın izabesi, segregation
prosesi, thermo-electron chlorination prosesi girerler. Klasik pirometalurjik yöntemlerle bakır üretimi şeması şekilde
verilmiştir.—> Ek-10 Hidrometalurjik yöntemlerde; karbonatlı; silikatlı,
sülfatlı bakır minerallerinden bakırca fakir olanları (% 1 den az Cu), içerisinde % 1-2 Cu olan
cevherler ve oksitli bakır konsantreleri veya kavrulmuş sülfürler, şekilde
gösterilen işlemlerden geçtikten sonra katot bakır elde edilir.—> Ek-9. Okside cevherlerden bakır üretimi
dünya bakır üretiminin yaklaşık % 10 kadarını karşılar.
BAKIR
ÜRÜNLERİ, Metalik bakır elde
edilmesi amacıyla ve endüstrideki kullanımına göre yapılmış olan sınıflandırma.
Buna göre en genel anlamda bakır ürünleri iki grupta toplanır. Bunlar 1) Yarı bitmiş ürünler ve. 2) Bitmiş ürünlerdir. Bakır
konsantresi (Konsantre),—> Blister bakır, rafine
(anot) bakır (—> Yüksek kaliteli bakır)
ve katot bakır (—> Standart katot
bakırı) yarı bitmiş ürünler grubuna dahildir.
Bitmiş ürünler de a) Elektrolitik ürünler (—> Filmaşin,tel,blok,takoz; levha, lama, şerit; çubuk,
boru,profil.)
b) Elektrolitik olmayan ürünler (levha, lama, şerit
çubuk,boru,profil). ve c) Alaşımlar olarak üç gruba
ayrılırlar.—> Bakır alaşımları.
BAKİYE MADEN YATAĞI, —>
Otokton maden yatağı.
BAKTERİLERİN
MİNERALLERİN LİÇİNE ETKİLERİ,—>
Bakır Liçi.
BALAST,
1) Demiryolu döşemesinde
traverslerin altına, karayollarında düzeltilmiş toprak veya blokaj
üzerine döşenen kırılmış taşlar. 2) Kırmataş.
BALAST
TAŞI,Mermer işletmeciliğinde, 3-
BALATA,
Motorlu araçlarda ve vinçlerde fren
yapmayı sağlayan tambur, kampana veya disk üzerine yerleştirilmiş yarım ay
biçimindeki fren koluna çakılan aşınma parçası. —> Takoz.
BALGAM
TAŞI, Bir kalsedon
minerali olan jaspisin yeşil damarlı türü. Balgamtaşı
deyimi alaca somaki veya mühresenk de denilen oniks için de kullanılır, —> Mühresenk.
BALIK
KUYRUĞU MATKAP, —> Softbit.
BALONLAŞTIRMA,
—> Hazneleştirme.
BALTA,
1)
Kablolu sondajda kullanılan delici uç (matkap). 2) Ağaç kesmeye yarayan gereç.
BALTATAŞI, —> Yeşimtaşı.
BALYOS,
1) Çok
iri ve ağır çekiç. 2) Tokmak (Kömür madenciliğinde). 3) Varyos. Keskin ucu sapa
dik olana “düz balyos”, paralel olana “çapraz balyos” denir.
BANCHMARKING, 1) Bilgileşim 2)
Ekonomide sektör içinde rekabet, sektör dışında işbirliği esasına dayanan, boşa
zaman harcanmasını önleyip geliştirme ve yaratıcılığa sarfedilecek
zamanın kazanılmasına olanak tanıyan, rekabet gücünü artırıcı kalite aracı. Bu
sayede sektör içinde üstün uygulamalar tespit edilir, anlaşılır hâle getirilir;
adapte edilerek deneyim ve bilgilerin paylaşımı ve transferi sağlanır. Daha iyi
yapandan öğrenilir veya daha iyi yapan öğretir; bu şekilde zaman ve kaynak
tasarruf edilir. Böylece tasarruf edilen zaman geliştirme ve yaratıcılığa
ayrılır. 3) Entegre tedarik zinciri. Rekâbet ve
maliyet faktörlerinin uygulanması madencilik faaliyetlerinde eskisinden daha
çok önem kazanmıştır. Banchmarking’in madenciliğe
katkı aracı olarak girmesi bu yönde olumlu gelişmeler sağlayacaktır.
BANK, Mermer işletmeciliğinde iki yatak sathı arasında
kalan taş tabakası.
BANDJASP,—> Jasp.
BANT, 1) Devamlı nakliye yapan
ünite. 2) Devamlı nakliye yapan ünitenin keten veya çelik kordlu
(örgü ile pekiştirilmiş) lâstik, PVC vb. madde kaplı kendine mahsus standardı
olan maden veya taş taşıma kayışı. Kullanım amaçlarına göre bantlar değişik
tiplerde üretilirler. Genel olarak a) Çelik kordlu, b) Tekstil kordlu bantlar
olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Çelik kordlu
bantlar da karkas yapım şekillerine göre, çelik örgülü bant ve çelik halatlı
bant olarak ikiye ayrılır. Tekstil kordlu bantları;
pamuk dokulu, polyamit dokulu, polyester dokulu, aramit dokulu ve yapay ipek dokulu bantlar oluşturur. Çelik
örgülü bantlar, genellikle 500-
BANT
ARABASI, Ana iş makinesinin
ilerleme ve hareket sahasını ve kabiliyetini artırmak —> Döner kepçeli ekskavatör (kazıcı) ile
bant konveyör veya bant konveyör ile
—> Dökücü makine arasında
kullanılan, paletleri üzerinde hareket edebilen bir bağlantı makinesi, —> Şekil. a) Veriş bumu sağa sola
hareketli. Atış bumu da veriş bumuna uyumlu hareket
düzenini haiz olup, ayrıca her iki bum aşağı yukarı kaldırıp indirilebilir. b)
Sağa sola hareketli düzene sahip ve her iki bum yukarı aşağı hareket
ettirilebilir.
BANT
EKLEME, Montaj sırasında veya
kopma durumlarında bandın iki ucunun bağlanarak sonsuz bant haline getirme
işlemi. Bu işlem, tırnaklar veya menteşe bağlarıyla çözülebilir; sıcak kauçuk
kaynak (vulkani-zasyon)
vasıtasıyla tekstil veya çelik halat özlü bantlarda çözülemez (birbirinden
ayrılamaz) bir şekilde yapılır. Ekleme yeri, 0 ila % 40’a varan bant
zayıflaması sonucunu doğurabilir.
BANT
KANTARI, Rulolar üzerine gelen ağırlık ve hand
hızı vasıtasıyla, taşınan malzemenin ağırlığını tartmaya yarayan düzen.
BANT
KONVEYÖR, Bir tahrik tamburu
yardımıyla bandın makaralar üzerinden çekildiği mâlzeme
taşıma düzeni. Bant konveyörlerde gerdirme düzenleri çeşitli şekillerde imâl edilir. Bant tahrik tamburu, band
sıyırıcıdır.
