|
Resimli Madencilik Terimleri Sözlüğü - M |
MAC—ARTUR—FORREST
YÖNTEMİ, —> Siyanürleme işlemi.
MACHE, Viyanalı fizikçi Heinrich
Mache (1876)’ye izafeten isimlendirilen radyoktivite şiddeti birimi. Özellikle termal kaynaklarda
litredeki —> Radon içeriğine göre
saptama yapılır.
MACUNLAMAK,
Mermer işletmeciliğinde taştaki
kusurların kendi tozu, boya ve hususi yapıştırıcıdan müteşekkil macunla, taşın
desenine uygun şekilde, düzeltilmesi.
MADEN, 1) Yerkabuğunun kimi
bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenler nedeni ile oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral
bileşimi. 2) Kendine özgü bir parıltısı olan, genellikle elektriği ve ısıyı
ileten, oksijenle birleşerek bazal etki veren (basit cisim) element. 3) Maden
ocağı, -işletmesi.
MADEN
ARAMA RUHSATNAMESİ, (AR) Maden
aramak için müteşebbise verilen arama belgesi. Bu belge ile ilgili hususlar,
süreler ve ruhsat alanı “Maden Kanununun” ilgili maddelerinde belirtilir.
MADEN
CEVHERİ, Bileşiminde önemli ölçüde
değerli madenler bulunan doğal madde. Buna maden filizi de denir.
MADEN FİLİZİ, —> Maden cevheri.
MADEN
HUKUKU, Yeraltı doğal kaynaklarına
ilişkin mülkiyet ve işletme haklarını düzenleyen hukuk dalı. Diğer bir ifade
ile maden hukuku; madenlerle ilgili mevzuatın tahlil ve tenkidini yapan,
madenlerle alakâlı münasebetleri tanzim eden mer’i hukuk kaidelerinin ideal şeklini arayan ve madenlere
ait hukuk kaidelerini memleket ekonomisinde en müsmir ve faydalı duruma
getirmek için gereken şekle, sokmaya çalışan bir hukuk branşı.
Çeşitli hukuk sistemlerinde madenlerin mülkiyetine
ilişkin farklı ilkeler benimsenmiştir. Dünyanın büyük bir kısmındaki ülkelerde
toprak altında bulunan madenlerin devlete ait olduğu kabul edilmiş olduğu halde
Amerika Birleşik Devletlerinde maden, mülkiyete dahildir.
Ayrılmadığı müddetçe maden mülkiyet hakkı satıh hakları ile birlikte intikal
eder.
Türkiyede 1961 ve 1983 Anayasalarında doğal servet ve
kaynaklarının devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, ancak arama ve
işletme hakkının devlet tarafından belli süreler için gerçek ve tüzel kişilere
devir edilebileceği hükmü yer almıştır.
MADENCİ, 1) Kartiyenin
(kısım) veya daha aşağı kademedeki nezaret sahasının teknik ve idari bakımdan
tam sorumluluğunu taşıyan iş nezaretçisi. 2) Maden ocaklarında çalışan ve
mesleği madencilik olan kişilerin her biri. 3) Maden işleten.
MADENCİ
KAZMASI, Dövme çelikten yapılan ve
ucu sertleştirilen özel biçimli kazma. (Ağırlığı en fazla
MADENCİ KÜREĞİ, Kömür ve pasa yığınlarının kaldırılmasında
kullanılan kısa saplı ve sap başında tutma yeri bulunan geniş yüzeyli kürek.
Maden kürekleri, tava şeklinde ve yayvan ağızlı
olup, standart ölçülerdedir. Sap kısmı hariç en büyük boyutlu kürek
MADENCİ
BAŞ LAMBASI, Maden ocaklarında
madencinin bel kayışına takılarak taşınan kilitli koruyucu muhafaza kutusuna
yerleştirilmiş kursun-asitli veya nikel-kadmiyum-alkali batarya ve bu bataryaya
esnek bir kablo ile irtibatlandırılmış, madenci
baretine takılabilen, ışık yayan, başlığı olan, ocak lambası.Bataryaya
esnek kablo ile bağlı başlıkta şarj anahtarlı, kumanda düğmeli, reflektörlü ve
içinde ışık kaynağı olarak emniyet bakımından biri esas, diğeri de yardımcı
olmak üzere iki veya iki rezistanslı tek ampul bulunur.
MADENCİLİK,
1) Arz
kabuğunda bulunan cevher, endüstriyel hammadde, kömür ve petrol gibi ekonomik
değeri olan herhangi bir maddeyi yeryüzüne çıkarıp onu paraya dönüştürme işi.
Madenciliğin amacı, ekonomiye gerekli doğal hammaddeyi sağlamaktır. 2) Ekonomik
önemi bulunan mineralleri rasyonel bir şekilde endüstriye sağlamak için
geliştirilmiş uygulamalı bilim dalı. 3) Maden yataklarının aranması,
projelendirilmesi, işletilmesi ve çıkarılan madenin zenginleştirilmesi ile
ilgili işlemler. —> Ocak, Maden
işletmeciliği, Plaser madenciliği, Açık işletme,
Kapalı işletme, Yeraltı madenciliği.
MADENCİLİK BARUTU,—> Barut.
MADENCİLİK FONU, Madencilik faaliyetlerinde istikrarı sağlamak ve
desteklemek amacı ile teşekkül ettirilmiş fon. Fonun kaynakları; 1) İrad kaydedilen teminatlar, 2)
Müsadere edilen cevher ve malzemelerin satışından elde edilen gelirler, 3)
İhale gelirleri, 4) Maden ithalat ve ihracatından alınacak fon kesintileri, 5)
Bütçeden ayrılacak ödenek, 6) Diğer gelirlerdir.
Fonun işleyişi Muhasebe-i Umumiye Kanunu, Devlet
İhale Kanunu ve Harcırah Kanunu hükümlerine tabi değildir. Fonun denetimi 20/10/1983 tarih ve 72 sayılı Başbakanlık Yüksek Denetleme
Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde Kararname esaslarına tabidir. Fon, Bakanlar
Kurulu Kararı ile kritik madenlerin stoklanmasında, yurt içi denetleme maden
alımlarında, zararına yapılacak maden ihraç bağlantılarının sübvansiyonunda
kullanılabilir.
MADENCİLİK
SEMBOLÜ, İki tarafı düz olan saplı
bir çekiçle bir tarafı keski şekline getirilmiş diğer bir çekicin çatılmış
durumundaki görünümü. Bu sembol madenin istihsal edilmesini ifade eder.
Haritalarda, çalıştırılan maden yeri madencilik sembolüyle gösterilir. Tükenmiş
veya terkedilmiş maden sahalarında maden ocaklarının yeri bu sembolün, saplar
yukarı gelecek şekilde çizilmesi suretiyle işaretlenir.
MADENCİLİKTE
NÜKLEER PATLAYICI MADDE KULLANIMI,—>
Yerinde (İn-Situ)
Liç.
MADENCİLİKTE
ROBOT, —> Mekani-zasyon (2).
MADENCİ
MARŞI, 1928 yılında Maden Y. Müh.
Cemal Zühtü Aysan’ın teşvikiyle; Maden Y. Mü-hendisi ve Şair Behçet Kemal Çağlar tarafından Türkye’ye uyarlanmış, uluslararası hüviyeti haiz marş:
Selam
ver, selam ver, sesin daha gür
Kara
elmas siyah nur demek kömür
Kara
elmas siyah nur demek kömür
Alnını sür, alnını sür
Açık,
gül alnının kırışıkları
Sönük
lambam yener hep ışıkları
Sönük
lambam yener çıksan dışarı
Hep ışıkları, hep ışıkları
İçinde
önünde, cevherle maden
Elinde
toprağı altın yapar fen
Elinde
toprağı altın yapar fen
Yap taç dilersen, yap taç dilersen
O
taca arma, şu kazma çekiç
Onun
saltanatı kimde vardır hiç
Onun
feyyazlığı nerde vardır hiç
Bu
nuru iç, bu nuru iç.
MADENCİ
PUSULASI, Yeraltında galerilere
istikamet (yön) vermede ve yeraltında pusula poligonları yaparak harita alma
işlerinde kullanılan, poligon kenarı olarak çekilen ip (sicim) üzerine asılarak
ölçme yapmaya yarayan asma pusula.
MADEN
DAMARI, 1)
Bir çatlağı ya da ağ biçiminde çatlak sistemlerini doldurmuş olan maden
kütlesi. 2) Filon. 3) Tabaka halinde teşekkül etmiş kömür yatağı. Maden
damarları yatırımlarına göre; az yatımlı (0-20½),
normal yatımlı (20-45½), orta yatımlı (45-60½) ve (dik) kılıç (60-90½) damarlar
diye sınıflandırılabilir. 4) Ana istikameti belirleyen damara ana damar denir.
MADEN
DİREĞİ, Madenlerde kalite, çap ve
boy bakımından ağaç tahkimat yapılmaya müsait direk.
MADEN
DİREKLERİNİ KORUMA USÜL-LERİ, Maden
direklerinin stoklandıkları ve kullanıldıkları yerlerde uzun zaman sonra
rutubetin (mantarlanma) ve böceklerin tesiri ile çürümelerini önlemek ve
dolayısı ile direk tasarruf etmek için vakum-tazyik, daldırma ve enjeksiyon sistemleri ile emprenye
edilerek veya badana sistemleri ile işleme tabi tutularak korunmaları. Emprenye işleminde; (a) Suda eriyen maden tuzları, (b)
Yağda eriyen krezot kullanılır. Madenlerde
kullanılacak direklerin zehirsiz, kokusuz ve su ile akıp gitmeyen maddelerle emprenye edilmiş olmaıs istenir.
Badana yapmak suretiyle yapılan korumada kireç kullanılır.
MADEN
EMNİYET NİZAMNAMESİ, Maden
ocaklarının işletilmesi ve konulan kaidelere uyulmaması halinde uygulanacak
hükümleri, kazalarda ve tehlikeli hallerde sorumluların davranış şekillerini
vb. işleri sırası ile gösteren ve bir kararnameyle yürürlüğe konulmuş bir tür
yönetmelik.
MADEN
HAKLARI, Madenlerin aranması,
bulunması ve işletilebilmesi için verilen izinler ve maden yataklarının
bulunmasına yardımcı olanlara tanınan maddi imkanlar.
MADEN
İHBARI, Arama ve ön işletme ruhsat
sahasında olmamak kaydı ile evvelce tespit edilmemiş bir maden zuhurunun ilgili
daireye bildirilmesi.
MADEN
İŞLETMECİLİĞİ, Faydalı mineral-lerin madencilik vasıtası ile kazanılması için yapılan;
teknik ve emniyet bakımından en iyi uygulama ile ekonomik açıdan en uygun
sonucun alınmasını sağlamaya yarayan faaliyetlerin bütünü. Maden
işletmeciliğindeki faaliyetler aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir: (1) Arama,
keşif, sondaj, (2) Kazı ve yükleme, (3) İnsan ve malzeme taşıma, (4) Ocak
havalandırması, (5) Amenajman (büyük hazırlık) ve İhzarat,
(6) Kuyu kazı işi, (7) İşletme metodları uygulaması,
(8) Ocak tahkimatı, (9) Kömür ve taş tozları mücadelesi, (10) Su tahliyesi,
(11) Aydınlatma, (12) Ocak yangınları ve tahlisiye (kurtarma), (13) Yerüstü
faaliyetleri vb. işler.
MADENİ DİREK KARAKTERİSTİĞİ, Madeni
direğin yük altında maruz kaldığı kısalmayı gösteren grafik. Bu eğri madeni direğe kilo Newton olarak (kN eski ifade Megapond Mp) verilen yük altında direğin üst kısmının alt kısma
kayarak girişinin mm cinsinden ölçülmeleri sonucu çizilir.
