|
Resimli Madencilik Terimleri Sözlüğü -
D |
DAF (DELİVERED AT FRONTİER - SINIRDA TESLİM), Malların gümrük çıkış işlemleri tamamlanmış olarak sınırda, ancak
bitişik ülkenin gümrük sınırından önce ve belirlenmiş bir yerde ve noktada
teslime hazır hale getirilmesiyle satıcının yükümlülüklerinin sona ereceği
anlamına gelen uluslararası ticaret terimi. Burada “ sınır” kelimesi, ihracatın
yapıldığı ülkeninki dahil her türlü sınırı tanımlar. Bu nedenle sözü edilen “
sınır”ın atıfta bulunulan yerini ve noktasını mutlaka isim olarak belirtmek ve
böylece kesinleştirmek gerekir. Bu terim özellikle demiryolu ve karayolu
taşımacılığı için düşünülmüşse de, herhangi bir taşıma biçiminde de
kullanılabilir. (Incoterms 1990).
DAĞ
BİLLURU, —> Neceftaşı.
DAĞILMA
EĞRİSİ, Ayırma ürünlerinden
birinde bulunan ve her yoğunluk veya boyut kesiminin yüzdesini gösteren ve
laboratuvar deneyleri sonucu çizilmiş eğri.
DAĞILIM
EĞRİSİ, —> Tromp eğrisi.
DAĞ
KRİSTALİ , —> Kuars.
DOĞAL
ELEMENTLER, Doğada başka
elementlerle bileşikler oluşturmaksızın yalnız halde bulunabilen kimyasal
elementler. Atmosferde gaz halinde bulunan elementler bu gruptan sayılmaz.
Doğada bulunan 96 kimyasal elementten yalnızca 19’u
katışıksız veya çok az katışıklı mineraller halindedir. Yalın halde bulunabilen
element sayısının bu kadar az olması, kimyasal elementlerden çoğunun oksijen,
kükürt ve halojenlerle bileşikler oluşturmaya çok yatkın olmalarından
kaynaklanır.
Doğal elementler, kimyasal özelliklerine göre
başlıca üç grupta toplanır. Metaller (platin, iridyum, osminyum, demir, çinko,
kalay, altın, gümüş, bakır, civa, tantal), yarı metaller (bizmut, antimon,
arsenik, tellür selenyum) ve ametaller (kükürt, karbon).
DAHİLİ
KUYU, —> Körkuyu.
DAHLİT, Genel formülü , Ca 5 (PO4)
DAİMİ
NEZARETÇİ, Fenni nezaretçinin
emrinde ve iş başında daimi bulunmak suretiyle görev yapan ve maden mevzuatına
göre tayin edilmiş olan kişi. Bu kişi maden teknisyeni, maden teknikeri veya
maden başçavuşu olabilir.
DAİRESEL
(Eğrisel) KAYMA, —> Heyelân.
DAKBİL, —> Ördek
gagası.
DALGIÇ
TULUMBA, Su içine daldırılmak
suretiyle çalıştırılacak şekilde imâl edilmiş tulumba.
Bu tulumbalar elektrik veya basınçlı hava ile çalıştırılacak şekilde, suyu
basacağı yüksekliğe göre tek veya çok kademeli olarak, sondaj kuyusuna
sarkıtılıp da kullanılabilecek şekilde imâl edilir.
DAMAR, —> Maden
damarı.
DAMAR
İSTİKAMETİ, Damar düzlemi ile
yatay düzlemin arakesiti.
DAMAR
KALINLIĞI, Tabaka hâlinde teşekkül
etmiş bir kömür veya cevher damarının tavanı ile tabanını birleştiren dik doğru
parçasının uzunluğu, yani ara kesme ve yalancı tavan kalınlıkları dikkate
alınarak ölçülen kalınlık. Kömür madenciliğinde ara kesme ve yalancı tavan
kalınlıkları dikkate alınmadan damardaki kömür bantlarının toplam kalınlığına
da kömür kalınlığı demir.
DAMARLI
MERMER, Mermerin lekelerini ve
damarlarını taklit ederek boya ile yapılmış mermer taklidi süsleme.
DAMAR
MEYLİ, 1)Damar düzemi ile yatay düzlem
arasındaki dar açı. 2) Yatım.
Damarlar
meyil açılarına göre:
0º
- 20º az meyilli -,
20º
- 40º orta meyilli -,
40º
- 60º yarıdik -
>60º
dik damar olarak tanımlanır.
Meyli 80ºden fazla olan dik damarlara kılıç damar
da denir.
DAMAR
PATLAMASI, —> Ani gaz boşalması.
DAMAR
TAŞI, 1) Maden yatağının içinde
bulunan madenle birlikte teşekkül etmiş veya maden yatağının teşekkülü
sırasında yatağın içinde kalmış yantaş parçalarında oluşan kayaç ve mineraller.
2) Gang.
DAMITMA, Bir sıvının, buharlaştırıldıktan sonra yeniden
yoğunlaştırılarak sıvı hale dönüştürülmesi.
Damıtma, sıvıları uçucu olmayan katkılardan
ayırmada veya kaynama noktaları ayrı olan iki ya da daha çok sıvının
birbirinden ayrılmasında kullanılır. Örneğin, damıtma yoluyla ham petrolden
benzin, gazyağı ve makine yağı elde edilmesinde bu sıvıların kaynama
noktalarının farklı olmasından yararlanılır. —> Özütleme.
DAMLALIK
TAŞ, Mermer işletmeciliğinde
imalat yüzünü su tesirinden korumak gayesiyle dışarıya doğru çıkıntı verilmiş
ve altı su damlamasına imkân verecek şekilde oyulmuş taşlar.
DAMLALIKLI
YAĞDANLIK, —> Yağlama sistemleri.
DAR ALIN,
1) Kazı (üretim) yapılan nisbeten
dar yüzey parçası. 2) Damar istikametinde, damar meyli boyunca (başyukarı veya başaşağı),
damara dik veya diyagonal olarak yürütülen pano şeridindeki kazı yeri.
DAR ALIN
TARZINDA İŞLETME METO-DU, Maden
yatağı panosunun dar şeritler halinde; yan yana, üst üste veya alt alta
kesilmesi ve arka arkaya istihsal edilmesi tarzında uygulanan işletme metodu.
DARALAN
OLUK, Küçük boyutlu olan ve tabaka
halinde akan mineral tanelerinin, yataya yakın sabit bir yüzey üzerinde ve
akışkan ortam içinde özgül ağırlık farklarına göre ayrılmalarını sağlayan;
beslenme tarafında geniş ve boşalma kısmına doğru darlaşan oluk şeklindeki
ayırıcı. Beslenen pülp , oluğun daralması nedeniyle gittikçe kalınlaşan bir
tabaka halinde akarak, boşalma tarafına doğru engelli çöküş sınıflandırması ve
küçük tanelerin ara boşluklardan sızması koşullarını meydana getirir. Bu
durumda akan tabakanın alt tarafında yer alan ve daha yavaş hareket eden ağır
mineraller yakına, üst taraftaki hafif mineraller uzağa boşalır. Ürünleri
ayırmak için ayırıcı levhalar kullanılır. —> Şekil.
DARBELİ
SONDAJ, Halat ucuna bağlı özel
matkaplarla (balta) formasyonun dövülerek veya çarpılarak ufalanması sistemi
ile yapılan sondaj.
DARBELİ-ROTARİ
SONDAJ, Çok sert formasyonlarda
hızlı ilerleme sağlamak için özel takımlarla çalışan matkaba aynı anda dönme ve
darbe hareketi iletebilen sondaj sistemi.
DAR LAĞIM
ATEŞLEMESİ, Çapı 50 mm’ye kadar
olan birçok lağımın seri ateşlenmesi için yapılan işlem.
DAYAK, —> Payanda.
DAYANAK
NOKTASI, Arazide detay ölçümler
sonrası veya fotoğraf çiftinden yapılan ölçmelerle belirlenen ve araziyi
tanımlayan (xyz) değerleri belli nokta.
DAYK, 1) Komşu ve kendisinden yaşlı formasyonların
strüktürlerini kesen nisbeten ince ve uzun magmatik kayaç. 2) Aşınma ile
filonların yeryüzünde meydana getirdiği duvara benzeyen düzensiz setler. 3)
Kayaç çatlaklarına yerleşmiş genellikle tabla şeklindeki dolgu. 4) Gang. 5)
Dike.
DDP
(GÜMRÜK RESMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM), Malların
ithalatçı ülkede belirlenen yerde hazır bulundurulmasıyla, satıcının teslim
yükümlüğünün yerine getirilmiş olacağını anlatan uluslararası ticaret terimi.
Burada satıcı, malların gümrük giriş işlemleri tamamlanmış olarak tesliminde
gümrük resmi dahil olmak üzere, vergiler ve diğer ödemelerle birlikte bütün
risk ve masrafları üstlenir,—> EXW terimi
satıcı açısından asgari yükümlülük ifade ederken, DDP terimi, tersine, azami
yükümlülüğü içerir. Eğer satıcı doğrudan ya da dolaylı biçimde ithal lisansı
alamıyorsa, bu terim kullanılmamalıdır. (Incoterms 1990).
DDU
(GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN TESLİM),
Malların ithalatçı ülkede belirtilen yerde hazır bulundurulmasıyla satıcının
teslim yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması anlamına gelen uluslararası
ticaret terimi. Satıcı, malların belirlenen noktaya getirilmesiyle ilgili olan
(ithalattan alınan resim, vergi ve diğer paylar hariç) bütün risk ve
masraflarla birlikte, gümrük giriş formalitelerinden doğan masrafları da
karşılamak zorundadır. Malların gümrük girişini zamanında yapmamaktan doğan ek
masraf ve riskler alıcıya aittir. (Incoterms 1990).
DEBİ, Gaz veya sıvıların, aktığı yerin muayyen bir
kesitinden, birim zamanda geçen miktarı.
DEDEKTÖR
, 1) Bulucu aygıt 2) Sismometre.
DEFLAGRASYON,
1) Ateşleme işleminde patlayıcı
maddenin kimyevi reaksiyonla alev alması ve ses hızının altında bir hızla
yayılması. 2) Yavaş yanma. Deflagrasyon oluşturan patlayıcı maddenin (kara
barut gibi) zayıf tarafa doğru itici bir etkisi vardır. Bu tip patlayaıcı
maddelerin parçalama (kırıcı) gücü azdır.
DEGAJ, —> Ani gaz
boşalması.
DEĞİRMENTAŞI,
1) Bileşiminde CaCO3 ile silis
bulunan bir kayaç. 2) Silisli kalker. 3) Büyük kütleler halinde oluşan, özgül
ağırlığı 2,6-2,7 gr/cm3 olan sert kalsedon.
DEKANTÖR,
Su içerisindeki çok ince taneleri
ayırma veya sınıflandırma işlerinde kullanılabilen merkezkaç kuvvet etkisi ile
çalışan makine.
DEKONVERTİSAJ, —> QSL yöntemi.
DEKAPAJ, 1) Açık işletme projesine göre maden yatağının
üzerindeki veya kontağındaki örtü tabakasının gevşetilmesi, kazılması,
yüklenmesi, taşınması, toprak harmanınıa dökülmesi, serilmesi, harman sahasının
düzeltilmesi, toprak harmanı ve kademe yollarının yapımı ve bakımı gibi
muhtelif ameliyeleri kapsayan işlemlerin tümü. 2) Örtükazı. —> Ön-, Ana-, Aradekapaj, Örtükazı, Delik
boyunun tesbiti, Örtü kazıda hacim, Paralel ve düşey kazı.