BANT
SIYIRICI, Bant tesisinde malzeme
naklinde bandın alt yüzeyine dökülebilecek malzemenin tamburla bant arasından
geçerek banda zarar vermemesi için kuyruk tamburundan önce bandın hareket
yönüne göre diyagonal olarak yerleştirilen ve alt kenarına kauçuk takılan bant
yüzeyinin korunmasına yarayan sac levha. (—> Şekil). Bant tesisinde ağırlıklı gerdirme tamburunun bulunması
halinde ağırlık tamburunun ve bandın korunması için gergi sistemi öncesi bant
kayışı üzerine konulan sıyırıcı düzene de bant silgisi denir.
BANT SİLGİSİ, —> Bant Sıyırıcı.
BANT TAHRİK TAMBURU, Bant
kayışına hareket veren tambur. Bant
boyunun uzun olması halinde bir bant tesisinde birden fazla tahrik tamburu
kullanılabilir.(—-> Şekil) Çift
tahrik tamburlu olarak kurulan bir tesiste tahrik tamburları bant başına veya
biri bant başına diğeri bant kuyruğuna konabilir. Bant tamburlarının çapı ise;
tambur yüzeyinin, (sürtünme katsayısını artırmak bakımından) seramik, çelik vb.
malzeme ile kaplı olmasına göre değişir.—> Bant Konveyör, Bant Sıyırıcı, Bant.
BARAJ, Yeraltı işletmelerinde yangın, su, zararlı gazlar
veya infilakin başka panolara (işyerlerine)
yayılmasını, galerilerden hava, gaz ve su geçirmesini önlemek için yapılan
sızdırmaz engel. Barajların yapımında kum torbaları, kil, yapı malzemeleri vb.
maddeler kullanılır.
BARAJ
KAPISI, Su baskınına veya su
patlamasına karşı ocağı veya ocağın bir bölümünü emniyete almak için yapılan
baraj içine yerleştirilmiş dirençli, bombeli, çelik kapı, —> Bekleme barajı.
BARELİ
KÖMÜR, —> Mikst.
BARBARA
SANCTA (Azize), Din kurbanı
bakire. M.S. 235’te İzmit’te (Nikomedia)
öldürülmüştür. Sancta Barbara yıldırım çarpmasına ve
ani ölüme karşı insanları koruyan bir ermiş olarak kabul edilmektedir. Ayrıca
topçu sınıfı, madenci, duvarcı ve mahpusların koruyucusu addedilir. Her yıl 4 aralık’ta dünya çapında madenciler günü kutlanır ve Sancta Barbara anılır.
BARET, 1) Can güvenliği
bakımından madende veya tehlikeli yerlerde çalışanlara verilen sert bir
maddeden (kösele, preslenmiş mukavva, alüminyum veya plastik) yapılmış şapka.
Enerji nakil hatlarının tehlike arzettiğiyerlerde
iletken olmayan baret kullanılır. 2) Emniyet şapkası.
BARİT,
Baryum sulfatın (BaSO4) doğal zuhuru ve
baryumun ana cevheri. Saf barit rombik kristalli, hidrotermal fazda oluşan bir minerâldir.
Yaprak yaprak, sütunlu, kabuk şeklinde iğneli veya masif
olarak zuhur eder. Renksiz (şeffaf), kahverengine kadar dönüşen sarı,
kırmızımsı, kırmızı, mavimsi camsı veya mat-parlak görünümdedir. Yoğunluğunun
yüksek oluşu (4,5 gr/cm3), beyaz rengi ve kimyasal etkilere dayanıklığı ile x ve gama ışınlarını absorblayıcı
özellikleri nedeniyle yaygın bir kullanım alanı vardır. Filon dolgusu, gang
minerali veya sedimanter halde oluşur. İkincil
mineral olarak kurşun-çinko, fluorit, demir, bakır ve
gümüş cevherleri içinde bulunur. Baritin % 75-90
kadarı petrol ve gaz arama ve geliştirme sondajlarında tüketilir. Sondaj
çamurunda kullanılacak barit OCMA (Oil Companies Mineral Association)
veya API (American Petroleum
Institute) standardlarına
göre ticari işlem görür. Bu standardlarda özgül
ağırlık (en az 4.20 gr/cm3), yaş elek analizi, suda çözülebilir katı
maddeler, çözünebilir toprak alkaliler ve fan viskozitesi belirlenmiştir.
Türkiye’de TSE tarafından “ Sondaj çamuru katkı maddesi Barit “ adı ile TS 919
numaralı standart 14101 sayısı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
Barit;
%60 ZnS ve % 40BaSO4 karışımından oluşan
beyaz boyaların ana maddesi olan litopon’u oluşturur
ve en çok %15 oranında konulur. Boya sanayiinde
kullanılacak baritin BaSO4 oranı %94'ün üzerinde ve 20 mikrona kadar
öğütülmüş olması gerekir. Renk bozucu olarak kabul edilen Fe2 O3
oranın ise %0,05’den az olması gerekir.
Cam
sanayi için kullanılacak baritin %98 BaSO4, en çok % 0,15 Fe2O3,
% 15 Al2O3 ve %1,5 SiO2 içermesi ve 16-140 mesh arasında öğütülmüş olması istenir. Kimya sanayii için BaSO4 oranı en az %94, Fe2O3
ençok %1, Si SO4 en çok %2, CaF2
en çok %0,5 ve öğütme inceliği 4-20 mesh arasında
olmalıdır.
BARİYER, —> Karakol.
BARKOD,
Ambalajların üzerindeki dikdörtgen şeklindeki çubuklar ve aralıklardan
oluşmuş çubuk kodların adı. Çubuk kod, (
çizgili kod ) mamulü belirleyen bir sayıdır. Daha önce belirlenen bir yapı ve
standardı temsil eden aralıklardan oluşmaktadır. Bu sembol elektronik olarak
bir ışıklı kalem yardımı ile veya bilgisayara bağlantılanmış
düşük şiddetli lazer tarayıcı ile okunabilmektedir.
Muntazam
( standard) bir çubuk kod, kodu temsil eden
çubuklarla birlikte sağda, solda ve merkezde koruyucu çubuklardan ( guard
bars) oluşmaktadır. Tarayıcı, soldaki koruyucu
çubukları geçince okumaya başlar ve sağdaki koruyucu çubukları geçince durur. Merkezdeki
koruyucu çubuklar ise soldaki üreticinin kodu ile sağda bulunan ( üreticinin)
mamul kodunu ayırır.
Dünya
çapında iki çubuk kodlama sistemi kabul edilmektedir. Bunlardan biri MAMUL
KODU (Uniform Product Code) UPC, diğeri de
AVRUPA EŞYA NUMARASI ( European Article
Number) EAN dır. UPC ABD’de ve Kanadada kullanılmakta ve bazen de evrensel bir sistem
olarak değerlendirilmektedir. Bu sistemin normal uygulaması on rakamdan meydana
gelmiştir. —> Şekil. EAN ise —>
Şekil onüç sayıdan
oluşan eşya numarasını geliştirmiştir. Bu sistem Avusturya, Avustralya,
Belçika, Fransa, İrlanda, Çekoslovakya, Danimarka, İtalya, Japonya, Lüksemburg,
Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İngiltere,
Almanya ve Yugoslavya tarafından kabul edilmiştir.
