|
Resimli Madencilik Terimleri Sözlüğü - H |
HACIBEKTAŞ TAŞI, Bir albatr (sıkı
yapılı jips) türü. Bünyesine giren metal oksitlerden dolayı çeşitli renklerde
olabilir. Kırşehir dolaylarında Kızılırmak nehri boyunca uzanan yataklardan da
çıkarıldığı için “ Kırşehir Taşı “ olarak da bilinir.
HACİME
DOLDURMA ORANI, LPG’nin
HAFİF
PATLAYICI MADDE, Kapalı hacimde
yavaş yavaş gaz haline geçerek iticilik ve
gevşeticilik özelliği gösteren patlayıcı madde. Bu patlayıcı maddenin yanarak
gaz haline geçmesine deflagrasyon denir. Kara barut
bir hafif patlayıcı maddedir.
HAFİF
PROFİLLER, —> Uzun hadde ürünleri.
HAFİF
SODA KÜLÜ, Dökme yoğunluğu
0,51-0,62 gr/cm3 arasında değişen —> Soda
külü. Bu ürün ince taneli olup serbest akışkanlığı azdır. Düşük ısılarda
çabuk çözünme özelliğinden dolayı deterjan sanayiinde
ve kimyasalların üretiminde kullanılır.
HAFRİYAT,
1) Madencilikte cevher, mineral,
kömür ya da kayacı yatak içinden koparma ve bütün buna bağlı olarak yapılan
delik delme ve bu delikleri doldurarak ateşleme yapmak suretiyle yapılan kazı
işleminin tümü. 2) Araştırma yapmak amacıyla toprağı kazma. 3) Mimarlık ve
güzel sanatlarda çok derin olmayan yarıklar açarak yapılan tezyinat türü. 4)
Bayındırlık işlerinde, toprakta yatay ve düşey yarıklar açıp bu yarıklar
arasında kalan toprak parçasını kamalar yardımı ile kaldırarak yapılan toprak
düzenleme yöntemi. 5) Kazı.
HARİTA
ALTLIĞI, Plastikten (PVC bazlı)
yapılan 0,040mm,
HAKEM, Taraflarca yapılan yazılı veya sözlü anlaşmalarda;
çıkabilecek hukuki ve teknik uyuşmazlıkları (ihtilafları) çözümlemekle ilgili
maddelere göre; kendisine uyuşmazlığı çözümleme görevi verilen kişi veya
kişiler.
HAKEM
NUMUNE, —> Numune hazırlama.
HALAT, Kendir veya çelik tellerden örülmüş kuvvet nakil
elemanı. —> Çelik halat.
HALAT
ÇELİK KESİTİ, —> Metalik olan.
HALAT
DAMAR DÜZENLERİ, Çelik halat
damarlarını tanımlayabilmek için yapılmış standartlar. TS 1918/NİSAN 1975
sayılı TSE kararınca, halatlar; kesitlerine göre: a) yuvarlak, b) oval, c)
üçgen damarlı olmak üzere 3 sınıfa; özlerine göre, a) lif, b) çelik özlü olmak
üzere 2 sınıfa ayrılır. Sarım düzeni ve tel sayıları itibariyle yuvarlak damarlı
halatların, —> Seale,
Warrington, Filler, standart cinsleri dahil 25
ayrı şekli mevcuttur. Buna karşılık, oval damarlı halatların bir tipi, üçgen
damarlı halatların ise 7 tipi bulunur. —> Çelik halat.
HALAT
DEĞİŞTİRME, Kuyu, vinç ve varagellerde ekonomik ömrünü doldurmuş veya hasara uğramış
halatların yenisiyle ikame işlemi. Bu işlem; tamburlu sistemde, tek ve çok
halatlı köpe sisteminde özel yöntemler uygulanarak
yapılır.
HALAT DOLAMI, Halatı
oluşturan damarların sarım yönü. Damarların
sağa sarılışı “ Z” , sola sarılışı ise “ S” ile gösterilir. —> Şekil. Aksi belirtilmedikçe damar sarma
yönü sağdır. —> Çelik halat, Çapraz
sarımlı halat, Karışık sarımlı halat.
HALAT
GİDAJ, Kuyu nakliyat sisteminde
halatlardan yararlanılarak yapılan —> Kayıt
düzeni.
HALAT
KAYMASI, Nakliye sistemine gerili
halata ani yük verilmesi veya ani fren uygulanması durumlarında halatın kasnak
(makara) üzerinde kayması olayı. Aşırı yükle yüklenmiş kafes veya skipin genellikle aşağıya doğru harekete geçirilmesi
sırasında kayma olur.
HALAT KELEPÇESİ, Kafes
veya herhangi bir bağlantı halkasından veya yürekten geçirilen çelik halatın
serbest ucunu asılı halata bağlayan düzen.
HALAT
SİMGELERİ, Çelik tel halatları
tanımlayan kısaltmalar.Örnek 1: 6x19 Warrington= 6(1+6+ (6+6)) Halat= 20 TS 1918/8-LÖ ÇT 160
s/Z. Anlamı: 6 adet damar, her damarda 19 adet çelik tel, orta sırada 6 adet
çelik tel, dış sırada 6 adet kalın, 6 adet ince çelik tel. Halat çapı
Örnek 2: 6x37 Standart= 6(1+6+12+18) Halat= 20TS
1918/16-LÖ ÇT 160 s/Z. Anlamı: TSE No: 1918/16 Halat çapı
HALATLARIN
UÇ KESİMİ, Halatların koşum
takımlarına bağlandığı uç kısımlarından, halatın servise girdiği yılda her üç
ayda bir, daha sonraki yıllarda da her iki ayda bir, iki metreden aşağı olmamak
üzere kesilmeleri.
HALATLI
HAVÖZ, 1) Dik kömür damarlarında, potkabaç çekilmesinde kullanılan, sonsuz halat üstüne monte
edilmiş, eklemli, yassı, dişli kesici. 2) Halatlı potkabaç
makinesi.
HALATLI
KAROTİYER, —> Vayrlayn (Wire-Line) takımı.
HALAT
ÖZÜ, Çelik halatın ortasında
bulunan kendir veya jüt malzeme. —> Çelik
halat.
HÂLE, 1) Grizunun alevli emniyet lambası ile ölçülmesi
sırasında, alevde grizu oranına göre, yüksekliği değişen ve mavi renk alan
kısım. 2) Güneş veya ay çevresinde ışık kırılmasından dolayı meydana gelen
beyaz veya renkli ışık tacı.
