|
Resimli Madencilik Terimleri Sözlüğü - Y |
YAĞCI, 1) İş makinelerinin
akaryakıt ve yağ ikmalini sağlayan ve bakımını yapan kimse. 2) Operatör
yardımcısı.
YAĞ CİLA,
Çoğunlukla biraz bulanık olan
minerallerde olan ve yağlı bir cisim görünümü veren cila. Bu görünüm; nefelin, kardierit ve bazı kuarslarda vardır. —>
Minarellerin parlaklığı.
YAĞLAMA
SİSTEMLERİ, Bir makinenin doğrusal
ve dairesel hareket eden parçalarında kaymayı sağlamak, aşınmayı ve ısınmayı
önlemek amacıyla uygulanan düzen. Bu düzende gres yağı veya ince yağ
kullanılır. Genel olarak gres yağı ile yağlamada gresör
veya gres pompası; ince yağ ile yağlamada da el yağdanlığı, damlalıklı
yağdanlık, bilezikli veya dişli çarklı yağlama düzenleri ile yağ pompası gibi
araç ve gereç kullanılır. Demir testereleri gibi düz kayıtlı olan makinelerde
kayıtlar üzerinde ufak yağlama delikleri bırakılıp, bunlar bir yayın taşıdığı
bilyelerle kapalı tutulur. Taşıt araçlarının alt kısmındaki mafsallı yerlerde
yağlamayı sağlamak için de gres nipeli vardır.
YAĞLARIN
VİSKOZİTESİ, Yağların akış-kanlığı
ve özlülüğünü belirleyen kavram. Visko-zite, pratikte Engler (E½)
derecesi ile ölçülür. Viskozite tesbiti üst çapı 2,9
ve alt çapı
YAĞLI
KİREÇ, —> Kireç.
YAĞLI
KÖMÜRLER, Bünyesinde % 10-24 uçucu
madde ihtiva eden kömürler.
YAĞLI
SALMASTRA, —> Salmastra.
YAĞ
POMPASI, —> Yağlama sistemleri.
YAĞSIZ
KÖMÜR, Antrasit. Kısa alevli
kömür.
YAKIT, Yanma olayında kimyasal reaksiyonla veya okside olmak
suretiyle ısı verebilen ve eko-nomik bir değeri olan
her türlü madde. Yakıtlar, katı-, sıvı-, gaz- ve nükleer yakıt diye
sınıflandırılır.
YAKILMIŞ
ÖLÜ DOLOMİT, —> Dolomit.
YAKIT
YAĞI, —> Fuel oil.
YAKITLARIN
GENEL ÖZELLİKLERİ, Linyit,
taşkömürü fuel oil ve doğal
gazın ağırlık bakımından % olarak analiz değerleri. ––> Çizelge
YAKUT, 1) Alüminyum oksit terkibinde parlak, kırmızı
renkte değerli taş (rubin). Mavi renklisine safir
(gök-yakut) denir. 2) Kırmızı renkli korendon.
YALANCI
MERMER, Genellikle sönmüş kireç,
ince inşaat alçısı veya kalıp alçısı, mermer tozu ve tebeşirden yapılan mermere
benzer madde.
YALANCI
ŞEKİLLİ MİNERAL, —> Psödömorfoz.
YALITKAN
PORSELEN, Yüksek veya alçak
gerilim için yalıtkan olarak kullanılan, feldispattan
yapılmış sert —> Porselen.
YAMAÇ
MOLOZU, Yamaçlarda, yamacın
düzlüğe ulaştığı yerlerde düşerek, kayarak oluşmuş; yer yer
gevşek veya taşlaşmış gayrimuntazam çökeller. Bazan eluviyal plaserler ihtiva
ederler.
YANAR
KÜKÜRT, Havada kuru kömürün en
fazla
YANARDAĞ
(VOLKAN), Yer’in ya da herhangi
bir başka gezegen ya da uydunun kabuk bölümünde yer alan ve içinden dışarı
doğru mağma (eriyik kayaç), piroklastik
moloz ve çeşitli gazlar püsküren baca. Yanardağlar, püskürme özelliklerine,
etkinlik şiddetlerine ve volkanik yüzey şekillerine dayalı olarak 1) İzlanda ya
da yarık, 2) Havaii, 3) Stromboli,4)
Vulcano, 5) Pelée, 6) Plinius tipi püskürme olarak sınıflandırılmaktadır. —> Şekil, Volkan.
İzlanda tipinin özelliği, erimiş bazaltlı lavların,
uzun paralel yarıklardan dışarı boşalmasıdır. Bu tür akıntılar çoğunlukla lav
platosu oluşmasına yol açar.