BAROGRAF,
Belirli bir süre içerisinde,
mutlak hava basıncını m bar (
BAROLUKS,
Maden işletmelerinde yeraltı ve
yerüstü hava basıncını m bar (
BAROMETRE,
1) Hava
basıncını ölçmeye yarayan cihaz. 2) Basınçölçer.
BAROMETRİK
YÜKSEKLİK TAYİNİ, Açıkhava basıncı
kullanılarak yapılan yükseklik tayini. Deniz seviyesinden itibaren, 20½C ısı
ortamında her 11m yükseklik için civa seviyesi
BARUT, Patlama hızı düşük, güherçile (NaNO3
veya KNO3 - %70-80), kükürt (% 3-14) ve
odun kömürü tozu (% 12-20) karışımından meydana gelen patlayıcı madde. Buna “karabarut“ veya “madencilik barutu“ da denir. Oldukça yavaş
yanar; bu nedenle itici bir etki yapar. Fazla duman çıkarır. Bir patlama
deliğine hapsedilmiş barut ateşlendiğinde 400m/s hızla yanar fakat şok dalgası
oluşmaz. Âni yanma sonucu oluşan gazlar kaya kütlesine
baskı yaparak delik boyunca kayacı blok şeklinde kırar; ayrılan kaya blok
kütlesinde daha fazla hasar oluşmaz. Bu sebeple barut tercihen dekorasyon
taşlarını büyük bloklara ayırmada kullanılır. Bu patlayıcı suya karşı çok
hassastır; bu yüzden su içeren patlatma deliklerinde kullanılmaz. —> Pamuk barutu, Dumansız
barut.
BARUTÇU, Kayaçları ve madenleri kolay kazılabilir hale
getirmek için patlatılmak amacı ile delinen deliklerin, patlayıcı madde ile
doldurulması ve ateşlenmesi işlerini yapabilen eğitilmiş, ehliyetli kişi . Patlayıcı maddenin kullanılması ve taşınması yalnız
barutçu tarafından yapılır.
BARUT HAKKI, —> İmla hakkı.
BASAMAK, 1) Küçük atımlı fay. —>
Kerti. 2) Açık işletmelerde, örtükazı ve üretim işinin verimli ve güvenli yapılabilmesi
için oluşturulan teras şeklindeki kademelerde oluşturulan düzlük. 3) Graden.
BASAMAK
EĞİMİ, Basamağın üst noktası ile
dip noktasını birleştiren düzlem ile basamak düzlemi arasındaki açı değeri.
BASAMAK
YÜKSEKLİĞİ, Açık işletmede basamak
üst seviyesi ile alt seviyesi arasındaki dikey mesafe.
BASAMAK
TAŞI, Mermer işletmeciliğinde,
merdiven genişliğinde veya en az boyu
BASIC, (Beginneer’s All-purpose Symbolic
Instruction Code).
Bilgisayar veya elektronik veri işleme sisteminde programlama öğrenmeye yeni
başlayanların kolayca kullanabileceği genel amaçlı bir programlama dili. En
büyük özelliği etkileşimli (interactive) olmasıdır.
BASIC yorumlayıcısı, bir programı doğrudan işletebileceği gibi, tek bir program
komutunu da işletebilir. Program, yazılım esnasında söz dizim hatası varsa hangi
satırda olduğunu ekranda anında bildirir ve kullanıcıya düzeltme şansı verir.
BASIC dili iki önemli kısım ile tanımlanabilir. Bunlar, kaynak program ve
programı oluşturan satırlar ile sistem komutlarıdır. Bu iki kısım kullanıcıya
denetleme ve biçimleme olanağı sağlar.—> Bilgisayar.
BASINÇLI
AKIŞKAN YATAKLI YAKMA SİSTEMİ,—>
Akışkan yataklı yakma sistemi.
BASINÇLI
AKİFER, Altı ve üstü su geçirmez
tabakalarla sınırlanmış akifer.
BASINÇ
ÇATLAKLARI, —> Oturuşma çatlağı.
BASINÇLI
FİLTRE, Linyit, kil ve kaolan şlamı gibi süzmesi zor
sıvıların süzme hızını artırmak için münavebeli olarak vakum ve basınç (pres) uygulanan, kesintili çalışan filtre.
BASINÇLI
HAVA, 1)
Havanın, pistonlu, santrifuj veya turbo
kompresörlerle sıkıştırılması ile elde edilen, daha ziyade patlayıcı gaz ortamı
olan yerlerde ve özellikle madencilikte grizu tehlikesi olan yerlerde vinç, martopikör, martoperforatör,
vantilatör vb. makineleri çalıştırmakta kullanılan; emniyetli fakat elektrik
enerjisi kullanımına nazaran çok daha pahalı olan güç kaynağı. 2) Sitim. 3)
Tazyikli hava. 4) Muzayyik hava. 5) Sıkıştırılmış
hava.
BASINÇLI
HAVA ALTINDA TUNEL AÇMA, —> Keson.
BASINÇLI
HAVA İLE PATLAMA (AIR-DOX), Çok
yüksek basınçlı (sıvı) havanın, lağım deliğine yerleştirilen çelik bir kovan
içine basılmasından sonra aniden boşaltılması ile patlama yöntemi —> Patlayıcı madde.
BASINÇLI
HAVA İLE RAMBLE, —> Pnömatik ramble.
BASINÇLI
HAVA KAÇAĞI, Tesisatı iyi
döşenmemiş veya peryodik bakımı yapılmamış basınçlı
hava şebekesinden sızan basınçlı hava. Basınçlı hava kaçakları aşağıda örnek
olarak belirtilen güç kayıplarına sebep olur.
Havanın Kaçan
havayı
kaçtığı 7
Bar’da üretmek için
delik çapı hava
kaçağı gereken güç
(gerçek
boyut)
mm dm3/sn kW
––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––
0,4 0,2 0,1
1,6 3,1 1,0
3,0 11,0 3,5
BASINÇLI
HAVA TENEFFÜS İSTASYO-NU, Ani
boşalma tehlikesi olan yerlerde ge-rektiği zaman kullanılmak üzere hazırlanmış basınçlı hava
teneffüs tertibatlarının bulunduğu yer.
BASINÇLI
HAVA TENEFFÜS TERTİBA-TI, Ani
boşalma tehlikesi bulunan işyerlerinde ocağın basınçlı hava şebekesinden
faydalanılarak kurulan ve gazlı bir ortamda belirli bir süre orada bulunanların
yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayan teneffüs tesisi.
BASINÇLI
SU DÜZEYİ, Basınçlı akiferdeki suyun hidrostatik basınç altında yükselebileceği
düzey.
BASINÇ
METAMORFOZU, Yalnız üst
tabakaların basıncı ile meydana gelen başkalaşım. —> Metamorfoz.