DEKAPAJ
MEVSİMİ, İklim ve arazi şartlarına
bağlı olarak dekapaj işlerinin sürekli yapılabildiği dönem.
DEKAPAJ
ORANI, 1) Dekapaj yapılarak
kaldırılması gereken örtü tabakası miktarı ile, bunun altında çıkarıılacak olan
maden miktarı arasındaki oran (D: K), Dekapaj oranı m3/ton, m3/m3 olarak ifade
edilir. 2) Örtükazı oranı.
DEKLİNASYON, Pusulanın gösterdiği manyetik meridiyen istikameti
ile astronomik meridiyen arasındaki açı. Mağnetik deklinasyon veya yanlış
gösterme.
DEKOMPOZE,
—> Alumina istihsali sırasında ortaya çıkan sodyum aluminata aşılama
hidratı ilave edilip bu şekilde aşılanmış sodyum aluminatın soğutulup
karıştırılması işlemi.
DEKONTAMİNASYON,
Radyoaktif maddelerin çökelmesiyle
meydana gelmiş çevre kirliliğinin yıkama, filtre etme veya buharlaştırma
suretiyle temizlenmesi.
DEKOVİL
, Dar hatlı, kazısı ve inşası fazla
harcama gerektirmeyen, araziye daha kolaylıkla uyabilen bir demiryolu. Bu
sistemin yol açıklığı 0,6 veya 1,00 m’dir ve cer vasıtaları da normal
demiryolununkine göre daha hafiftir.
DEKREPİDASYON,
—> Isıtmayla kırma.
DELİCİ
UÇ, —> Lagım burgusu. Matkap. Uç.
DELİK
ÇAPI, Delme ve patlatma işlerinde,
en az malzeme, emek ve zaman kullanarak, istenilen maden veya kayacı en uygun
boyutta ve en çok miktarda serbestleştirmeye yarayan etkenlerden biri. Başarılı
bir atımı sağlayan diğer etkenler ise ; patlayıcı madde cinsi ve miktarı,
ateşleme sistemi ve delik geometrisidir. Delik çapı öncelikle patlayıcı
miktarının kayaç yapısı içinde dağılma durumunu sağlar. Küçük çaplarda, delik
geometrisi de buna uygun boyutlarda dar olmakta, böylece patlayıcı kayaç içinde
daha iyi dağıtılmış olmaktadır. Geniş çaplı deliklerde ise tersi söz konusudur.
Ancak dar çaplı lağımlarda, kazı birim hacmi için daha fazla delik metrajı
zorunludur. Bunun sonucu olarak da daha fazla işçilik gerekir ve ateşleme
sistemini oluşturan malzeme tüketimi artar. Çapın genişlemesi ile belirtilen
tüketim kalemlerinde ucuzluk elde edilir. Delik çapı tercihindeki bir diğer
etken de patlayıcı madde cinsidir. ANFO ve emulsiyon patlayıcı maddelerin
detonasyon hızı, delik çapı küçüldükçe düşer. Bu sebeple ANFO kullanıcılarının
en küçük
DELİK
DELME, Lağım deliği delme işlemi
DELİK
DELME VAGONU, —> Jumbo.
DELİK
TOZU, Fazla delinen lağım
deliğinin istenen seviyeye kadar doldurulması amacıyla kullanılan toz.
DELME
HIZI, Delme esnasında matkabın
kitle içerisindeki ilerlemesinin cm/dk birimiyle ifadesi.
DELİKLİ
SAC ELEK, Sac veya plastik
plakalar üzerine çeşitli biçimde; genellikle kare, daire ve çokgen şeklinde
delikler açılmak suretiyle hazırlanarak eleme işlemi yapacak ünitelerin
imalinde kullanılan eleman. —> Elek.
Elek yapımında kullanılacak sac plâkaların aşınmaya ve paslanmaya karşı,
dayanıklı olması gerekir. Seçilecek sac kalınlıkları delik çaplarına göre
değişir. Eşit delik aralığında sac kalınlığı arttıkça, eleme randımanı düşer.
Bu nedenle, elek açıklığı ve eleme randımanı dikkate alınarak ekonomik ömür
bakımından uygun sac kalınlığı seçilir.—> Tel örgülü elek. Elek altı,
Elek üstü, Elek açık alanı, Elek anma alanı.
DELTA, 1) Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D, d) . 2)
Akarsuyun göl ya da denize ulaştığı yerde yani ağzında oluşturduğu kabaca üçgen
biçiminde alüvyon birikimi bölgesi. 3) Çatalağız.
DEMARAJ, 1) Bir vagonun belirli bir sürate ulaşıncaya
kadarki ilk hareketi. 2) Kömür madenciliğinde yeni grup işçi tertibinde
üretimin istenen düzeye ulaşması için geçen süre. 3) Maden ticaretinde, malın
geç sevk edilmesi veya zamanında ulaştırılmaması.
DEMARAJ
PRİMİ, Yeni grup işçi tertibinde
ocağın üretim kapasitesine kısa sürede ulaştırılmasını sağlamaya yarayan teşvik
ücreti.
DEMİR ALAŞIMLARI, Demirin diğer metallerle yaptığı alaşımlar.
Ferroaluminyum,
% 10 Al
Ferrocerium
% 50-94 Ce
Ferrokrom
% 56-70 Cr
Ferrokobalt
% 50 Co
Ferromanganez
% 7-45 veya daha fazla
Mn.
% 7-45 Mn ihtiva eden demire ayna demiri denir. Standart ferromanganez % 80’den
fazla Mn ihtiva eder.
Ferromolibden
% 45-80 Mo
Ferronikel
% 24-75 Ni
Ferrofosfor
% 10-25 P
Ferrotungsten
% 70-92 W + %
Ferrotitan
“Ferrokarbon titanyum” % 10 -15 Ti
Ferrosilikon
% 7-92 Si
Ferrovanadyum
%
20-50 V
Ferrouranyum
%
20-40 U
Ferrostronsiyum
% 20-50 Sr
Demirin
ferroboron, ferroboron-silikon, ferrokobalt-krom, ferromagnezyum, ferrosodyum
ve ferrotantalyum alaşımları da vardır. Düşük derecede ergiyen demir alaşımları
yüksek fırınlarda ve elektrik fırınlarında, karbonsuz demir alaşımları da
aluminotermik prosesle elde edilir. —> Ferro
alaşımlar.
DEMİR
DİREK, İç içe geçmiş iki borudan
ve kilit tertibatından oluşan krikoya benzer madeni tahkimat ünitesi. Bunlar
sürtünmeli ve hidrolik sistemde imal edilir. Tek direk halinde kullanıldığı
gibi ikili veya dörtlü imal edilip yürüyen tahkimat olarak da kullanılır. —>
Hidrolik direk. Sürtünmeli madeni direk.
DEMİRLİ
KİL, Bileşiminde demir oksidi
bulunan bir kil. Kırmızı olanı topraksal olijist, sarı olanı topraksal limonit.
DEMİRLİ
KUARS,—> Kristalin kuars.
DEMİR
ŞAPKA, 1) Sülfürlü maden
yataklarının, üst kesiminde oksidasyon zonunda
oluşan limonit örtü —> Oksidasyon
zonu. Sementasyon zonu. 2) Gossan.
DEMİRYOLU, Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli taşıtların
üzerinde yürüdüğü, demir, ağaç veya öngerilmeli beton traversler üzerine
birbirine paralel olarak döşenerek yapılan bir tür yol. Demiryolu, çekilen taşıtlara
belirli bir yön vermek ve tekerleklerin sürtünme direncini azaltmak için XVIII
inci yüzyılın ikinci yarısında kullanılmaya başlandı
DEMİRYOLU
AÇIKLIĞI, Demir yolunda döşenmiş
paralel iki ray demiri arasında içten içe ölçülen en kısa açıklık (mesafe)—>
Şekil. Buna “ Ray açıklığı “ veya “
Demiryolu genişliği “ de denir.—> Ray,
Ray çivisi.
DEMİRYOLU
GENİŞLİĞİ,—> Demiryolu açıklığı.
DEMİRYOLU
NAKLİYATI, Yeraltı ve yerüstünde
zemine ray döşenerek bu raylar üzerinde demir tekerlekli (bandajlı) vagonları
katar halinde (—> Lokomotif, Sonsuz
halat, vb.) itme veya çekme suretiyle taşınarak cevher, kömür, malzeme ve
insanların istenilen yerlere ulaştırılması. Ocaklarda döşenecek demiryolu
rayları; üzerinde çalıştırılacak lokomotif ve vagonların ağırlıkları göz önünde
bulundurularak; serilmek suretiyle döşenir . Genel olarak yeraltı
işletmelerinde küçük araba ve el ile nakliyat yapılan yerlerde 7 kg/m, küçük
araba el veya katır nakliyatında 10 kg/m, küçük araba, küçük motor, vinç ve zincir
nakliyatında 14-18 kg/m, küçük orta lokomotif ile büyük vagon nakliyatı (anayol
nakliyatı) 24 kg/m, açık işletmelerde (linyit) 33-41 kg/m, genel demiryolu
taşımacılığında ise 49kg/m ve daha fazla ağırlıktaki raylar kullanılır.
Rayların ağırlığı arttıkça taşıma gücü de ona göre artar. 7-14 kg/m ağırlıktaki
raylar uygun ray bükme makineleri ile gerektiğinde bükülerek veya düz olarak
gerekli malzeme ile kolayca döşenebilir. Diğerlerine ise özel bağlantı donanımı
gerekir. Raylar döşenirken ağaç, demir veya
beton traversler kullanılır. Demiryolu döşenen yerin taşıma mukavemetine göre
traverslerin arasındaki mesafe iyi tesbit edilir.
Normal
tonluk araba ile nakliyat yapılan yerlerde döşenen raylarda yol genişliği (ray
arası mesafe)
Kullanılacakları yerlere göre kullanılan ray boyları ise 4-5-7-9-12-15-30m
olarak imal edilmektedir. Ağırlıklarına ve kullanış yerlerine göre raylar 2-4
veya 6 cıvatalı pabuçlarla bağlanır. Pabuç-cıvata bağlantısı yerine bugün için
birçok yerlerde kaynakla bağlantı da yapılmakta ve bilhassa ray başlarında
meydana gelen vuruntu azaltılmaktadır.
Demir
yollarının döşenmesinde raylar arasındaki mesafe mastarla kontrol edilip,
traversler uygun evsafta seçilip nizami aralıklarla döşenmeli, rayların pabuçla
bağlandığı yerlerin altına travers döşenmemeli, pabuç cıvataları iyice
sıkıştırılmalı, çift yol döşenen yerlerde her iki yolun altına ayrı ayrı
traversler makasların altına ise boy traversi döşenmeli, traverse rayı tutturan
yol çivisi veya tirbüşonlar şeşbeş çakılmalı, traverslerin altı ve araları
kırmataşla doldurulup travers altları bu kırma taşlarla iyice sıkıştırılmalı,
kullanılan nakliyat vasıtalarının ağırlığına uygun mukavemette ray seçilmeli,
yol döşenirken belirli meyli tutturmak için —> Yol terazisi kullanılmalı, mekanik manevra ve özel taşıma dışında
demiryollarına verilen meyil % 0,5’in altında, demiryolu döşenen galeriler,
kullanılan taşıt araçlarına uygun kesitte seçilmeli, arabaların kancalandığı
veya kancaların çözüldüğü yerlerde durdurma ve boşaltma merkezlerinde,
araçlarla galeri yan duvarları arasında (çok yol varsa araçlar arasında galeri
tabanından
Yeraltı
madenciliğinde kullanılan demiryollarında
DEMONTAJ,
1) Sökme. 2) Sondajı tamamlayan
makine ve takımların yeni bir lokasyona taşınabilir hale gelecek şekilde
sökülmesi işlemi.