HALEOJENLER, Peryodik tablonun VIIa grubunu oluşturan beş A metal kimyasal element. Flüor
(F), klor (CL), krom (Br), iyot (I) ve astatin (At)
bu grupta yer alır. Halojenler çok kolay tepkimeye girdiklerinden doğada
serbest halde bulunmazlar. En yaygın kullanılan halojen klordur. Birçok
kimyasal işlemde yer alan serbest haldeki klordan su arıtma tesislerinde de
yararlanılır. Sodyum klorür günlük yaşamda en çok kullanılan kimyasal
bileşiklerinden biridir. Florürler ise (—> Florit) dış
çürümelerine karşı diş macunlarına ve içme sularına katılır; bunun yanında
organik florürler soğutucu ve yağlayıcı olarak da
kullanılır. İyot en yaygın kullanılan antiseptik türüdür. Bromdan ise,
motorlarda kurşun çökelmesini önlemek için benzine katılan etilen dibromürün hazırlanmasında yararlanılır.
HALİTA, —> Alaşım.
HALLOYSİT, Kaolenlerin oluşumunda
daha fazla hidratasyona uğramış kil minerali. Halloysitler, seramik ve porselen sanayiinde,
döküm sanayiinde, petrol ve yağ endüstrisinde
katalizör olarak kullanılırlar. —> Kaolen.
HAM
CEVHER, —> Tuvönan.
HAM
DOLOMİT, —> Dolomit.
HAM PLAK,
Mermer işletmeciliğinde
tomrukların katarakta biçilmesinden sonra meydana gelen levha.
HAMLAMA, Seramik endüstrisinde porselen hamurunun düşük
sıcaklıkta ilk pişimi sonucunda elde edilen porselen, —> Bisküvi. Hamlama, püskürtme ve daldırma
ile sırlanabilen gözenekli ve kıvamlı bir yapı gösterir ve sonra yüksek sıcaklıkta
yeniden pişirilir ve kesin özelliklerini kazanır.
HAP
YAPMA, 1) Cevheri veya kömürü
alınmış boşluğu herhangi bir araç kullanarak ocak taşı veya dışarıdan getirilen
malzeme ile doldurma. 2) Ramble, dolgu. 3) Gemi
yüklemede cevherin veya kömürün anbarda dağılımını
dengelemek ve ambarın boş kısımlarına yaymak, veya ambarın boş kalan
kısımlarını doldurmak.
HARARET, —> Isı.
HARÇ,
1)Yapıda (inşaat işlerinde) tuğla
ya da taşların örgüsünü pekiştirmek, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak,
saman ya da kum, kireç, çimento gibi maddeleri su ile kararak hazırlanan
bağlayıcı karışım, bulamaç.
HARMANLAMA,
Homojen bir ürün elde etmek için
kömür veya cevherin önceden belirlenmiş miktarlarının karıştırılması.
HARMAN
SAHASI, Toprak döküm sahası.
HARMAN
SONU (A+B+C) RANDIMANI, —> Genel işletme randımanı.
HARNİŞ, Parlak veya bazan
çizikler ihtiva eden fay yüzeyi.
HARZ
JİGİ, —> Denver jig.
HATA
EĞRİSİ, —> Tromp eğrisi.
HATA
FAKTÖRÜ (Ep DEĞERİ), Lavvardan elde edilen yıkanmış kömür ve artık madde şistten numune alınarak
yüzdürme deneyleri yapılır ve alınan sonuçlar hesaben
birleştirilerek tuvönan kömüre ait yeni değerler
bulunur. Daha sonra x ekseninde yoğunluk ve y ekseninde ayırma katsayısı
aralıkları yerleştirilerek, (aşağıdan yukarı 0-100) hata dağılım eğrisi (Tromp
Eğrisi) çizilir. Bu eğri üzerinde %25 ve %75 ayırma katsayısı karşıtı olan
yoğunluklar farkının yarısı hata faktörü olarak tanımlanır. Örnek olarak : d75
= 1.64, d25 = 1.58 tesbit edilmişse
d75 - d25
Hata
faktörü (Ep) = ——————— =
2
1,64 - 1,58 0,06
––––––––––– = –––––– = 0,03’tür.
2 2
Kömür zenginleştirmede ayırmanın
hassasiyeti, Ep değerinin büyük ya da küçük olmasına
bağlıdır. Ep değeri küçüldükçe ayırma daha sıhhatli
sayılır. Ağır ortam siklonu, jig, havalı ayırma masası, su siklonu ile yapılan
ayırmada (zenginleştirmede) elde edilen performans karşılaştırmaları (—> Şekil) tromp eğrileri olarak ve ince kömürlerin yıkanmasında kullanlılan ağır ortam siklonu, masa, spiral, su siklonu ve
iki aşamalı su siklonu gibi ayırıcıların performans mukayeseleri de yaklaşık
bir bilgi vermek bakımından —> Çizelgede
gösterilmiştir. —> Tromp eğrisi.
HATVE, —> Vida
adımı.
HAVA AYAR
KAPAĞI, Hava kapılarında bulunan
ve sınırlı miktardaki havanın geçmesine imkan tanıyan, sürgülü kapak. —> Hava kapısı.
HAVA, Yer atmosferini oluşturan, bütün canlıların
solunumuna yarayan renksiz kokusuz gaz karışımı. İnsan yaşamını sağlayan temiz
bir havada hacim bakımından yaklaşık %21 oksijen, % 79 azot ile
karbondioksit,bir miktar su buharı, toz ve eser olarak da argon, helyum,
kripton, ksenon, neon, eteryum (aeterium),
koronyum gibi nadir gazlar bulunur. O°C ve
Temiz havadaki CO2 miktarı hacim olarak % 0,04
alınabilmekte, su buharı ise; hava sıcaklığına göre
-
±
+
Yeraltı madenciliğinde ocağa giren taze hava, özel
vasfını olduğu gibi koruyamayarak; ocakta çalışan, insan ve hayvanların
solunumlarından başka ağaçların çürümesinden, kömürün yanmasından, taş ve kömür
tabakalarından gaz gelmesinden, kömür tozu ve grizu patlamasından, dinamit
atılmasından, dizelli motorların ekzoslarından vb.
nedenlerle, bozulmaktadır. Bu itibarla ocak havasını bozan ve kirleten bu
gazların havadaki oranlarını ocağa gönderilen taze ve temiz hava ile azaltmak
ve dışarıya çıkararak ocak içindeki havayı solunuma uygun halde tutmak için
normal ocaklarda çalışan işçi başına gazsız ocaklarda 2 m3/ da,
gazlı ocaklarda 3 m3/da, hayvanlar için 10 ve 15 m3/da, mazot
motorları için 200-1000m3/da. hava verilir. Havasında % 19, dan az
oksijen, % 2, den çok metan % 0,5’den çok karbondioksit ve diğer tehlikeli
gazlar bulunan yerlerde çalışılmaz.—> Hava
kalitesi.
