|
Resimli Madencilik Terimleri Sözlüğü - Ş |
ŞAFT, Bir makinenin dönme
hareketini doğrudan doğruya kasnak, dişli veya pervane vasıtası ile başka bir
makine parçasına, havaya veya suya iletmeye yarayan çelik mil.
ŞAHMERDAN,
1) Sondaj takımlarını çakmak
suretiyle yapılan sondajlarda veya kuyuda kopup kalan tij
ve sıkışan muhafaza borularını, darbesi ile çekmede kullanılan ve ortasından tijin geçmesine müsait deliği olan çelik silindir. 2)
Darbeli bir şekilde çalışan büyük ve ağır (tokmak) çekiç.
ŞAK KAMA, —> Kama.
ŞAKÜL, 1) Arzın çekim gücünden yararlanılarak yerçekimi
doğrultusunu belirlemek, yani yeryüzüne dikey bir doğru elde etmek (dik inmek)
için kullanılan ucuna ağırlık bağlanmış bir ipten oluşan ölçme aleti. 2) Çekül.
ŞAKÜL
YAKLAŞMASI, Dünya üzerinde asılan
her şakülün istikametinin dünyanın merkezini
göstermesi nedeniyle, iki şakül arasındaki mesafenin
dünyanın merkezine doğru azalmasından meydana gelen kısalma. Bu yaklaşma;
h
v
= ––– x So
r
formülü ile bulunur. Burada v yaklaşma (m), So iki şakül arasında yeryüzünde
ölçülen mesafe (m), h şakülün boyu (m), r dünyanın
yarıçapı (
ŞALT
TESİSLERİ, —> Elektrik enerjisi bağlama tesisleri.
ŞAMANDIRALI
TULUMBA, 1) İçinde basınçlı havayı
açıp kapayacak bir şamandra tertibatı ile emme ve
basma taraflarında iki geri döndürmez valfı bulunan bir depodan ibaret su basma
aracı. Emici olarak çalışanlarda ekzos ventili ile ejektör; dalma tulumba olarak çalışanlarda da
yalnız eksoz ventili
bulunur. 2) Fiskos tulumba. (Bu tulumbalar şamandıra dışarıya alınıp 3 yönlü
vana kullanılarak kumanda edilmek suretiyle bir veya iki depolu, direkt
basınçlı hava etkili tulumba olarak da kullanılabilir.)
ŞAMOT, Tuğla , kil ve silisi
fazla kum karıştırılarak öğütülen, yüksek sıcaklıkta fırınlanan ve çelik döküm
kalıplarının içine dökülmüş parçalar halinede
kullanılan, 1650°C’a kadar dayanıklı karışım. Bu
karışım endüstride şamot tuğla imâlinde ve harç
malzemesi olarak da kullanılır.
ŞAMOT
KİLİ, Ateşe dayanaklı malzeme
yapımında kullanılan kil. Bu tür killer genellikle kömür yataklarında ve kömür
tabakaları üstünde bulunurlar. Seramik alanında (fayans, tuğla, kanalizasyon
borusu, çanak çömlek); refrakter sanayisinde, çimento
elde edilmesinde, sondaj işlerinde ve dolgu malzemesi olarak kullanılır. Bu
kilin kullanımında esas parametre plastiklik derecesi ve sertliği olup; az
plastikliği ve yüksek —> Alumina içeriği
ile diğer killerden ayrılırlar ve fiziksel özellikleri ön plandadır. —> Refrakter malzeme, Kil.
ŞAP, 1) Aluminyum potasyum
sülfatından veya amonyum-aluminyum sulfatından oluşan, sıcak suda daha kolay çözünen şeker
tadında, buruk, büzücü, antiseptik, renksiz bir tür tuz. [ K[AL (SO6H4)2
(H2O)] 6.H2O ]. Şap ısıtıldığında kendi kristal suyunda
91°C’de erir, bu durumda soğumaya bırakıldığında
kayaç şapı denen camsı bir görünüm alır; 91°C’de
itibaren ısıtılmaya devam edilirse suyunu tümüyle yitirerek kabarır ve şap
mantarı denen süngerimsi bir kütle durumuna gelir. Böylece oluşan susuz tuz, kalsine şap’tır.