DENGE
AÇISI, Yığılmış malzemenin
kaymadan durabildiği en büyük açı değeri. —> Kayma açısı.
DENGE
DİYAGRAMI, Bir veya birden fazla
elemanın (alaşımların) fiziko kimyasal fazlarının denge durumlarını gösteren
grafik. —> Ötektik karışım.
DENGE
HALATI, —> Kuyruk halatı.
DENGELİ
İHRAÇ SİSTEMİ, Çift tanburlu, çift
halatlı ve kuyruk halatlı, veya tek tanbur, tek halat sürtünmeli (köpe) ve
kuyruk halatlı ihraç sistemi. —> Dengesiz-,
Yarı dengeli ihraç sistemi.
DENGESİZ
İHRAÇ SİSTEMİ, Tek halatlı ve tek
tanburlu ihraç sistemi. —> Yarı
dengeli. Dengeli ihraç sistemi.
DENGELENMİŞ
ORTALAMA DAMAR KALINLIĞI, —> İşletilen ortalama damar kalınlığı.
DENİZ
FASİYESİ, Denizlerde teşekkül
etmiş eşyaşlı tortul tabakalar. Bunlardan kıyılarda teşekkül eden kayaçlara
kıyı fasiyesi, 200 m’ye kadar derinliklerde teşekkül eden çökellere sığ deniz
fasiyesi, 200-
DENİZALTI
KÖMÜR İŞLETMECİLİĞİ, Jeolojik,
jeofizik ve sondajlı arama çalışmaları ile ekonomik çalışabilir derinliklerde
rezervi tesbit edilmiş deniz altında bulunan kömür yataklarının işletilmesi.
Kömür ihtiva eden tabakaların deniz dibinden derinliğine göre denizaltı kömür
işletmeciliğinde sınırlı olarak oda-topuk, ayak-topuk, rambleli uzun ayak
işletme metodları, belirli derinliklerden sonra ise; kömür işletmeciliğinde
tatbik edilen tüm işletme metotları uygulanabilmektedir.
DENVER
JİG, Sabit elekleri olan, suyun
hareketi, piston veya diyafram vasıtası ile verilen bir —> Jig türü. Buna harz jigi de denir.
DEQ
(RIHTIMDA TESLİM), Satıcının
teslim yükümlüğünün, malları belirlenen varış limanındaki rıhtımda alıcıya
sunmasıyla sona ermesi anlamına gelen uluslararası ticaret terimi. Genellikle
bu terime “ GÜMRÜK RESMİ ÖDENEREK” açıklaması yapılır ve bu durumda, satıcının
gümrük giriş işlemlerini tamamlaması gerekir. Eğer satıcı doğrudan veya dolaylı
olarak ithal lisansı alamayacaksa bu terim kullanılmamalıdır. Diğer yandan
terimine “ GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN” eki yapılmışsa; gümrük işlemlerini alıcı
üstlenmiş demektir. Eğer taraflar, ithal işlemlerinde yapılan bazı ödemeleri
(VAT yani KDV gibi) satıcının yükümlülük alanından çıkartmak isterlerse bu
istek, konuya açıklık getirecek sözlerle karşılanmalıdır, “ Rıhtımda teslim,
VAT (KDV) ödenmeksizin (varış limanı... olarak) gibi. (Incoterms 1990).
DEPLASMAN,
—> Tasman.
DEPO, 1) Su toplama yeri. 2) Ambar, Silo.
DEPREM, 1) Başlangıç noktası yerkabuğunun (~ 50-
Depremler genellikle yerin altında az veya çok
derinde (ama, 700 km’den derinde değil) bulunan, bir dereceye kadar belirlenmiş
bir yerde (deprem odağı), apansızın ortaya çıkan ve en azından geçici olarak
bütün çevrede yavaş yavaş birikmiş gerilim toplanmasını sona erdiren bir denge
bozulmasından ileri gelir. Belli bir “ dengeye geri dönüş “ , çoğunlukla,
birbirini izleyen aşamalardan geçerek gerçekleşir (çok sayıda sarsıntılar) .
Yayılan deprem dalgalarının çeşitli gözlem evlerine varma anları, deprem
merkezinin (deprem odağına düşey olan
yeryüzü bölgesi) saptanmasını sağlar. Deprem dalgalarının zamanda ve uzamda
dağılışının incelenmesi, deprem bölgeleri haritalarının hazırlanmasına imkan verir.
En sık deprem olan bölgeler, manto ile kabuk arasındaki mekanik gerilimlerin en
şiddetli olduğu kırılma kuşaklarında bulunur.
DEPREMBİLİM,
Depremleri ve sismik dalgaları
yerkürenin iç kesimlerinde inceleyen bilim dalı. Sismik araştırmalar bölgesel
veya yerküre ölçeğindeki amaçlara yönelik olabilir. Bu araştırmalarla; bölgesel
olarak yeraltı kırıklarının ve petrol, doğal gaz ve maden yataklarının yeri
belirlenmeye çalışılır. Yer’in iç kesimlerindeki faz süreksizlikleri, ada
yaylarının jeofiziksel özellikleri, okyanus çukurları, okyanus ortası sırtlar
ve yer malzemelerinin esneklik özellikleri; incelenir.
Depremlerin incelenmesine yönelik olarak da sismik
dalgaların çeşitli yer istasyonlarına ulaşma süreleri ve şiddetleri belirlenir.
Sismik dalgalar, yeraltı patlatmaları yoluyla yapay olarak da üretilebilir.
Sismoloji kavramı. “deprembilim “ ile eş anlamlıdır.
DEPREM
KUŞAĞI, —> Deprem.
DEPREM
ODAĞI, Deprem enerjisinin meydana
çıktığı yer. —> Deprem odak derinliği.
DEPREM
ODAK (OCAK) DERİNLİĞİ, Yeryüzü ile
deprem enerjisinin meydana çıktığı yer yani deprem odağı (hiposantr) arasındaki
düşey yönde ölçülen aralık. Diğer bir deyişle —> Episantr ile —> Hiposantr arasındaki mesafe. Yüzeyden
itibaren 60 km’ye kadar odak derinliği olan depremler “ Sığ depremler “, 60-
DEPREM
ŞİDDETİ, Herhangi bir derinlikte
olan bir depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki gücünün ölçüsü.
Depremin şiddet değerinin belirlenmesinde, episantra olan uzaklık ya da
yakınlığın, yerel zemin koşullarının ve farklı tipteki yapı özelliklerinin
etkisi olur. Gözlemsel inceleme alanı içerisinde aynı şiddet değerine sahip
noktalar birleştirilerek elde edilen eğriye “Eş Şiddet” (İzoseist) eğrisi,
üzerinde izoseist eğrileri bulunan haritaya da “İzoseist Haritası” denir.
DEPRESYON,
1) Maden ocağı, galeri, kuyu ve
borularda havanın bir yerden başka bir yere akışını sağlayan kuvvet. Ocak
havalandırma-sında ocağa verilen havanın basıncı düşük olduğundan ve genel olarak
1/10 atmosfere kadar olan hava basıncı mm su sütunu (tazyiğin metrik birimi)
olarak ifade edildiğinden, depresyon m2 alana gelen mm/su sütunu
veya kg/m2 birimleri ile (1at = 1 kg/cm2=
DEPRESYON
KONİSİ, Kuyudan su pompalanması sırasında
kuyu çevresinde oluşan, sudan arınmış koni biçimindeki kısım.
DEPRESYON
ZAYİATI, İçinden hava geçen
galeri, kuyu, hava borusu veya basınçlı hava boruları vb’nin uzun eksenleri
boyunca tesbit edilen iki noktada ölçülen basınç değerleri arasındaki fark.
Diğer bir ifade ile bu iki nokta arasındaki “statik basınç azalması.”
DERAYMAN,
1) Demiryolu araçlarının raydan
çıkması. 2) Ocak arabası, lokomotif vb. araçların düşmesi.
DERE
TELAKİSİ, Arazide iki derenin
kesiştiği (birbirine karıştığı) nokta.
DERİN
AÇIK İŞLETME, Derinlere inebilmek
için huni şeklinde açılmış ve derinliği 80 m’den fazla açık işletme. Derin açık
işletmelerde basamaklar taşıma araçlarının (demiryolu, kamyon, vb.) işletmenin
en derin noktasına inebilmelerini sağlamak üzere spiral şeklinde düzenlenir.
Bugün için 250-
DERİN
DEPREMLER, —> Deprem odak derinliği.
DERİN
EMDİRME, —> Su emdirme.
DERİNLİK
KAYAÇLARI, 1) Yer kabuğuna sokulma
sonucu yerleşen mağmanın soğuyup kristalleşerek katılaşması ile meydana gelen
(batolit) magmatik kayaç. 2) İntrüsif kayaç.
DERİN
TROMP AYIRICISI, Derin ağır ortam
(ağır mayi) ayırıcısı.
DES
(GEMİDE TESLİM), Gümrük giriş
işlemleri yapılmamış malların belirtilen varış limanında gemi bordasında
alıcıya sunulmaya hazır hale getirilmesiyle satıcının teslim yükümlülüğünün
yerine getirilmiş olduğunu ifade eden, uluslararası ticari terim. DES’in
uygulanması durumunda, malların belirtilen varış limanına getirilmesi
işlemleriyle ilgili her türlü risk ve masraf satıcı tarafından karşılanır.
(Incoterms 1990).
DESANDAN
HAVA AKIŞI, Yukardan aşağıya doğru
inen hava akımı.
DESANDAN
HAVALANDIRMA, 1) Üretim yerlerinin
yukardan aşağıya havalandırılması. 2) Ters havalandırma.
DESANDRİ,
1) Maden ocaklarında aşağıdan
yukarıya cevher veya kömür nakli yapmak amacı ile aşağıya doğru meyilli olarak
yantaş, cevher veya kömür içinde sürülen galeri. 2) Maden yatağına ulaşmak için
yeryüzünden başlayarak sürülen meyilli galeri.
DESANSÖR,
İçinde çelik zırh veya zor aşınan
herhangi bir malzeme (sinter bazalt) kaplı taşıma helezonu bulunan, taşıma
kolaylığı bakımından üniteler halinde parçalardan oluşan, graviteden
yararlanmak suretiyle madenin yeraltında dik kuyularda kırılmadan ve zayi
olmadan yukarıdan aşağı taşınmasını sağlayan çelik boru sistei. Genel olarak
çap
DESİBEL, Değişik ses şiddetlerini karşılaştır-mak için “bar”
biriminin on tabanına göre logaritmasının onda biri olarak belirlenen ses
şiddetini (düzeyini) değerlendirme (ölçme) birimi. Desibel (dB) simgesi ile
gösterilir. 0, 0002 mikrobar basınç yapan ses, “duyma eşiği” olarak
nitelendirilmekte ve sıfır dB olarak kabul edilmektedir. dB olarak ölçülmüş iki
gürültü varsa bunlar logaritmik olarak toplanır. Değişik gürültü kaynakları ve
bu kaynaklardan yayılmasına izin verilen maksimum gürültü seviyeleri:
DETAY ALIMI, 1) Jeodezik ölçme
işleminde; arazide görünen yüzeye ait değişikliklerin haritaya işlenebilmesi
için, karakteristik noktalara mira tutularak, dik düşülerek veya reflektör
tutularak ölçme yapılması. 2) Fotogrametrik değerlendirme ise; fotoğraf
çiftinden sağlanan stereoskopik görüş sonrası, kürsör gösterge resim üzerindeki
ayrıntı noktalarına getirilip işaretlendikten sonra, bilgisayar belleğine alınarak ölçme
yapılması.