Havaii tipi yanardağlar, İzlanda tipindekilere benzer;
başlıca farkları, akışkan lavların zirveden ve radyal
yarıklardan akarak kalkan yanardağlar oluşturmasıdır.
Stromboli tipi yanardağlarda genleşen gazlar orta şiddette
patlamalara neden olur, bunun sonucunda da kesintisiz küçük püskürmelerle
dışarı akan akkor lav pıhtıları, volkan bombaları, curuflar
ve lav akıntıları oluşur.
Adını, stromboli
yakınlardaki Vulcano adasından alan Vulkano tipi yanardağlarda orta şiddette koyu renkli
çalkantılı gaz ve kül püskürmeleri olur.
Pelée tipi yanardağlarda, yoğun ve şiddetli kızgın
volkanik kırıntı ve ve gaz karışımı püskürmeler
görülür.
Plinius tipi en şiddetli püsküren yanardağ türüdür.
Yanardağların volkanik yüzey şekilleri ise:
Bileşik-, Strato-, Somma-, Kaldera- ve Kalkan yanardağ diye isimlendirilmektedir.
YAN
BASMASI, —> Tavan basması.
YAN
DELİK, Derin sondajlarda swivel head’e bağlı kelly’nin kuyudan çekildikten sonra içine yerleştirildiği
hafif meyilli kısa kuyu.
YANGIN
BARAJI, Bir yangın durumunda
yangın yeri ile irtibatlı olan yolları kapatan duvar, perde veya dolgu. Bu baraj;
kum torbası, kil, sıvalı travers, tuğla, beton veya briketten yapılabilir.
YANGIN
EKİBİ, —> Tahlisiye istasyonu.
YANGIN
KAPISI, Hava giriş kuyusunun
yakınlarına, daha ziyade kat ağızlarına kurulan ve ateşe dayanıklı malzemeden
yapılmış olan (herhangi bir yangın anında kapatılabilecek) emniyet kapısı.
YANIK, Mermer yatağının dış tesirlerle bozulmuş olan ve
kaldırılıp atılması gereken kısmı. Yanık mermer yumuşak, kof, kırılması kolay,
cila kabul etmez ve darbe ile dağılma özellikleri gösterir.
YANKAYAÇ,
1) Üretimi planlanan maden
yatağını çevreleyen yani maden yataklarını içinde bulunduran kayaç. 2) Yan
kaya.
YANLIŞ
OTURMUŞ MADDE, —> Eleme.
YANMA, Yakıtların genellikle havadan sağlanan oksijen ile
hızlı oksidasyon sonucu, ısı ve sıcak yanma ürünlerinin
açığa çıktığı ve bu esnada biraz da ışık ve sesin oluşabildiği, kimyasal
reaksiyon. Yanma olayının temelini karbon, hidrojen ve kükürdün yanma
reaksiyonları oluşturur. Yanmanın tam olmaması durumunda CO, O2, CH4,
kurum ve katran gibi hava kirleticileri oluşur. Yakıt içerisindeki su, yanma
sırasında buharlaşır ve bu durumda zararsızdır. Ancak yoğun SO2
içeren baca gazlarında yoğuşma sınırında asit
oluşumunu hızlandırıcı etkisi zararlıdır.
Diğer bir ifade ile yanma; oksijen ve yakıtın
bileşenleriyle ilgili bir kimyasal olaydır.
C + O2 —> CO2
C + 1/202 —> CO
H2 + 1/202 —> H2O
Yanıcı bileşenlerin tamamen yanarak ısıya
dönüşmesine “Tam yanma” denir. Katı ve sıvı yakıtların yanabilmesi için, önce
gaz fazına geçmesi ve ortamdan ısı alması gerekir. Doğal gaz, gaz fazında
olduğundan, ortamdan ısı almasına gerek yoktur. —> Tutuşma sıcaklığı, Kömür yakma sistemleri.
Doğal gazın yanma tepkimesi:
CH4 + 202 —> CO2
+ 2H2O
C2H6 + 5O2 —>
3CO2 + 4H2O
C4H10 + 6,5 O2
—> 4CO2 + 5H2O
C5H12 + 8O2 —>
5CO2 + 6H2O
YANMA
HARARETİ, 1) Yakıtın yanma
reaksiyonuna başlayacağı sıcaklık derecesi. 2) Yanma sıcaklığı (temperatürü).
YANMA
ISISI, Bir yakıtın bir kg’ının yanması ile elde edilen ısı miktarı.