ŞAPHANE, 1) Şap çıkarılan yer, şap ocağı. 2) Şap zuhurundan
dolayı bu ismi alan ve Şaphane Dağı’nın güney yamacında kurulu ilçe (Kütahya).
ŞAP
MANTARI,—> Şap.
ŞAPE, 20 m’ye kadar derinlikte
yapılacak sondajlarda kullanılan bir tür sondaj matkabı. Şape,
alt ve üst tarafı açık metal bir silindirden ibarettir. Toprağa girmesini
sağlamak için ucu hafif sivriltilmiş ve yan tarafı uzunlamasına kesilmiştir.
Yandaki yarık dar olursa “Kapalı Şape”, geniş olursa
“Açık Şape” denir. Kapalı şapeler
kumlu ve kum miktarı fazla olan killi zeminlerde, açık şapeler
ise, yapışkan ve daha ziyade killi zeminlerde kullanılır. Şapenin
bıçak çapı 70-
ŞARF, İabe edilecek cevherin uygun oranlarda ve miktarlarda
katkı maddeleri ve kokla karıştırılarak izabe fırınına verilmesi.
ŞARJ
TABANCASI, Yatay, başyukarı ve
eğimi 60½’den az olan lağımların AN/C karışımı ile şarjı için kullanılan ve
basınçlı hava ile çalışan; dar lağımlar (ø 50 mm’ye
kadar) için geliştirilmiş tabanca. —> Şekil.
ŞARK
AMETİSTİ, Mor renkli korendon.
ŞARK
TOPAZI, Sarı renkli korendon.
ŞARK
ZÜMRÜTÜ, Yeşil renkli korendon.
ŞARNİYER,—> Kıvrım.
ŞARYOPORTÖR,
Araba taşıyıcı platform veya
vagon. —> Payton, Kontrpua.
ŞATTER
TESTİ, —> Şeytır testi.
ŞEBEKE, 1) Basınçlı havada, kompresörden tüketim
araçlarının ucuna kadar olan basınçlı hava borularının tümü. 2) Havalandırmada,
maden ocağında hava geçen galerilerin tümü. 3) Su dağıtımında tulumbadan veya
havuzdan su tüketim araçlarına kadar olan boruların tümü. 4) Elektrikte, akım
kaynağından tüketim araçlarının bağlantı ucuna kadar hava hatları ve kabloların
tümü.
ŞEBEKEDEN
ÇEKİLEN AKIM, Elektrik enerjisi
tüketen cihazların, elektrik enerjisini (mekanik, ışık vb.) enerji şekline
dönüştürmek için şebekeden çektikleri görünen, aktif- ve reaktif akım. Sanayi
motorları, şebekeden Ia. aktif (faydalı) akım ile Ir reaktif (kör) akım çekerler. Bu iki akımın bileşkesi
(toplamı) ise; motorun şebekeden çektiği I görünen (çekilen) akımı verir.
Aktif akım, motorun aktif gücünü oluşturur ve milin
dönmesini sağlar.
Reaktif akım ise; reaktif gücü oluşturan ve motoru
mıknatıslayıcı akımdır. Şebeke akımını gerilimden ø (zaman açısı) kadar geri
faza kaydıran reaktif akım faydalı bir iş yapmadığı halde, şebekeden çekilen I
akımının Ia faydalı iş yapan akımdan daha büyük
olmasına neden olur. I akımının büyümesi generatör ve
trafoların faydalı iş yapan kapasitesini küçültür ve hatlardaki enerji
kayıplarını artırır. —> Güç faktörü.
ŞEBEKEDEN
ÇEKİLEN ENERJİ, Elektrik enerjisi
tüketen cihazların; elektrik enerjisini istenilen (mekanik, ışık, vb.) enerji
şekline dönüştürürken, yapıları gereği şebekeden aynı zamanda çektikleri aktif
enerji ile reaktif enerji. —> Aktif
enerji. Reaktif enerji. Şebekeden çekilen akımlar.