DETONASYON,
Kimyasal veya nükleer zincir
reaksiyonu tesiri ile patlayıcı maddelerin ani yanması. Patlayıcı maddelerin
kimyasal reaksiyon sonucu ani yanmasında, sıcaklığı 4500½C, ani basıncı 250000
atmosfer civarında, sirayet hızı ses hızının üzerinde ve tahrip gücü
(kırıcılığı) yüksek, kor halinde bir kitle oluşur.
DETONASYON
HIZI, Patlayıcı maddenin kimyevi
reaksiyon sonucunda detonasyon oluşturarak, yüksek basınç ve temperatürü haiz
olan kor halindeki bir gaz kitlesine dönüşmesi durumunda; reaksiyon noktasının
silindirik şarjdaki ilerleme çabukluğu. Nitrogliserinin infilak etmesinde, bir
piko saniye (10-12s) içerisinde temperatür birkaç bin dereceye çıkar
ve bu yüksek ısı altında kimyevi eksotermik reaksiyon muazzam bir hızla başlar.
Reaksiyon bölgesi yaklaşık
DETONASYON
LOKUMU, Patlatmak amacı ile
gerekli miktarda patlayıcı madde doldurulmuş lağım deliği içindeki lokumlardan
kapsül ihtiva edeni.
DETONATÖR,
Patlayıcı maddeleri patlatmaya
yarayan kapsül.
DETRİTİK
ÇÖKELLER, Magmatik kayaç-larla
tortul kayaçların mekanik veya kimyasal etkilerle ayrışıp dağılmasından meydana
gelen iyi tasnif edilmemiş ufak ve büyük parçalardan oluşan kayaç.
DEVEBOYNU
BORU, S, U ya da ı biçiminde boru.
S ve U şeklinde olanlar boru şebekesinde yön değiştirmede veya araya sıvı ortam
koymak suretiyle irtibat kesmede, omega borular da sıcak sıvı veya gaz nakleden
borularda genleşmeyi karşılamak için kullanılır.
DEVELOPMAN,
1) Maden yatağı keşfedilip arama
işi bittikten sonra üretim için yapılan büyük hazırlık işi. 2) Amenajman. 3)
Açık işletmelerde dekapaj, yeraltı işletmelerinde hazırlık işleri de
developmanın bir bölümüdür.
DEVİR, 1) Arama, ön işletme ve işletme ruhsatları gibi
maden haklarının, Maden Dairesi tarafından sakınca görülmediği takdirde, bu
hakları kullanmaya ehil gerçek veya tüzel kişilere verilmesi veya miras yolu
ile intikali. 2) Bir zaman dilimi. 3) Bir noktanın, bir merkez etrafında
dönerek aynı yere gelmesi.
DEVLETE
İNTİKAL, Arama, ön işletme ve
işletme ruhsatlarının fesh olunması, yürürlük sürelerinin bitmesi veya terk
sebebiyle sona ermesi hallerinde ruhsat sahibine hiçbir ödeme yapılmaksızın her
türlü emniyet tedbiri alındıktan sonra maden haklarının devlete geçmesi.
DEVLET
HAKKI, 1) Yürürlükteki 3213 sayılı
M.K. göre, maden sahasından çıkarılacak madenin işletme yıllık brüt karının
yüzde beşi. 2) Yürürlükten kalkan 6309 sayılı yasaya göre, üretilen madenin
satışına esas ton fiyatına göre saptanan, İ.R. ve İ.İ. sahaların sözleşmelerine
konup (mecburi imrar taahhüdü) ödenmesi zaruri olan meblağ.
DEVLÜP, —> Kollergang.
DEVRİDAİM
ÇAMURU, Sondajlarda bentonit kili
ihtiva eden şlam.
DEVRİDAİM
HORTUMU, Sondaj pompasının basma
kısmını su başlığına bağlayan hortum.
DEVRİDAİM
POMPASI, —> Çamur pompası. Devridaim tulumbası.
DEVRİDAİM
SUYU, 1) Elmaslı sondajda
(krealius) takım dizisi içinden pompalanarak matkap ağzından geri dönen,
matkabı soğutup, kestiği kırıntıları (cuttings) yeryüzüne getiren ve devamlı
sirküle eden su. 2) Maden zenginleştir-me tesislerinde devrettirilen su.
DEVRİDAİM
TULUMBASI, 1) Lavvarda suyu, şlamı
veya ağır mayii devrettirmek için kullanılan tulumba. 2) Devridaim pompası.
DEVRİK
ANTİKLİNAL, —> Antiklinal. Katlanma.
DEVRİLME
KAYMASI, —> Heyelan.
DEVRİLME
TÜRÜ KAYMA, Dike yakın eğimli
tabakalarla ayrılan uzun kolonların öne bükülüp kırılması sonucu blok
devrilmesi şeklinde oluşan —> Heyelan.
—> Şekil, Kayma,Sürtünme, Akma şeklinde heyelan.
DEZOKSİDAN
MADDE, —> Redükleyici.
DIAMIKNATISLI
MİNERAL, —> Minerallerin mıknatısiyet özellikleri.
DIŞ ÖLÇÜ,
Mermer işletmeciliğinde, taşın en
çıkıntılı noktalarından geçen yüzeylerin belirttiği geometrik şeklin nominal
ölçüleri.
DIŞA
DÖKME, Bir açık işletmede yapılan
dekapajın açık işletme sahasının dışına dökülmesi. Bu döküm, daha önce madeni
alınmış veya halen çalışmakta olan başka bir açık işletme çukuruna da
yapılabilir.
DİAGENEZ,
1) Kireçli şlamın kalkere, killi
şlamın kil ve şiste, kumun greye dönüşmesi gibi; tortul kayaçların basınç,
sıcaklık ve zaman etkileri ile (taşlaşması), değişmesi. 2) Sedimantasyonla
oluşmuş bir tabakanın oluştuğu zamandan sertleşmesine (taş haline gelmesi)
kadar geçen zamandaki taşlaşma süreci.
DİAMIKNATISLI
MİNERAL, —> Mineralin mıknatısiyet özellikleri.
DİBEK
TAŞI, 1)
Alt kısmı ince bir kömür tozu ile kaplı olduğu için hemen farkedilemeyen ve
tavanın serbest yüzey teşkil etmesi durumunda ani olarak düşme tehlikesi
gösteren fosilleşmiş ağaç gövdesi. 2) Kupa.
DİFERANSİYEL
FLOTASYON, Yüzme kabiliyeti olan
minerallerden birinin yüzdürülmesi.
DİFÜZÖR, Ocak havalandırmasında kullanılan aspiratörlerde
emici ana pervanenin lüle biçiminde gittikçe genişleyen hava çıkış (ağzı)
kısmı.
DİK
BAŞYUKARI, —> Kelebe.
DİK DAMAR
KESİM, Mermer işletmecili-ğinde,
taşın çökelme yüzeyine dik kesimi.
DİKEY
ATIM, —> Fay atımı.
DİKEY
AYAKLI GÖÇERTME, —> Tumba metodu.
DİKİT, —> Sarkıt.
DİKME, 1) Tahkimat amacıyla taban ile tavan arasında
yerleştirilen direk. 2) Sütun.
DİKDÖRTGEN
METODU, Çoğunlukla büyük miktarda
alınan numunelere (örneklere) uygulanan numune miktarını azaltma yöntemi.
Yaklaşık 2-4 ton malzeme temiz bir zemine dökülür. 1-
DİKROİZM,
—> Pleokroism.
DİLİM, Maden yatağı içinde galeri yüksekliğinin veya
genişliğinin birkaç katı yüksekliği veya genişliği haiz ve bir düzenlemede
istihsal edilebilen maden kitlesi. Maden yatağı eğimli olduğu zaman dilimler,
cevherin hakiki tavan ve tabanı ile açı yapacak şekilde düzenlenebilir. Yatay
maden yataklarında dilimler tabakalaşmaya paralel olduğu için bunlar bank diye
isimlendirilir.
DİLİMLİ
GÖÇERTMELİ AYAK İŞLETME METODU, Asgari
kayıp ve temiz cevher üretimi arzu edilen, kitle, tabaka ve kalın damar
halindeki, ihtiva ettiği maden (çürük) sağlam olmayan, tasman tesirinin
yeryüzünde zararı olmayan hallerde kömür ve metalik cevher yataklarına
uygulanan tahkimatlı ve taban döşemeli yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu
usulde cevher yatay dilimler halinde yukarıdan başlayarak aşağıya doğru giderek
alınır. Her dilimde ana kelebeden hududa kadar kılavuzlar sürülür; hudutta sağ
sol aykırı bacalar yapılır; huduttan başlayarak geriye doğru dönülür. Bir
aykırının tavanı göçertilmeden yandakine başlanmaz. Şartlara göre ilk dilime
gerekirse sonraki dilimlere de taban döşemesi de yapılır. Kestelek Bor
Madenlerinde bu şekilde yapılan dilimli işletme metoduna “Göçertmeli Badamalı
(Sun’i tavanlı) Uzun Ayak Metodu” denilmektedir. —> Şekil.
DİLİM
KALINLIĞI, —> Atım
yükü.
DİLİMLİ
RAMBLELİ AYAK İŞLETME METODU, 1)
Kitle, tabaka ve kalın damar dalindeki sağlam veya çürük maden yatakları ile
ramble edilmiş iki oda arasında daha evvel bırakılmış topukların alınmasında
yukarıdan aşağı alınan dilimlerde taban döşenip veya aşağıdan yukarı doğru
alınan dilimlerde ramblenin üstünde kazılan madenden meydana gelen boşluğun
ramble yapmak suretiyle doldurulması esasına dayalı olarak uygulanan tahkimatlı
(üretim) işletme metodu. Bu metotla asgari kayıpla temiz cevher üretilebilir.
2) Kalın kömür damarlarında; damar dilimlere ayrılarak her dilimde bir uzun
ayak teşkil edilip alt dilimdeki ayak en ileride, ondan sonrakiler de 20-
DİLİNİM, Minerallerin bileşimlerinde bulunan moleküllerin
meydana getirdikleri yapıya göre kristal yüzeyleri boyunca paralel olarak
yarılma özellikleri. —> Klivaj veya
teflik de denir. —> Minerallerin
dilinimi.
DİLİNİM
YÜZEYLERİ, —> Minerallerin dilinimi.
DİLUVİYAL
PLASER , Su taşkınları yani
muntazam su akıntılarının biriktirdiği malzemelerin oluşturduğu sekonder maden
yatağı.
DİMORF
MİNERAL, —> Polimorf mineraller.
DİNAMİK
DEPRESYON, Havanın ocak, galeri
veya havalandırma borusu içindeki hızından dolayı meydana gelen —> Depresyon. Havanın hızı fazla olursa
dinamik depresyon artar, dolayısı ile total (umumi) depresyon da artacağından
ortama hava veren veya hava emen vantilatör veya aspiratör fazla enerji harcar.
Bu nedenle daha ekonomik havalandırma yapmak için hava hızı 5-6 m/sn yi
geçemeyecek şekilde havanın geçeceği ortamın kesiti ayarlanmalıdır.