YANMA
OLAYI, 1) Yüksek hararette gaz
safhasında oksidasyon sonucu ısı intişar ettiren
(yayan) olay. 2) Yanıcı ve yakıcı gazların kimyasal reaksiyonu.
YANMA
REAKSİYONLARI, —> Yanma.
YANMAZ
KÜKÜRT, Havada kuru kömürün en
fazla
YANMIŞ
MANYEZİT, —> Sinter manyezit.
YANTAŞ, Aynı yaşta veya daha genç bir maden yatağını
çevreleyen, yani onunla kontakt durumunda olan kayaç.
—> Yankayaç.
YAN NOKTA
HESABI, Koordinatları bilinen iki
noktayı birleştiren doğru üzerine dik düşen noktaların koordinatlarının
hesaplanması yöntemi.
YAN
TUMBA, —> Tumba.
YAN ÜRÜN,
Üretim esnasında ikinci derecede
elde edilen ve esas mamül veya mamüllere
nazaran nisbeten daha az önemli olan ikinci derecede mamül veya ürün.
YAPI, 1) Kayaç kütlelerinin kıvrılma, kırılma gibi biçim
değiştirme olayları sonucu birbirleriyle ilgili durumlarını ifade eden
kavram. 2) —> Strüktür. 3) Bünye.
YAPILABİLİRLİK
RAPORU, 1) Çeşitli olanaklarla
uygulamaya konulmak istenen bir yatırım projesinin ekonomik ve teknik bakımdan
yapılabilir en uygun çözümü gösterdiğini belirten rapor. 2) Fizibilite raporu.
YAPRAK, Mermer ocaklarında —> Kompresör çivisi ile ve her bir çivi için iki adet olmak üzere yani
çift olarak kullanılan bir yüzü oval, diğer yüzü düz
YAPRAK
TAŞ, —> Şist.
YARDIMCI
DELİK, —> Tarama deliği.
YARI BLOK
ÇALIŞMA YÖNTEMİ, Döner kepçeli
kazıcının, kademe dışında hareket ederek kazdığı malzemeyi kademeden uzakta
bulunan bant konveyöre veya vagonlara yükleme düzeni. Bu yöntem genellikle,
kömür damarı üzerindeki son örtükazı kademesinin
kaldırılması işinde (—> Şekil) uygulanır.—> Blok Çalışma Yöntemi.
YARI DENGELİ İHRAÇ SİSTEMİ, Çift
halatlı ve çift tamburlu ihraç sistemi. —> Dengesiz-, Yarı dengeli,
Dengeli ihraç sistemi.
YARI
MEKANİZE AYAK, —> Alın mekanizasyonu.
YARIM
SARMA, Kapalı işletmelerde bulunan
üretim yerlerinde, çatallar üzerine konulan kapak tahtası veya ortadan uzun
ekseni boyunca dilinmiş ince yarım direk.
YARMA, 1) Sondaj yapmaya uygun
olmayan, yeryüzüne çok yakın veya toprak, kum ve döküntü çakıl sanalarının altındaki sağlam zemine, maden aramak amacıyla
ulaşmak için, kazma kürek veya dozer vb. kazıcı makinelerle açılan prospeksiyon (çukurları) hendekleri. Yarmaların eni insanın
rahat çalışacağı kadar olmakla beraber, boyları birkaç metre, hatta birkaç yüz medre olabilir. Uzun açılar yarmalara kanal da denir. 2)
Yeryüzünde kazı yapmak suretiyle maden arama (prospeksiyon)
şekli.
YARI
ÜRÜN, Alüminyumun işlenmesi
sonucunda elde edilen, fakat kendisi de başka bir işlemde girdi olabilen,
levha, folyo, şerit, disk gibi profil ürünleri
tanımlayan ve alüminyum sektöründe kullanılan bir terim.
YASSI
HADDE ÜRÜNLERİ, Üretilen çeliğin
haddelenmesi suretiyle elde edilen; a) Levha b) Sıcak haddelenmiş yassı
ürünler, c) Soğuk haddelenmiş yassı ürünler, d) Teneke olmak üzere dört ana
gruba ayrılan yassı çelik ürünleri. Bu ürünler, dayanıklı tüketim malları ve
yatırım malları endüstrilerinin ana girdisini oluştururlar. Türkiye’de yassı
çelik ürünlerinin tüketildiği sektörlerin başında boru ve profil sanayii, otomotiv sanayii, yakıt
araç ve gereçleri imalatı gelir.
YASSI
HALAT, Kemer şeklinde örülmüş olan
halat. —> Çelik halat.