BASİT MAĞARA AÇIKAYAK İŞLETME METODU, Daha ziyade tavanı çok sağlam, şekli gayrimuntazam
ve kalınlığı fazla olmayan maden yataklarına tatbik edilen hazırlık işleri bir
kuyu ve rekuptan veya yalnız bir rekuptan
ibaret olan, cevher kesildikten sonra ilerletimli
veya dönümlü olarak çalışmak suretiyle gerektiği takdirde topuk da bırakılarak
cevher yatağını oyup boşaltma esasına dayanan tahkimatsız yeraltı (üretim)
işletme metodu. Bu usulde
cevherden kalan boşluk bir mağara teşkil eder. Pratik, fazla yatırım
gerektirmeyen, randımanlı olmakla beraber uygulanma sahası çok dar olan bir
işletme metodudur.
BASİT TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU, Esas itibariyle çeşitli meyillerdeki ince damarlara
(damar kalınlaşırsa ramble usulüne geçilir)
tahkimatsız, —> Başaşağı ve başyukarı açıkayak
işletme metotlarının bir uygulaması olan; kabak direk, domuzdamı, beton
ayak vb. malzeme kullanılarak tavan göçmesinin önlenmesi esasına dayanan,
aşağıdan yukarı mail (eğik) dilimli veya dik dilimli olarak çalışan, ağaç veya
karışık tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde tavan sadece direklerle tutulur. Sonradan
dolgu kullanmak gerekebilir. Usulün hazırlık safhası başyukarı veya başaşağı çalışan açıkayak işletme
metodlarının aynıdır. Bu usulün bir de ufki (yatay)
dilimli uygulaması vardır. Ufki dilimli uygulama da, iki ana galeri arasında
kalan cevher, ufki dilimlere ayrılır ve üstteki dilimden başlayarak dönümlü bir
şekilde alınır; dilimlerdeki ayaklar dikkate alınarak teşkil edilen genel
işletme düzeni yaklaşık 45½’lik bir açı yapacak
şekilde yürütülür.
BASİT
SARIMLI DAMAR, Bir çelik halat
sarım şeklini belirten ve damarı oluşturan her sıradaki tellerin ayrı operasyonlar
ile aynı yönde, fakat farklı açı altında örülen konstrüksiyonları.
Sıra telleri ile diğer teller arasında küçük bir açı farkı bulunur.—> Şekil.
BASKI
KUVVETİ, 1)
Sondaj esnasında arazinin cinsine göre kesici uca verilmesi gereken kuvvet (kontrollu ağırlık). Graviteden
dolayı gelen kuvvet fazla ise azaltılır, az ise artırılır. Baskı kuvveti
sondajda en önemli faktörlerden biridir. Genelde baskı arttıkça ilerleme de
artar. Sert formasyonlarda artırılan baskı, ilerlemeyi
artırır. Ampirik olarak ilerleme, devir sayısının baskının k kuvvetiyle
çarpımına eşittir. Yani i (cm) = n (D/dk.) . pk (ton). Burada k yumuşak formasyon
için 1,2, sert formasyon için 2,3 kabul edilmektedir. Çeşitli şartlarda sınırlı
olan baskı kuvveti sondajda kompleks bir karakter arzeder.
2) Delik delme esnasında martoperforatöre
tatbik edilen ilave kuvvet. —> Martoperfaratörün
delme hızı.
BAŞAŞAĞI,
1) Yan
taşta veya damar içerisinde yukarıdan aşağı doğru sürülen meyilli yollar. 2) Desandri.
BASMA, —> Tavan
basması.
BASTIRICI,
—> Reaktif.
BAŞAŞAĞI AÇIKAYAK İŞLETME METO-DU, Bilhassa fazla yatımlı, tavan ve tabanı sağlam olan, cevheri sağlam
olmayan filonlarla ince damarlarda ve kazılan cevheri
sağlam olan kalın damarlarda alt katlarda hazırlık yapmadan cevheri aşağıdan
yukarı taşımak, alt katta hazırlık yapılmışsa kazılan cevheri maden yatağı
içinde sürülmüş başyukarıdan veya bürden aşağı
akıtarak panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan, alın iki tarafa doğru
basamak şeklinde, tahkimatsız veya çok az tahkimatlı (üretim) işletme metodu. Bu usulde gerekirse bir kısım cevher topuk olarak
da bırakılabilir.
BAŞKALAŞIM,
—> Metamorfoz.
BAŞKALAŞMA, —> Metamorfoz.
BAŞKALAŞIM KAYAÇLARI,—>
Petroloji.
BAŞKALAŞIM
MADEN YATAKLARI, —> Metamorf maden yatakları.
BAŞ LAMBASI, —> Madenci baş lambası.
BAŞYUKARI,
Yan taşta veya damar içerisinde
aşağıdan yukarı doğru sürülen meyilli yol. Taş içerisinde sürülen meyilli
yollar içinde nakliyat ünitesi yoksa taşbaşyukarı,
vinç veya varagel gibi taşıma üniteleri varsa, vinç
veya varagel diye isimlendirilir.
BAŞYUKARI AÇIKAYAK İŞLETME ME-TODU, —> Başaşağı açıkayak işletme meto-dunun aşağıdan yukarı uygulanması esasına dayanan
ve panodaki nakliyat aşağıya doğru gravite ile
sağlanan, hem aşağıda çalışan işçileri korumak ve hem de alt kılavuzun cevherle
dolmasını önlemek için ayakla pano arasında ya topuk bırakılarak ya da çatal
direklerle kapak yapılmak suretiyle çalışan tahkimatsız (üretim) işletme
metodu. Başaşağı açık ayak işletme metodunda olduğu gibi bu metodun
tatbikinde de alın, ters merdiven, eğik veya düz olarak düzenlenebilir.
BAŞYUKARI
RAMBLELİ AYAK İŞLET-ME METODU, 5-
BATAK
JİG, Batak yıkama kasası denir.
Sabit elekli jigler grubuna girer. Batak (Batac)
kelimesi Baum ve Tacub
kasaları sözcüklerinden üretilmiştir . Baum tip kasada olduğu gibi, kasası hava ve yıkama bölgesi
halinde ikiye bölünmeyip ; kasanın tüm alanı yıkamaya
tahsis edilmiş, böylece yıkama alanı genişletilmiş, kasası seri halde hava
çemberleri ile donatılmış, bu çemberlerden iki adedi her bölmede sabit elek
altında ve eleğin tüm genişliği boyunca uzatılarak kasaya verilen havanın
kasada üniform dağılımla her noktada eşit pulsasyon sağlanmış yıkama (zenginleştirme) ünitesi. —> Şekil, Jig, Baum
jig, Kömür yıkama yöntemleri.
BATARLAMA,
1) Büyük
atımlardan çıkan ve yüklemesi yapılamayan iri parçaları, martoperforatörlerle
yeniden delerek yapılan ikinci bir ateşleme işlemi. 2) Yeraltı işletmeciliğinde
normal ateşleme ile kazılmamış kısımların kazısını sağlamak için kısa lağım
delikleri delinmek suretiyle yapılan ateşleme. 3) Batar atma.
BATARYA, 1) Birbirine benzer birkaç
ünitenin biraraya getirilerek belirli biçimde
eklenmesinden oluşan takım. 2) Akümülatör. —> Selül.