Maden ve Taş
Ocakları ile Açık İşletmelerde Alınacak İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tedbirleri
Hakkında Tüzük’ün161 ci maddesinde; insan ve malzeme taşımasında kullanılan
kuyularda, lağımlarda, ana nefeslik yollarında; hava hızı, saniyede 8 metreyi
geçemez şeklinde sınırlandırılmıştır —> Total
depresyon.
DİNAMİT, Esas itibariyle (% 25) diyatomit (kiselgur) veya
odun unu içine emdirilmiş (%75) nitrogliserin (NG), den ibaret olan patlayıcı
madde. Dinamitin terkibindeki nitrogliserin diyatomit tarafından absorbe edilmiştir.
Ancak patlama kabiliyeti yüksek olan ve patlayıcı madde olarak kullanılan bütün
terkiplere de dinamit denilmektedir. Dinamit yapımında temel girdi olan
nitrogliserin, gliserin ve glikolün birlikte oleum-nitrik asit karışımı
(nitrolama asidi) ile nitrolanmasıyla elde edilir. Üretilmesi istenen dinamitin
türüne göre nitrogliserin/nitroglikol, amonyum nitrat, nitro sellülöz, sodyum
klorür, odun unu, kalsiyum karbonat, DNT, TNT gibi maddeler belirli oranlarda
karıştırılarak istenen homojen kitle elde edilir. Patlayıcı maddelerle ilgili
genel bilgiler, Ek-
DİNAMİT
AMBARI, Genellikle “Patlayıcı
Maddeler Nizamnamesi”ne göre inşa edilmiş patlayıcı maddelerin içinde
saklandığı ve korunduğu depo.
DİNAMO, —> Generatör.
DİNAMOMETAMORFOZ,
1) Orojenik olaylarda tektonik
hareketlere bağlı olarak oluşan başkalaşım. 2) Dislokasyon metamorfozu.
DİNAMOMETRE,
Kuvvetölçer.
DİNGİL, —> Mil.
DİNGİL
AÇIKLIĞI, Ön ve arka tekerleklerin
raya değdikleri noktalar arasındaki açıklık.
DİNGİL
SAYAR, Önceden kararlaştırılan
sayıda araba geçtikten sonra, bir dizi işlemleri (ray değiştirme, frenleme vb.)
başlatan mekanik aygıt.
DİNLENDİRME
HAVUZU, —> Tikiner.
DİOS
YÖNTEMİ, Bir banyo ergitmesiyle
birleştirilmiş demir cevheri tozlarının
—> Akışkan yatakta ön
redüklenmesini öngören, ve Japonya’da geliştirilen bir proses. Proses sıvı
demir aşamasında durur ve yüksek fırına ilaveten sinter kok fabrikasının yerini
alabilecek bir üretim prosesini amaçlar.
DİREK, 1) Maden damarı içinde üretim için gerekli
işlemleri emniyet içinde yapabilmeyi sağlayan tavan ve taban arasına dikilen,
madeni veya ağaç tahkimat ünitesi. 2) Kolon.
DİREK
DİBİ, Bir tahkimat direğinin veya
bir çatalın yerleştirilmesi için galeri tabanında açılan yuva.
DİREK
HARMANI, Direklerin stok edildiği
yer.
DİREK
TRİKOSU, —> Triko.
DİREKSİYON,
Galerinin belirli istikamette
sürülmesi için en az üç şakülden oluşan şakül takımı ile verilen (istikamet)
doğrultu. Şaküllerin uçlarından geçen doğru, alında galeri eksenini
işaretlemeye ve galerinin boyutlarına uygun açılmasını sağlamaya yarar. Şakül
takımında üçüncü şakül kontrolu sağlar. Bu işleme doğrultu verme de denir.
—> İstikamet.
DİREKSİYON
ŞAKÜLÜ, —> Şekil, Direksiyon.
DİREK
TÜKETİMİ, Ocaklarda sarma, çatal,
kama, takoz, domuzdamı direği, sıktırma, travers vb. ağaç tahkimat
malzemelerinin hacim olarak belirli zaman periyodu ya da tüketilen miktarının
aynı zaman periyodu içinde yapılan beher ton veya 1000 ton üretime düşen maden
direği miktarı. Tüketilen direk miktarının hesabında —> Kredili lağımlarda (işlerde) kullanılan direk miktarı dikkate
alınmaz.
DİRENÇ
FIRINI, Elektrik enerjisi ile
çalışan izabe fırını. Bu fırınlarda ısıtma prensibi, primer (indirekt veya
direkt), tel sarımlı (indirekt) ve sekonder direkt (yüksek frekanslı veya alçak
frekanslı indüskiyon) şekillerinde olur. Primer rezistanslı ısıtmada ceryan
eritilecek maddeden direkt veya indirekt olarak geçer ve bu maddenin gösterdiği
direnç sonucu meydana gelen ısının etkisi ile ergime olur. Tel sarımlı (rezistanslı)
fırınlarda ceryan geçen özel direnç ısınır ve direkt radyasyon ile ısısını
şarja verir. Alçak frekanslı (şebeke frekansı) ve yüksek frekanslı indüksiyon
fırınlarında da bir demir çekirdekli transformatordan elde edilen birkaç yüz
veya binlerce Hertz yüksek frekanslı ceryan, demir çekirdeksiz fırının direkt
ısıtılmasını sağlar.
DİRİ FAY,
1) Pliokuvarterner zamanda oluşan
fay. 2) Etkisi insanlık tarihi içinde görülen, genç yahut kökeni daha yaşlı
jeolojik zamanlara dayanan ve halen aktif olan fay. 3) Mühendislik jeolojisi
bakımından kırk bin yıl içinde aktif etkileri görülen faylar da bu terimle
ifade edilebilmekte ve zemin, inşaat çalışmalarında kaale alınmaktadır.
DİSEMİNE,
Genellikle sülfürlü minerallerin
gang içine veya yan taşa ince taneler şeklinde serpilmiş hali.
DİSEMİNE
CEVHER, 1) Ana kütle veya gang
içinde çok ince tanecikler halinde dağılmış vaziyette bulunan (metalik
mineraller, genellikle sülfürlü) cevher. 2) Serpinti cevher.
DİSK
FİLTRE, Hazneye gelen şlamda
bulunan sıvının bir aks üzerine yerleştirilmiş disklerden oluşan döner düzen
vasıtasıyla emilmesi suretiyle disklerin dış yüzeyine katı maddelerin yapışması
ve sonra bunun üflenerek ve sıyrılarak alınması prensibiyle çalışan cihaz.
DİSKLİ
OLUK, Çok eğimli kazı yerlerinde,
madenin hızla akmasını önleyen, içindeki zincir üstünde belirli aralıklarla
diskler bulunan taşıma oluğu. —> Fren
diskli konveyör.
DİSKORDANS,
—> Aykırı tabakalaşma.
DİSKORDANS
DÜZLEMİ, —> Aykırı tabakalaşma.
DİSLOKASYON-METAMORFOZ,
—> Dinamo metamorfoz.
DİSSOSİYASYON,
1) Bir bileşiği meydana getiren
moleküllerin belli koşullarda tersinir olarak bileşenlerine ayrışması yani
bileşiğin çözüşmesi olayı. 2) Ayrışma.
DİSTEN
; Formülü Al2 Si O5
olan doğal bir alüminyum silikat minerali . Uzun yaprak biçiminde kristaller halinde
bulunur; saydam veya yarı saydamdır. Türkiye için yüksek kaliteli ateş tuğlası
yapımında düşük demiroksit ve yüksek alüminası nedeniyle büyük önemi haizdir.
Ülkemizde batıda distenli gnays rezervleri, doğuda disten rezervleri
bulunmuştur. Rezervlerin ekonomik olarak işletilebilmesi için disten oranı en
az %20 olmalıdır.
DİSTENİT,
Aşağı yukarı tamamen —> Distenden meydana gelen kristalli şist.
Madagaskar’daki distenit yataklarında altın bulunur.
DİSTOMAT,
Teodolit üstüne monte edilen veya
teodolitin bir parçası şeklinde komple olarak imal edilen, iki nokta arasındaki
mesafeyi ışın göndererek elektronik sistemle ölçen alet. Ölçüm yansıtıcı
(reflektör) kullanılarak gerçekleştirilir. 3000-
DİŞ
DİBİNDEN KOPMA, Sondajda
genellikle takım dizisinin en zayıf noktalarından olan diş diplerinin, iyi vira
edilme, yorulma ve çabuk aşınma gibi sebeplerle kopması olayı.
DİŞLİ
AYAK İŞLETME METODU, —> Başyukarı rambleli ayak işletme metodu.
DİŞ
SIYIRMA, Sondajda manevra
sırasında askıda bulunan takım dizisinin veya sıkışan takımın vinçle çekilerek
zorlanması sırasında en zayıf diş bağlantısının kendisini bırakması (diş
bozması) olayı.
DİVERSİVİTE
FAKTÖRÜ, 1) Bir grup elektrik
enerjisi tüketicisinin normal istek güçleri toplamının bu tüketicilerin en
büyük ortak istek gücüne oranı. 2) Elektrik enerjisi için farklı zamanlılık
katsayısı.
DİYABAZ, Bazalt terkibinde, genellikle labradorit ve
piroksenden oluşmuş ofitik tekstürde kayaç. —> Mermer cinsleri. —> Bazalt.
DİYAGONAL
AYAK, Alnı, damarın doğal
eğiminden daha küçük eğimde hazırlanan ayak, (çapraz ayak).
DİYAGONAL
AYAK BOYU, Damar içinde arzu
edilen meyil istikametinde hazırlanan (diyagonal) kömür alnının uzunluğu yani
alt taban yolundan üst taban yoluna kadar ölçülen mesafe.
DİYASPOR,
1) H2Al2O4.
(Al2O3H2O) Sertlik 6,5-7, yoğunluk 3,4 gr/cm3,
rombik, renksiz veya sarımtrak, yeşilimsi, mor veya saydam, genellikle
korendonlu metamorfik kütleler ve bilhassa mermerler içinde bulunan, asitlerde
erimeyen, yassı kristalli alüminyum minerali. 2) Diyasporit.
DİYATOMİT,
Miyosen çağında, durgun sularda
yaşamış olan tek hücreli canlıların anorganik iskeletleri. Su altında
kümelenip, sonradan meydana gelen jeolojik hareketler sonucunda su üstüne
çıkmış olan tepecikler halinde bulunur. Şekilleri çok çeşitlidir. Tanelerinin
irilikleri 6-20. mikron arasında değişir ve esasını SiO2 oluşturur.
Hücrelerinin tipik özelliği hücre kapaklarının sonsuz denebilecek sayıda pek
çok delik kapsamasıdır. Saf diyatomit beyaz renkli, asitlere dayanıklı, çok
hafif (0,2-0,3 gr/cm3), absorpsiyon kabiliyeti olan, ısı iletim
katsayısı çok düşük,
Diyatomit ürünleri doğal (naturel), kalsine ve
flaks-kalsine olmak üzere başlıca üç gruba ayrılır ve bunlar da kendi
aralarında tane iriliği dağılımlarına, fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre
yeniden sınıflandırılır.
a- Diyatomitin en geniş kullanım alanı suspansiyon
halindeki katı tanecikleri sıvılardan ayırmak amacıyla uygulanan süzme
işlemidir.Bu işlemde, çok ince tanecik yapısına sahip filtre yardımcı maddeler
sıvı akışının kontrolü ile yabancı taneciklerin tutulup ayrılmasına yardımcı
olur. Süzülmekte olan sıvıyla, diyatomitin kimyasal münasebeti olmadığından
(inert özelliğinden dolayı) filtrasyon işlemi tamamen mekanik bir olaydır.