YASSI
ÜRÜN, Levha, folyo, şerit, disk
gibi, hadde tezgahlarında elde edilen ürünleri
tanımlayan ve aluminyum sektöründe kullanılan bir
terim.
YASTIK, Tavanı ve tabanı çürük olan yerlerde, sütun (çatal)
olarak kullanılan direklerin tabana ve tavana batmasını önlemek veya tahkimatı
takviye etmek için yatay olarak konulan kısa direk. —> Takoz.
YASTIK
ÇAMURU, Lağım deliği dibine konan
ve patlayıcı madde sıkılanırken esneklik sağlayan çamur parçası.
YAŞ
TABANLI TOZ KÖMÜR YAKICILAR, Külün
aglomera edilerek çekildiği yakıcılar. Yaş tabanlı
kömür yakıcılarda, yanma odasında sıcaklığın kül ergime noktasına çıkmasına
izin verilerek külün tabanda bir sıvı olarak yüzeylerde akması sağlanır. Bu
amaçla tasarlanan sistemlerde, yüzeylerin mümkün olan kısımlarında refrakterlerin yapılması, ısı çekişinin de kül
yapışmasından etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması lazımdır.—> Kömür yakma sistemleri, Yanma.
YAŞLANDIRMA
SERTLEŞTİRİLMESİ, Su verme ısıl
işlemi ile aşırı doymuş katı eriyik oluşturulduktan sonra, uygun sıcaklık ve
sürelerde alaşımın mikroyapısında çökelme
parçacıkları oluşturarak bir alaşıma yüksek mukavemet kazandırma işlemi.
Örneğin, duralimün alaşımı (% 4 Cu
bulunduran Al-Cu alaşımı.)
YATAY
ATIM, —> Fay atımı.
YATAY
AYAKLI GÖÇERTME, —> Tumba metodu.
YATAY
MERKEZKAÇ DÖKÜM, —> Savurma döküm.
YATAY
YÜZEYİ, Mermer işletmeciliğinde
ocakta taş tabakalarının birbirine yaslandığı yüzey.
YATIM, —> Yatım
açısı. Meyil açısı.
YATIM
AÇISI, 1) Bir damar veya tabaka
düzleminin yatay düzlem ile yaptığı açı. 2) Meyil açısı. —> Tabaka.
YATIM DİYAGRAMI, arazide ölçülen veya jeolojik haritadaki
bilgilerden yararlanılarak jeolojik kesit yapımı sırasında kullanılan yardımcı
diyagram.
YATIM
DOĞRULTUSU, Yatım düzlemi
içerisinde, damar düzlemi ile yatay düzlemin ara kesitine dik olarak doğrunun
yatay düzlemdeki izdüşümü.
YATIMLI
DAMARDA DRAGLINE UYGULAMASI, Damar
yatımlarına göre iki ana grupta uygulanan yöntem. Damar yatımı 20° ‘ye kadar
olan örtükazı birinci grubu teşkil etmekte olup, dragline yöntemi tek başına, ikinci grubu oluşturan ve
damar yatımı 20°-60° arasında olan örtükazı işlerinde
ise, dragline yöntemi, kazıcı kamyon yöntemi ile
beraber uygulanır.
Damar yatımı (0°-10°) ve (10°-20°) arasında olma
durumuna göre iki ayrı yöntem mevcuttur. Birinci durumda dragline
dilim üzerinde, ikinci durumda ise döküm sahası üzerinde çalışır.
YATIRIM, İktisadi faaliyet gösteren bir kuruluşun faaliyeti
ile ilgili, maddi olan veya olmayan sabit kıymetlere yapılan ilave. Sabit
kıymetlerin iktisadi değerini artıracak nitelikte olan esaslı onarım ve
yenilemeler de yatırım sayılır.
YAVAŞ
YANMA, —> Deflagrasyon.
YAYÇEK,
Oltutaşını işlemede kullanılan “Kemane”nin, kurutulmuş
bağırsaktan yapılmış gergi yayı.
YAYLI
RONDELA, —> Pul.
YAZLIK, 1) Aynanın mümkün olduğu kadar yakınında, aynadan
koparılan gayri nizami kaya parçalarının düzeltilip düzgün prizmatik mermer
bloklarına dönüştürüldüğü açık saha. 2) Açık.
YEDEK, 1) İşçi yardımcısı. 2) Mevcutları bozulduklarında
değiştirmek için ambarda hazır tutulan malzeme.
YEMANİ, —> Kuars.
YEMEK
TİKESİ, Pavyonda (işçi yatakha-nesinde) kalan bekar işçilerin işçi yemekhane-sinde
yemek yemeleri için ocak kâtibi tarafından çalışma yerinde puvantaj
defterine yevmiyeleri yazılırken, bu işçilere verilen yemek (fişi) kuponu.