ŞEBEKE
PLANLAMASI, Bir projenin
yürütümünde serbest zamanları olmayan olayların tümünü belirtmek suretiyle
yapılan iş akışı planlaması. —> Şekil.
Bir projeyi meydana getiren iş ve faaliyetler az
veya çok birbirleri ile ilişkili olduğundan ve bazı hallerde bir faaliyette
diğer birçok işler bitmeden başlamak mümkün olmadığından, projeyi meydana
getiren iş ve faaliyetler sıralarına uygun yapıldığında bunların tümü bitmiş
projeyi meydana getirir.
Şebeke planlaması yapılırken; her bir faaliyetin
‘erken başlama zamanı’ yani bir faaliyetin başlayacağı birinci gün. “Erken
bitirme zamanı” yani bir faaliyetin erken başlama zamanında başlaması halinde
faaliyetin biteceği gün. “Geç başlama zamanı” yani bir faaliyetin projeyi
geciktirmemek şartıyla başlayabileceği son gün. “Geç bitirme zamanı” yani bir
faaliyeti geciktirmemek için bitirilmesi gereken son gün. “Toplam serbest
zaman” yani bir faaliyetin toplam süresini artırmadan geciktirilebileceği süre
(belli bir faaliyet için bu süre erken başlama zamanı ile geç başlama zamanı
arasındaki fark) ve “Bağımsız serbest zaman” yani bir faaliyetin müteakip
faaliyeti geciktirmeden geciktirilebileceği süre dikkate alınır.
Bir
projeyi tamamlamak için yapılan şebeke planlamasında serbest zamanları olmayan
faaliyet zincirine “Kritik yol”, kritik yol üzerinde bulunan faaliyetlerin her
birine de “Kritik faaliyet” denir.
Kritik
yol üzerinde bulunan faaliyetlerin yapım süreleri kısaltılmak suretiyle
projenin tümünün tamamlanma süresi de kısaltılabilir.
Kritik yol bulunmak suretiyle yapılan proje takibi
ve kontrolu çalışmaları “Kritik yol metodu” (CPM)
diye isimlendirilir. Bu şekilde yapılan planlama işlerine “Kritik yol
planlaması” denilir. —> Kritik yol
metodu. Program değerlendirme ve gözden geçirme tekniği.
ŞEFFAF
MİNERALLER, Absorpsiyon özelliği zayıf olan mineraller.
ŞEFFAF
OLMAYAN MİNERALLER, —> Opak mineraller.
ŞELALE, Çağlayan. Yüksek bir yerden devamlı bir şekilde ve
yerçekimi etkisi ile artan bir hızla düşen akarsu kütlesi. Diğer bir ifade ile
akarsuyun az veya çok yüksek bir yerden dökülüp aktığı yer.
ŞELİT, CaWO4 bileşiminde wolfram
minerali (cevheri). Pegmatitik-pnömatolitik,
kontakt-metazomatik, hidrotermal fazlarda teşekül eden
şelit gri, sarı kahverengi, nadiren şeffaftır. Ultraviyole lambayla kolay tanınır. Yoğunluğu 6,08-6,12 ve
sertliği 4,5-5’tir. Volframitten sonra en önemli
—> Volfram mineralidir.
ŞENAJ, —> Şenör.
ŞENÖR, Topografik çalışmalarda arazide iki nokta arasını çelik
metreyle ölçen kişi. Ölçme işine de şenaj denir.
ŞERBETLEME
KALIBI, Kuyu derinleştirme-de
kuyunun daimi tahkimatı olarak beton, betonarme, tuğla vb malzeme ile inşa
edilen iki —> Anonun
birleştiği yerde kuyu çapında daha küçük çapta hazırlanarak kurulan arkası ince
kumla hazırlanmış harçla doldurulup böylece iki anonun
birbirine birleşmesini sağlamaya yarayan kalıp. Kuyu içindeki bu şerbetleme
kalıbı sökülüp beton piriz yaptıktan sonra kalıp çapı küçüklüğünden dolayı kuyu
içindeki fazlalık kısım martopikörle traş edilir.