MADENİ
DOMUZDAMI DİREĞİ, Domuz-damlarında
çift ağaç direk yerine kullanılan kolay sökümü sağlamak için iki ucunda kama
şeklinde pabuç ve onu tutan bir dil (mandal) ile teçhiz edilmiş madeni direk.
—> Domuzdamı.
MADENİ
KENET, Mermer işletmeciliğinde
taşları kenetliyen özel metal parçalar.
MADENİ
TAHKİMAT, Demir, alüminyum vb. malzemeden
yapılan tahkimat türü.
MADENİ
YAĞ, Başlıca petrol, taşkömürü ve
linyitin damıtılması ile, kömürden akaryakıt
üretilmesi (sıvılaştırılması) sırasında elde edilen yağ.
MADEN
KÖMÜRÜ, Basınç, ısı ve
bakterilerin etkisi ile, oksijensiz ortamda, diyajeneze uğramış kök, gövde, sap ve yaprak gibi organik
maddelerin kalıntısı. İçerisinde bulunan su, uçucu maddeler ve karbon
miktarlarının değişmesine göre çeşitli cinsleri vardır. Bunlar turba, linyit,
taşkömürü (bitümlü kömür), antrasit ve grafit diye isimlendirilir.
MADEN KÖMÜRLERİNİN ULUSLAR-ARASI KLASİFİKASYON SİSTEMİ, Külsüz ve havada (30½C ve % 96 rutubet) kurutulmuş,
yukarı ısı değeri 5700 Kcal/kg’dan
yüksek olan ve maden kömürü olarak kabul edilen kömürlerin; kimyasal nitelikler
bakımından, ısı değeri, uçucu madde ve rutubet miktarının değişimi, petrografik
bakımdan da makroskobik ve mikroskobik incelemelerde
yapı elemanlarının cins ve miktarları ölçü alınmak suretiyle; uluslararası bir
düzeyde sınıflandırılması. Bu
sistemde maden kömürleri üç rakamlı kod numaraları ile isimlendirilir.
Rakamlardan birincisi (0-7) kömürün uçucu madde ve ısı
değerini, ikincisi (0-3) kömürün pişme (kabuk bağlama, kekleşme), üçüncüsü de
(0-5) kömürün kok olma özelliğine göre yan gruplara ayrılmasını ifade eder.
—> Tablo s. 239. Maden kömürlerinin
enternasyonal ve istatiksel sınıflandırma sistemi. Taşkömürü, Kömürlerin sınıflandırılması.
MADEN
MEVZUATI, Madenlerle ilgili her
türlü hukuki düzenlemeleri ihtiva eden kanun, nizamname (tüzük) ve
talimatnameler gibi hukuk kurallarını kapsayan yazılı metin. —> Ek 1.
MADEN OCAĞI, —> Maden. Ocak.
MADEN
SİCİLİ, 1)
Maden sahalarının işletme hakkının kimlere verildiği ve bunların üzerinde ne
gibi hak ve kısıtlamaların bulunduğu hususların tesciline mahsus açık ve resmi
kayıt. 2) Tüm madencilik faaliyetleri ile ilgili bilgilerin kaydedildiği ve
detayı yönetmelikte belirtilen yer.
MADEN
SUYU, Jeotermal enerji tanımı
içinde yeralan, ancak bir kısmının sıcaklığı 20½C’nin altında olabilen, şifa niteliği tıbben veya
denemelerle belirlenmiş olan, litrede 1 gramın üzerinde erimiş mineral madde
veya bazı nadir elementler içeren sular. Sıcak ve soğuk oluşuna göre maden
suyu, içme, içmece, çermik, ılıca, kaplıca, kaynarca, girme, ılısu, terme, kudret hamamı, dağ hamamı gibi terimlerle
adlandırılmış sular ile, bu suların oluşturduğu
çamurlar da bu tanım içinde yer alır.
MADEN
TOPOGRAFI, 1)
Bir maden ocağının topografik ölçme işlerinden
sorumlu eleman. Bu kişi gerekli plan ve kesitleri çıkarır; yeryüzü konum
haritası ile galerilerin ve üretim yerlerinin tesbit
ve kontrolünü yapar. 2) Jeometr.
MADEN
YATAĞI, 1) Damar veya kitle
halinde teşekkül etmiş; büyüklük, miktar ve kalitesi açısından ekonomik olarak
işletilebilecek faydalı kayaç veya minerâl birikimi.
2) Jizman. Maden yatakları teşekkül yerlerine göre; singenetik (yantaşla eşyaşlı) ve epigenetik, (yantaştan genç) mağma ile olan
ilgilerine göre de magmatik (mağma ile ilgili), sedimenter (tortul) ve metamorfik (başkalaşmış) maden yatakları diye
sınıflandırılırlar. İhtiva ettikleri faydalı maddenin türüne göre de (1)
Cevher; (2) Kömür; (3) Tuz; (4) Petrol; (5) Endüstriyel minerâl
(taş veya toprak) vb. yatakları diye gruplandırılırlar. —> Şekil s. 240.
1,2,3=
Erken kristalizasyon (kromit,
platin, nikel, titan)
4,5=
Geç kristalizasyon (Molibden ve kalay mineralleri)
I,
II, III= Kontak metazomatos (manyetit, hematit,
pirit)
IV,
V, VI, VII= Hidrometazomatos (kalay, wolfram, bakır, kurşun, çinko)
6,7=
Pnömatik (wolframit, arsenkis, pirit, altın)
8,9=
Katatermal (bizmut, kalkopirit)
10,11=
Mezotermal (kurşun, çinko)
12,13=
Epitermal (civa, antimuan)
14=
Teletermal (arsen
mineralleri)
A,B,C,D,E ve F = diğer oluşumlar (peğmatitler, altınlı kuars,
uranyum vs.)
MADIRGA,
MAFSALLI
KAVİSLİ BAĞ, Daire parçası olarak
uçları birbiri ile mafsallı bir şekilde çalışacak biçimde özel parçalar ilave
edilmiş madeni bağ veya bağlantı yerinde araya direk parçası konulmak suretiyle
mafsal etkisi sağlanan mol bağ.
MAFSALLI
SARMA, Bir ucu diğer bir sarmaya
özel tertibatı ile bağlanabilen ve tazyik altında bağlantı yeri mafsal vazifesi
gören madeni sarma.
MAFSALLI
TAHKİMAT, Galeri tahkimatının
mafsallar vasıtasıyla birbirleriyle bağlantılı segmanlarının, kayaç basıncı
altında tahkimat kesitinin değişmesine imkan verecek
şekilde tertibi suretiyle oluşan tahkimat şekli. —> Mol bağ.
MAGMATİK
KAYAÇLAR, Magmanın yer kabuğu
içinde (derinlik kayaçları) veya yeryüzünde (volkanik kayaçlar) soğuyup
katılaşması ile meydana gelen kayaçlar. Magmatik kayaçlar dokularına, ihtiva
ettikleri minerallere ve menşelerine göre isimlendirilirler.
Bünyelerinde bulunan silis miktarına göre asit,
bazik ve nötr diye; bünyelerinde bulunan taş yapıcı
minerallere göre de dokusu büyük taneli olanlar granit, siyenit, diorit, gabro ve peridodit;
dokusu küçük taneli olanlar riyolit (granit ve siyenit karşılığı), andezit (diorit karşılığı), bazalt (gabro karşılığı); dokusu camsı
olanlar da sünger taşı, obsidiyan ve takilit diye isim alırlar. —> Korkayaç.
MAGMATİK
MADEN YATAKLARI, Magma ile ilgili
(5-10 km’lik derinliklerde) plutonik ve (0-
1) Kristalizasyon diferansiyasyon (erken kristalizasyon).
2) Likit diferansiyasyonla ayrılmalar, 3) Likitmagmatik-pnömatolik (geçiş),
4) Pegmatit-Pnömatolik, 5) Hidrotermal,
6) Ekshalasyon vb. maden yatakları olarak da sınıflandırılırlar.
MAGNETO
HİDRODİNAMİK ENERJİ SANTRALLARI, —>
Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
MAGNESİATONGRANAT,
—> Laltaşı.
MAGNEZYA;
1)
Oldukça saf magnezyumoksit (MgO).
2) Magnezyumun esas unsur oluşturduğu çeşitli maddelerin üretilmesi prosesinde elde edilen ilk ürün (Ara ürün). 3) Tam karşılığı
olmasa da, magnezyum karbonat da mağnezya olarak
ifade edilmektedir.
MAGNEZYA
BEYAZI, Jips veya baryumsül-fatın magnezya ile karışımından oluşan beyaz madeni boya.
MAGNEZYUM, Aluminyumdan daha
hafif, yer kabuğunda en çok bulunan elemanların sekizinci olan atom numarası
12, atom ağırlığı 24,312, ergime noktası
Magnezyum, doğada aluminyum
gibi serbest halde bulunmaz. Deniz suyunda mevcut (% 0,13 Mg) olduğundan tuzla
ana sularından klorür ve sülfat şeklinde çıkarılır. (
Magnezit (MgCO3), Dolomit (Mg, CO3 . Ca CO3) [ MgCa (CO3)2],
Karnalit (MgCl2, KCI, 6H2O), Keyzerit (MgSO4H2O), Kainit (MgSO4KCI3H2O), Spinel (MgO. Al2O3), Serpantin (3MgO.2SiO2.2H2O) mağnezyum bileşiklerindendir.
MAGNİFİN, Yüksek saflıkta magnezyum hidroksit. Kimyasal
olarak manyezitin asitlenmesi prosesi
ile %99’luk Mg0 elde edilip bunun magnezyum hidroksite dönüştürülmesi suretiyle
üretilir. Magnifin; elastomer
plastik, termoplastik imalatında kullanılır, alevi
geciktirme özelliği vardır.
MAĞNİTÜD, Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin ölçüsü.
Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi olanağı olmadığından Richter tarafından
ileri sürülen bir yönteme göre, depremlerin araçsal bir ölçüsü olan (standart
bir sismografla kaydedilen deprem hareketinin maksimum amplitüd
ve periyod değerleri ve araç kalibrasyon
fonksiyonlarının kullanılması ile yapılan hesaplar sonucunda elde edilen) mağnitüd tanımlanmıştır. Bir depremin mağnitüdü,
episantrdan
MAHLUT, Karışım.
MAHREÇ İŞARETİ, —> Patent.
MAKAS, 1) Bir demiryolundan diğer
demiryo-luna geçişi
sağlamak için yapılan özel demiryolu geçiş düzeni. 2) Profil demir veya ağaçtan
imal edilmiş inşaatta kullanılan çatı ünitesi. 3) Üst üste konulmuş birkaç
yassı çelikten yapılan taşıt aracı yayı. 4) Birbirlerine çapraz bağlanmış iki
bıçaktan oluşan kesme aracı. Demiryolu makasları sağ-, sol-, simetrik-, sol
geçiş-, sağ geçiş-, ve üçyol makası diye
isimlendirilir.
MAKASLAMA
ZONU, Makaslama kuvvetinden
kaynaklanan bir dizi çatlak yüzeyleri içeren tabaka halindeki kayaç yığını.
MAKİNE
RANDIMANI, Bir makinenin birim
zamanda yaptığı işin, o makinenin birim zamandaki teorik kapasitesine bölümünün
yüzle çarpımından çıkan ve (%) olarak ifade edilen rakam. —> Randıman.
MAKİNE YAĞI, Makineleri yağlamakta kullanılan, ham petrolün
tasfiyesi sırasında elde edilen ince, orta ve kalın diye üç gruba ayrılabilen
madeni yağ.