YEMLEME
LOKUMU, 1) İçine kapsül
yerleştirilen lokum. 2) Praymer.
YEMEN
TAŞI, Kırmızı renkli —> akik.
YEMİNLİ
TEKNİK BÜRO, “ 3213 sayılı Maden kanunu”unda geçen bir terim olup, denetim ve gözetim
dışında kalan ve yönetmelikte belirtilen görevleri yürütmek üzere kurulmuş;
çalışma alanlarında uzmanlaşmış, devlet güvenliği açısından sakıncası
bulunmayan mühendis ve personelden oluşan büro. Ancak; yeminli teknik bürolar,
Anayasa Mahkemesi’nin 24.12.1986 gün ve E1985/20 K 1986/30 sayılı kararı ile
iptal edilmiştir.
YENİ
HURDA, Alüminyum sektöründe
kullanılan bir terim olup, alu minyumun
üretim ve metal işleme kademelerinde çıkan alüminyum artıklarını ifade eder.
—> Eski Hurda.
YENİLENEBİLİR
ENERJİ KAYNAĞI, Devamlı olarak
veya belirli zaman aralıklarında, şarj edilerek depolanan enerji; güneş
enerjisi, rüzgar gücü, biyolojik atık (biyomas),
gel-git ve denizdalgaları gibi.
YERALTI
AÇIKLIĞI GERİLMELERİ, Kazı öncesi
düzgün bir dağılım gösteren düşey ve yatay bakir arazi gerilmelerinin, kazı
sonucu yeraltında yaratılan boşluk nedeni ile bozularak yeni bir dağılım
göstermesi şekli. Kazı sonrası oluşan gerilmeler ile birlikte, daha önce var
olan doğal arazi gerilmeleri galeri ve baca etrafındaki destek topuklarında ve
orta topuklarda gerilme yoğunlaşmalarına neden olur. Bunun yanı sıra galeri
veya baca tavanında basma, çekme ve makaslama türünden gerilmeler oluşur. Diğer
bir mekanik olay da yaratılan boşluk civarında oluşan deplasman veya
hareketlerdir. Bunların sonucu kaya kütlesi içersindeki birim deformasyon
enerjisi artarak gerilme yoğunluğunun bulunduğu yerlerde bölgesel depolanır.
YERALTI
DÜZENLERİ, Bir kapalı işletmenin
çalışmasını sağlamak veya kolaylaştırmak amacıyla; boşluk, su, toprak ve
kayalarla birbirinden ayrılmış alanları birbirine bağlamak için kazı ve delme
yoluyla yeraltında açılan galeri, kuyu, boşluk vb. hacimlerin tümü.
YERALTI
HUNİ AÇIKAYAK İŞLETME METODU, 1)
Sağlam tavanı, tabanı ve cevheri olan yeknesak tenörlü
damar veya kitle halinde olan maden yataklarında alt kattan üst kata bir
nefeslik sürdükten sonra üstteki eski imalatın altında bir topuk bırakarak
başyukarının ağzı belirlenen sınıra veya yan taşa kadar daire veya oval şekilde
genişletilip aynı zamanda aşağıya doğru derinleştirilmek ve kazılan cevheri
başyukarıdan aşağı akıtarak panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan
tahkimatsız (üretim) işletme metodu. Bu usülde pano
içinde cevher, kelebeye veya başyukarıya skreyperle de çekilebilir.