BATIRMALI
KUYU, —> Keson kuyu.
BATİYAL
FASİYES, Denizlerin ışık
geçirme-yen 200-
BAUM
JİG, Malzeme ve yıkama suyunun
verildiği kasada suyun, piston yerine hava basıncı ile aşağı yukarı hareketini
sağlayarak zenginleştirme yapmaya yarayan yıkama (zenginleştirme) ünitesi.
Sabit elekli jiglerdendir. —> Şekil,
jig, Batak jig, Kömür yıkama yöntemleri.
BAYER YÖNTEMİ, Boksit
cevherinden sodyum hidroksit katkısıyla otoklavlarda yüksek basınç (15 atm) ve sıcaklıkta (
BAZ, 1) Nirengi şebekesinde
hassas ölçülmüş kenar. 2) Kazı işlerinde yapılan veya yapılan işi belirlemeye
esas olarak alınan doğru parçası. 3) Asitle birleşince tuz oluşturan madde. 4)
Hassas olarak ölçülen ve koordinat değerleri belli olan doğru parçası.
BAZ
LATASI, Optik yöntemle uzunluk
ölçmede kullanılan ve hesaplama kolaylığı bakımından
BAZALT, Dar anlamda melafir ve
diyabaz ile birlikte anılan ve tersiyerden günümüze kadar geçen jeolojik
zamanda oluşmuş bazik volkanik kayaç. Seyrek kullanılan bir terim olan melafir ve sık kullanılan diyabaz, mezozoik ve paleozoik
devirlerinde oluşmuşlardır. Diyabaz genellikle gang şeklinde tezahür ettiğinden
farklı bir iç yapı gösterir. Yapı taşı olarak tercih
edilen bu kayaçlar, sağlam ve dayanıklı yapı özelliğinden dolayı eritilerek içi
bazaltla kaplanan borular madencilikte ramble
malzemesi naklinde, plaka halinde dökülmüş olanlar da aşındırıcı malzemelerin
stoklandığı siloların ve olukların kaplanmasında kullanılır. Ayrıca bazalt,
parke taşı olarak yol kaplamalarında da kullanılır.
BAZALTİK
POMZA, —> Pomza taşı.
BAZALTLI
BORU, Ramble malzemesi vb. aşındırıcı malzemenin boru içinden
geçmesi gibi durumlarda, sürtünmenin aşındırıcı etkisini azaltmak için sinterleme suretiyle ergitilmiş bazalttan (sinter-bazalt) dökülerek elde edilen ve dışına çelik zarf
geçirilen özel boru.
BAZİK
BESSEMER METODU, —> Thomas metodu.
BAZİK
KAYAÇ, Bileşiminde kuars bulunmayan ve silis miktarı % 40-52
olan, bünyesindeki minerallerin büyük kısmı magnezyum, kalsiyum ve demirli,
koyu renkli kayaç (Örnek: Peridotit % 41-45 silis ihtiva eder.)
BEKHU
(BACK HOE), —> Terskepçe.
BEKLEME
BARAJI, 1) Maden ocağında yangına
müsait panoların, herhangi bir yangın vukuunda çabuk kapatılmalarını sağlamak
üzere, bu panoların giriş ve çıkış yollarında önceden yapılmış, panoda çalışma
süresinde geçişe imkan veren baraj gövdesi ve barajın
kapanması için yeterli hazır malzeme. 2) Su patlamasına karşı kapısı ile
birlikte önceden inşa edilmiş baraj.
BELÇİKA GRANİTİ, Küçük,
beyaz lekeli siyah mermer çeşidi.
BELİRLİ
MÜMKÜN REZERV, 1) Cevher yatağı en
az bir taraftan tesbit edilmiş veya 2-3 taraftan ortaya çıkarılmış olmasına rağmen cevher
kalitesi genel durumu ile tesbit edilmemiş, işletme
esasları yaklaşık olarak bilinen rezerv. 2) Evvelce aranan ve kısmen işletilmiş
maden yataklarında madenin çökmüş olması veya dökümanların
yeterli olmaması halinde veya arama sıklığı muhtemel rezerv sınıfına alınmasına
yeterli olmayan rezerv. 3) Düzenli yataklarda 1600-
BELLEME, Uzun ayaklarda ayak tahkimatını takviye için alına
paralel sarmaların altına ve ayak alnına dik olarak yerleştirilen sarma.
Gerekirse takviye olarak, bellemelerin üzerinden, takviye ettikleri sarma
direklerine paralel olarak süren direkleri de sürülür. —> Süren.
BELİRSİZ
HATALAR, —> Tesadüfi hatalar.
BENT, 1) Basıncı veya temperatürü farklı iki ortamın arasında bırakılan ve bu iki
ortamın birinden diğerine geçişte uyum sağlanmasına yarayan yer. 2) Küçük
baraj.
BENTONİT ; Formülü Al4Si8O20(OH4).
nH2O olan, genellikle
ayrışmış volkanik küllerden oluşup; dökümcülükte, renk açmakta, sabun ve diğer
temizleme malzemelerinin yapımında, ıslandığı zaman kabarıp gözenekleri
kapadığı için sondaj kuyularında kullanılan, aluminyum
ve magnezyum silikat minerali ihtiva eden, montmorillonit
bakımından zengin kil.Bentonitin
ticari olabilmesi için kendi hacminin en az beş katı şişebilmesi gerekir.
Normal olarak iyi nitelikli bentonitler 10-20, çok ender bentonitler ise
15-30 kat şişebilirler. Genellikle kendi ağırlığının 5-6 katındaki suyu absorbe ederek 12-15 kat hacim artışı gösteren bentonitler kaliteli sayılırlar.Bentonitleri beş grupta toplamak mümkündür:
1) Alkali bentonit
(Na-Bentonit), 2) Yarı
alkali bentonit (Ca-Na-Bentonit), 3) Toprak alkali bentonit (Ca-Bentonit),
4) Toprak alkali yarı bentonit, 5) Aktifleştirilmiş bentonit. Alkali bentonit, çok
gelişmiş vizkozite, tiksotropik
ve plastik özelliklerine sahip iken, Ca-Bentonit üstün ağartıcı ve absorpsiyon
özelliklerini haizdir. Buna göre, Na-Bentonit sondaj çamuru hazırlanmasında (%40); döküm kumu ve
pelet bağlayıcı olarak (%30) uygulama alanı bulurken;
Ca-Bentonit yağların,
şeker, meyve suları v.b.’nin rafinasyonunda
(%15) kullanılır. Ticari işlemler OCMA (Oil Companies Material Association) ve APİ (The American Petroleum Institude) standartlarına göre yapılır.
BENZİN, Karbonlu hidrojenlerin (petrol, bitümlü şist,
-marn, maden kömürü ve linyit) damıtılması ve petrolün kraking’i
ile elde edilen çok uçucu renksiz ve ıtır kokulu akaryakıt. Yağları ve kauçuğu
eritme özelliği vardır. Kolay yanar. Buharı, hava ile patlayıcı bir karışım
meydana getirir. Yoğunluğu 0,65, kaynama noktası 65½-95½C.