HAVA
BENDİ, —> Havalandırma kapısı.
HAVA
ÇIKIŞ BAŞYUKARISI, —> Nefeslik.
HAVA
ÇIKIŞ GALERİSİ, —> Nefeslik.
HAVA
ÇIKIŞ KUYUSU, —> Nefeslik.
HAVA
DÖNÜŞ YOLU, —> Nefeslik.
HAVA
FOTOĞRAFI, Uçak veya uydulardan
çekilmiş ve yeryüzünün belirli bölümünü gösteren fotoğraflar. Bu fotoğraflardan
yorum yoluyla faydalanarak harita yapılır. —> Fotoğraf ve jeolojik yorumu.
HAVA
FOTOĞRAFÇILIĞI , Yeryüzeyinin ya da atmosferinin çeşitli özelliklerinin,
uçak, roket, uydu gibi hava ya da uzay taşıtlarından fotoğrafının çekilmesi
tekniği. Hava fotoğrafları —> Fotogrametri veya fotoyorum
amacıyla çekilir. Bu nedenle, çekimler yapılacağı zaman, fotoğrafı çekilecek
alan birbirine paralel şeritlere ayrılır. Her yüzeysel şerit, bir sonrakinden
yaklaşık %15’lik bir parçaya taşar. Fotoğraf çekimleri ise; biri öbürünün
aldığı yerin %60’lık parçasını kapsayacak biçimde yapılır.
HAVA
FOTOGRAMMETRİSİ, Açık işletmelerde
kullanılan bir tür fotogrammetri. Modern yersel fotogrammetri ölçümleri, elektronik bilginakil
ve dijital arazi ve açık işletmede ölçümlerinin tamamlayıcı, uyumlu ve
randımanlı ölçü sistemini oluşturmaktadır. Büyük açık işletmelerde yirmi beş
seneden beri ölçüm problemleri bu metotla çözümlenebilmiştir.
HAVAGAZI
(Jeneratör gazı) , Kızgın kömür
üzerine, yalnız hava üflemesiyle elde edilen gaz karışımı. İdeal havagazında
%35 CO ve %65 N2 bulunur ve bunun için teorik gazlaştırma verimi
%70’tir. Koktan elde edilen tipik havagazının bileşimi %12 H2, %28
CO, %0,5 CH4, %54,5 N2 ve linyitten elde edilen gaz
karışımının bileşimi ise %15 H2, %27 CO, % 2 CH4, %7 CO2,
%49 N2’tur.
HAVA
GEÇİDİ, İki hava yolunun kesiştiği
kavşak yerinde hava akımlarının birbirine karışmaması için, hava yollarından
birinin diğeri üzerinden geçirilme düzeni.
HAVA
GİRİŞ KUYUSU, Kapalı işletmeye
(yeraltı işletmesine) havanın girdiği kuyu.
HAVA
KALİTESİ, İnsan ve çevresi üzerine
etki eden hava kirliliğinin görtergesi. Bu gösterge
çevre havasında mevcut hava kirleticilerin artan veya azalan miktarları ile değişir.
Hava kalitesi; a) Havanın birim hacminde bulunan
hava kirleticisinin kütlesi olup birimi g/m3, mg/m3 veya
µg/m3 dür. Buna kütle konsantrasyonu denir. b) Birim zamanda örtülen
birim yüzeyde tozun kütlesi olup g/m2 gün, mg/m2 gün ve
µg/m2 gün birimleri ile verilir. Buna çöken tozlar için
konsantrasyon denir. c) Havanın milyon hacmindeki kirleticinin hacmi olup
birimi ppm (parts per million)
olarak verilir. Buna hacim konsantrasyonu denir.
Yeraltı madenciliğinde ocak havasında bulunan
tozlar (Toz sayısı/cm3 olarak) —> “Konimetre”lerle örnek alınıp
mikroskop altında tozlar sayılmak suretiyle, (mg/m3 olarak) optik
ölçü esasına dayanan —>” Tindolometre”lerle ölçü yapılmak suretiyle, ocak
havasının ihtiva ettiği yanıcı, patlayıcı ve zehirleyici gazlar da (CO, CO2,
CH4, H2S, SO2 vb. gazlar) emniyet lambası,
özel dedektörler ve —> Orsat apareyi gibi cihazlar kullanılarak hacim bakımından (% olarak) tesbit edilir. Ocak havasının ısı durumu da hava kalitesini
etkiler —> Jeo termal gradyen,
Adyabatik kompresyon ısısı. Ayrıca maden
ocaklarında oksidasyon dolayısı ile de ocak havasının
ısısı yükselir. Ocak havasının sıcaklığını azaltmak için gerekli tedbirler
(—> Ocak İklimi) ve ocakta intişar
eden metan ve karbonmonoksit gibi gazların erken
uyarı sistemleri ile anında yerinde veya erken uyarı istasyonunda uzaktan tesbiti yapılarak ocak yangınları ve infilakları önlemek
için gerekli tedbirler de alınmaktadır.
—> Hava, Riken
Gaz Dedektörü, MSA Metan Dedektörü.
—> Çizelge.
HAVA
KAPISI, Üstünde sürgü ayarı ile
istenilen miktarda taze hava geçirilmesini sağlayacak penceresi bulunan kapı.
Hava kapıları genellikle —> Uyum
bölmesi, teşkil etmek için çift yapılır.
HAVA
KİRLETİCİLERİ, Havanın tabii
bileşimini değiştiren is,duman,toz,gaz,buhar ve aerosol
halindeki kimyasal maddeler. Maden ocaklarında ocak havasını kirleten
kömür,taş,silis vb. tozlar. —> Hava Kalitesi, Emisyon, Kirli hava.
HAVA
KÖPRÜSÜ, 1) Ocak havalandırma
sistemi içerisinde, bir yoldan giden havanın diğer bir hava akımına
karışmaksızın kendi normal akımı istikametinde gitmesini sağlayan, galeri üst
geçidi. 2) By-pass galeri.
3) Krosing. —> Şekil.
HAVA
KROSİNGİ, —> Hava geçidi.
HAVA
NUMUNESİ ALMA, —> Numune.
HAVA
ŞOKU, —> Titreşim
ve hava şoku.
HAVAİ
HAT, 1) Maden işletmelerinde
üretilen kömür veya cevherin, pilonlarla askıya
alınmış çelik askı halatları üzerinden, roleli
(makaralı) kovalarda taşınmasını sağlamak için kurulan sistem. Bu sistemde
kovaların hareketi, çekici halat vasıtası ile sağlanır. İnsan taşımacılığında
kullanılan havai hatta ise teleferik denir. 2) Hava hattı. Kuvvetli akım
iletimini sağlayan mesnet noktaları - direkler ve bunların temelleri, yer
üstünde çekilmiş iletkenler, iletken donanımları, izolatörler, izolatör bağlantı
elemanları ve topraklamalardan oluşan tesisin tümü.