ŞEV, 1) Açık işletmede, iki basamak arasındaki eğik
yüzey. 2) Ayna.
ŞEV AÇISI, Açık işletmelerdeki basamaklarda kazı yapılan alnın
(alın düzleminin) yatay düzlemle yaptığı dar açı. 2) Basamak (graden) meyil açısı.—> Genel meyil açısı, Genel eğim açısı.
Şev
açıları Türkiye’de açık işletmelerde genellikle;
Toprak
döküm sahalarında, 30-35°; örtü kazı kademelerinde, 65-75°;
Örtü
kazı kademelerinde, 70-80°;
Açık ocak genel şev açısı, 35-45° olarak
uygulanmaktadır.
ŞEV
DURAYSIZLIĞI, Şevin kayma durumu. Duraysızlık kendini değişik şekillerde belli eder. Bunların
başlıcaları; blok düşmesi, rotasyonel kayma,
düzlemsel kayma ve blok kaymadır. —> Şekil.
ŞEV
EMNİYET KATSAYISI, Kaymaya karşı
koyan toplam kuvvetlerin, kaymayı teşvik eden toplam kuvvetlere oranı. Bu oran
gerilim çatlağındaki su seviyesinin değişimine aşırı derecede duyarlıdır. —>
Şekil.
H= Blok yüksekliği, B= Şev gerisindeki çatlağın şev
tepesine olan uzaklığı, Zw= Gerilim çatlağındaki su
derinliği. B/H oranı azaldıkça, blok ağırlığı da azalacağından şevin emniyet
katsayısı küçülür.
ŞEV
KAZIĞI, Doğal zeminin, açılmakta
olan yol, kanal ve benzeri kazılara ait şevlerle kesişmesi gereken noktaların
belirlenmesinde kullanılan ahşap kazık. Projede öngörülen yarma veya dolgu
kesitinin gerçekleşebilmesi için kazı işlemine şev kazıkları boyunca devam
edilir.
ŞEV
STABİLİTESİ, Duraylılık.
Şevin kendini kontrol etmesi. Kaymaya karşı koyan toplam kuvvetlerin, kaymayı
teşvik eden toplam kuvvetlere eşit veya daha fazla olması durumu. Şev stabilitesi, malzemenin sürtünme açısı, kohezyon dayanımı
ve birim ağırlığı esasına dayanır. Şev stabilitesine
etki eden üç ana faktör vardır. Bunlar; jeolojik yapısal özellikler, suyun
etkisi ve malzeme özellikleridir. (Şev stabilitesinin
karşıtı için —> Şev duraysızlığı.)
ŞEVDE
MAKASLAMA GERİLMESİ, Şevde
makaslama dayanımı. Şev dayanım analizleri, sürtünme açısı, kohezyon dayanımı,
malzemenin birim ağırlığı esasına göre yapılır. Sürtünme açısı ve kohezyon
dayanımı, makaslama gerilmesi ve normal gerilme ile açıklanır. —> Şekil.
Makaslama dayanımına etki eden hususlar; patlayıcı
madde kullanılması, çatlak ve boşluk sularının basıncı, nem oranının değişmesi,
ayrışmanın hızlanması, örtü malzemesinin akmaya başlamasıdır.
ŞEYTAN, Varagel veya vinç üzerinde, taşıma sırasında halat kopması
veya kancadan kurtulma sonucunda aşağı kaçan arabayı raydan çıkarıp devirmeye
yarayan, yukarı çıkmakta olan arabanın arkasına takılan ucu koçboynuzu ve diğer
ucu çatallı olup yerde sürüklenen demir.
ŞEYTAN
BAĞI, —> Muvakkat tahkimat.
ŞEYTIR
(SHATTER) TESTİ, Briket, kömür
veya kokun ince tabaka halinde
ŞORAN
(SHORAN) METODU, Uçakla impuls gönderilmek suretiyle kullanılan elektronik uzunluk
ölçme yöntemi. Daha çok denizaşırı uzaklıkların (1000km ye kadar) ölçülmesinde
kullanılır. —> İmpuls yöntemi.