Kalite
bakımından da;
(a)
Aks yağı ve silindir yağı gibi düşük kaliteli yağlar,
(b)
Kademeli damıtma (destilasyon) ile ham yağlardan elde
edilen; dişli kutusu-, dinamo- ve normal makine yağları,
(c) Damıtma yolu ile elde edilmiş yağların rafine
edilmesi ile elde edilen yüksek kaliteli silindir-, yatak-, dinamo ve dişlikutusu yağları diye sınıflandırılır.
MAKİNİST,
1)
Makinelerden anlayan ve onların arızalırın gideren
usta. 2) Bir makineyi, özellikle lokomotifi vb. işleten kimse.
MAKTA, —> Kesit.
MALÜLLÜK,
1)
Hastalık, sakatlık veya yaşlanma sebebiyle meydana gleen
ve kısa sürede yahut sürekli olarak iyileşme olanağı bulunmayan bir arıza hali.
2) Mesleki bir faaliyet icra edebilme gücünün mevzuatla tayin olunan derecede
ve muhtemelen sürekli olarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği
tarihte iş göremezliğin devam etmesi.
MALZEME
BİLİMİ, —> Fiziksel metalurji.
MAMUL
KODU (UPC), —> Barkod.
MAMUT
TULUMBA, 1)
Suya daldırılmış bir boru ile bu boruya bağlı olan basınçlı hava borusundan
ibaret basit tulumba. 2) Air lift. Mamut tulumbada
esas prensip borunun içine verilen basınçlı havanın hava habbeleri halinde suya
karışması nedeniyle boru içindeki su-hava karışımının borunun dışındaki suya
nazaran yoğunluğunun azlığı nedeniyle bir denge tesisi için boru içindeki
su-hava karışımının yukarıya hareket etmesidir. Mamut tulumbada basma
yüksekliği basınçlı havanın basıncı ile değil, borunun suya dalan kısmının
derinliği ile ilgilidir. Uygulamada ortalama dalma derinliği basma
yüksekliğinin % 30’u kadar olur.
MANEVRA, 1) Sondajlarda karot numuneyi almak veya aşınan matkabı değiştirmek amacı
ile takımların kuyudan çekilip tekrar indirilmesi işlemi. 2) Demiryolu
nakliyatında katarın tertibi için yapılan işlem.
MANGANLI
ÇELİK, Aşınma ve darbeye mukavim
sert çelik elde etmek için Mn ile alaşım yapılmış
çelik. % 2,5’a kadar Mn sertlik verir, % 2,5-7 zararlıdır ve % 7’den fazla Mn
ilavesi ile (% 15’e kadar çıkılabilir) mukavim çelik elde edilir. % 45’ten
fazla mangan ihtiva eden alaşıma ferromangan, % 7-45 mangan ihtiva eden alaşıma da ayna demiri denir.
MANİVELA,
1) Bir
ucu yassı ve destekli, diğer ucu normal, özel hazırlanmış çubuk. 2) Kaldıraç.
MANOMETRE,
Basınçölçer.
MANSAP, 1) Akarsuların
birbirlerine birleştiği yere veya denize doğru olan kısmı. 2) Ağız, kavşak.
MANŞON, 1) Sondajda takım
dizisinin aynı nitelikli iki tijini veya muhafaza
borularını birbirine bağlaşan iki ucu erkek dişli parça. 2) Genel olarak aynı
çapta uçlarına erkek diş açılmış iki boruyu birbirine bağlamaya yarayan dişi
diş açılmış bağlantı parçası.
MANYETİK
ANALİZATÖR, 1)
İnce öğütülmüş madenin, çok küçük miktardaki numuneler-le
manyetik ayırmaya elverişliliğini anlamakta kullanılan laboratuvar
cihazı. 2) Davys tüpü.
MANYETİK
AYIRICI, 1)
Manyetik ayırma işlemini yapmaya yarayan, sulu veya kuru ortamda çalışan
makine. 2) —> Manyetik seperatör.
MANYETİK
AYIRMA, Farklı manyetik
özellikteki mineral tanelerinin kuvvetli veya zayıf bir manyetik alandan
geçirilirken, ayrılmalarını ve zenginleşmelerini sağlama işlemi.
MANYETİK
KAVURMA, Manyetik özelliği az olan
bir minerale daha kuvvetli bir manyetik özellik verebilmek gayesiyle o minerali
içeren cevheri yüksek sıcaklıklarda kavurmak.
MANYETİK
METOT, Yerkabuğu içinde bulunan
manyetik bir kütle, arzın manyetik alan değerlerini etkilediğinden, manyetik
değerlerin normalden sapma gösterdiği yerlerde erişilebilir derinlikte mevcut
olabilecek manyetik bir kütlenin diğer arama metotlarının da yardımıyla
tespitine dayanan jeofizik maden arama metodu.
MANYETİK
SAPMA, —> Sapma.
MANYETİK
SEPERATÖR, Band konveyö-rün boşaltma yapan kısmına monte edilmiş, ya malzeme içinde
bulunan manyetik minerallerin kazanılması veya istenmeyen yabancı manyetik
parçaların yakalanması işlevini yapan elektromanyetik ayırıcı.
MANYETİK
SEMT AÇISI, Serbest asılı pusula
ibresinin kuzeyi gösteren kolunun doğrusu ile gözlem yapılan noktanın
doğrultusu arasındaki açı. Diğer bir ifade ile bir doğrunun manyetik kuzey ile
oluşturduğu ()
ile gösterilen açı. Manyetik kuzey, astronomik kuzey ile çakışabileceği gibi,
bunun doğusunda ve batısında da olabilir. Manyetik kuzey doğrultusu ile
astronomik kuzey doğrultusu arasındaki açıya da “Manyetik sapma“ denir. —> Azimut. Eğim ve zenit
açısı.
MANYETİK
TAHLİSİYE, Sondaj kuyularına düşen
çelik parçalarını veya kuyuda parçalanan matkap kırıntılarını kuyudan çıkarmaya
yarayan yardımcı takım.
MANYETİK TERAZİ, Laboratuarda
mineral tanelerinin manyetik özelliklerini saptamada kullanılan cihaz.
MANYETO, —> Ateşleme
makinesi.
MANYEZİT,
Refrakter mâlzemelerin temel unsuru
niteliğindeki bir cevher (MgCO3). Mağnezyumun
oksijene olan yüksek afinitesi ve bundan oluşan mağnezyum oksidin (MgO —> Magnezya)
MANYOMETRE,
1)
Manyetik alanı ölçmeye yarayan jeofizik aracı. 2) Manyetik ölçü yapmak
suretiyle uygulanan bir tür maden arama işlemi.
MARANGOZ,
1) Ağaç
işleri ile uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta. 2) —> Yol marangozu.
MARJİNAL POTANSİYEL, —>
Potansiyel rezerv.
MARN, Kil ve kalkerden
oluşan tortul kayaç. Bileşiminde
% 50 oranında kalker bulunan her kil marn olarak kabul edilir. Kili fazla olana
killi marn; kalkeri fazla olana kalkerli marn denir.
MARŞ
HUNİSİ, Sıvıların, sondaj
devridaim çamurunun vizkozitesini ölçmeye yarayan ucu
muayyen açıklıkta olan huni.
MARTOPERFORATÖR,
1)
Basınçlı hava ile çalışan ve bir çekicin, delici ucu (lağım burgusunu) dövmesi
suretiyle lağım deliği delen makine. Çekicin geri gitmesi anında delici uç
(burgu) saat yönünün tersine belli bir açıda döner. 2) Lağım makinesi.
MARTOPERFORATÖRÜN
DELME HIZI, Martoperforatörün bir dakikada deldiği delik boyu (cm/dk). Martoperforatöre verilen
baskı kuvveti arttıkça martoperforatörün delme hızı
değişir.
Delme hızının % 90 gerçekleştiği hallerde baskı
kuvveti normal kabul edilir. Bu çeşit genişliği fazla, yani p-v eğrisi yatık
olarak uzanan martoperforatör torku
yüksek olduğu için çatlaklı ve yumuşak kayaçta da çalıştırılabilir. Baskı
kuvveti arttıkça delme hızı süratle düşen martoperforatörler
pratikte terçih edilmez. —> Baskı kuvveti.
MARTOPİKÖR,
1)
Basınçlı hava ile çalışan kazı veya taş sökme makinesi. 2) Mekanik kazma. 3)
Tabanca.
MASKE, Gaz, toz vb. etkilerden korunmak için kullanılan
yüzlük.
MASTAR, Sıvacı, duvarcı, lağımcı vb. işçilerin cetvel gibi
kullandıkları ensiz, uzun ve düz tahta veya madeni çubuk. —> Yol mastarı. Matkap mastarı.
MAT, Bakır, kurşun ve nikel gibi belirli sülfitli
cevherlerin izabesinde saf metalle ötektik bir
karışım halinde (sülfitlerle birlikte) elde edilen birinci kademe izabe görmüş
sülfürlü metal bileşikleri. Bakır mat’ının içinde Cu,
% 45 civarındadır.
MATİS, İki halatı, ek yeri kalınlaşmayacak biçimde
birbirine ekleme işi. Bu ekleme, halat toronlarının
birbirine örülmesiyle yapılır.
MATKAP, Yekpare delici çubuk veya değiştirilebilen delici
uç.
MATKAP
ÇUBUĞU, 1)
Özel olarak sert çelikten yapılmış keski uçlu, şişik
başlı delik delme çubuğu. 2) Burgu.
MATKAP
MASTARI, Matkap uçları veya jakbitlerin aşınması durumunda; ölçüsüne uygun bilenmesini
kontrol için kullanılan özel mastar.
MATRİKS
METALİ, Elmas kronda kesici dudağı
teşkil eden ve elmas tanelerinin içine gömüldüğü özel metal alaşım.
MAZAMORT,
Mermer içindeki demir oksitli,
killi, şistli ve mermerin kıymetini azaltan çürük oluşumlar.
MAZOT, —> Dizel yakıtı.
MEKANİK
BESLEMELİ IZGARALI YAKICILAR,
Hareket eden ızgaranın üzerine, kömürün, üstten veya çapraz olarak beslenebil-diği; böylece elle
beslemenin getirdiği mahzurların giderildiği bir yakıcı türü. Bunlara stokerli yakıcılar da denir. Mekanik beslemeli kazanlarda
hava verilmesi alttan yapılır ve kömür, ızgaranın altından gelen hava ile
çapraz akım prensibine göre temas eder. Uçucu maddelerin yanma verimini
arttırmak için yatağın üst bölgelerine ikincil hava beslemesi yapılır.
MEKANİK
DOLGU MAKİNESİ, Dolgu malzemesinin
basınçlı hava, hızlı dönen bant veya paletler yardımıyla fırlatarak (taşıyarak)
boşlukların doldurulmasını sağlayan makine.
MEKANİK
HAVALANDIRMA, —> Havalandırma,
Tabii havalandırma.
MEKANİK
KLASİFİKATÖR, Yalak veya tekne şeklinde bir klasifikasyon
boşluğunda mekanik olarak hareket ettirilen bir aksamla tasnif işlemini
sağlayan düzen.
MEKANİK
VANTİLASYON, —> Havalandırma.
MEKANİZASYON,
1) Maden
ocaklarında kömürün veya cevherin makina gücü ile
kazılıp yüklenmesi işlemi. Cevherin veya kömürün tamamının kazılıp
yüklenmesinin (tahkimatın mekanik veya manuel (el)
ile yapılması hariç) makine yardımı ile yapılması gerçekleşiyorsa, “ Tam mekanizasyon”
eğer bu işlem kısmen makine ile yapılıyorsa “ Yarı mekanizasyon” dan bahsedilir. Mekanize kömür kazısı, a)
rendeleme, b) kesme ve c) yonga kaldırma suretiyle yapılır.