YERALTI
İŞLETME METODU, Açık işletme
metodu uygulaması ekonomik olmayan maden yataklarına tavanın göçertilmesi,
açılan boşluğun doldurulması veya topuklar bırakılması esaslarına göre
uygulanan üretim sistemi. Bir kapalı işletmede yeraltı işletme metodunun
uygulanması ve işletme- ve kazı yönlerinin seçimi büyük önem taşır. Yeraltı
işletme metotları maden yatağının durumuna göre; uzun ayak, dilimli ayak,
topuk, oda ve blok işletmesi şeklinde yürütülür. Bunlar tavanın durumuna göre
de açık ayaklar, rambleli, ambarlı, göçertmeli ve kombine
(karışık) işletme metotları şeklinde; tavanın göçertilmesi esasına dayanan işletme metotları ise yatay-, dikey-,
ve çapraz ayaklı ilerletimli veya dönümlü uzun ayak,
taban döşemeli (sun’i tavanlı) ayak şeklinde
isimlendirilir. Açılan boşluğun doldurulması esasına göre uygulanan üretim
sistemlerine de rambleli uzun ayak vb. isimler
verilir. Yeraltı işletme metodu uygulamada, işletme ve kazı yönü ise; maden
yatağının tabaka, kitle veya damar şeklinde oluşu, yatımı ve kalınlığı gibi
faktörler dikkate alınarak belirlenir ve uygulama aşağıdaki şekillerde
yapılabilir: Kömür madenciliğinde genellikle işletme yönü damar istikametinde,
kazı yönü ise; istikamet yönünde, başyukarı, başaşağı
veya diyagonal olabilir. Filon tipi maden yataklarında işletme yönü genellikle
aşağıdan yukarı, kazı yönü ise başyukarı, başaşağı
veya diyagonal şekilde yürütülebilir. Buna karşılık tuz madenciliğinde dik
yataklarda işletme yönü başyukarı alındığında kazı yönü istikamet yönünde, düz
damarlarda da işletme ve kazı yönü birbirine paralel olarak hem başyukarı hem
istikamet yönünde seçilebilir. —> İşletme
yönü. Erimesi veya eritilmesi mümkün olan maden yataklarında klasik yeraltı
işletme metotlarına nazaran daha ekonomik olması durumunda, maden yatağına
sondajlarla ulaşılarak madenin yerinde eritilmesi sağlanmak suretiyle —> Fraş metodu (kükürt yatakları), genel olarak
da —> Solüsyon madenciliği (tuz, trona) uygulanır.
YERALTI
MADENCİLİĞİ, Madenin yeraltında
kendine özgü yöntemlerle elde edilmesi. —> Kapalı işletme.
YERALTI
ÖLÇME NOKTALARI, Yeraltı galeri
ilerlemelerine yön verme veya galeri planlarının çıkarılması gibi işlerde
kullanılan ve galerinin sürüldüğü arazinin durumuna göre kayaç, tahkimat veya
travers üzerine tesbit edilen veya çakılan kalıcı
veya geçici işaretler. Genel olarak bu noktalar galerinin tavanına veya
tabanına yerleştirilir. Ayrıca alet tesbiti veya nivelman ölçmeleri için bu noktalar galeri yanlarına da
yerleştirilebilir.
YERALTI
RANDIMANI, 1)
Yeraltında yapılan tüm üretim miktarının yeraltında üretim ve taşıma için
yapılan işçi yevmiyeleri sayısına bölümü ile elde edilen (kg/yev veya t/yev) değer. 2) İçeri-
A randımanı.
YERALTI
SONDAJI, Maden ocaklarında
yeraltında gerek görülen her yerde ve yönde sondaj yapılabilecek şekilde imal
edilmiş özel sondaj makineleri ile yapılan delme işlemi.
YERALTI
SUYU, Yüzeyden sızan ve su
tablasının altındaki tabakalardaki gözenekleri, çatlakları ve boşlukları
dolduran su. Yeraltı suları bulundukları yerlere göre; formasyon suyu, çatlak
suyu veya mağara suyu gibi isimler alırlar. Deniz seviyesinin altında ve
hareket etmeyen yeraltı sularına da derin sular denir. —> Formasyon suyu. Su tablası.
YERALTI
UZUNLUK ÖLÇME YÖNTEMİ, Yeraltında
noktalar arası mesafelerin ölçülmesinde kullanılan yöntem. Eğimsiz yerlerde
çelik şerit yere yatırılmak suretiyle; meyilli yerlerde ise, teodolitle doğrultu verilerek eğim açısı ve eğik mesafeler
ölçülerek yapılan uygulama. YERALTINDA NİVELMAN YÖNTEMİ, Asma mira
kullanılarak yapılan geometrik yükseklik ölçme. —> Nivo, Nokta nivelmanı. Asma miralarda geri
okumalar (-), ileri okumalar (+)’dır.
YERALTINDA
TEODOLİTLE YÜKSEK-LİK TAYİNİ, Yeraltında
iki tavan noktası arasındaki yükseklik farkının teodolit
yardımıyla bulunması. —> Teodolit, takeometre.
A-
Noktası altında
merkezlendirilen teodolit ile B-Noktasına asılan şakülü’ün üstüne gözleme yapılarak (j) açısı, ayrıca (b)
âlet boyu ve (T) şakül boyu ve (D) eğik uzaklık
değerleri ölçülür. Aşağıda eşitliklerden Dh-
Yükseklik farkı hesaplanır.
B-
YERALTINDA YÜKSEKLİK TAYİNİ, Yeraltında teodolit
kullanılarak ve eğik veya yatay gözlemler yapılarak uygulanan yöntem.