ŞILAM, 1) Toz halindeki (0-0,5mm boyutlu) cevher veya
kömürün su ile karışmış şekli. 2) Bulamaç. 3) Çamur .
ŞİDDETLİ
PATLAYICI MADDELER, Yandıkları
zaman çabucak (ani olarak) gaz haline geçen ve bu esnada iticilik, kırıcılık,
kesicilik özelliği gösteren patlayıcı maddeler. —> Patlayıcı madde.
ŞİFERTON,
1) Refrakter
killerin ileri derecede diyajenezi sonucunda oluşan
plastik özelliğini yitirmiş, ateşe dayanıklı kil. Bileşiminde alüminyum Al2O3,
silisyum dioksit SiO2, demir oksit Fe2O3,
organik malzeme, eser miktarda CaO, MgO ve zirkon içerir. 2) Ateşe dayanıklı (mukavim) tuğla
toprağı.
ŞİLEZYA
TİPİ AĞAÇ BAĞ, Yan direkleri dik,
nadiren meyilli olan ağaç bağ türü.
ŞİLİ
GÜHERÇİLESİ, 1)
NaNO3. 2) Guano.
ŞİST, 1) İnce, paralel, tabakamsı yapısından dolayı
yaprak şeklinde kolayca birbirinden ayrılabilen plâkalardan oluşan kristalin
kayaç. Şistler, genellikle makaslama kuvveti ve basınç altında yeniden
kristalize olmuş sekunder kayaçlardır. Kömür damarı
içinde veya ara kesmede bulunan taşlı kısımlar da genel olarak şistli kısımlar
şeklinde de ifade edilir. Şistler, ayrıca ihtiva ettikleri kömür oluşumlarına
(miktarına) göre “ kömürlü şist” veya “ şistli kömür (bitümlü şist) “ olarak
adlandırılır. 2) Yaprak taş. —> Ara
kesme, Killi şist, Kesme.
ŞİSTLEME,
Taş tozu serpme işlemi.
ŞİSTLEŞME,
1) Tabiatta mevcut formasyon-ların tektonik ve metamorfizma gibi,
sonradan zuhur eden ikincil etkenlerle, tabakalaşmaya benzer, birbirlerine
paralel tabakalar şeklindeki görünümü. Tabaka istikametine açılı bir şekilde
oluşan şistleşmeye transversal şistleşme denir. 2)
Taş tozu serpme işlemi.
ŞİSTLİ
KÖMÜR,—> Şist.
ŞİŞLEME, 1) Cevher damarlarını delip geçen lağım. 2) Şişleme
lağım. 3) Kelebe veya iç kuyularda malzeme akışının durması halinde yapılan
işlem.
ŞİŞME, Bir damarın kalınlığının arttığı kısım.
ŞİŞME
ANALİZİ, Kilin bünyesine fiziksel
su alması ve kristal yapının genişlemesini belirleyen analizler. Bunun için
standart bir deney yöntemi bulunmamakla beraber, aynı koşullar altında yapılan
testler sonucu tesbit edilen şişme oranlarının
birbiriyle kıyaslanması sonunda bir değerlendirme yapılır. Ancak, ilaç endüstrisi
şartnamelerinde şişme olayına açıklık getiren yöntem belirlenmiştir.
ŞLAM, 1) Toz halindeki cevher veya kömürün su ile
karışmış şekli. 2) Bulamaç. 3) Çamur.
ŞLAM
TULUMBASI, Zenginleştirme
tesislerinde vb. yerlerde —> Şlam naklinde
kullanılan özel tulumba.
ŞÖVELMAN, 1)
Yeryüzünde maden kuyusu üzerine kurulu bir çelik konstrüksiyon veya betonarme
olarak inşa edilen ve kafes halatını yönlendiren moletleri
havi ihraç tesisi ünitesi. Bazı hallerde ihraç vinci de şövelmanın
içine monte edilir. 2) İhraç kulesi. 3) Kule.