2) Değişen ekonomik ve sosyal şartlar ile
madenciliğin kendine özgü (grizu, göçük, heyelân) problemleri dolayısıyla
geliştirilen robotik kontrol sistemleri. Bu sistem mekanik maden makinelerinin operatörsüz,
kendi kendine ve akıllı bir şekilde işlemelerini amaçlar. Robotik sistemin
temelini; tekrarlanan hareketlerin sayısal ifadesi ve algılayıcılar tarafından
elde edilen verilerin mikro işlemcilerde değerlendirilerek, hareketlendirici
mekanizmaların uyarılması, oluşturur. Robotun yeterliliği, geliştirilen
algoritma (10 tabanlı matematik simgeleme) kadar, algılayıcı ve hareketlen-diricilerin
de gelişmişliğine ve uygunluğuna bağlıdır. Bir insanın kullandığı makinenin
verimi en çok yüzde seksen olabilirken, bir robot makinenin verimi % 95-99’a
kadar çıkabilir. İnsanların çalışması zor ortamlarda, yani emniyet ve sağlık
nizamnamelerine uyulamaması durumunun oluşmasında robot-makinelerin
kullanılması kaçınılmaz bir durum yaratacaktır. Bunlara ek olarak canlı
yaşamını imkânsız kılan şartlar ve ortamlarda sürdürülecek madencilik
faaliyetleri için robot kullanımı bir zorunluluktur. Uzun ayak ekipmanında robotik kontrol, kömürün sistem tarafından
tanınması (kömür-kayaç kesit belirlemesi), otomatik kesici ilerletimi
ve sistemin ekran’dan izlenmesi suretiyle mekanizasyonu sağlayabilecektir.
Çalışmalar, kömür kalınlığını ve sınırını, doğal gama ışını fon algılayıcısının
yapabildiğini göstermiştir. Sürekli kazıcı robot, insansız dekapaj
kamyonları, bilgisayar destekli tahkimat üniteleri, bilgisayar destekli delme
işlemi, tavan saplama makinasında bilgisayar
kontrollü uygulamalar bu tür mekanizasyon kapsamı içindedir.
MEKANİZE
AYAK, Madenin kazılması,
taşınması, tahkimatın yerleştirilmesi, kaydırıl-ması,
vb. işlemlerin derece derece makineler yardımıyla
yapılmasının gerçekleştirildiği ayak. Makineleşmenin derecesine göre ayaklar;
tam mekanize, yarı mekanize, mekanize olmamış şeklinde sınıflandırılırlar.
MEKİKLİ
KESİCİ, Ayak içinde kesici
uçlarını ileri geri hareket ettirmek suretiyle kesme yapan bir tür (kazı aracı)
kömür rendesi.
MEKŞUF
MADEN SAHASI, Eski devirlerde
çalışmış o zamanki şartlara göre sınırları tarif edilmiş, sonradan çalışmamış,
arama ve işletme hakkı düşmüş maden sahası.
MELAFİR,—> Bazalt.
MEMBA, 1) Bir şeyin ilk çıkış
yeri. 2) Kaynak. 3) Pınar.
MENEMETÇİ,
Ağaç tahkimat tamirinde çalışan
işçi.
MENEVİŞLEME,
Su verilmiş çeliğin kırılganlığını
gidermek ve tokluğunu artırmak için daha düşük bir sıcaklıkta belirli bir süre
bekletilme işlemi. —> Isıl işlem.
MENGENE, 1) Sıkıştırıcı gereç. 2)
Pres, cendere. 3) Ray bükme makinesi.
MENŞE ADI, —> Patent.
MERCALLİ
ÖLÇEĞİ, Belirli bir bölgede
meydana gelen depremin şiddetini birden onikinci
dereceye kadar sıralayan deprem ölçü skalası. Bu
ölçeğe göre birinci derecede deprem genellikle pekaz
kimse tarafından hissedilir ve zararsızdır. 12. derecedeki deprem ise, her
tarafta zarara yolaçan, eşyaları havaya fırlatan, bir
deprem olarak nitelenir. —> Magnitüd, Richter
ölçeği, Deprem.
MERDANE, İçi dolu uzun silindir.
MERDANELİ
KIRICI, Genellikle iki adet ters
istikamette dönen yüzeyleri düz veya dişli olabilen eksenleri yatay, silindir
şeklindeki merdanelerden oluşan kırıcı.
MERİDYEN,
Ekvatoru dik olarak kestiği ve iki
kutup noktasından geçerek dünyayı çevrelediği varsayılan çemberin her biri.
MERİDYEN
DÜZLEMİ, Dünyanın iki kutbu
arasındaki doğru ile o yerin çekül (şakül)
doğrultusunun belirttiği düzlem.
MERİDYEN
GÖSTERİCİ, Maden ocakların-da,
denizaltılarda ve gemilerde gerçek kuzeyi göstermek üzere imal edilmiş topografik ölçme aleti.
MERMER, 1) Kristalize kalker veya dolomotik
kalkerlerin basınç ve sıcaklık etkisi ile ikinci bir başkalaşıma (metamorfizm) uğrayarak tekrar kristalleşmelerinden meydana
gelen kayaç.
Mermerlerin renkleri genellikle beyazdır. Yabancı
maddelerin ve maden oksitlerinin etkisi ile mermerler çeşitli renklerde
bulunabilirler. Sarı ve kırmızı mermerlerin renkleri, içinde
bulunan hematit ve limonitten; gri, mavi ve siyah mermerlerin renkleri, içinde
bulunan kömür veya bitüm gibi maddelerden; damarlı olan mermerlerin şekilleri
ve renkleri, normal teşekkül etmiş mermerlerin tektonik hareketlerle
parçalanmasından sonra çatlaklarının kalsiyum karbonatla ve renkli çimento ile
dolmuş olmasından (breş mermeri) ileri gelir. 2) Ticarette genel olarak
blok şeklinde istihsalleri mümkün olan, levhalar halinde kesilebilen, cila
kabul eden kristalize kalkerlere, mağmatik orijinli
taşlara, traverten ve onikslere de mermer denilmektedir.
MERMER
CİNSLERİ, Türkiyede
bulunan mermerler 1) Âdi mermerler; 2) Oniksler (akik
ve albatr cinsi), 3) Pamuk taşları,4) Diyabazlar olarak tanımlanır.
1) Âdi mermerler; az
kristalli ve ışık geçirmeyen oluşuklardır: Marmara adası (beyaz - gri); Gebze
(elma çiçeği); Afyon (şeker, sarı, kaplan postu); Bilecik (pembe); Ankara(bej
veya damarlı); Hereke (hereke
pudingi); Kırşehir (zeytin yaprağı, sedef); Kütahya (antep
fıstığı rengi); Gebze(maun); Kayseri(siyah); İzmit(Bahçecik beyaz) gibi.
2) Oniksler; çok kristalli, damarlı ve ışık geçiren
oluşumlardır; Bolu-Seben (beyaz, yeşil tonlu) Söğüt (yeşil, sarı, çaltıtaşı (Bilecik) ; Eskişehir Yunus Emre (kahverengi);
Turhal (yeşil, sarı); Tokat (yeşil); Nevşehir Salanda(yeşil).
3) Pamuktaşları; kalsiyum bikarbonatlı suların
bıraktığı, yapıları delikli çökeltiler: Afyon (sarı), Denizli (sarı), Kütahya
(açık kahverengi), Malıköy(beyaz), Pamukkale (beyaz)
4) Diyabazlar; iyi kenetlenmiş kristalli çok sert
taşlar: Gemlik (yeşil) —> Mermer.
MERRIL-CROWE
YÖNTEMİ,—> Siyanür liçi ile altın üretimi.
MESLEK
HASTALIĞI, 1)
Çalışanın işi dolayısıyla iş gücüne zamanla zarar veren bir olay. 2) Çalışanın
çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm
şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi
arıza halleri.
MESLEKİ
REHABİLİTASYON, Hastalanan yahut
sakatlanan kimsenin saptanan çalışma alanında (yetiştirilmesi) işe
alıştırılması.
MEŞ, Bir eleğin açıklığını veya telleri arasındaki boş
alanı ifade eden ölçü. Meş’in değeri genellikle beher
inç2 üzerindeki delik sayısı ile verilir. Meş,
deliğin boyutu ve tel kalınlığı arasında direk bir ilişkiyi ifade etmez.
METAL, Hidrojen hariç pozitif elektrikle yüklenebilen
diğer bir ifade ile asitlerin etkisi altında hidrojen açığa çıkaran bütün
elementler. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliğine sahip, kendine özgü
parlaklığı olan (metalik parlaklık), oksit, hidroksit, sülfür haline dönüşebilen,
aralarında alaşımlar oluşturan, (+) işaretli olarak iyonlaşan, gaz halinde tek
atomlu olan, katı durumda iken plastik özellik gösteren dövme, presleme, tel çekme, haddeleme hassası olan temel madde
(element). Metaller ağır, hafif, asal, asal olmayan, alçak sıcaklıkta, yüksek
sıcaklıkta, çok yüksek sıcaklıkta eriyen şeklinde de tasnif edilirler. Diğer
taraftan metaller; a) Merkez atomlu (Cr, Mo, W,
Fe, Ğ Fe), b) Yüzey atomlu
(
Fe, Cu, Au,
Ag, P, Ni). c) Hekzagonal atomlu (Cd, Zn) olmak üzere üç türlü kristal strüktürüne (yapısına)
sahiptirler.
METAL
CİLA, Massetme özelliği büyük,
şeffaf olmayan ve metalik bir görünüm veren cila. Bu cila en dayanıklı cila
olup, metallerin düz yüzeylerinde görülür. —> Minerallerin parlaklığı.
METAL
KURTARMA RANDIMANI, Cevher
zenginleştirme sonunda elde edilen bir üründeki metal ağırlığının o ürünün elde
edilmesi için zenginleştirme tesisine verilen cevherdeki metal ağırlığına
oranının % olarak ifadesi. —> Randıman.
METALİK
ALAN, 1)
Çelik tel halat ile ilgili bir terim olup, halatı oluşturan çelik tellerin anma
çaplarına göre hesaplanan ve (mm2) birimi ile ifade edilen kesit
alanlarının toplamı. 2) Halat çelik kesiti.
METALİK
OLMAYAN MİNERALLER, Hiç bir metal
ihtiva etmeyen veya ihtiva ettiği metaller için kullanılmayan, izolasyon, dolgu, süzme ve ergitme işlerinde, seramik ve
kimya sanayiinde kullanılan büyük bir mineral
grubu. Kıymetli taşlar ve kayaç teşkil
eden mineraller ayrı bir grupta sınıflandırılır. Hatta birkaç metalik mineral
bile metalik olmayan mineraller grubuna dahil
edilebilir. Çünkü bu mineraller, içlerindeki elemanların cevherleri değildir.
METALOĞRAFİ,
Metal ve alaşımların mikro yapı
özellikleri ve kristal yapılarını optik mikroskop, x- ışınları, transmisyon
elektron mikroskobu, tarama elektron mikroskobu gibi aletler yardımıyla
inceleyen bilim dalı.
METALOJENETİK
PROVANS, Genellikle aynı cinsten
alışılmamış derecede çok sayıda mineral zuhurunun aynı coğrafi veya jeolojik
bölgede bulunması durumu.
METAL
SEMBOLLERİ, Metallerin pa-zarlanması sırasında kullanılan
işaretler. Bunlardan önemli olanlar şekilde gösterilmiş olup, kullanılmaları
13. yüzyıla kadar geri gider. —> Şekil.