YERİNDE
ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ, —> Liçing, Liç.
YERİNDE
(İN-SİTU) LİÇ, Terkedilmiş
madenlerden veya düşük tenörlü oksitli cevher
yataklarından sülfürik asitli liç solüsyonu yardımı
ile bakır kazanma yöntemi. —> Bakır liçi. Bu yöntemin uygulanması için cevherin gözenekli,
kırıklı olması, buna karşılık yan taşın geçirgen olmaması, bu yöntemin
uygulanabil-mesi için ön şartlardandır.—> Yerinde liç
uygulaması.
Yerinde liç konusunda
yapılan çalışmaların en ilginci, 1967 yılında Kennecott
Copper Korp un ABD Atomik
enerji komisyonuna Safford, Arizona civarındaki düşük
tenörlü bakır cevherlerini, önce yeraltında
patlatılacak nükleer patlayıcı madde (nükleer bomba yani atombombası)
ile parçalayıp kırmak ve bunu takiben yerinde liç
etmek yolunda tekliftir.
Bu tip projeler üzerinde yoğun çalışmalar
yapılmakla beraber, radyoaktivitenin yeraltı sularına ve genel olarak ortama
etkisi anlaşıldıktan sonra, uygulamaya geçmek mümkün olabilecektir. ABD’de
petrol yataklarından klasik usulle yapılan üretimin sonunda petrol yatağında
üretilmeyen rezervi yeniden üretime almak için üretim kuyusuna petrol yatağı
seviyesine nükleer patlayıcı madde yerleştirip patlatmak suretiyle orada
meydana gelecek şokun tazyiği sonucu arazideki
petrolün patlama yerindeki boşluğa sızması sağlanmak suretiyle petrol
yatağından daha fazla üretim yapma yoluna da gidilmiştir.
Ayrıca, madencilikte yeraltında açılacak boşlukların
da nükleer patlayıcı madde kullanarak açılması; onun verdiği ısı ve basıncın
hem boşluğun açılması ve hem de boşluğun cidarındaki katmanların eriyip
soğuması suretiyle, boşluk cidarının kendiliğinden tahkimi yönünde denemeler de
olmuştur.
YERİNDE
LİÇ UYGULAMASI, Düşük tenörlü cevherlerin özel sondaj kuyularından yapılan
enjeksiyon ile yerinde çözelti haline getirilmesi ve pompalarla yerüstündeki
arıtım tesislerine basılarak değerlendirilmesi. Yöntemin başarısı maden
yatağının derinlik, tenör ve rezerv birimlerinin
uygun özellikte olmasına bağlıdır. Yerinde liç,
altın, gümüş, uranyum —> Şekil, okside
bakır, trona, tuz gibi sınırlı sayıda ve genellikle
klasik yöntemlerle ekonomik olarak kazanılmayan düşük tenörlü
maden yataklarına uygulanır.—> Liçing; Yerinde (in-situ), Liç, Bakır liçi.
YERSEL
FOTOGRAMMETRİ, —> Foto-grammetri.
YERÜSTÜ
DÜZENLERİ, Maden işletme-lerinde çalışmayı sağlamak veya kolaylaştırmak amacıyla,
yerüstünde kurulan ana ve yardımcı tesislerin tümü.
YERÜSTÜ
MADENCİLİĞİ, Madenin yeraltına girmeden
kendine özgü yöntemlerle elde edilmesi. —> Açık işletme.
YERÜSTÜ PATLAYICI MADDE DEPOSU, Yerleşim yerlerinden uzak ve tek katlı olarak,
patlama olduğunda uzaklara tehlikeli parçalar saçmayacak, hafif ve yanmaz
malzemeyle geniş saçaklı olarak örtülü, zemininde çivi, vida, herhangi bir
yarık veya çatlak bulunmayan düzgün, sızdırmaz, herhangi bir cismin çarpmasıyla
kıvılcım çıkarmaz ve kolay temizlenir biçimde, çimento şap veya mozaikle kaplı,
ihtiyaca göre çeşitli bölmeleri olan, pencereleri çatıya yakın yükseklikte ve
güneş ışınlarının doğrudan depo içine girmesini önleyecek biçimde ve
havalandırma delikleri bulunan bina. Yerüstü patlayıcı madde depoları ihtiyaca
göre sürekli, geçici ve gezici olmak üzere üç ayrı şekilde yapılabilir.
Bunlar beton ve taştan sağlam duvarlı ve tavanlı
üst ve yanları toprakla örtülerek veya bir yamaçta açılacak galeriyle girilmek
suretiyle tünel biçiminde de yapılabilir.