Filitre yardımcı maddeleri bez, elek, gözenekli taş veya metalden yapılan
destek yüzeyleri üzerinde biriktirilerek filtrasyon keki oluşturmak suretiyle
veya sıvıya ilave edilerek veya dozajlanarak kullanılır. Bu metodlar ayrı ayrı
veya kombine olarak uygulanabilir.Diyatomit filter yardımcı maddeleri için en
yaygın filtrasyon uygulamaları bira, viski, şarap, ham şeker şerbetleri, yüzme
havuzu suları, kuru temizleme solventleri, eczacılık mamülleri, meyve ve sebze
suları, endüstriyel atıklar, kimyasal maddeler, vernik ve lakelere uygulanan
birçok süzme işlemleridir.
b- Diyatomitin dolgu malzemesi olarak kullanımı
boya, plastik, lastik, kağıt, ilaç, kozmetik, cila, kibrit, diş macunu ve kimya
sanayiinde yaygındır.Dolgu malzemesi olarak boya sanayiinde, tanecik yapısından
dolayı öncelik kazanır.Diyatomit tanecikleri boyanın duvara daha iyi
bağlanmasına ve renk, ışık gibi görünüm özelliklerinin arttırılmasına yardımcı
olur.Polietilen film, torba v.b. üretiminde ise sıcak çekme ve üfleme sırasında
tabakalar arasına püskürtülen diyatomit pudramsı yapısı sayesinde bloklaşma ve
yapışmayı önler. Diyatomitin kendi ağırlığının 2,5-3 katına kadar ulaşan su
emme kabiliyeti; hayvanların altına sergi malzemesi olarak kullanılmasını, halı
temizlemede sıvı taşıyıcı olmasını, kağıt üretiminde mikroskopik kılcal
kanalların kontrolünde uygulanma imkanı sağlar.
c-Flaks-kalsine tipi ise otomobil cilasında, diş
üzerindeki kirlerin sökülmesi için diş macunları imalinde kullanılır.Burada en
önemli özellik, tanecik yapısının çizmek veya tırmalamaktan ziyade düzeltme ve
cilalama etkisi yapan hafif aşındırıcılığıdır.
DİZELLİ
LOKOMOTİF, —> Ocak lokomotifi.
DİZEL
SANTRALLARI, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
DİZEL
YAKITI, 1) Ham petrolün
damıtılmasından elde edilen ve kaynama noktası yüksek rafineri ürünü akaryatık.
2) Mazot. 3) Motorin.
DİZLİK, İnce ve az meyilli damarlarda ayak içinde emniyet
amacı ile kullanılan deri veya kalın lastikten yapılı diz muhafaza (levazımı)
gereci.
DOĞAL
(TABİİ) GAZ, Petrol ve kömür
yatakları gibi büyük sedimantasyon havzalarında organik maddelerin, yüksek
tazyik altında oksijensiz (anaerob) ortamda bakterilerin etkisi ile değişmesi
sonucu teşekkül etmiş gaz şeklinde karbonlu hidrojen bileşikleri. —> Şema ve Şekil. Bunlar daha ziyade metan
(CH4), değişen oranlarda azot (N2), karbondioksit (CO2),
kükürtlü hidrojen (H2S) vb. gazların karışımı şeklindedir. İçerdiği
gazların oranlarına göre kalorifik değeri değişir. Doğal gaz, hammadde olarak
enerji üretiminde ve girdi olarak petrokimya sanayiinde kullanılır.
DOĞAL
HAVALANDIRMA, 1) Ocakta, hava
yoğunluğu farkından oluşan, doğal hava ile yapılan havalandırma. 2) Tabii
havalandırma. 3) Tabii vantilasyon.
DOĞAL
SODA ÜRETİMİ,—> Monohidrat yöntemi, Seskikarbonat yöntemi.
DOĞAL
ELEMENTLER, Doğada başka elementlerle
bileşikler oluşturmaksızın yalnız halde bulunabilen kimyasal elementler.
Atmosferde gaz halinde bulunan elementler bu gruptan sayılmaz.
Doğada bulunan 96 kimyasal elementten yalnızca 19’u
katışıksız veya çok az katışıklı mineraller halindedir. Yalın halde bulunabilen
element sayısının bu kadar az olması, kimyasal elementlerden çoğunun oksijen,
kükürt ve halojenlerle bileşikler oluşturmaya çok yatkın olmalarından
kaynaklanır.
Doğal elementler, kimyasal özelliklerine göre
başlıca üç grupta toplanır. Metaller (platin, iridyum, osminyum, demir, çinko,
kalay, altın, gümüş, bakır, civa, tantal), yarı metaller (bizmut, antimon,
arsenik, tellür selenyum) ve ametaller (kükürt, karbon).
DOĞRULTU,
1) a- Takeometre veya teodolitin
herhangi bir gözlem konumunda, yatay açı tablasında okunan değer. İki doğrultu
arasındaki farka da “ açı “ denir. b- Damar üzerinde bulunan ve damar meyline
dik olan çizginin kuzey ile yaptığı açı. Örnek: Damar yatımı 30 ° S, damar
doğrultusu 110° . 2) —> İstikamet,
Kıvrım. Kömür damarının ve katmanlarının kıvrılması neticesi iki önemli
kavram meydana gelir. Bunlar damarın veya katmanların yatımı, diğeri
doğrultusudur. Yatım, doğrultuya diktir. Damar veya katmanların konumu ancak bu
iki kavram ile tanımlanır. Her iki kavram da, açı ve yön belirtilerek
kullanılır.
DOĞRULTU
VERME, Yeraltında sürülen galeri
ve bacaların planlanan doğrultuda ilerlemesini temin amacı ile tavana asılan
iki şakul (kontrol için üçüncü şakul de asılabilir) kullanılanılarak ve
arkalarına ışık tutularak yol ekseninin
kazılan arına işaretlenmesi. —> Direksiyon,
İstikamet.
DOKANAK, —> Kontak.
DOKU, 1) Bir kayacın iç yapısı. 2) —> Tekstür. İç yapı kayacın oluşum
koşullarına bağlı olduğundan belli başlı doku örnekleri olarak kayaç cinsine
göre;
(a) Tortul kayaçlar, (b) Magmatik kayaçlar, (c)
Başkalaşım kayaçlarının dokuları gösterilebilir.
Tortul kayaçların dokusu genellikle birikme
koşullarına göre katlı; magmatik kayaçların dokuları kristal, camsı, porfirsi,
camsı porfirsi, akışizli ve yuvarsı; kristal dokulu kayaçlar da tüm kristal,
yarı kristal, iri kristalli, ince kristalli ve taneli yapılarda; başkalasım
kayaçlarının dokuları ise; mozaiksi, eşit, değişik, porfirsi (porfirik) ve
porfir kırıklı yapılar gösterir.
DOLDURMA
HAKKI, —> İmla hakkı.
DOLGU, —> Ramble.
DOLGU
AÇISI, Dik damarlarda yapılan
ramblenin diyagonal meyil boyunca alt taban yolu ile üst taban yolu arasında
teşkil ettiği dar açı.
DOLGUCU, —> Ramble.
DOLGU
MALZEMESİ, Cevher alınmasıyla
oluşan boşlukların doldurulmasında kullanılan taş, toprak ve benzeri malzeme.
—> Ramble.
DOLGU
PERDESİ, Dolgu yapılırken; dolgu
malzemesinin önüne çekilerek malzemenin üretim yerine akmasını önleyen engel.
Bu engel tel örgü, kağıtlı tel örgü veya kapak tahtaları çakmak suretiyle
sağlanır.
DOLGU
TELİ, Dolgu yapılırken dolgu
malzemesinin önüne çekilerek malzemenin üretim yerine veya alt yollara akmasını
önleyen tel örgü.
DOLİME, Kalsine edilmiş dolomit. Deniz suyundan manyezit
elde edilmesi prosesinde katkı maddesi olarak kullanılması tercih edilen madde.
Bu suretle dolime içindeki manyezit de prosese girerek verim artırımı sağlar.
DOLOMİT
[(MgCa(CO3)2],
1) Renksiz, beyaz sarımsı, kahve renkli, kalsitten daha sert (sertlik derecesi
3,5-4, özgül ağırlığı 2,85-2,95gr/cm3 ) dilinim şekliyle kalsitin
aynı, kolay kırılır, kırılma yüzeyi midye kabuğu şekilli saydam ve yarı saydam,
cam parıltılı, formülünde görüldüğü gibi birer molekül kalsiyum karbonat ve
magnezyum karbonattan oluşan, bileşiminde çoğunlukla Fe,Mn bulunan üfleçte
erimeyen, sıcak asitte çözünebilen, kalkerden kesin ayırt edilmesi “ Lemberg
reaksiyonu “ (AlCl3 eriyiği
ve Blauholz boyası ile kalker menekşe rengi olur, dolomit değişmez) ile olan
mineral.
Dolomit büyük yataklar halinde ve diğer tortul
kayaçlar içinde damar halinde bulunur. Dolomitin primer olarak oluşup
oluşmadığı kesin olarak bilinmemekle beraber; başlıca Mg’lu eriyiklerin
kalkerlerle metazomatozu ile oluştuğu bilinmektedir. Organizmaların kalsitli,
özellikle aragonitli kısımları kolay dolomitleşir. Dolomit maden damarlarında
magmatik kayaçların yarıklarında da bulunur. Dolomitin bileşiminde bulunan Mg
yerine bir miktar Fe ve Mn geçerse dolomite benzer ve dolomitin bir türü olan
“Ankerit” oluşur. İçinde Fe ve Mn bulunan dolomit’e “Braun spat“ [Ca (Mg, Fe, Mn) C2O6]
adı verilir. 2) Kireçtaşı içine bazı
özel ortam ve şartlarda Mg CO3’in metazomatoz yoluyla karışmasından
oluştuğu kabul edilen kayaç. Oluşumu üzerinde tartışmalar yaygındır. Okyanus
yamaçlarında aragonit ve vateritin magnezyum karbonatla birleştiği ve
Kalkerden daha sert ve kırılma
yüzeyi değişik asitte fazla köpürmeyen, aşınmaya daha dayanıklı olan manyezitli
kalker diyebileceğimiz saf dolomit %54,34 CaCO3, %46,85 Mg CO3
içerir. Dolomitte teorik olarak %30,4 CaO, %21,7 MgO, %47,9 CO2
bulunur.
Kullanım alanlarında, kalsinasyona
bağlı olarak dolomitler değişik isim alırlar. İşlem uygulanmamış dolomite, ham
dolomit; 1100°C’ da ısıl işleme tabi tutulana kalsine dolomit; 1850-
Dolomitin en çok kullanıldığı sanayi demir
çeliktir. İskenderun demir çelik (İSDEMİR) tesislerinde dolomitlerden istenen
kimyasal özellikler şöyledir :
%
Fe2O3 1,42
SiO2 3,50
Al2O3 0,5
CaO 30,0
MgO 18
Ateşte zayiat 46,38
Nem 3,0
Ereğli demir-çelik
tesislerinde (ERDEMİR) ise;
%
SiO2 2-5
Al2O3 1-3
CaO 34-38
MgO 15-17
Ayrıca düşük tenörlü demir
cevherlerinin zenginleştirilmesinde, bazik peletlemelerde kullanılan dolomitin
en az %19 MgO içermesi ve alkali, silis ve alumina içeriğinin de yüksek olması
istenir. Şişe cam sanayiinde kullanılan dolomitlerde aranan özellikler ise ;
%
MgO 19
CaO 34
Fe2O3 en çok 0,08
SiO2 en çok 0,3
Tane boyu +3,18 (en çok % 1)
-125 mikron (en az % 5)
Isı ve ses izolasyonunda kullanılan
cam yünü için, dolomitin aşağıdaki nitelikleri içermesi gerekir :
SiO2
. Al2O3
————————— = 1 olmalıdır ve ayrıca
en az % en çok%
SiO2 24 32
Fe2O3 2 3
Al2O3 8 12
CaO 16 21
MgO 10 13
A.Z. 26 29
Yüksek fırın ve sinterlemede
kullanılan dolomitlerde ise şu nitelikler aranır.