HAVALANDIRMA,
1) Vantilasyon.
2) Bir ocakta çalışanların can ve iş emniyetini sağlamak ve sağlığını korumak
amacıyla yer altındaki işyerlerine yeterli hava akımının planlı bir şekilde
verilmesi. Maden ocakları gelişme durumları ve şartlarına göre iki şekilde
havalandırılır. Bunlardan birini tabii vantilasyonla,
diğerini de mekanik vantilasyonla havalandırılan
ocaklar teşkil eder. Ocağa istenildiği kadar bol hava sevk etmek ancak mekanik vantilasyonla (üfleyici vantilatörler veya emici
aspiratörlerle) mümkün olur. Tabii vantilasyon;
atmosferik şartlara göre ocak içinde hava akımını sağladığı için ; ocak içinde
yazın yukarıdan aşağı, kışın da aşağıdan yukarı bir hava akımı sağlar. Tabii vantilasyonun şartlara göre yön değiştirmesi mekanik vantilasyonu da faydalı veya zararlı yönde etkiler. —> Şekil.
hn= Ocağa giren havanın tabii depresyonu kg/m2
D1 ve D2 = Ocak ağzında hava
yoğunluğu kg/m3
H= İki ocak ağzı arasında kot farkı,
m
hn
= H(D2-D1)
Q
Denk
ocak açıklığı s = 0.38 ———
šhn
HAVALANDIRMA
KAPISI, 1) Hava akımını
yönlendirmek veya bölmek için galerilere özel olarak yapılan kapı. Bu kapılar
genellikle peşpeşe çift olarak yapılır. Demiryolu
nakliyatı olan yollarda iki kapı arasında bir hava bendi teşkil edecek şekilde
bir katarı rahat alacak mesafe bırakılır. 2) Hava kapısı. —> Çift kapı.
HAVALANDIRMA
MODELİ, Havalandırma şebekesini ohm kanunu prensiplerinden faydalanılarak model olarak
gösteren ve havalandırma hesaplarının kolay yapılmasına yarayacak şekilde
hazırlanan sistem.
HAVALANDIRMA
PERDESİ, Hava geçmesi istenmeyen
galerilerin galeriyi kapatacak şekilde kanaviçe (çuval bezi), kapak tahtası vb.
elde bulunan malzeme ile kapatılması.
HAVALELİ
KAPASİTE, Bir taşıt aracının
taşıma kasanının —> Silme kapasitesini
aşan yığın halinde en büyük yükleme hacmi.
HAVALI AYIRMA MASASI, Kömür veya cevherin zenginleştirilmesi için
yeterli suyun bulunmadığı yerlerde veya su ile temasta dağılan malzemenin zenginleştirilmesinde
hava ile çalıştırılan ayırma sistemi, —> Şekil.
Havalı
ayırma yöntemlerinde kömürün şistten ayrılması, hidrolik ayırma yöntemlerinde
olduğu gibi (—> Jig) yoğunluk
farkı esasına dayanmaktadır. Havalı masalar çıtalı ve çıtasız olmak üzere iki
tipte imal edilmektedir. 150x300 cm boyutlu çıtalı havalı masalarda 6,4x1,6 mm
boyutlu kömür beslemesine karşın 20 t/h kapasiteye ulaşılmaktadır. —> Kömür yıkama yöntemleri.
HAVALI
SONDAJ, Devridaimde sıvı yerine
basınçlı hava kullanılması suretiyle yapılan sondaj.
HAVA
YASTIĞI, Basınçlı hava ile
şişirilmek suretiyle domuzdamı yerine kullanılan tahkimat aracı.
HAVA
YOLU, Genellikle havalandırma için
kullanılan galeri.
HAVE, 1) Alına paralel sarma kullanılarak çalışılan uzun
ayaklarda iki sarma ekseni arasında, kömür alnına dik olan mesafe. 2) Alına dik
sarma kullanılan ayaklarda bir sarma boyu. 3) Madeni tahkimat kullanılan
ayaklarda bir sarma atak suretiyle yapılan ilerleme. Bu mesafe, diğer bir
deyişle uzun ayakta klasik usulde bir üretim vardiyasında yapılması gereken
(asgari) bir adım ilerlemedir. Mekanize ayaklarda have
1,25 m’dir. —> Muvakkat
tahkimat.
HAVÖZ, 1) Ayak veya galeride
serbest yüzey elde etmek için kazı işlerinde (—> Abataj) kullanılan kesici makine.
2) —> Potkabaç makinesi. 3) Dişli testere makinesi.
HAVUZ, 1) Madenlerdeki yeraltı sularının tulumba ile
basılmak üzere genellikle anakuyu veya vinç dibinde
biriktirildiği galeri şeklindeki yeraltı imalatı. 2) Sondaj yapılan nokta civarında
devridaim suyu veya çamurunun tekrar devridaime sokulmak üzere toplandığı
çukur.
HAVUZ
LİÇİ, —> Siyanür liçi ile altın üretimi.
HAVZA, 1) Maden bulunması ihtimali olan veya maden bulunan
yerlerin (sahaların) tümü. 2) Maden bölgesi. 3) Dağ ya da tepelerde
sınırlandırılmış, suları aynı denize, göle ya da ırmağa akan ve su bölümü hattı
içinde kalan kara bölgesi.
HAVZA’İ
FAHMİYE, —> Teskere-i
saniye.
HAZIRLIK,
—> Büyük hazırlık. Amenajman. Developman.
HAZIRLIK
FAKTÖRÜ, 1000 t satılabilir kömür
elde edebilmek için gerekli olan ve metre birimiyle ifade edilen galeri
ilerlemesi veya m3 birimiyle ifade edilen galeri kazı hacmi.
HAZNE
KAYAÇ, (Wentworth
diyagramı) Kayaç kırıntılarının tekrar kayalaşması suretiyle oluşan veya
tektonik etkilerle kırılıp çatlaklar meydana getirmiş ve bu haliyle sıvı
depolanmasına uygun poröz kayaç. Bu kayaçlar,
elemanlarının mineralojik ve petrografik nitelikleri, tane boyutları, taneler
arası hamur (matriks) ve çimento miktar ve
çeşitlerine göre değişik karakterde olabilirler Wentworth
bunları sınıflandırmıştır. —> Tablo.
HAZNELEŞTİRME,
1) Lağım deliklerine daha fazla
patlayıcı madde koyabilmek için, deliklerin uç kısımlarının balon şeklinde
genişletilmesi. 2) Balonlaştırma.
HEBER
BOSCH YÖNTEMİ, —> Amonyak.