METALURJİ,
1)
Mekanik karışımlardan ve kimyasal bileşiklerden teşekkül etmiş cevherden veya
cevher konsantresinden, kullanıma uygun metali elde etme; metallerin fiziki
kaliteleri ve strüktürünün tesbiti ve tetkiki;
alaşımlarının yapılması ilmi ve tekniği. Metalurjinin
izabe, amalgamasyon, elektrolitik rafinasyon
(arıtma) gibi değişik usûlleri; istihsal-ve fiziki metalurji bölümleri vardır. Metalurjide
esas reaksiyonlar dissosyasyon , oksidasyon ve redüksiyondan
ibarettir. 2) Cevherden metâlleri elde eden ve
bunların işleme tekniğini belirleyen endüstri kolu. 3) Diğer bir ifade ile Metalurji; a- Üretim metalurjisi
(kurutma, kavurma, izabe, tevsim “ çizme, resmini
yapma” tephir “ buharlaştırma “ vb) b- Fiziki metalurji
(metallerin strüktürü, yapısı sertliği, yoğunluğu, elektrik iletkenliği atom
ağırlığı vb. özelliklerinin incelenmesi) diye iki ana gruba ayrılabilir.
METALURJİK
KOK, Kömürün damıtılması sonucu
ana ürün olarak iri parçalı kesif ve basınca mukavim bir şekilde elde edilen ve yüksek fırında
demirin izabesinde kullanılan kok. Gazhanelerde gaz üretiminde yan ürün olarak
elde edilen kok ise, ufak parçalı ve mukavemeti azdır.
METALURJİK
KROM, Metallerin mukave-metinin artırılmasını, korozyon ve oksidasyonun önlenmesini sağlamak amacıyla krom/demir oranı
(rasyo) 3/1 olan kromit. Metalurjik kromda Cr miktarının,
cevherde veya konsantrede yüksek olması arzu edilirse
de (% 48 Cr2O3); düşük Cr muhtevalı olanlar da
kullanılabilir. Dünyada üretilen krom cevherinin % 64 kadarı metalurjide kullanılır. —> Kromit.
METAMORFİK
KAYAÇLAR, —> Petroloji.
METAMORFİT,
1) Metamorf kayaç. 2) —> Metamorfoz etkisinde kalarak oluşan kayaç. Hangi kayacın değişmesi
ile oluştuğunu saptamak önemli olmakla birlikte, bir sonuca ulaşılması
genellikle olanaksızdır.
METAMORFİZMA,
—> Metamorfoz.
METAMORF
MADEN YATAKLARI, Magma ile ilgili
veya sedimanter (tortul) maden yataklarının;
sıcaklık, basınç değişimi, mekanik ve kimyasal etkiler sonucu, bünyesinin
değişmesi ile meydana gelen maden yatağı.
METAMORFOZ
(BAŞKALAŞIM), Kayaçla-rın ve
minerallerin basınç, ısı ve zaman faktörlerinin etkisi ile,
kısmen katı durumunu muhafaza ederek, yapı ve dokularının değişimi. Metamorfoza
uğramış kayaca metamorf kayaç veya metamorfit; metamorfoz olayına da
başkalaşım (metamorfizma), bir mağma
kütlesinin katılaşmış kısmına, gaz halinde bulunan diğer kısmının kimyasal
etkisi ile meydana gelen başkalaşıma otometamorfoz;
üst tabakaların alttaki tabakalara basıncı ve sıcaklığın etkisi ile meydana
gelen başkalaşıma da allometamorfoz denir. Allometamorfoz da basınç-, termo-,
piro-, kontak-, hidrotermal-,
en-jeksiyon-, dinamo-, bölgesel (rejyonal)-,
ultra-metamorfoz şekillerinde olur.
METAN, 1) 1 m3’ü
METAN DETEKTÖRÜ,
1) Metan
gazının varlığını ve hava ile karışım oranını saptamak için imal edilen ölçü ve
tesbit cihazı. Metan detektörler metanın yakılmasına
(rezistanslı) veya ışığı kırmasına (optik) dayalı olarak kullanılacağı yere
göre de sesle (akustik) ve ışıkla (optik) ikaz edecek şekilde imal edilir. 2) Metanometre. —> Gaz
dedektör sistemleri.
METAN
DRENAJI, 1)
Metan gazının, ocak havasına karıştırılmadan emniyetli bir şekilde yeraltında
veya yerüstünde belirli bir yere özel borularla iletilerek zararsız hale
getirilmesi veya uygun şartlarda ekonomik bakımdan değerlendi-rilmesi. 2) Metan kaptajı. —> Gaz drenajı.
METAN
KAPTAJI, —> Gaz drenajı.
METANOMETRE,
—> Metan detektörü.
METAZOMATİK,
—> Metazomatoz,.
METAZOMATOZ,
Yüksek sıcaklıkta minerallerin
kayaçlara kimyasal nüfuzu, yani mineraller ile yan kayaçlar arasında madde
alışverişi sonunda kayaçların değişmesi olayı. Bu olay sonucu teşekkül eden
maden yataklarına da “metazomatik” maden yatakları
denir.
METHAL, Bir yapının veya bir maden ocağının giriş yeri (ağzı).
METRİK
İNCE VİDA, İnce makine
tesviyeciliği ve optik işler için kullanılan ince adımlı vida. Mesela M 94x4
şeklinde, M metrik ince vida olduğunu, 94 vida çapını (mm) ve 4 de vida adımını
(hatve) ifade eder.
METRİK
VİDA, Diş kesiti eşkenar üçgen olan
ve boyutları mm ile ifade edilen uluslararası bir vida sistemi. Vida çapı 1;
1,2; 1;7 ila
METSPAR,
—> Fluorit .
MEYİL, Yatım, eğim.
MEYİL
AÇISI, —> Yatım açısı.
MICIR, Tane boyutları 2-
MİDİZ, Mermer işletmeciliğinde kullanılan, iki ağzı
keskin ve dişli çekiç.
MİDİZLİ, Mermer işletmeciliğinde taşların imalâttaki yerinde
görünen yüzlerinin midizle işlenmiş hali.
MİHENK
TAŞI, 1)
Genellikle içine kömür tozu girmiş kara renkli jasp.
2) Denek taşı. Kuyumcular, sarı renkli madenleri mihenk taşına sürtüp, bunların
bıraktıkları toza asit etki ettirerek o madenlerin altın olup olmadıklarını tesbit, altının ise ayarını tayin ederler. —> Jasp.
MİKA , Çok kolay dilimlenen yapraksı bir silikat grubuna
verilen ad. En yaygın olan mineralleri muskovit (Beyazmika) ve biyotit (Karamika)’dır.
Mika kristalli kayaçların çoğunda
bulunur ve granitin üç temel mineralinden birini teşkil eder. Ayrıca
granitlerin parçalanmasından meydana gelen kumtaşları, kumlar ve mikasiştler içinde de bulunur. En önemli özelliği yalıtkan
olmasıdır. Mika (
A.B.D’de
mika, levhaların büyüklüğü ve kalınlığına göre ; blok
mika, (Kalınlığı 0,007 veya 0,1778 mm’den daha az
olmayan) ince mika, film-mika (Kalınlığı 0,0012-0,004’ine veya 0,03048-0,1016mm
arasında) ve splittingsmika gibi ayırımlar yapılmakla
beraber “levha mika” ve “toz mika” olarak iki değişik ürün tipi daha yaygındır.
Levha mika pahalı ve bulunuşu enderdir, toz mika ise “hurda mika” veya “scrap” adı altında daha bol ve ucuzdur. Mikanın kullanımı;
yalıtkanlığı, saydamlığı ve ince levhalara ayrılabilmesi gibi niteliklerine
bağlı olarak elektronik sanayiinde, plastik-boya ve kağıt sanayiilerinde, yapı
malzemeleri üretiminde, sondajcılıkta, lastik ve duvar kağıdı imalinde görülür
—> Muskovit.
MİKROMETRELİ
NİVO, İnce nivelman
işlerinde kullanılan yüksek duyarlı nivo. Objektif
önüne paralel bir cam konulmuştur. Mikrometre vidasına bağlı olarak öne doğru
belli bir açıya kadar eğilir. Camın bir bölümlük döndürülmesine eşit kısmı 100
okuma bölümüne ayrılmıştır. —> Şekil.
MİKROLİTİK
TEKSTÜR, 1)
Kristalleri gayet ufak ve ince veya genellikle aynı doğrultuda uzayan uzunca
iğneler halinde olan kayaçların dokusu. Mikrolit dokusuna en çok trakitlerde
rastlandığından buna bazan trakit dokusu da denir. 2)
Mikrolitik doku.
MİKRONİZE
KÜKÜRT, Islanabilme ve suspansiyon halinde kalma özellikleri olan toz kükürdün,
daha ince öğütülerek tane büyüklüklerinin 1-6 mikrona
indirgenmesi suretiyle elde edilen (içinde % 80-90 kadar kükürt bulunan) bir
zirai kükürt cinsi. —> Püskürtme
kükürt.
MİKRO
SERTLİK, Kömürlerin kömürleşme
derecelerini belirlemek için bir iz bırakıcının belirli bir yük altında kömür
üzerinde meydana getirdiği, izin alanından yararlanılarak hesaplanan ölçü.
MİKRO
ZAMAN ŞALTERİ, Gecikmeli kapsül
kullanılmadan ateşleme devrelerinde gecikmeyi sağlamak için normal kapsüllerle
teşkil edilen ateşleme devresi ile ateşleme makinesi devresi arasına bağlanan
özel imal edilmiş şalter. Bunlar uzun zamanlı ateşleme makineleri (manyeto) ile
kullanılır.
MİKSER, Karıştırma cihazı.
MİKS-MAKTA
ÇALIŞMASI, Dekapaj panosunda peşpeşe
teşekkül ettirilen kademelerin tümünde birden çalışılarak panodaki kömüre
ulaşma ve kömürün tamamını bu şekilde açma şekli.
MİKST, Kömür zenginleştirmede artık veya kömür olarak
ayrılamayan düşük değerli (—> Ara ürün)
kömür. Mikstte kömür ve şist birbirine yapışık durumda
olup, selektif kırmaya tabi tutularak yeniden
temizleme devresine verilebilir. Bunlar bareli kömür
veya kesme kömür diye de isimlendirilir.
MİKYAS, 1) Bir harita ya da
resimde görülen uzunluklarla bunların gösterdiği gerçek uzunluklar arasındaki
oran. 2) Ölçek, ölçü.
MİL, 1) İngiltere ve A.B.D’de kullanılan, 1.609,3 m’ye
tekabül eden bir uzunluk ölçüsü. İngiliz deniz mili 1.855m’dir. 2) Daire
kesitli ve boyu çapına nazaran daha uzun olan makine elemanı. Miller, genel
olarak çevresel kuvvetler yani momentler taşır ve burulmaya çalışır.
Taşıdıkları yükler nedeniyle eğilmeye de çalışabilir, dik veya yatay
yerleştirilebilir, eksenel veya radyal
yataklar üzerinde döner. Mil, dönmez olarak yerleştirilirse dingil (veya aks)
ismini alır. Vagonlarda, arabalarda dingilin etrafında tekerlekler döner.
Dingiller yalnız eğilmeye çalışır.
Milin yatak
içinde kalan parçasına muylu denir. Ağırlığın az olması gereken yerlerde
millerin içi delinerek boşaltılır. İçerisine çapının yarısına eşit çapta delik
açılarak boşaltılmış mil % 25 hafifler ve mukavemet bakımından ancak % 6
zayıflar. —> Lehm. 3) Mermer işletmeciliğinde kullanılan, yassı veya sivri uçlu 2-3m boyunda çelik, delme aleti.