%
MgO 18
CaO 30
Al2O3 0,5
SiO2 3,5
Fe2O3 1,42
Ateşte zayiat 46,50
Yukarıda belirtilen kullanım yerleri
dışında ; yüksek fırınlarda bazik astar tuğlası imalinde, çelik fabrikalarında
harç yapımında, kırmataş şeklinde yol kaplama malzemesi olarak yol inşaatında,
asfaltla agregat teşkil ederek 1-2 cm’lik parçalar halinde yol kaplamada, 0,15
mikrona öğütülerek ziraat kireci adıyla toprak ıslahında ve mağnezyum metali
elde edilmesinde kullanılır.
DOLOTAŞI, —> Dolomit.
DOM, Kubbe veya kümbet yapı. Kayaç katmanlarının
kırılmadan yukarı doğru kabarması sonucunda ortaya çıkan elips biçimli
yapıların ortak adı. Belirli bir yönde uzanmayan ve en yüksek noktasından bütün
yönlerde dışa doğru yayılan bir antiklinal türü.
DOMUZDAMI, Travers parçaları, özel hazırlanmış domuzdamı
direkleri veya bunların arasında profil demirleri de kullanılarak diktörgen
veya kare prizma şeklinde tavanı tutan ve ayak arkasından tavanın muntazam
kırılmasını sağlayan özel tahkimat birimi. Domuz damları kamalar, sıktırmalar
kullanılmak suretiyle sıkıştırılır. Ayak ilerledikçe geriden sökülerek ileri
alındığı için buna “ seyyar domuzdamı” da denir. Domuzdamının kolay sökülmesini
sağlamak için ağaç domuzdamı direkleri arasında set halinde (—> Şekil) bir çift madeni domuzdamı
direkleri de kullanılır. —> Ağaç kasa.
DOMUZDAMCI,
Domuzdamı kuran işçi.
DONUK
MİNERAL, —> Minerallerin parlaklığı.
DORE
İZABESİ, Cu, Ni, Te, Se giderme
işleminden gelen bakır anot çamurlarının
—> Reverber (dore) fırınında
izabe edilerek —> Dore-metale
dönüştürüldüğü pirometalurjik proses. İşlemin sonunda dore-metal, dore-anot
kalıplarına dökülerek elektro-rafinasyona verilir. Dore izabesinin amacı,
kurutulmuş çamur konsantresi içindeki istenmezleri (safsızlıkları) curuf
fazında toplamak, curuf fazının altında dore-metal fazını sağlamaktır. Bazı
safsızlıklar baca tozu şeklinde sistemden uzaklaştırılır. İstenmezlerin (Cu,
Te, Pb, Ni, Bi, As gibi) süpürülmesi primer curuf aşamasında, baca tozu ve
primer curufla olur. Süpürülmeyen kısmı ise oksijen rafinasyonu (oksidasyon) ile sekonder curufa
geçirilir. Dore fırınlar magnezit-krom refrakteri ile astarlanır ve operasyon 7
aşamalıdır.
Bunlar şöyle belirtilebilir:
Fırın
sıcaklığı Fırın
atmosferi
1- Şarjın beslenmesi
ve flakslama 1150-1250° C Kısmi redüktif
2- Karıştırma ve
çökeltme 1250°
C Redüktif
3- Primer curuf çekme 1250° C Oksidan
4- Ara curuf çekme
(ara izabe) 1250°
C Oksidan
5- Oksidasyon 1000°
C Oksidan
6- Sekonder curuf
çekme 1200°
C Kısmi reduktif
7- Anot döküm 1150°
C Kısmi redüktif
Kullanılan flakslar, susuz broks, —> Hafif soda, Portland çimentosudur.
DORE
METAL, İçinde genellikle değersiz
metal artıkları % 5’den az olan altın ve gümüş karışımı. Dore yapmak üzere
kullanılan üç tür fırın vardır: 1) Silikon karpit pota, 2) Gaz veya propan
yakılan —> Reverber fırını, 3) Indüksiyon fırını.
DOZER,
Öne doğru çıkmış kolları ve bu
kollara monte edilmiş bir çelik bıçağı
olan, önündeki malzemeyi dağıtmaya, zemin yüzeyini sıyırmaya yarayan, buldozer
ve angeldozer diye tipleri olan traktör.
DOZÖR,
1) Flotasyon selülüne çöktürücü
veya yüzdürücü kimyasal maddeleri (reaktifler), ayarlanmış bir dozla veren
cihaz. 2) Stoklanmış malzemenin belirli miktarlarda taşıyıcı araca
aktarılmasını sağlayan düzen. —> Reaktif
dozörü.
DÖKME
CAM, Yüzeyine parlatma işlemi
uygulanmamış, işlenmemiş durumda olan ince cam.
DÖKME
ÇELİK, Büyük pörlit tanelerinin büyük
ebatta ferrit taneleri ile çevrilip metal olmayan partiküllerin de bunların
etrafına dizilmiş şekilde strüktür gösteren ve kalıplara dökülen çelik.
DÖKME
DEMİR, 1) Karbon oranı yüzde
2,5’dan fazla olan ve doğrudan doğruya demir cevherinden sıvı halde elde edilen
demir-karbon alaşımı. 2) Pik. Yapıyı değiştirmek amacıyla, dökümden önce bazı
maddelerin katılması durumunda ALAŞIM DÖKME DEMİR elde edilir. Kırık yüzeyleri
beyaz renkte görülen dökme demirin içinde demir karbür (sementit) bulunur ve
BEYAZ DÖKME DEMİR diye adlandırılır. DÖVÜLEBİLİR (temperlenmiş) DÖKME DEMİR’in
bileşiminde grafit bulunduğu için kolaylıkla dövülebilme özelliği
gösterir.—> Çelik dövme.
DÖKÜCÜ,
Açık işletmede bant, demiryolu
veya kamyonla döküm yerine getirilmiş dekapaj toprağını döküldüğü yerden alıp,
konsol şeklindeki bant vasıtası ile, istenilen yere (dekapaj döküm sahası)
yığın halinde dökülmesini sağlamak gayesi ile paletler veya demiryolu üzerinde
hareket edebilen iş makinesi. —> Şekil
Büyük stok sahalarında dökücüler sistemli bir şekilde stok kaldırmak işlerinde
de kullanılır.
DÖKÜM, Ergime halindeki bir madeni katılaşmak üzere bir
kalıba veya külçe kalıbına dökme işlemi. Madenin boşaltıldığı kalıbın tipine
göre iki döküm şekli vardır ve bunlar “ Kum dökümü “ (—> Şekil)
ile “ Pres döküm” dür. (—> Şekil).
Kum dökümü, döküm kumundan hazırlanmış bir kalıp içine yapılır, —> Kokil dökümü veya külçe kalıbına döküm
ise madeni kalıplara yapılır. Kum dökümü, madenin nisbeten yavaş olarak
soğumasını sağlar. Oysa kokil dökümde, madenî kalıp çeperlerinin termik
iletgenliği yüksek olduğundan, soğuma da süratli olur. Pres döküm; katılaşmadan
sonra herhangi bir işlem gerektirmeyen küçük parçaların seri imalâtında
kullanılır. Pres dökümde ergimiş (metal, bir pistonun basıncı ile veya metal üzerine
basınçlı hava verilmesiyle, bazen de metalin vakum altında emilmesiyle (az
kullanılan bir usuldür)) basınç altında metal bir kalıba gönderilir ve metal,
kalıp çeperinin bütün boşluklarına sızarak kalıbı iyice doldurur. Ergime
noktası daha yüksek olan metaller (bakır alaşımları) için, kalıba gönderme
işlemi hamur haldeki ısıtılmış maden ile yapılır.
DÖKÜM
ÇAPAĞI, Bir döküm parçasında,
döküm kalıbının bitişme yerlerinden taşan metalin bıraktığı yassı çıkıntı.
Kalıba dökülecek bir parçada metalin eksik gelmemesi için, kalıba ölçüden biraz
fazla malzeme aktarılır; bu fazlalık, kalıplar sıkıştırıldığı zaman ek
yerlerinden taşarak döküm çapağını meydana getirir. Bunu almak için, parçaların
dış profili boyunca erkek kalıpla dişi kalıp arasındaki fazlalık kesilerek
çıkarılır veya çapak alma işlemi uygulanır.
DÖKÜM
ÇELİĞİ, Bünyesinde % 1,5-3 Si; %
3,25-
DÖKÜM
HATASI, Kalıplama yoluyla
hazırlanmış ve son işlemlerden geçirilmemiş eşyadaki çıkıntı ve çukurlar.
DÖKÜM
ÜRÜNÜ, Sıvı metalin kalıp içine
çeşitli yöntemlerle dökülmesi ve katılaşarak kalıbın şeklini alması ile elde
edilen ürünleri tanımlayan ve daha ziyade alüminyum sektöründe kullanılan bir
terim.
DÖKÜNTÜ, Arazi üzerinde bir mostradan koparak araziye
serpilmiş şekilde bulunan maden parçaları.
DÖNEL
DELME, 1) Matkabın belirli bir
baskı uygulanarak döndürülmesi ile sürekli kesme sağlanan delik delme yöntemi.
2) Rotari delme.
DÖNEMEÇ, 1) Viraj. 2) Kurba.
DÖNER
DARBELİ SONDAJ, —> Darbeli-rotari sondaj.
DÖNER
DELMELİ SONDAJ METODU, 1) Matkap,
ağırlık tijleri ve tijlerden oluşan takım dizisiyle yapılan sondaj türü.
Birbirine vira edilen tijlerin yeryüzünden döndürülmesi suretiyle dönme
hareketi matkaba iletilir. Ağırlık tijleri matkap üzerindeki baskıyı sağlarlar.
Tijler içinden sondaj çamuru pompalanır. Matkaba kadar ulaşan çamur, oradan
takımla kuyu cıdarı arasında yükselerek yeryüzüne ulaşır. Çamur kırıntı
numuneyi getirir ve havuzda çamurun sürüklediği kırıntıların çökmesi
sağlandıktan sonra, aynı çamur tekrar kuyuya pompalanarak devridaim sağlanır.
Derin ve çok derin sondajlar bu metotla yapılır. 2) Rotari sondaj metodu.
DÖNER
(Rotari) FIRIN, Boyu ve çapı
yapılacak metalurjik işlemin cinsine göre imal edilen ve silindir biçiminde
olan izabe fırını. Çelik gövdenin içi ateşe dayanıklı refrakter tuğla ile
örülür. Yakıt, fırının alt ucundan yakılıp gazlar fırını üst uçtan terk
ederler, şarj ise genellikle üstten beslenip alttan alınır. Döner fırınlar
kurutma, kalsinasyon ve destilasyon maksadıyla kullanılır.