BENZİNLİ LAMBA, —> Emniyet lambası.
BENZOL, Aromat birleşiklerinin temel maddesi (C6H6), su
berraklığında, ışık kırıcı, yoğunluğu 0,88, kaynama noktası 80,5½C, eter
kokulu, kolay yanan bir akaryakıt. İyot, kükürt, fosfor, reçine ve yağları
eritir. Taşkömürü katranından yan ürün olarak elde edilir.
BERİLYUM BRONZU,—> Paris bronzu.
BEŞİK
ARABASI, V kesitinde, yana
devrilmek suretiyle tumba edilen ocak arabası.
BETA SEPİYOLİT, —> Lületaşı
BETON KOVASI,
—> Fonsaj kovası.
BETON, Kum, çakıl, cüruf vb. maddelerin çimento ve su ile
karışımıyla elde edilen bir yapı malzemesi.
BETONARME
KIRMASI, Mermer işletmeciliğinde,
0,7-
BETON
MUAYENE ÇEKİCİ, Kayaçların ve
betonun mekanik özelliğinden yararlanmak suretiyle kırılma mukavemetlerini tesbit etmeye yarayan gereç.
BERİL, [ Be3 Al2
(Si O3)6 ],
Hem bir berilyum cevheri hem de kıymetli taş olarak kullanılan, doğada altı
köşeli iri kristaller halinde yeşil,mavi, beyaz, sarı,
kırmızı, pembe renklerde olabilen berilyum aluminyum
silikat minerali. Sertliği 7,5-8, yoğunluğu 2,8 gr/cm3’dir.
Sanayide
(alaşım,metal,seramik) kullanılan berilin en önemli
kaynağı berilyum cevheridir. Beril, asil ve adi olmak üzere iki tür olarak
sınıflandırılır. Berilin büyük bölümü feldispat ve
mika madenciliğinin yan ürünü olarak üretilir.
Rengi bulanık olan adi beril granit, gnays,
pegmatit ve mikaşistlerin arasında tali mineral olarak bulunur. Şeffaf, güzel
yeşil ve güzel mavi renkli olan asil beril ise mücevher olarak kullanılır.
Yeşil berile zümrüt denir. Zümrütün rengi, içindeki kromoksitten gelir. Sarı, yeşilimsi, deniz suyu renginde ve
mavi renkli beril kristallerine “ akvamarin” denir.
Bütün beril kristalleri fırınlanırsa yani
kızdırılırsa hem renk hem de şekil değişikliğine uğrar.
BERİLYUM
(Be), Hava ve uzay sanayiinde, nükleer reaktörlerde, bakır alaşımlarında ve
atomik araştırmalarda kullanılan gri renkli hafif metal element (özgül ağırlığı
1,85 gr/cm3, atom numarası 4, atom kütlesi 9,012). X ışınlarını geçirmesi
nedeniyle x ışınları tüpünde çıkış ve ışınım penceresi olarak ince levhacıklar
hâlinde kullanılır. Yüksek ergime sıcaklığı ve çok ince levhaların bile
nötronlara karşı etkili olması, saf berilyumdan nükleer sanayide nötron
yavaşlatıcı olarak yararlanılmasını sağlamıştır. Berilyum oksidi (BeO) nükleer reaktörlerde seramik malzeme olarak
kullanılır. Be ve bileşiklerinin tozları akciğerlerde öldürücü zehir etkisi
yapar. —> Beril.
BERİLYUM
TUNCU, Bakır ve berilyum (% 2)
alaşımı. Nikel ya da kobalt da katılabilir. Bakır alaşımları arasında en serti
ve en esnek olanıdır. Su verilirse yumuşar ve kütleye kolay biçim verilir,
—> Menevişlemeden
sonra ise sertleşir ve esneklik kazanır. Mekanik ve elektriki
özellikleri dolayısiyle makine sanayiinde
ve elektroteknikte; kesicilerin , kontakların,
yayların imalinde ve maden ocakları için kıvılcım çıkarmayan takımlarda
kullanılır. Korozyona dayanıklıdır.
BETA ALÇI, —> Alçıtaşı.
BEYAN, 1) “3213 sayılı Maden Kanunu”unda kullanılan bir terim olup, maden işletmeciliği
yapan veya bunlar adına hareket eden yetkililerin, resmi kuruluşlara herhangi
bir durumu belirlemek veya açıklamak amacıyla vermiş oldukları yazılı belge. 2)
Genel anlamda, söyleme, açıklama. 3) Bir hukukî durumu veya bir olayın
varlığını doğrulama, bildirme.
BEYAZ BAKIR, Bir tür
bakır, çinko ve arsenik alaşımı.
BEYAZ
ÇİMENTO, Demiri düşük ve CaCO3 tenörü yüksek mermer ile kaolinin 1450-1500½C
arasında pişirilerek elde edilen klinkerin % 3-5 arasında alçı taşı
karıştırılarak öğütülmesi ile üretilen çimento. —> Çimento.
BEYAZ
DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.
BEYLER, 1) Bilhassa darbeli sondajda kuyuda oluşan formasyon-su karışımını (bulamaç-çamur) kuyudan boşaltmaya
yarayan ve halatla kuyuya indirilip çekilen alt klapeli özel kap. 2) Sondaj
kovası.
BİLANÇO, 1)
Madencilikte her işletme izni için ayrı ayrı,
yönetmelikteki örneğe göre hazırlanacak ve sadece Devlet hakkı, madencilik fon
katkısı, ihbar ve buluculuk haklarının hesaplanmasında geçerliliği olan belge.
2) Her firma veya işletmenin bir yıllık faaliyet sonucunu gösteren belge.
BİLANÇO BRÜT KÂRI, Yönetmelikteki örneğe göre hazırlanmış bilançoda; genel yönetim
giderleri payı hariç tutularak hesaplanan kâr.
BİLANÇO REZERVİ, Doğu
bloku ülkelerinde kullanılan bir rezerv sınıfı.
Varlığı belirlenmiş olan cevher kütlesinin yani jeolojik rezervin ulusal
ekonomi açısından yararlanılabilecek nitelikte olan bölümü.
BİLEZİKLİ
YAĞLAMA, —> Yağlama sistemleri
BİLEŞİK
GÜÇ VE ISI SİSTEMLERİ, —> Kojenerasyon sistemi.
BİLGİ, 1) İnsan aklının
erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. 2) Öğrenme araştırma
veya gözlem yoluyla ulaşılan gerçeklik. Bir nesneyi derinlemesine incelemek
için yapılan zihinsel işlemlerin sağladığı sonuç. Malumat. Vukuf.
Belirli bir alanda öğrenilen bilginin tümüne BİLİM,
insanların teknik ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve
bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla,
düzenli ve akılcı biçimde işlenmesini konu alan bilim dalına BİLİŞİM
(informatik), bilgilerin sistemli olarak düzenlenmesi, saklanması, iletilmesi
ve kullanılmasına da BİLGİ İŞLEM denir. —> Teknoloji.