MİLİSANİYELİ
KAPSÜL, 1) Kademeler arasında
gecikme süresi çok kısa (25-39 milisaniye) olan
ateşleyici. Bu kapsülün yapısı —> Saniyeli
kapsül gibidir. —> Kapsül. 2)
Kısa gecikmeli kapsül.
MİLONİT
(MYLONİT), İstikametli basıncın
ani olarak gelmesi ve ısının az olması nedeniyle kayaçlardaki kristallerin
kırılıp ufalanması sonucu meydana gelen yeni kayaç.
MİMARİ
GÖNYE, Düz veya hafif meyilli
arazide dik çizmek için aralarında 45½’lik bir açı
bulunan iki ayna, ikizkenar üçgen şeklinde olup, hipotenüs yüzü ayna şeklinde
hazırlanmış bir veya iki prizma; veya beş kenarlı tek
veya çift prizma şeklinde düzenlenmiş elde tutulabilen ve sapında şakül asma yeri bulunan basit yapılı ölçü aleti. Bu
aletlerde gözleme hatası 3 dakika (açı) civarında olabilir.
MİNE, 1) Madeni eşya üzerine
vurulan renkli cam tabakası.—> Mine
işi. 2) Diş’in taç kısmını kaplayan çok sert doku 3) Zoolojide,
kavkılarının iç yüzünü kaplayan saydam madde. 4) Bazı saatların
kadranına yapılan özel bezeme.
MİNE İŞİ, Emaye işi. Metal yüzeyler üzerine, yüksek ısı uygulanarak cam
benzeri bir sır katmanının (mine) kaynaştırıldığı bezeme tekniği. Parlak
renkli, cilâlı, sert ve dayanıklı bir yüzey .
Mine, toz cam ve maden oksidi karışımından yapılır.
Cam tozuna istenen metal oksidi karıştırıldıktan sonra bu karışım bir potada
eritilir. Sonra bu eriyik 10-
MİNERAL, Muayyen bir kimyasal formülle ifade edilebilen,
kendine mahsus fiziki özellikler gösteren, yerkabuğunun tabii unsurlarından
biri olan ve organik menşeli olmayan madde. Mineraller genellikle kristal
yapısında yani kendisini teşkil eden atomlar ve iyonlar, mineraloji ilminin
kanunlarına uygun belirli kafes yapısı nizamında dizilmişlerdir.
MİNERÂL CİLASI,
1) Minerâlin yüzey özelliği, kırılma indisi, ışık emme durumuna bağlı
görünümünün metal cila, yağ cila, sedef cila ve ipek cila şeklinde ifadesi. 2) Minerâlin parlaklığı.
MİNERALLERİN
ÇİZGİSi,
Sırlanmamış bir porselen plakası veya kırılmış bir porselen parçasının yanında
açığa çıkan sırsız kısmını renkli bir mineral parçası ile çizmek suretiyle
ortaya çıkan ve mineralin tozundan oluşan renkli çizgi.
Böyle bir çizgi renkli minerallerin tayini için
büyük önem taşır. Minerallerin çizgileri çoğunlukla mineral renklerine göre
daha açık renkte (örnek kırmızı renkli realgarın
çizgisi portakal renkli, yeşil renkli malahitin
çizgisi daha açık renkte) olur. Bazı minerallerde çizgi rengi böyle olmayıp
mineral renginden büsbütün başkadır. (Örnek: sarı renkli piritin ve kül renkli galenitin çizgileri siyahtır.) Birbirine benzeyen iki
mineral çizgileriyle de (Örnek: siyah renkli olan magnetit
çizgisinin siyah renkli olmasıyla, magnetit gibi
siyah renkte fakat kahverengi çizgisi olan kromit)
birbirlerinden ayrılabilir.
Bazı minerallerin renk ve çizgi renkleri şöyledir:
Mineral Rengi Çizgi
Rengi
Galenit Kül
rengi (gri) Siyah
Magnetit Siyah Siyah
Kromit Siyah Kahverengi
Pirit Sarı Siyah
Kalkopirit Sarı Yeşilimsi siyah
Hematit
(Spekülarit) Siyahımsı Kırmızı
Çinko blend Kahverengi Sarımsı
Realgar Kırmızı Portakal rengi
Orpiment Sarı Sarı
—> Mineral renkleri, Minerallerin parlaklığı.
MİNERALLERİN CİLASI,—>
Minerallerin parlaklığı.
MİNERALLERİN
DİLİNİMİ, Minerallerin
bileşimlerinde bulunan moleküllerin meydana getirdikleri yapıya göre kristal
yüzeyleri boyunca veya kristal yüzeylerine paralel olarak yarılma özellikleri.
MİNERALLERİN
ELEKTRİKSEL ÖZEL-LİKLERİ, Minerallerin
elektrik geçirme veya geçirmeme durumu. Elektriksel özellikleri bakımından
mineraller “ elektrik geçiren “ ve “ elektrik geçirmeyen “ olarak başlıca iki
gruba ayrılır. Minerallerin çoğu elektriği geçirmez, metaller ise elektriği iyi
geçirir. Sülfidler az geçirir. Bazı mineraller
sürtünme ile elektriklendirilebilir; (kehribar ve kükürt, negatif; kuars, cam vb. mineraller pozitif) elektrikli olur. Bazı
kristaller ısı derecesinin değiştirilmesi ile elektriklenirler ve belli bir
yönde, elektrik ekseninin iki ucunda pozitif ve negatif olmak üzere zıt
elektrikle yüklenir. Elektrik ekseni kristalin polar eksenine uyar; kristalin
böyle elektrik özelliklerine “piro elektrik “
özelliği denir. Elektriklenen kristal ısı derecesinin sabit duruma gelmesi ile
elektriğini kaybeder. Turmalin kristali bu piroelektrik
olayına en güzel örnektir. Bu mineral ısıtılarak üzerine kükürt ve mennige Pb3O4 tozu serpilirse,
negatif elektrikli kükürdün pozitif kutupta ve pozitif elektrikli olan mennigenin de negatif kutupta toplanması ile turmalin
kutupları tayin edilebilir; elektrik ekseni ise kristal ekseninin aynıdır.
MİNERALERİN
ISI ÖZELLİKLERİ, Minerallerin ısı
geçirme veya geçirmeme durumu. Isı geçirme bakımından mineraller “ ısı geçiren
“ (diaterman) ve “ısı geçirmeyen “ (adiaterman) olarak ikiye ayrılır; Çoğunlukla bunlar optikçe
saydam ve saydam olmayan minerallere uyarlar. Fakat bazı saydam mineraller
biraz adiaterman (kalsit jips vb.) yahut büsbütün adiaterman (buz) olduğu gibi, bazı saydam olmayan
mineraller de (siyah mika vb.) diaterman dır. Minerallerin ısı geçirmeleri de mineralin cinsine göre
çeşitlidir. Bu özellikleri ile bazı mineraller belirlenebilir.
Bir mineralin ısısı hamlaç alevi ile yükseltilerek
ergimesi sağlanabilir. Bunun için küçük ve ince mineral parçaları kullanılır.
Örnekleri ile birlikte, yedi ergime noktası ölçüsü şöyledir.
1. Stibin : Alkol
lambası veya mum
alevinde ergir
2. Kalkopirit : Hamlaçta
kolaylıkla ergir
3. Almandit : Hamlaçta
daha güç ergir
4. Aktinolit : İnce
parçalar hamlaçta
kolaylıkla ergir
5.Ortoklas : İnce
parçalar güç ergir
ergitilebilir
7. Kuars : Hamlaçta
ergimez
1570°C’dan fazla
MİNERALLERİN
KIRILMA YÜZEYİ, İyi dilinim
göstermeyen minerallerin darbe tesiri ile mineralin parçalanması sonucu meydana
gelen kırık yüzeylerinin şekli. Minerallerde kırılma yüzeyi dilinim yönünde
veya başka bir yönde kırılma şeklinde olabilir. Yeni meydana gelmiş kırıklar,
mineralin gerçek rengini gösterir. Bu olaya kırılma ve ortaya çıkan yüzeye de
kırılma yüzeyi denir. Bu kırılma yüzeylerinin özellikleri minerallere göre
farklı olur ve mineralin tanınmasında kullanılır. Kırılma yüzeyi midye kabuğu (konkoidal) şekilli (çakmaktaşı antrasit, obsidiyen), düz (opal), yassı (pandermit),
yassı olamayan (simitsonit), çengelli (gümüş)
,girintili çıkıntılı (kuars), toprağımsı (kaolin,
kil) olur. —> Refraksiyon.
MİNERALLERİN
MIKNATISIYET ÖZELLİKLERİ, Minerallerin
mıknatıs kutupları tarafından çekilme veya itilme durumu. Mineraller mıknatısıyet özellikleri bakımından ikiye ayrılır; mıknatis kutupları ile çekilen minerallere“ paramagnetli, para mıknatıslı” (demirli mineraller) ve
itilen mineraller ise “ diamagnetli, diamıknatıslı” (gümüş, bizmut, kalsit) mineraller denir.
Demirli minerallerin mıknatıs ile çekilme özellikleri dolayısı ile demirli
mineraller (örnek augit, hornblend,
olivin, magnetit vb.) demirsiz (örnek feldspat, lösit
vb.) minerallerden ayrılabilir.
Bir demir cevheri olan manyetit, tabii bir mıknatısdır. Aluminyum, nikel ve
kobalt alaşımı da mıknatıslıdır, manyetit ve pirotit
parçalarını çeker. Bazı manganez, nikel ve demir-titanyum cevherleri hamlaçta
ısıtıldıklarında mıknatıslanır.
MİNERALLERİN
OPTİK ÖZELLİĞİ, İnce mineral
parçaları veya tozları arasından geçen X ışınlarının moleküllerinin yapısına
göre bir şekil meydana getirmesi. 2) İnce mineral kesitlerinin, adi ve polarize
ışıklı mikroskop altında ışığın minerallerin içinden geçerken kırılması sonucu
şekiller meydana gelmesi. Bu özellikler minerallerin optik özelliğini teşkil
eder ve tanınmalarına yardımcı olur.
MİNERALLERİN
PARLAKLIĞI (CİLASI) , Mineralin
yüzey özelliğine kırılma karinelerine (-belirtilerine, - indislerine), ışığı
massetme özelliklerine tabî olan ve özellikle,
yansıyan ışıkta göze çarpan görünümü. Bu bazı literatürde
minerallerin cilası olarak da tanımlanır. Cilalı görünüm, en çok cilalı, çok
cilalı, cilalı, az cilalı, en az cilalı olarak derecelendirilir. Cilalı olmayan
minerallere “ Donuk Mineral “ denir. Tebeşir kaolen
gibi mineraller donuk mineral, galenit ve pirit gibi minerallerde “ parıltılı
(parlak) mineraller diye iki gruba ayrılır.
Minerallerin parlaklıkları, parıltısı veya cilaları
bilinen cisimlerin görünümleri ile karşılaştırı-larak belirlenir ve —>
a) Metalcila, —> b) Elmascila, —> c) Camcila,—> d) Yağcila, —> e)
Sedefcila,
—> f) İpekcila
olarak isimlendirilir. Eger minerallerin
parlaklıkları pek bariz değilse bu kelimelerin başına “ yarı” kelimesi
getirilir. Diğer parlıklık terimleri ise topraksı,
ipek gibi, yağlı, inci, sakızımsı gibi kelimeler ile ifade edilir. Minerallerin
parlaklıkları en çok-, çok-, orta-, az-, enaz parlak
derecelere ayrılarak da gösterilebilir.