HEDGİNG, 1) Finansal bir kayba karşı koruma vasıtası. 2)
Olasılı zararları telâfi etmek için önlem almak. 3) Maden ticaretinde, ileride
oluşabilecek bir pazarda riski azaltmak için karşı tedbir almak. Hedging yapılamadığı durumlarda ürünün satış potansiyeli
fiyat değişimleri ile etkilenme riski taşır.
HEİM
KURALI, Yeraltında ve fazla
derinliklerde bütün yönlerdeki gerilmelerin eşit olma gayreti içinde olmaları
yani bütün gerilmelerin zamanla eşitlenmiş (x=y=z) ve örneğin hidrostatik
gerilme haline dönmüş olacağı.
HELEZON, —> Desantör.
HELEZONLU
MATKAP, Yumuşak kayaçları delmede
kullanılan, üzeri uzun hatveli vida şeklinde yivli,
deldiği delikteki kırıntıları delik ağzına nakleden çelik matkap.
HELİSEL
BORU NAKLİYATI, Bir çelik mil
üzerine helisel (spiral) şekilde hazırlanarak kaynak yapılmış bir düzenin çelik
bir boru içine yerleştirilmesi suretiyle elde edilen nakil aracı.
Boru içine yerleştirilmiş spiralli milin
döndürülmesi suretiyle düzenin içine verilen taneli malzemeyi boru ekseni
doğrultusunda hareket ettirmek suretiyle taşıma. —> Şekil. Spiral taşıyıcı, Desansör spiral sistem.
HELİSEL
(SPİRAL) BURGU, Yumuşak arazinin
veya sert olmayan kömürün delinmesinde kullanılan ve etrafında helisel spiral
çıkıntıları bulunan burgu türü. —> Şekil,
Burgu, Matkap, Matkap çubuğu, Jakbit, Kuron, Uç.
HELİSEL
DESANSÖR, —> Desansör.
HERKİMER
ELMASLARI,—> Kuars (SiO2)
HERON
ALAN HESABI, Bir arazi parçasının,
ölçülen değerler kullanılarak ve üçgenlere bölünerek hesaplanması. Bulunan
üçgenlerin kenar uzunlukları ölçülür. Her üçgenin alanı (f), Heron formülü olan f= šS (s-a)
(s-b) (s-c) ile hesaplanır. Burada a,b,c, üçgenin kenar uzunluklarını ifade
eder ise S= (a+b+c): 2 olarak hesaplanır. (f) alanları toplandıktan
sonra da; (F) arazi parçası elde edilir.
(F= İ f).
HETEROJEN,
1) Yapısı, özellikleri vb.
yönünden aynı türde ve tek fazda olmayan, özellikleri kesikli olarak değişen
cisimlerin hali (gayrimütecanis). 2) Ayrı cinsten, bağdaşmamış, karışmamış.
HEYELAN, 1) Açık işletmelerde veya arazide yüksek eğim, su,
kayaçta bulunan killi maddeler, tabakaların meyli ve depremlerin etkisi ile,
dengede bulunan bir kitlenin bir bölümünün ana kitleden koparak kayması veya
ayrılması şeklinde kendini gösteren olay. Bu yer değiştirme yalnız toprak
tabakasını etkiliyorsa buna toprak kayması denir. Heyelânlar kayma yüzeylerinin
teşekkül ediş şekillerine göre dairesel (eğrisel) kayma, düzlemsel kayma, kama
kayması ve devrilme kayması şeklinde olur. 2) Göçme. —> Kayma-, Sürünme-, Akma
şeklinde heyelân, Devrilme şeklinde kayma.
HISMELT
YÖNTEMİ, Her türlü demir cevheri
ve her türlü kömürü işleyebilecek bir teknolojiyi bulmaya çalışan, pilot tesis
kurma aşamasındaki, alternatif bir demir-çelik üretim yöntemi.
HIŞIRTAŞI,
—> Pomza taşı.
HIZAR
TESİSİ, 1) Maden direkleri,
kereste, kama, tahta vb. ahşap malzemeyi istenilen boyutlarda ve şekillerde
hazırlamak (kesip biçmek) için kurulan bıçkı atölyesi. 2) Katrak.
HIZLI
FİTİL, 1) İçine hızlı yanıcı madde
doldurulmuş, çok hızlı yanan fitil. 2) —> İnfilaklı fitil. 3) Primakort.
HİDROBORASİT (Ca
Mg6 O11. 6H2O), Bir merkezden ışınsal ve iğne şeklindeki kristallerin
rasgele yönlenmiş ve birbirini kesen kümeler halinde bulunan bir bor minerali.
Lifli bir dokuya sahip olup, B2O3 içeriği % 50,5’tir. Beyaz renkte, bazen içersindeki impüritelere bağlı olarak sarı ve kırmızı renklerde
(arsenik minerallerine göre değişir), kolemanit, üleksit,
probertit, tunalit ile
birlikte bulunur. Türkiye’de en çok, Emet, Doğanlar, İğdeköy
yörelerinde ve Kestelekte oluşmuştur.
HİDROGRAFİ , 1) Bir bölgedeki
yeraltı ve yerüstü sularının durumunu inceleyen bilim. 2) Bir ülkenin durgun ve akarsularının
bütünü. 3) Deniz ve nehir diplerinin planını çıkarmayı amaçlayan su altı
topografyası.
HİDROJEL, Bir oksitleyici, bir nitrat ve bir indirgeyiciden
oluşturularak elde edilen ve bir endüstriyel patlayıcı madde niteliği taşıyan
karışım (harç). Bu harç “ Slurry “ olarak da
isimlendirilir. Jelantinleyici ve dengeleyici ürünler
de kezâ, kıvam sağlamak ve muhtemel harici suyun bünyeye nufuz
etmesini önlemek için katılır. Bu nedenle hidrojeller
istisnai bir şekilde rutubete ve deliklerdeki suya mukavimdir. Hidrojeller genellikle darbelerden ve subsonik
dalgalardan etkilenmez. Dumanları az zehirlidir. Yüksek güce sahiptir; dökme
olarak kullanılabilir ve mekanik araçlarla doldurula-bilirler. —> Slari.
HİDROJEN (H), Suyun bileşiminde yer alan renksiz, kokusuz, tatsız
ve yanıcı gaz madde. Atom numarası 1, atom ağırlığı 1,00797, erime
noktası-259,2°C, kaynama noktası -252,8°C, O°C ve 760mm civa
basıncı altında yoğunluğu 0,08987 kg/m3, havaya göre yoğunluğu 0,07
kg/m3 olan kimyasal element.