BİLGİSAYAR,
Çok sayıda aritmetiksel veya
mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp
sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin, kompüter. Bilgisayarın
bilgileri işleyebilmesi için iki ana unsurun biraraya
gelmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi ; bilgisayarın
tüm elektronik ve mekanik birimlerinden (Ana işlem birimi “Main
Frame”, giriş birimleri “İnput”,
çıkış birimleri “Output”) yani cihazlardan oluşan
BİLGİSAYAR DONANIMI (HARDWARE) dir . İkincisi ise,
bilgisayar donanımlarının hangi işlemi nasıl yapacakları, bilgileri nasıl
değerlendirecekleri, bilgilerin nasıl saklanacağı gibi konularda bilgisayarı
yönetmek veya bir bilgiyi işlemek üzere yapılan programlama, yani bilgilerin
nasıl alınacağını, bilgilerin hangi kurallara göre hangi sıra ile işleneceğini
belirleyen programlar, yordamlar, deyimler ve kısacası BİLGİSAYAR YAZILIMLARI
(SOFT-WARE)dir.Bilgisayarın yönetilmesi işlevini üstlenen program ise
İŞLETİM SİSTEMİ olarak adlandırılır.Bütün program derleyicilerini ve
programları kapsayan yazılımları yöneten işletim sistemi de DİSK İŞLETİM
SİSTEMİ (DOS = Disk Operating System)
olarak isimlendirilir.Bir programın ana belleğe alınmasına bu PROGRAMIN
YÜKLENMESİ denir. Günümüzde madenciliğin hemen hemen
her dalına bilgisayarlar girmiş durumdadır. Özellikle etkileşimli (interaktif) bilgisayar programları bilgisayar kullanımını
basitleştirmiştir. —> Çizelge
BİLİRKİŞİ, 1) Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı
çözümlemek veya bir işkazasında kazanın oluş nedenini
belirlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper.
2) Hukukta çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya
düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre (bilirkişi), ehlivukuf (bilirkişi).
BİLYALI
DEĞİRMEN, Bir eksen etrafında
dönen ve içine zor aşınan öğütücü bilyalar konan iç cıdarı takoz, lastik veya zırhla kaplı, kuru veya sulu
öğütme yapmaya yarayan değirmen.
BİMS, 1) Birbirine bağlantısız,
boşluklu, sünger görünümlü silikat esaslı, birim hacim ağırlığı genellikle 1
g/cm3’ten küçük, sertliği Mohs skalasına
göre 6 civarında, camsı doku gösteren volkanik (kayaç) madde. 2) Pomzataşı. 3) Süngertaşı. —> Pomza taşı.
BİRERİM
BİLEŞİMİ,—> Ötektik karışım.
BİRERİM
SICAKLIĞI, —> Ötektik karışım.
BİRERİM
NOKTASI,—> Ötektik karışım.
BİRLEŞTİRİCİ, Mermer işletmeciliğinde,taşı
teşkil eden muhtelif parçaları dağılmıyacak şekilde
birbiriyle bağlıyan tabiî çimento.
BİRİNCİL
ALÜMİNYUM, —> Aluminanın elektroliz
yöntemi ile indirgenmesi ile elde edilen alüminyum.
BİSKÜVİ, Seramik endüstrisinde tek pişirimde elde edilen
sırlanmamış ara ürün, —> Hamlama.
BİTÜM, 1) Atmosferik ve kimyevi
tesirlerden etkilenmeyen, yanıcı karakterde kahverengimsi sarı, kahverengi veya
siyah renkli tabii karbonhidratlar karışımı. Bitüm sert (ozokerit, asfalt),
yumuşak sıvımsı (petrol) veya gaz (tabii gaz) şeklinde olabilir. 2) Tabii
asfaltın karbonsülfürde eriyen kısmı ile petrolün
damıtılmasında arta kalan kısım.
BİTÜMLÜ
KALKER, Bileşiminde bitümlü
maddeler bulunan ve çekiç ile vurulunca bitüm kokusu veren kalker.
BİTÜMLÜ
ŞİST, Genellikle ince taneli ve
yapraklı yapıda olan ve “kerojen” adlı organik madde
içeren, ısıtıldığı zaman sentetik petrol ve gaz üretebilen tortul kayaçlara
verilen isim. Bitümlü şist ; bitümlü şeyl ve petrollü şeyl olarak da
adlandırılır.Dünyadaki bitümlü şist yatakları ; çökelme ortamları, kalınlık,
organik madde içeriği, kömür ve diğer hammadde kaynakları ile birlikte
bulunuşuna göre ;
1- Kahverengi-siyah denizel platform
tipi ; 2- Gölsel, 3- Linyitlerle birlikte bulunan
bitümlü şistler olmak üzere başlıca üç ana grupta toplanabilirler.
BİYEL
KOLU, Makinelerde bir ucu pistona
bağlı öbür ucu —> Volanı (düzenteker)
çeviren (çubuk) kol. Biyel tertibatı pistonun itme hareketini (doğrusal
hareket), volan dönme hareketine (dairesel hareket) çevirmeye yarar.
BİYOGAZ, Organik artıkların, hava alışverişi ile büyük ölçüde
ilişiğinin kesildiği oldukça kapalı bir yerde, başlangıçta muayyen bir
sıcaklığın üzerinde, kimyevi bir değişikliğe uğrayarak yanıcı gazlar neşretmeye
başlaması olayı sonucu ortaya çıkan gaz. Gelişmiş toplumlarda kırsal alandaki
aileler için bir enerji kaynağı teşkil eden bu uygulama yeryüzünde yayılma
göstermekte olup, ülkemizde son senelerde Tarım Bakanlığı bünyesinde bu konu
ile ilgili bir birim oluşturulmuştur.
BİYOKÖMÜR,
Linyit kömürlerinin 4-
BİYOSTRATİGRAFİK
BİRİM, İçinde bulunan özel bir
fosil topluluğu dolayısiyle, komşu kayaçlardan
ayrılabilen kayaç tabakaları.
BİYOTİT , Formülü K (Fe, Mg)3
(Al,Fe) Si3 O10 (OH, F)2 olan monoklinik mika; karamika, siyah
renkli, heksagonal yapraklar biçiminde bulunur.
Biyotitler, demir-II, demir-III, magnezyum kutupları arasında bir seri
oluşturur. —> Mika.
BLİSTER
BAKIR, İçindeki oksitlenebilen empüriteler (yabancı maddeler) cüruf ve gaz haline
getirilmek suretiyle ayrılmış olan, yüksek tenörlü
metalik bakır. Blister bakırın içindeki bakır oranı %
77-99 arasında değişir. Kükürt oranı ise % 0,25-0,75 arasında olabilir.
BLOK, Planlı olarak ve belirli bir süre içerisinde
yapılması düşünülmüş üretim için hazırlanan ve boyutlandırılmış maden yatağı
kısmı. Bu hudutlamada kitle, genellikle dikdörtgen
prizma şeklinde, yüksekliği, eninden ve genişliğinden daha fazla olarak
boyutlandırılır.