MİNERALLERİN RENKLERİ,
Minerallerin görünüşünde tesiri olan renk, çizgi rengi ve parlaklık (cila)
özelliklerinden ilki. Renk bir çok metalik cevherlerin tanınmasında emin olunabilinecek
bir ipucudur. Fakat kuars, korendon,
kalsit, flüorit, agat, grenat,
turmalin ve diğer bazı minerallerin içindeki katışıklar sebebiyle renkleri çok
değişik olabilir. Bu yüzden renkleri ile mineralleri tanımada çok dikkatli
davranmak ve yeni kırılmış yüzeylere bakmak gerekir. Bazı metalik cevherlerin
yüzeyindeki donuklaşmış tabakaya dikkat etmeli, bu husus esas renkten farklı
olmakla beraber, yine mineralleri tanımada yararlı olabilir.—> Renksiz mineraller, Renkli mineraller,
Mineral çizgisi, Çizgi rengi.
MİNERALLERİN SERTLİĞİ, —>
Sertlik.
MİNERALİZATÖR,
Madenlerin bileşimlerine girerek
onları mineral veya cevher haline sokan ve bu madenlerin yeryüzünün yakın
yerlerine kadar çıkmalarına vasıta olan elementler. Mineralizatörlerden
oksijen, klor ve fluor gibi elementler doğada katı
halde bulunmazlar. Madenlerde oksijensiz bileşikler teşkil eden kükürt,
selenyum, tellür, arsenik ve antimuan gibi mineralizatörler birinci grup mineralizatör-leri; molibden, vanadyum, krom, tungsten ve manganez gibi
asit haline geçebilen madenlerin cevherleri ise ikinci grup mineralizatörleri
teşkil ederler.
MİNERALİZE
ZON, Bir veya daha fazla sayıda
faydalı mineral konsantrasyonu gösteren jeolojik formasyon.
MİNERALOJİ,
—> Jeoloji.
MİRA, Topoğrafik ölçümlerde kullanılan, kuru çam veya dişbudak
ağacından imal edilen 3-
MİSKET, —> Tirfil.
MİSPİKEL, —> Arsenik.
MİTSUBİSHİ
YÖNTEMİ, Bakır izabesi için
geliştirilen; ergitme, cüruf temizleme ve konvertisaj
olmak üzere, birbirlerine yolluklarla bağlanan üç ayrı fırından oluşan, pirometalurjik prensiplere dayanan ve sürekli bakır
üretiminde kullanılan yöntem. Bu yöntemde mat ve cüruf yer çekimi ile fırınlar
arasında akar. Mitsubishi ergitme fırını dairesel kesitlidir. Cüruf temizleme
fırını, bir sıraya dizilmiş üç grafit “ prebaked” elektrodlu ve oval şekilli 1200 KVA’lık
bir elektrikli “settling” (dinlendirme-oturma)
fırınıdır. Mitsubishi konverterinin çapı, ergitme
fırınından daha küçük olup ergitme fırınına benzer. Ergitme veya izabe
fırınının işlevi, konsantre ve flaksları
(erimeyi kolaylaştırıcı katkılar) ve bu arada konvertisaj
(tavlama) fırınından geri dönen cürufu izabe etmektir. Konsantre ve flaks devamlı olarak basınçlı hava ile birlikte fırına
gönderilir. İzabe (ergitme) fırınından çıkan mat ve cüruf; cüruf temizleme
fırınına gider. Cüruf temizleme fırınında mat ve cüruf ayrılır ve gerekli
olduğu zaman pirit ve / veya kok ilavesiyle cüruf temizlenir. Buradan çıkan mat
konvertisaj (tavlama) fırınına gider, burada mat işlenerek
blister bakır haline gelir ve cüruf ise konveyörler
veya hava taşıyıcıları yoluyla ergitme fırınına geri döner. Bu yöntemde mat tenörünün % 65 Cu, mattan ayrılan
cürufun bünyesindeki bakırın ise % 0,5-0,6 olduğu
ilgili literatürde belirtilmektedir.
MOBİL
ÖRTÜ KAZI KÖPRÜSÜ, Büyük açık
işletmelerde örtükazı tarafından toprak döküm sahası
tarafına bantlarla örtü kazı malzemesinin naklinde kullanılan geniş açıklıklı,
hareketli raylı veya paletli köprü. —> Şekil.
MODEM, Telefon hatları üzerinden bilgisayar-lar arası veri iletişimi sağlayabilmek için geliştirilmiş
cihaz.
MODÜL, Boksit cevherlerinde Al2O3/SiO2
oranını ifade eden kavram. Bu oranın Beyer metodu ile
alüminyum elde edilen tesislerde en az 7 olması istenir. Modülün 7’den büyük
olması alüminyum üretimini daha ekonomik yapar.
MOEBİUS
METODU, Gümüşün elektrolitik rafinasyonu ile elde edilmesinde; gümüş nitrat çözeltisinin
elektrolit olarak kullanıldığı yöntem. Bu yöntemde pH
sürekli olarak 1-2’de tutulur ve bunun için HNO3 ile aktive edilir.
Katotlar paslanmaz çeliktir. Hücreler seri bağlıdır ve hücre voltajı 2-3 volttur. Ekstrakte edilen
ürünler 999’luk kristal gümüş ve altın anot çamurudur. Kristal gümüş, sıcak ve demineralize edilmiş su ile yıkanır, sonra bir potalı
fırında ergitilip 999’luk külçe veya granül şekline çevrilir.
MOHS
SERTLİK SKALASI, Belirli
minerallerin sertliklerini ölçü olarak alan, mineral sertliğini pratik saptama
usulü. Buna göre Talk (1), Jips (1,5-2), Halit (Kayatuzu-2), Kalsit (3), Fluorit
(4), Apatit (5), Ortoklas (6), Kuars
(7), Topas (8), Korandon
(9) ve Elmas (10) değerlerinde sertliği temsil ederler. Bu sayılar sertlik için
bir ipucu niteliğinde olup, sayı aralıklarındaki sertlik farkları birbirlerine
eşit değildir. Mesela elmas ile korendon arasındaki
sertlik farkı korendon ile topas
arasındaki sertlik farkının binlerce mislidi.
MOL BAĞI,
Ağaç, direk, domuzdamı vb. üzerine
oturtulan, ahşap ve çelik elemanlardan oluşan eklemli bir bağ türü. Bu bağlarla
yapılan tahkimata mol tahkimat denir. —> Mafsallı tahkimat.
MOLET, 1) Asansörlerde şövalman tepesinde bulunan ve üzerinde cer halatının
geçtiği (oluklu kasnak) makara. 2) Cer makarası.
MOLET
KORUYUCU, İhraç kuyularında kafes
veya skipin gereğinden fazla yükselmesi halinde molete çarpmasını önleyen düzen.
MOLİBDEN,
Simgesi Mo
olan, krom grubundan, kırılgan, gümüş beyazlığında, tabiatta oldukça nadir
bulunan metalik element. Özgül ağırlığı 10, 2 gr/cm3, ergime
sıcaklığı 2622½C’dir. Genellikle MoS2 (Molibdenglanz) ve PbMoO4 (Vulfenit)
şeklinde zuhur eder. Çeliğin asitleştirilmesinde Ni,
W yerine veya onlarla birlikte alaşım unsuru olarak bünyeye girer. Ayrıca
elektronikte, kimya ve tekstil sanayiinde önemli
kullanma yerleri vardır. Ti ile birlikte karbürleri çok sert bir madde olan titaniti meydana getirir.
MOLİBDEN
ÇELİĞİ, Vanadyum çeliğinin
özelliklerini taşıyan ve vanadyum çeliği yerine kullanılan alaşım.
MOLOZ, 1) Dağ yamaçlarını örten
köşeli kayaç yığınları. 2) İnşaat artığı.
MOLOZ
KAYMASI, Çimentolanmamış gevşek
kayaç döküntülerinin ve toprakların, çok ıslanmış kil gibi kaygan bir düzlem
üzerinden aşağıya doğru kayması veya yuvarlanması.
MOLOZ
TAŞLAR, Mermer işletmeciliğinde
ocaktan çıkarılan ve bir işçinin kaldırıp işleyebileceği ebatta kırılan (en çok
MONEL
ALAŞIMI, Bakır, nikel ve demirden
oluşan bir bakır alaşımı.
MONİTOR, 1) Maden ocaklarında bir
kundak üzerine yerleştirilerek çalıştırılan ve yumuşak toprakların kazılması,
sürüklenmesi ve agregalarından ayıklanması için kullanılan basınçlı su
fışkırtıcısı. İçinde altın bulunan kumların işlenmesinde monitor
kullanılır. 2) Bir imalatın kalitesini kontrol etmeye yarayan alet. 3) Bilgi
işlem makinelerinde, aralarında hiç bir bağlantı bulunmayan birçok programın
gerçekleştirilmesini denetlemek imkanı veren kontrol
programı.
MONOHİDRAT
YÖNTEMİ, Trona
cevhe-rinden doğal —> Soda külü üretim yöntemle-rinden biri. Bu yöntemde trona
cevheri 163-240° C sıcaklıkta döner fırında kalsine edilir ve
—> Ağır soda külü ile yan
ürün olarak CO2 ve su elde edilir. Kimyasal olarak: 2 Na2
CO3. Na HCO3. 2H2O
—> 3 Na2 CO3+5H2O+CO2.
Kalsine edilen malzeme su verilerek çözün-dürülür.
Çözünmeyen kısımlar (empüriteler) çöktürülerek veya filtre
edilerek çözeltiden ayrıştırılır. Elde edilen çözeltinin bir kısmı
buharlaştırılarak sodyum karbonat monohidrat (Na2 CO3
H2O) kristalleri çökeltilir. Sodyum klorür ve sodyum sülfat gibi çözünen diğer empüriteler ise çözeltide kalır. Kristaller sıvı santrifüj işlemi ile empüritelerden
ayrılır. Daha sonra sodyum monohidrat kristalleri
150°C’de dehidratasyona
tabi tutulur, soğutulur ve satışa hazır hale getirilir. —> Solvay yöntemi, Seskikarbonat
yöntemi.
MONOKLİNAL
KIVRIM, —> Kıvrım,
Fleksür.
MONOLİTİK
REFRAKTER MALZEME, Değişik refrakter agregaların (ateş tuğlası, şamot,
kalsine boksit, eritilmiş alümina, sinter magnezit, krom-magnezit vb.) uygun tane boyutuna kırılıp, uygun
bağlayıcılarla karıştırılması sonucu elde edilen ürün.
MONORAY, Çalışma zamanının korunması ve ergonomik
sebeplerden dolayı, çalışanların yeraltında mekanik usülle
naklinde kullanılan, ayrıca malzeme nakli yapılabilen ve galerilerde muayyen
bir yüksekliğe monte edilmiş raylara asılan düzenlerin hareketi ile sağlanan
nakliye sistemi.
MONTAJ, 1) Bir tesisi veya bir
makineyi işler hale getirmek için bu tesisi veya makineyi teşkil eden
ünitelerin veya parçaların uygun şekilde bir araya getirilmesi işlemi. 2)
Sondaj makinesinin lokasyona yerleştirilip delmeye
başlayabilecek hale getirilmesi işlemi. 3) Kurma.
MONTE
ETMEK, Bir makinenin parçalarını
yerli yerine takmak.
MONTMORİLLONİT,
—> Bentonit.
MONTÖR, 1) Montaj yapan kimse,
kurgucu. 2) Montajcı.
MORMAS
ZIMPARA , —> Zımpara.
MOR
NECEF, —> Kuars.
MOREN, 1) Buzullarla taşınarak
buzulun erimesi sonucu bir yerde çökelmiş çakıllar. 2) Buzultaşı. Buzul içinde
bulundukları yer ve seviyelere göre dip-, kenar-, yüzey morenleri vb. şekilde
de isimlendirilirler. Üzerlerinde, buzul hareketinden oluşan çizikler bulunur.