Hidrojen,
karbonla ve başka elementlerle yaptığı bileşikler hâlinde bütün hayvansal ve
bitkisel maddelerde, ayrıca kömürde ve petrolde bulunur. % 71,4 hava ve % 28,6
hidrojen karışımı en kuvvetli patlama oranını gösterir.
Hidrojene
taşkömürü maden ocaklarında nadiren, rastlanır. Diğer bazı mineral yataklarında
ise; daha sık rastlanmaktadır. Hidrojen genel olarak kömür ocaklarında damar
yangınlarında yanan karbon zerrelerinin su buharına etkisi ile meydana gelmekte
veya bu yangın neticesi çıkan uçucu maddeler arasında bulunmaktadır. Mineral
yataklarında daha ziyade metan ve azot ile beraber çıkan hidrojen, bazı
hallerde nisbeten hafif tesirli patmalara
da sebep olabilmektedir. Bu gaz özellikle grizuya nisbetle
daha kolay tutuşma ve yanma özelliği gösterdiğinden, ocaklarda kullanılan çift
kafesli emniyet lambaları dahi, bunun için bir emniyet göstermez. Teneffüs edildiği takdirde ciğerlere azot
gibi herhangi bir etkisi olmaz.
Hidrojen doğada üç kararlı izotopunun bileşimi
halinde bulunur. Bunlardan; hidrojen -1 (Protyum;
çekirdeğinde yalnızca bir proton bulunan ve atom ağırlığı yaklaşık 1 olan
hidrojen izotopu, olağan hidrojen hemen hemen tümüyle
% 99,985 protyumdan oluşur.); hidrojen -2
(döteryum=ağır hidrojen; ağırlığı yaklaşık 2 olan izotopu, doğal hidrojen
bileşiklerinde binde 0,14-0,15 oranında bulunan kararlı atom); hidrojen -3
(trityum, ağırlığı yaklaşık olarak 3 olan, radyoaktif ve yarı ömrü 12,26 yıl
olan izotopu). Trityumun radyoaktif özelliğinden yararlanılarak yeraltı
sularının yaş tayini yapılabilmektedir. Trityum kimyasal tepkimelerde izleyici
izotop olarak sık kullanılmaz. Döteryum ile trityum arasındaki çekirdek
tepkimeleri termonükleer silahlarda enerji kaynağı olarak kullanılmıştır.
HİDROJENASYON,
Kömürün termik olarak reaktif
parçalara ayrılması. Son denemelerde % 86,5 karbon içeren 100 gr kömür üzerinde
325½C sıcaklıkta 400 atmosfer basınç altında tetralin
ve kalay klorür tipi katalizörlerin varlığında 40 gr hekzan,
18 gr etan, 45 gr kalıntı; kalıntının tekrar hidrojenasyonunda 14 gr hekzan,
5,5 gr eter, 11 gr benzen ve 18 gr kalıntı elde edilmiştir. Hidrojenasyon
petrole karşı bir alternatiftir.
HİDROKSİL, OH- iyonu. Bazları oluşturan iyon.
HİDROKS
YÖNTEMİ, Lağım deliğine
yerleştirilen çelik bir kovan içinde kimyasal tepkimeyle oluşan yüksek basınçlı
gazlar etkisiyle patlatma yöntemi.
HİDROMETALURJİ, 1) Oksitli cevherlerin yaş prosesle redüksiyonu ve
bu yolla metal elde edilmesi. 2) Cevherden metal elde edilmesinde metalin sulu
bir tuz çözeltisinin kullanılmasına dayalı metalurji
işlemi. İşlemin başlıca aşamaları, metalin veya metal bileşiğinin, çoğunlukla
başka kimyasal çözücülerle birlikte suda çözündürülmesi (—> Liçing);
artıkların ayıklanması ve çözeltinin araştırılması ve metalin ya da arı
bileşiklerinden birinin çözeltiden, kimyasal veya elektrolitik yöntemlerle
çökeltilerek elde edilmesinden oluşur.—> Özütleme, Elektrometalurji.
Altın ve gümüşün yanı sıra bakır ve
çinkonun önemli bir bölümü de hidrometalurjiye dayalı
olarak üretilmektedir.
HİDROKİNETİK
TRANSMİSYON, —> Hidrolik Transmisyon, Hidrolik kavrama.
HİDROLİK
AKTARMA, —> Hidrolik Transmisyon, Hidrolik kavrama.
HİDROLİK
AYIRMA YÖNTEMİ, —> Jig, Kömür yıkama yöntemi.
HİDROLİK
BAĞLAYICI, Su ile tepkimesin-de
sertleşerek etrafındaki maddeleri birbirine yapıştırma özelliğine sahip
malzemelere verilen ad.
HİDROLİK
DİREK, İç içe geçmiş iki veya üç
parçalı silindirlerin içine bir ventil üzerinden
hidrolik sıvı (emülsiyon) vermek suretiyle ayaklarda tavanın kontrollu olarak tahkimine yarayan tahkimat malzemesi.
Bunlar münferit direk olarak veya yürüyen tahkimatta iki-üç veya dört adedi bir
tahkimat ünitesi teşkil etmekte kullanılır.
HİDROLİK
DOLGU, —> Hidrolik ramble.
HİDROLİK
EŞDEĞERLİLİK, Akış halindeki suyun
içerdiği minerallerin çökelmesini belirleyen boyut-yoğunluk ilişkisi. Farklı
boyut ve yoğunluktaki iki parçacık, belirli koşullar altında aynı zamanda
çökeliyorsa, bunlar hidrolik bakımdan eşdeğer olarak kabul edilir. Bu duruma
göre küçük parçacığın yoğunluğu büyük parçacığa nazaran daha fazladır. Bu
nedenle, kaba taneli parçacıkları içeren tortul çökeller ile ince parçacıklar
halindeki ağır mineralleri bir arada bulmak mümkündür.
HİDROLİK
İŞLETME, 1) Dekapaj
(kazı) işi hidrolik jetle tazyikli su püskürtmek suretiyle yapılan açık
işletme. 2) Kazı işi dreçlerle (kovalı bager), su
altında yapılan açık işletme.
HİDROLİK
JET, 1) Yüksek basınçlı su
(200-250 Kg/cm3) (4-6 m3/h) püskürtmek suretiyle Kazı yapmaya yarayan maden
makinesi. 2) Hidrolik monitör.