BLOK
ÇALIŞMA YÖNTEMİ, Döner kepçeli
ekskavatör (bager, kazıcı)’nın
kullanıldığı örtü-kazı işinde uyğulanan çalışma. Bu
yöntemde kazıcı, blok içinde olup, paletlerin konumu ve yürüyüş yönü dilim
yönüne (kademe boyuna) paraleldir. Nakil aracı (bant konveyör veya demiryolu
nakliyatı) dilim dışında ve dilim doğrultusundadır. Blok büyüklüğü, kullanılan
kazıcının boyutlarına göre değişir.—> Şekil.
Bu yöntem blok çalışma ve —> Yarı blok
çalışma yöntemi olarak iki şekilde uygulanır. —> Kazı Yönü, İşletme Yönü,
Kapalı İşletme, Açık İşletme.
BLOK ÇÖZELTi YÖNTEMİ, Yerinde
çözelti madenciliği (liçing) ile bilinen kapalı
işletmeciliğin birlikte uygulandığı maden işletmeciliği. Bu yöntemde düşük tenörlü madenler yeraltı odalarına doldurulur ve odanın üst
kısmına konulan çözücü sıvı aşağıya cevher içine sızdırılır. Bu durumda maden
yüklü çözelti, madeni elde etmek için yeryüzüne pompalanır. —> Liçing.
BLOK
DÜŞMESİ, —> Şev duraysızlık.
BLOK
GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, 100
metreye kadar yükseklikleri olan cevher kitlelerinin, belirli boyutlarda
(30x50x100 m) altları kesilerek üstündeki tabakaların tazyiği
veya cevherin kendi stabilitesinin azlığı nedeni ile
göçmesi veya blokların etrafının kesilmesi sağlanarak damar halinde veya kitle
halindeki maden yataklarına uygulanan yeraltı (üretim) işletme metodu. Blok
göçertmeli ayak işletme metodu, cevheri yatay bloklara ayırarak veya ayırmadan
panonun bir ucundan başlayarak cevherin altını tavandan tabana kadar kesip geri
çekilerek tavandaki göçen cevheri almak suretiyle de yürütülür. Usul emniyetli,
merkezi üretime (konsantrasyona) müsait olmakla
beraber uygulamada aksaklıklar olması halinde başka metoda geçmek güçtür.
BLOK
GÖÇERTMESİ, Çok kalın ve kırılgan
cevheri ihtiva eden maden yatakları, bloklara ayrıldıktan sonra bu blokların
altları (topukları) ateşlenerek bloğun göçmesi sağlanmak suretiyle üretim
yapılan işletme yöntemi.
BLOK
KAYMA, —> Şev duraysızlık.
BLOK
TARZINDA İŞLETME, Kalın ve
genellikle mukavemeti az olan maden yataklarında kitlenin, üst üste veya yanyana gelen panolara bölünerek alınması metodu. Maden
kitlesi, ya panonun dilimlere ayrılarak veya kitlenin ağırlığından istifade
edilerek göçertilmesi suretiyle alınır.
BLOKAJ
TAŞLARI, Mermer işletmeciliğinde
7-25cm arasındaki ebatlarda kırılmış taş.
BLOV
AVT PREVENTER, 1)
Sondaj yapıldığı sırada rastlanacak basınçlı gaz ve sıvıların dışarıya
kontrolsüz fışkırmasını önlemeye yarayan koruyucu kuyu ağzı tertibatı (vana).
2) Noel ağacı. 3) B.O.P. —> Şekil.
BLUM,
12,5-12,5
cm’den daha büyük ve kare kesitli olan genellikle,
kütüklerden haddeleme veya doğrudan sürekli döküm suretiyle elde edilen
haddelenmiş demir külçesi.
BOME,
—> Gravite.
BONANZA,
Bilhassa altın ve gümüş
madenlerinde rastlanan fevkalade derecede zenginleşmiş durumdaki cevher kapanı.
BOND
KANUNU, Tanelerin hacimleri ve
yüzey alanlarının, gerekli kırma işinin hesabında ele alınması gerektiği
görüşünden hareket ederek, ortaya konulan, modern kırma işlemi kabûllerine dayanan ve kırma işleminde harcanan iş miktarını
ifade eder.—> Charles genel kırma
kanunu.
BOR,
Periyodik sistemin üçüncü grubunun
başında bulunan 2,34 gr/cm3 özgül ağırlıklı ve 2300°C’da ergiyen element. Doğada serbest olarak bulunmaz;
oksijenle birleşerek bor tuzları şeklinde veya silikatlar hâlinde bulunur.
Doğada 200’e yakın bilinen bor bileşikleri içinde ticari önemi olan bor minerâlleri, —> Boraks,—>
Kernit, —>
Üleksit,
—> Probertit,
—> Kolemanit, —> Pandermit, —> Szaybelit, —> Hidroborasittir.
Çok geniş ve çeşitli alanlarda ticari
olarak kullanılan bor mineral ve ürünlerinin kullanım alanları giderek
artmaktadır. Bor minerâlleri ve ürünlerinin
kullanıldığı sanayi sektörleri, cam, seramik, temizleme ve beyazlatma, yanmayı
önleyici maddeler, tarım, metalurji, nükleer
sanayileri vb’ dir. Bor elementi oksijenli
bileşikleri çeşitli elementlerle tek tek veya birkaç
elementle birlikte minerâl grubu oluşturur. Bor minerâlleri B2O3 içeriğine göre
değerlendirilir. Bor minerâllerini gruplandırmak
gerekirse; 1)Kristal suyu içeren boratlar, 2) Bileşik boratlar (hidroksil ve /
veya diğer tuzlar ile), 3)Borik asit (sassolit veya
doğal borik asit), 4)Susuz boratlar, 5) Borofluoritler,
6)Borosilikat minerâlleri olarak tefrik edilirler.
Bor mineralleri genelde konsantre ve rafine ürün olarak pazarlanırlar. Rafine
ürünler boraks dekahidrat, (10 sulu boraks; kolemanit
+ soda külü reaksiyonuyla veya tinkalın çözündürülüp tekrar
kristalleştirilmesiyle); boraks penta hidrat (5 sulu
boraks), anhidrik boraks (susuz boraks) ve borik
asittir. Çeşitli bor minerâllerinden rafine bor ürünlerinin elde edilmesi EK-12 şemada gösterilmiştir.
Bor minerallerinden elde edilen
ürünlerin çok geniş bir kullanım alanı vardır. Rafine bor ürünleri, doğrudan
doğruya kullanıldıkları gibi, sodyum metaborat,
sodyum pentaborat ve sodyum perborat
gibi bileşikleri de endüstrinin çeşitli alanlarına katkı maddesi olarak girerler.
—> Şema. Bor
ürünleri ve bileşiklerinin kullanım alanları.
BORAKS, 1) Boron
minerallerinden 10 molekül kristal suyu ihtiva eden rafine soydum borat (monoklinal kristalli bor tuzu). Na2B4O7.10H2O.
2) Tinkal.
BORASİT, Sert kristal veya yumuşak beyaz kütle halinde bulunan magnezyum borat (Mg6Cl2B14O26). Müstakilen bir yatak halinde oluşabileceği gibi jips ve anhidrit yataklarında da bu