Buzullarla taşınmış tek bloklara “Avare blok” denir.
MORSET, Genellikle elmaslı sondajlarda güç kaynağından
gelen dönme hareketini tije ileten aynı zamanda
matkap üzerine baskı uygulayan düzen.
MOSTRA, 1) Yeryüzünde bir madenin
açığa çıkmış ve çıplak göz ile görülen kısmı, yani maden yatağının yüzeyi ile
yeryüzünün ara kesiti. 2) Aflörman.
MOTORCU, Ocakta lokomotif
sürücüsü.
MOTORİN, —> Dizel yakıtı.
MSA-METAN
DETEKTÖRÜ, Amerikan Mine Safety Appliance Company Pittsburgh firması tarafından geliştirilen, içinde
ısıtılabilen bir telin üzerinden geçirilen havanın içindeki metanın yanması
sonucu tel direnç artışının ölçülmesine dayanarak havadaki metan oranını tesbite yarayan aygıt.
MUADİL
OCAK AÇIKLIĞI, 1)
Bir ocağın hava akımına karşı gösterdiği dirence muadil (denk, eşdeğer) olan
kesit (s). 2) Orifis ekivalan.
Bu kesit m2 olarak ifade edilir. Bu alanın geçen hava miktarı (Q m2
/sn) ve hava basıncı (depresyonun) (h mm su sütunu) ile ilgisi;
Q
S=
0,38 ———
šh
formülü
ile ifade edilir. Bu formülden
Q2
h=0,145 ——— bulunur.
S2
Seri galerilerde h = h1+h2+h3+...+hn olduğundan,
1 1
1 1
h = 0,145Q2 (––– + ––– + ––– +...+–––)
S21 S22 S23
S2n
formülü ile ifade edilir. —> Seri galerilerde muadil ocak
açıklığını hesaplamak için geliştirilen aşağıdaki grafik, Seri havalandırma.
MUCARTA, Mermer işletmeciliğinde kullanı-lan, iki ağzı yassı ve dişli çekiç.
MUCARTALI, Mermer İşletmeciliğinde taşların imalâttaki yerinde
görünen yüzlerinin mucarta ile işlenmiş hali.
MUHAFAZA
BORUSU, 1)
Elmaslı sondajlar-da kuyunun yıkılmasını önlemek, derin petrol ve su
sondajlarında su veya petrol kuyusunun uzun süre açık kalmasını sağlamak,
petrol ve su üretimini emniyetle gerçekleştirmek için sondaj kuyularına
yerleştirilen standart çelik borular. 2) Keysing.
MUHTEMEL
REZERV, İki boyutu ile belirlenmiş
olan ve devamlılığı konusunda görünür rezerve nazaran daha büyük risk taşıyan
maden kütlesini belirleyen bir kavram olup, prospeksiyon
çalışmaları, jeolojik ve jeofizik etüdleri
tamamlanan, madenin muhtemel bulunduğunu gösteren jeolojik etkenler bilinmekle
birlikte kuyu, yarma, galeri gibi madencilik faaliyetlerinin veya sondajların
çok geniş aralıklarla yapılmış olması nedeniyle sınırları ve devamlılığı
görünür rezervde olduğu kadar, kesinlikle tarif edilemeyen ve dolayısiyle işletme hesaplarına ve planlama çalışmalarına
esas teşkil edilebilecek belirliliğe erişmesi için ilave arama çalışmalarını
gerektiren rezerv sınıfı.
Pratikte muhtemel rezervin hata
sınırı genellikle ± 20-40 olarak kabul edilir.
MURASSA,
1)
Kıymetli taşlarla süslü; murassa taç, murassa kılıç gibi. 2) Yarı kıymetli
taştan yapılmış tesbih.
MURÇ, 1) Mermer ocaklarında
kullanılan, genellikle akis çivilerinin yuvalarını açmak için kullanılan,
MURÇLAMA, Mermer işletmeciliğinde taşların murçla işlenmesi.
MURÇLU, Mermer İşletmeciliğinde
taşların imalâttaki yerinde görünen yüzlerinin murçla işlenmesi hali.
MURPHY
YASASI, Bir işi yapabilecek
durumda olanlar onu yaparlar, yapamayanlar onu öğretirler, öğretemeyecek dahi
olanlar ise o işin yapılmasını emrederler.
MURG, 1) İçinden 1 gr/m2
basınç altında 1m3/sn hava geçen galeri, kuyu, hava borusu, vb. tesis
parçasının gösterdiği direnç. 2) 1 kg/m2 depresyon ölçü biriminin
binde biri.
MUTLAK
AĞIRLIK GÜCÜ (MAG), Patlayı-cı emülsiyonların bir parametresi olup, patlayıcının her
bir birim ağırlığı içindeki mevcut termokimyasal enerjinin mutlak miktarıdır.
Bu değer kal/g olarak ölçülür.
MUTLAK
HACİM GÜCÜ (MHG), Patlayıcı
emülsiyonların güçlerini değerlendirebilmek için gerekli parametrelerden biri
olup; her bir birim hacmindeki mevcut termokimyasal ısı enerjisinin mutlak
miktarı. Bu değer, patlayıcının enerji randımanın en temsili göstergesidir;
çünkü onun yoğunluğuna bağlıdır ve kal/cm3 olarak ifade edilir.
MUVAKKAT
TAHKİMAT, 1) Galeri ve kuyu
açılması sırasında daimi tahkimatı yapmaya imkan
sağlamak üzere yerleştirilen geçici tahkimat şekli. 2) Üretim yerinde
çalışanların iş güvenliğini sağlamak için şeytan bağı adı verilen tek çatal ve
kısa sarma kullanılarak yapılan tahkimat. 3) Alına dik sarma ile çalışan
ayaklarda ikinci çatal yeri açılıncaya kadar sarmanın tutulmasını sağlamak
üzere vurulan çatal. —> Şekil.
MUVAZ, Kuyu içinde, kılavuzun tesbit
edildiği yatay kiriş.
MUVAZ
KASASI, Kuyu içinde gidaj raylarını (kayıtlarını) sabit bağlamak için kuyu
içine yerleştirilen kirişleri, kuyu cidarına yerleştirmek için bırakılan
boşluklar. Muaz kasası (boşluğu) bırakılmayan
kuyularda kuyu cidarına saplama ile —> Konsol
yerleştirilerek aynı iş görülür.
MUYLU, —> Mil.
MUYLU
EKSENİ, Takeometre ve teodolitin dürbün eksenine dik olan, dürbünün dönme
hareketini ve âlete bağlantısını sağlayan eksen. Âlet yüksekliği, muylu
ekseninin zeminden yüksekliğidir.
MUZAYYİK
HAVA, Sıkıştırılmış (tazyikli)
hava. —> Basınçlı hava.
MÜESSESE,
1)
Sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi
kuruluşuna ait olup, ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğu. 2)
Teşekküllere bağlı tüzel kişiliği haiz ve faaliyetlerinde belirli ölçüde
(sınırlı sorumlu) özerk olan işletme veya işletmeler grubu. 3) Bir coğrafi
bölgede kurulmuş birbirleri ile bağlantılı üretim faaliyetlerinde bulunan (son
ürün veya birtakım prosesler itibariyle) bir tek
yönetimle yönetilen fabrika veya fabrikalar grubu.
MÜHENDİS
YEMİNİ, Ben bir mühendisim.
Mesleğimle iftihar ediyorum. Mesleğime karşı yerine getirmeye kararlı olduğum
sorumlulukla-rın bilincindeyim. Mühendis olarak
sadece dürüst bildiğim işlerde çalışacağım. Beni bir işin başına getiren ve
benden görev bekleyen kişiye ve kuruluşa karşı üstün sadakatla
ve bütün gücümle çalışacağım. Gerektiği anda bilgi ve becerimi kamu yararına
esirgemeden harcıyacağım. Mesleğimin yüksek şerefini
kıskançlıkla muhafaza ederken, bu meslekte hizmet veren ve aynı amaca yönelik
gayret sarfeden meslektaşımı koruyacağım. Ancak
gerekirse mesleğe lâyık olmadığını gösteren bir kişiyi uyarmaktan
çekinmeyeceğim.
Ülkemin gelişmesinde meslektaşlarımın verdiği
hizmetlerin payı büyüktür. Onlar sayesinde doğanın madde ve enerji kaynakları
yararlı kılınmıştır. Yine onlar sayesinde bilimsel prensiplerin ve deneyimlerin
verdiği bilgi, uygulama sahaları bulmuş ve canlı birer anıt olarak dikilmiştir.
Bunlar yanında ben ne kadar çalışsam azdır. Bu bakımdan bütün gayretimi
mühendislik bilgilerinin yararlı kılınmasına adayacağım. Bu arada özellikle
genç arkadaşlarıma karşı, mesleğimin bütün gelenek ve bilgilerini öğretmeye
çalışacağım. Bitaraflık, sevgi, hürmet ve mesleğimin şerefine bağlılık
duygularından asla ayrılmayacağım. Söz veriyorum.
MÜHENDİSİN SÖZÜ, —> Mühendis yemini.
MÜHRE, Tezhip (yaldızlama) san’atında
aharlı (nişasta ve yumurta karışımından oluşan cilâ), kâğıdın üzerindeki
pürüzleri gidermek için kullanılan ve zeberced veya
akikten yapılan, ahşap saplı küçük el âleti.
MÜHRESENK,
1)
Balgamtaşı. 2) Güzel sanatlarda bezemeleri ve yaldızları mühre-lemekte (parlatmak, düzeltmek, cilâlamak) kullanılan bir
sapın ucuna takılmış akik türünden bir taş.
MÜMKÜN İŞ
ORANI, Ağır iş makinelerinin fiili
iş saati ve vardiye esnasındaki mecburi duruş
saatleri toplamının; çalışılması mümkün iş saatine bölünmesiyle elde edilen
oran.
MÜMKÜN REZERV, Boyutları
hiçbir şekilde belirlenmemiş olan ve varlığı ancak ümit edilen maden kütlesini
ifade eden kavram olup, prospeksiyon çalışmaları,
jeolojik ve jeofizik etüdleri kısmen tamamlanmış
olup, genel jeolojik yapıya ve varlığı belirlenmiş olan diğer rezerv
sınıflarına dayanak bulunacağı ümit edilen, fakat arama işlemlerinin yapılmamış
veya yok denecek kadar yetersiz olması nedeni ile lokasyonu
ve uzantıları hiçbir şekilde tarif edilemeyen, dolayısı ile işletme ve planlama
çalışmalarında rezerve katılmayan rezerv sınıfı.
Mümkün rezerv, işletilebilirlik açısından yapılan
ekonomik hesaplara dahil edilmez. Mümkün rezerv;
belirli mümkün rezerv ve tahmini mümkün rezerv olmak üzere ikiye ayrılır.
Pratikte mümkün rezervin hata sınırı genellikle ± %
50’nin üzerinde kabul edilir.
MÜNFESİH,
Hakların hiçbir bildirime gerek
kalmaksızın otomatik olarak fesh olunması.
MÜRDESENK, Kurşun karbonat veya serüz.
MÜŞTEREK İŞLETME METODU, Maden yatağının derinlere doğru uzanması halinde; açık
işletmenin ve kapalı işletmenin müştereken yürütülmesi. Genellikle açık
işletmenin ekonomik sınırlara erişmesi, aynı yatağın farklı özellikleri haiz
kesimlerinin alınması zorunluğu, açık iletmenin
drenaj veya taşıma problemleri, müşterek işletme metodunun uygulanmasını
gerektirir.