HİDROLİK KAVRAMA, Üzerine kanatlı çark yerleştirilmiş bir giriş
(devindirici) mili ile bunun karşısında yer alan ve üzerine benzer kanatlar
yerleştirilmiş bir çıkış (devindirilen) milinden oluşan, içi sıvı-çoğunlukla da
yağ-dolu bir karterin içine yerleştirilmiş kanatlı
çark ve türbin. —> Şekil. Normal
yük koşullarında çıkış milinin hızı, giriş milinin hızından yaklaşık %3 daha
azdır. Kanatlı çark ile türbin arasında mekanik bağlantı bulunmadığından,
hidrolik kavramalar titreşim ve darbeleri çıkış miline iletmez. Hidrostatik
türden, —> Hidrolik transmisyonlar
olan hidrolik pompalar ve motorlar, takım tezgâhlarında, maden makinelerinde
(zincirli konveyörde elektrik motorundan çekici tambura güç iletmede), tarım
makinelerinde ve baskı makinesi preslerinde yaygın olarak, kullanılır. Bu
düzeneklerde, aralarında borularla bağlantı kurulan motorlar ve pompalar,
birbirlerinden uzak yerlere de yerleştirilebilir. Hidrolik kavramaya turbo kaplin de denir.
HİDROLİK
KAZI, —> Hidrolik işletme. —> Şekil.
HİDROLİK
KESİT, Hidrolik taşıma yapılan bir
boru şebekesinde; malzeme ve suyun verildiği (A noktası) huni ile malzeme ve
suyun borudan çıktığı nokta (B) arasında bulunan; kuyu, galeri, desandri vb. yerlere döşenmiş olan borular ve dirseklerdeki
(sürtünme) yük kayıpları da dikkate alınarak tesbit
edilen eşdeğer boru uzunluklarına göre çizilen A’B’ profili. Hidrolik kesitteki
A’ ve B’ noktalarını birleştiren doğruya “yük hattı”, yük hattının (A’ B’ doğru
parçasının) yatay düzlemle yaptığı açıya da “hidrolik meyil açısı” denir. Yük
hattının hidrolik profili kesmesi halinde şebekeden gravitasyonsuz
taşıma yapmak imkansızdır. Bu takdirde hidrolik meyli artırmak için ya malzeme
ve sıvıyı daha yüksekten vermek veya ara istasyonlara tulumbalar kurarak
taşınan sıvı veya sıvıkatı karışımına irtifa
kazandırmak gerekir.
HİDROLİK
MEYİL, —> Hidrolik kesit.
HİDROLİK
MONİTÖR, —> Hidrolik jet.
HİDROLİK
NAKLİYAT, —> Hidrolik taşıma, Hidrolik vinç.
HİDROLİK PRES, Bir silindir ile bu silindirin içinde hareket eden
ve kapalı bir bölmedeki sıvı üzerinde kuvvet uygulayan bir pistondan oluşan
pres (sıkıştırma düzeni). Pistonun etkilediği sıvı kuvveti, sabit bir örsün ya
da baskı levhasının üzerine iletilir. Sıvı, silindire bir pompa ile basılır.
Hidrolik presler sanayide metallerin biçimlendirilmesinde ve büyük kuvvetler
gerektiren diğer işlemlerde yaygın olarak kullanılır.
Madencilikte hidrolik presler demir bağların
imalinde, deforme olması veya başka bir nedenle sökülmüş madeni tahkimatın
tekrar kullanılabilecek duruma getirilmesinde, araba iticileri vb. maden
makinelerinde hidrolik pres sistemiyle çalışan hidrolik silindirler; patlayıcı
gaz ortamında elektrik enerjisinin kullanılmadığı yerlerde ise presler veya
silindirler basınçlı hava ile çalıştırılacak şekilde imal edilerek kullanılır.
HİDROLİK
RAMBLE, 1) Dolgu malzeme-sinin su
ile karıştırılarak, madeni alınmış yerlere verilmesi suretiyle yapılan dolgu
sistemi. 2) Hidrolik dolgu.
HİDROLİK
SANTRALLAR, —> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
HİDROLİK
SIVI, Madencilikte kuvvet ve güç
iletmek üzere hidrolik yağ yerine kullanılan yangına karşı emniyetli su-yağ
emülsiyonu.
HİDROLİK
TAŞIMA, İçinden herhangi bir
debide sıvı geçen boru veya kanalın belirli bir katı-sıvı oranı dikkate
alınarak, katı madde ile beslenmesi suretiyle katı maddelerin bir yerden bir
yere veya bir kattan başka bir kata (aşağı veya yukarı) taşınması. Hidrolik
taşımada sıvının hareketi tulumbalarla sağlandığı gibi, hidrolik meyil müsait
olduğu takdirde graviteden de yararlanılır. Şlam vb. su-katı madde karışımlarının boru ile taşınmasında
şlam tulumbası veya membranlı
tulumbalar kullanılır. Hidrolik meyil petrol, su vb. sıvıların uzak mesafelere
boru ile naklinde de dikkate alınır. Hidrolik taşıma için tesis edilen boru
hattına “pipeline” denir. —> Hidrolik vinç.
HİDROLİK
TRANSMİSYON (HİDROLİK AKTARMA),
Bir sıvının yardımı ile doğrusal hareketi ve doğrusal kuvveti ya da dönme
hareketini ve dönme kuvvetini (moment) iletmekte ve uyarlamakta kullanılan
aktarma düzeneği.
Başlıca iki tip hidrolik enerji aktarma düzeneği
vardır. Bunlardan hidrokinetik transmisyon sisteminde
(örneğin hidrolik kavramalarda ve hidrolik moment (tork)
değiştiricilerinde) sıvının kinetik enerjisinden; hidrostatik transmisyon
sisteminde ise sıvının basınç enerjisinden yararlanılır.
Madencilikte hidrolik güç aktarma, elektrikle
çalışan zincirli konveyörlerde hareket tamburu ile elektrik motoru arasında,
petrol ve diğer sondaj makinelerinde motorla tiji
döndüren tabla arasında, ana vantilatör motor-pervane arasında vb. yerlerde
kullanılır.
HİDROLİK
TULUMBA, Hidrolik direklerin ve
yürüyen tahkimatın ihtiyacı olan hidrolik sıvıyı hortumlar vasıtasıyla,
direklerin hidrolik sıvı boşluğuna basmak üzere uygun bir yere kurulmuş ünite.
HİDROLİK
VİNÇ, Bilhassa ABD ve Sovyetler
Birliğinde kömür üretiminin “—> Hidromekanik Kazı”
yöntemiyle yapıldığı yeraltı işletmelerinde kazılan kömürlerin “ —> Hidrolik Taşıma” suretiyle kuyu dibine
getirilip oradan da yeryüzüne çıkarılması için kullanılan “—> “İhraç sistemi” yani “ —> İhraç vinci “ (Hydro-Hoist).