DÖNER
KEPÇELİ EKSKAVATÖR, 1) Radyal
olarak üzerine kepçe yerleştirimiş büyük bir çarkın döndürülmesi suretiyle
devamlı kazı yapabilen iş makinası. Bu kazı makinası çalışırken, dönen büyük
çark, kazılması istenen malzemeye dayanır; çark dönmeye başlayınca kepçeler
malzemeyi belirli bir dalma derinliğinde kazarak içine alır ve sistemin bandına
döker. 2) Çarklı bager.
DÖNER
SAC, 1) Maden ocaklarındaki raylı
taşımada dik açı ile kesişen iki ayrı demir yolundan birinde bulunan bir vagonu
diğer yola geçirmeye yarayan düzen. 2) Plakturne.
DÖNER
TABLA, —> Rotary tablası.
DÖNER
TUMBA, —> Tumba.
DÖNMEYEN
HALAT, Bir halat özü etrafına
sarılmış içiçe iki halattan oluşan özel halat. Bu iki halat birbirinin aksi
yönde çapraz sargılıdırlar. Tek halatlı kreynlerde, kaldırılan yükün dönmeden
durmasını sağladıkları için kullanılırlar.
DÖNMEZ
TİP HALATLAR, İki veya daha çok
damar katından meydana gelen ve yük altında dönme eğilimi en az olan halatlar.
Bir dönmez çelik halatta, tepki kuvvetini mümkün olduğu kadar azaltmak için,
birçok demet katlarının genellikle ters yönde sarımı yapılır.—> Şekil.
DÖNÜMLÜ
AYAK, —> Uzun ayak.
DÖRT KÖŞE
BAĞ, 1) Dört parçadan oluşan ve
karşılıklı kadranlarla birbirine eşit ve birbirine geçecek şekilde hazırlanan
ve uygulanan dikdörtgen kesitli kuyularda yapılan bağ. 2) Bir cins kuyu
tahkimatı.
DÖRT KÖŞE
BAŞLI CIVATA, Takım tezgahları ve
el çarklarında tesbit civatası olarak kullanılan başı dört köşe olarak imal
edilen civata.
DÖRTLEME
METODU, Boyut bakımından homojen
olan numunelere (örneklere) uygulanan örnek küçültme metodu. Bu usulde örnek
koni şeklinde yığılır, kürek yardımı ile birbirine dik iki eksenle dörde
ayrılır, bunlardan karşılıklı ikisi alınır ikisi kenara çekilir. Örnek
istenilen miktara ininceye kadar dörtlemeye devam edilir. Numune hazırlamada
bölme işlemi elle veya mekanik aygıtlarla olabilir. —> Dikdörgen metodu, Numune
hazırlama.
DÖVME
ÇELİK, Akkor hale kadar
ısıtıldıktan sonra dövülmek veya haddelenmek suretiyle strüktürü değiştirilmiş
çelik. Dövülmüş ve haddelenmiş çelikte dökme çeliğin strüktürü bozulur. Pörlit
ve ferrit kristalleri küçülerek çeliğin bünyesine dağılmış ve çeliğin iç yapısı
daha sıkı hale getirilmiş olur.
DÖVMELİ
DELME SİSTEMİ, Darbeli lağım açma
prensibine dayanan bu sistemde matkap veya tij üstünde bir çekiç bulunur.
Basınçlı hava veya bir elektrik motoru tarafından hareket ettirilen çekiç dövme
işlemini sağlar. —> Çekici lağımda
çalışan deliciler.
DÖVÜLEBİLİR
DÖKME DEMİR, —> Dökme demir.
DÖVME
SANAYİİ, —> Çelik
dövme.
DÖVME
TASLAKLARI,—> Çelik dövme.
DREÇ
AMELİYESİ, 1) Dreç tabir edilen
taraklı dubaların, nehir, göl veya denizlerde bulunan maden yataklarında
yaptığı iş. 2) Sıvı içinde dibe çökmüş katı parçacıkların bir skreyper veya
tarayıcı konveyörle sıvıdan ayrılması işlemi.
DREGLAYN,
1) Açık işletmelerde ve kazı
işlerinde kepçesini zemine yüksekten düşürerek daldıran ve toprağın kazılıp
aktarılmasında kullanılan bir çeşit kazı makinesi. 2) Kovalı bager. 3) Çekmeli
kepçe.
DRENAJ, 1) Genel anlamda, maden işletmelerinde çevreden
gelecek suların ocağı basmasını önleyebilmek, çalışma platformunu kuru
tutabilmek veya kapalı ocak içine gelen suların üretim çalışmalarını aksatma
ihtimalini bertaraf edebilmek için alınacak önlemler dizisi. Kapalı
işletmelerde drenaj için ayrı bir —> Su
ihracı sistemi teşkil edilir. Açık işletmelerde ise drenaj, —> Drenaj kanalı, Drenaj havuzu, Drenaj
galerileri, Drenaj kuyuları, yatay drenaj delikleri vb. drenaj usulleriyle,
müştereken veya münferiden sağlanır. 2) Akaçlama.
DRENAJ
GALERİLERİ, Açık işletmelerde örtü
taba-kasının ve istihsal panolarının drenajını, statik (yeraltı) su seviyesinin
düşü-rülmesi suretiyle sağlayabilmek için; açılan kuyularla irtibatlı olarak
teşkil edilen ve drenajı yapılacak bölgelerin altında sürülen galeriler. Drenaj
gale-rileriyle, graviteden yarar-lanılarak açık işletmelerde, örtü tabakasının
ihtiva ettiği su işletmeden önce, boşaltılarak zararsız hale getirildiği gibi,
yamaçlarda teşkil edilen kapalı işletmelerde de enerji harcama-dan ocak
sularının dışarı atılması sağlanır.
DRENAJ
HAVUZU, Açık işletmede ocağa
ulaşan yüzey sularını toplayabilmek için, çalışma platformlarının altında ve
açık işletmenin en alçak kotunda teşkil edilen ve biriken suyun pompa vasıtası
ile dışarıya atıldığı havuz. Suların havuza kolayca akmasını ve iş
makinelerinin kuru zeminde çalışmasını sağlamak için basamaklara, aynaya doğru
% 2 civarında eğim verilir ve havuz hacmi en yoğun şekilde gelebilecek su
miktarını bir vardiya muhafaza edebilecek kadar olmalıdır.
DRENAJ
KANALI, Çevre sularını henüz açık
işletmeye girmeden toplamak ve dışarı atmak için çevrede açılan kanal. Bu
şekilde suların atılması, suyun ocağa girdikten sonra bir havuz ve pompa
vasıtasıyla dışarıya atılmasına nazaran daha ekonomiktir.
DRENAJ
KUYULARI, Açık işletmelerde statik
(yeraltı) su seviyesini düşürebilmek ve böylece dekapaj ve istihsalin
yapılmasını sağlayabilmek için basamaklarda seri olarak ve bir sistem dahilinde
teşkil edilen kuyular. Basamaklarda açılan kuyular genellikle tulumba ile su
emilecek seviyeye kadar (6-
DREWBOY
AYIRICISI, Sığ ağır ortam (ağır
mayi) ayırıcısı, —> Statik ağır ortam
(ağır mayi) ayırıcıları, Kömür yıkama yötemleri —> Şekil.
DRİLL
COLLAR, —> Ağırlık tiji.
DRİLL
PİPE, —> Tij.
DSM
(DENSE MEDİA) SİKLONLARI, Ağırmayi
veya ağır ortam siklonları. Hollandada geliştirilen,0-
DUAL
YÖNTEMİ, —> AC (Amonyum klorür) yöntemi.
DUMAN, Yanma sonucu havaya karışan uçucu katı parçacıklar
ve gazlardan oluşan yanma artığı. Dumanda su buharı, karbon oksitleri, kükürt
dioksit, azot, katran buharı, is, uçucu kül vb. bulunur.
DUMANSIZ
BARUT, Barutun esas olarak eter ve
alkol veya santralit ile özel bir muameleden sonra şekil verilebilir hale
getirilmesi yani jelatinleştirilmiş nitroselüloz ile nitrogliserin karışımından
elde edilen (hafif dumanlı barut) patlayıcı madde. Nitrogliserinin pamuk barutu
(kolodyum pamuğu) ile karıştırılmasından elde edilen nitrogliserinli barutların
yanma ısıları fazladır. Hafif dumanlı barutlar artık bırakmadan yanar; yandığı
zaman kara baruta göre üç misli fazla ve çok hafif berrak bir duman çıkarır. Bu
yüzden sürücü (itici) kuvveti daha büyüktür. Çok az nem çeker. Daha uzun zaman
depolanabilir.
DURALÜMİN,
Bünyesinde %4 Cu, %1,4 Mg, %0,5 Si
ve %1,2 Mn bulunan bir alümimyum-bakır-magnezyum alaşımı. Bunun 490°C’de
sulanmasından ve adi sıcaklıkta olgunlaşma-sından sonra, mekanik direnci 44
kg/mm2’yi bulur. En düşük ağırlığa karşılık en yüksek mekanik
dirence sahip olduğu için havacılıkta kullanılır. Duralümin, korozyona karşı,
alüminyum metali kadar, dayanıklı olmadığı için iki tarafı ince saf aluminyum
ile kaplanır (sandviçlenir).
DURDURUCU,
Arabayı, önceden kararlaştırıl-mış
noktada durdurmayı sağlayan mekanik düzen.
DURULTMA
HAVUZU, —> Tikiner. Koyulaştırma.
DUYARLIK, Bir patlayıcının harici bir uyarıcıya maruz
bırakılması durumunda, sahip olabileceği nisbi patlama yeteneği. Kullanmada optimum
emniyeti elde etmek için patlayıcı kazaen olan darbelere ve sürtünmelere
duyarsız olmalıdır ve patlayıcılar ancak imalatçısının tarif ettiği şekilde
ateşlendiğinde patlamalıdır. Doldurmanın mekanik olarak yapıldığı durumlarda,
emniyet şartlarını iyileştirmek için genellikle düşük duyarlıklı patlayıcılar
tercih edilir. Bu durumda, patlatma deliğine daha emniyetli yöntemlerle
yerleştirilen küçük ara şarjlar (yemleme) konularak patlamayı başlatmanın
desteklenmesi zorunludur. —> Boşluk
duyarlığı.
DÜRBÜNLÜ
PUSULA, —> Pusula.
DÜŞEY AÇI
İLE YÜKSEKLİK TAYİNİ, 1) A ve B
noktaları arasındaki h yükseklik farkının trigonometrik yöntemle yani A ve B
‘yi birleştiren hattın yatayla yaptığı açının sinüs ve tanjantı vasıtasıyla
bulunması. —> Şekil.
DÜŞEY
MERKEZKAÇ DÖKÜM, —> Savurma döküm.
DÜŞÜK
KARBONLU ÇELİK, Bünyesinde %
0.2’den daha az karbon bulunduran çelik.
DÜŞÜK
KARBONLU FERROKROM, Özel çelik
imalinde kullanılan ve karbon muhtevası en çok a) : 0,15, b) % 0.10, c) % 0,06
olan Ferrokrom. C oranına göre % 1-
DÜŞÜM, Drenaj sonucu doğal su tablasında görülen değişme.
DÜZ DAMAR
KESİM, Mermer işletme-ciliğinde
taşın çökelme yüzeyine paralel kesimi.
DÜZENSİZ
HATALAR, —> Tesadüfi
hatalar.
DÜZGÜN
OLMAYAN BİR YÜZEYİN ALANI, —> Geometrik
şekilli olmayan yüzeyin alanı.
DÜZLEMSEL
KAYMA, —> Heyelan.
DYNAWHİRLPOOL (SANTRİFÜJ FIRLA-TICI) AYIRICISI, ABD’de geliştirilen 0,3-