Hidrolik vinç kullanılarak yapılan hidrolik
taşımada pompalama sistemi iki esas prensibe dayandırılmaktadır. (Şekil 1.,2.
ve 3.) bunlardan biri vasıtasız pompalama;
(Nakledilecek kömür,kum vb. malzeme su ile birlikte tulumbaya verilerek
pompalanır). Bu sistemde kömür karışım oranı ağırlık bakımından % 12, hacim
olarak da % 8 civarında olup malzemenin tane büyüklüğü kömürde
HİDROMEKANİK
KAZI, Bir su püskürtücü yardımıyla
80-100 bar tazyik altında, kömürü veya madeni gevşeterek kazı yapılması.
Şimdiye kadar yeraltı kömür madenciliği de hidromekanik
kazı metodu, arakatlı göçertmeli ve oda topuk işletme
metotlarında uygulanma alanı bulmuştur.
HİDROMETALURJİ,
1) Oksitli cevherlerin yaş
prosesle redüksiyonu ve bu yolla metal elde edilmesi. 2) Cevherden metal elde
edilmesinde (çıkarmada), metalin sulu bir tuz çözeltisinin kullanılmasına
dayalı metalurji işlemi. İşlemin başlıca aşamaları,
metalin veya metal bileşiğinin, çoğunlukla başka kimyasal çözücülerle birlikte
suda çözündürülmesi (—> Liçing); artıkların ayıklanması ve çözeltinin araştırılması
ve metalin ya da arı bileşiklerinden birinin çözeltiden, kimyasal veya
elektrolitik yöntemlerle çökeltilerek elde edilmesinden oluşur. —> Özütleme, Elektromelaturji.
Altın ve gümüşün yanı sıra bakır ve çinkonun önemli
bir bölümü de hidrometalurjiye dayalı olarak
üretilmektedir.
HİDROMETAZOMATOZ,
Hidrotermal eriyikler ile yantaş
arasında madde mübadelesi sonucu meydana gelen olay.
HİDROSİKLON,
—> Siklon.
HİDROSTATİK
BASINÇ, 1) Sondaj sıvısının
muayyen bir derinlikte temas ettiği birim yüzeydeki statik basınç. 2) Bir sıvı
sütununun bulunduğu ortama yaptığı basınç.
HİDROSTATİK
DÜZEY, Yeraltında su geçirmez bir
tabaka üzerinde oluşan su düzeyi.
HİDROSTATİK
TRANSMİSYON, —> Hidrolik Transmisyon, Hidrolik kavrama.
HİDROTERMAL
MADEN YATAKLARI, Arz kabuğu içine
sokulmuş bir magma parçası olan intruzif kütlenin
soğuyup normal kristalleşerek katılaşması sırasında (pegmatitik
fazdan sonra) hidrotermal fazda su ve uçucu madde
bakımından zenginleşmiş bakiye eriyiklerin; (intrüsif
kütleden) çeşitli uzaklıklarda ve düşük sıcaklıklarda (400½C’in
altında) oluşturduğu maden yatakları. Hidrotermal
maden yatakları teşekkül sıcaklıklarına göre katatermal
- (300½-400½C), mesotermal- (200½-300½C), epitermal - (100½-200½C) ve teletermal
- (- 100½C) maden yatakları diye isimlendirilir. Hidrotermal
cevher yatakları, cevher cinslerine göre de; altın ve gümüş oluşumu, bakır ve
pirit oluşumu, kurşun-gümüş-çinko oluşumu, gümüş-kobalt-nikel-bizmut-uranyum
oluşumu, antimuan-civa-arsen-selen oluşumu, oksidik
demir-magnezyum-mangan oluşumu, cevhersiz oluşum diye tanımlanır.
HİDROTERMAL
METAMORFOZ, —> Kontak metamorfoz.
HİGROMETRE,
1) Havanın nem (rutubet)
derecesini (oranını) ölçmeye yarayan aygıt. 2) Nem, rutubet ölçer.
HİPOSANTR,
1) Depremin yer içinde başladığı
nokta. 2) Deprem ocağı. 3) Ocak. —> Deprem
odak (ocak) derinliği.
HİZMET
MARKALARI, —>
Patent.
HOBEL, —> Kazı
(kömür) rendesi.
HOBEL
İŞLETMECİLİĞİ, Zincirli konve-yörle birlikte çalışan
—> Hobel gerecinin kullanılması. 1. Standart hobel işletmeciliğinde, hobelin
ve taşıma aracının hızları sabit olup, hobelin hızı
taşıma aracı hızından daha düşüktür. 2.
Kombine hobel işletmeciliğinde, hobel konveyöre nazaran üst taban yoluna doğru daha hızlı,
alt taban yoluna doğru daha yavaş hareket eder. Zincirli konveyör hızı sabit
olup, en uygun teorik durumda teorik olarak hobelin
üst taban yoluna doğru hareketinde sahip olduğu hıza eşittir. 3. Geçmeli hobel işletmeciliğinde hobelin ve
konveyörün hızları sabittir. Ancak hobel hızı,
konveyör hızından iki veya üç kat fazladır.
HOMOJEN, 1) Yapısı ve özellikleri bakımından aynı türde, tek
fazda ve özellikleri değişmeyen cisimlerin hali (mütecanis). 2) Bir cinsten
olan, tek çeşitli, bir örnek, tek türlü, bağdaşık.
HONİGMAN
METODU, Az miktarda su geçiren
formasyonlarda kademeli geniş çaplı sondaj yapma şeklinde uygulanan kuyu kazı
metodu. Bu maksatla kuyu, birkaç kademe olarak ve döner tabla şeklindeki
takımlarla nihai çapa getirilecek şekilde kazılır. Kuyu cidarı, yoğunluğu
arttırılmış çamurlu su ile yıkanır ve böylece cidardan gelen hidrostatik su
basıncı dengelenmiş olur.
HOOK
KANUNU, Bir malzemeye kuvvet
tatbik edildiğinde malzemedeki deformasyon (elastik alanda) tatbik edilen
kuvvetle orantılıdır (
=
. ,
yani
= uzama,
= uzama sayısı, = kuvvet) şeklinde ifade
edilebilen mekanik-mukavemetin temel kanunlarından biri. Tatbik edilen kuvvet
malzemede kalıcı bir deformasyon husule getirmişse Hook
kanununun geçerli olduğu (O, P noktaları arası) alanın dışına çıkılmış
demektir. 1/’ya
E = Elastisite modülü denir. —> Çekme deneyi.
HORST, Her iki tarafı faylarla çökmüş veya çevresine göre
yükselmiş arazi kitlesi. —> Graben.
HORTUM, 1) Basınçlı hava veya basınçlı su ile çalışan makine
veya teçhizatın ana şebekeye bağlanmasında ya da boru yerine kullanılmak üzere
kauçuk bez, plastik vb. malzemeden imal edilen esnek boru. 2) Hava ya da suyun
hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesi ile oluşan meteorolojik olay.
HUY, Maden (taş) kömürü.
HÜKÜMETİ SENİYE, Devlet.