Üstü toprak örtülü ve galeri tipi gömme depoların
üzerlerindeki toprak kalınlığı, güvenlik uzaklıkları yönetmeliklere uygun
olarak saptanır ve yapılır. Bu depoların çıkış ağızlarına ve etrafına gereğine
göre toprak veya beton sütre yapılır. —> Dinamit
ambarı (yeraltı) —> Şekil s.438
YEŞİL
ALTIN ; 24 karatlık
yani 1000 saflık olarak tanımlanan has altına yalnız gümüşün katılmasıyla elde
edilen altın cinsi, —> Altın ayarı.
YEŞİMTAŞI,
1) Genellikle yeşil, bazen de
beyaz, sarı veya kahverengi, olan bünyesine Fe
girmesi halinde koyu yeşil rengini veren jade grubu
taşlar. Koyu renklisine kloromelenit de denir; figur yapımında kullanılır ve uğur taşı olarak kabul
edilir. 2) Baltataşı.
YEVMİYE, 1) Bir işçinin bir vardiya süresinde yaptığı
çalışma. 2) Bir işçiye bir vardiyalık çalışma karşılığı ödenen ücret.
YEVMİYE
ADEDİ, Bir yerde çalışan işçilerin
belirli bir dönemde yaptıkları yevmiye sayısı. Fiili yevmiye, yıllık ücretli
izin, hafta ve bayram tatili diye üç bölüm halinde izlenir. Fazla mesai
yevmiyesi de tüm işçinin çalışılan günlerde normal çalışma süresinden fazla
çalıştıkları zamanın saat olarak toplamları 8’e bölünmek suretiyle elde edilen
yevmiye sayılarıdır. Bu yevmiyeler de fiili yevmiye sayısına ilave edilir.
YAĞ CİLA, Çoğunlukla biraz bulanık olan minerallerde olan ve
yağlı bir cismin görünümünü veren cila. Bu görünüm; nefelin,
kardierit ve bazı kuarslarda
vardır.—> Mine-rallerin
parlaklığı.
YIĞILMA
AÇISI, Yığın halinde olan
malzemenin heyelan yapmadan durabildiği açı değeri. Bu açı, yığını teşkil eden
koni kenarının yatay düzlemle yaptığı açının ölçüm değeridir. —> Denge açısı.
YIĞMA, Dekapaj pasasının taşındığı
düzlemden daha üst seviyeye doğru yapılan boşaltma işlemi.
YIĞMA
LİÇ, —> Bakır liçi.
YIĞIN
LİÇİ,—> Siyanür liçi ile altın üretimi.
YIKAMA, Sondaj tekniğinde matkabın ilerleyebilmesi için
sondaj dibinde veya kuyu çevresinde yerinden sökülen parçacıkların dışarıya
alınması için yapılan iş. Bunun için genellikle sıvı, nadiren de basınçlı hava
kullanılır. —> Sirkülasyon. Lavaj.
YIKAMA
EĞRİLERİ, Maden yatağında mevcut
kömür veya cevherin özelliklerini ve kalitesini saptamak, kurulacak
zenginleştirme tesisinin projesini hazırlamak veya çalışmakta olan lavvarın çalışma durumunu (lavvar
randımanını) kontrol etmek için çizilen ve kömür veya cevherin karakterini
belirleyen eğri. Yıkama eğrisini çizmek için ilk iş madenden numune alınır,
ikinci iş olarak numune tartılır, tane büyüklüğüne göre tasnif edilir, üçüncü
iş olarak da bunlar ayrı ayrı yüzdürülür. Beher fraksiyonun kül nisbetlerini veya tenörlerini tesbit etmek
suretiyle son olarak yıkama eğrileri ile ilgili hesaplar yapılarak bu hesap
sonuçlarına göre yıkama eğrileri çizilir.
YIKAMA
KASASI, —> Jig.
YIKAMA
RANDIMANI, Zenginleştirme
tesislerinde yıkamaya verilen kömür ağırlığının (ton) yıkama tesisinden alınan
konsantre cevher veya satılabilir kömüre oranı ile elde edilen değerin (%)
olarak ifadesi.
YIKANMA
YERİ, 1) İşçilerin vardiya başı ve
sonunda elbise değiştirip hazırlandıkları yer. 2) Banyo (hamam).
YIKANMIŞ
KÖMÜR, —> Lave kömür.
YILDIZ
TAŞI, —> Kuars, Güntaşı.
YILIN SON
GÜNÜ MEVCUDU, Yılın son gününde
çalışan işçi sayısı ile yıllık ücretli izinde ve hafta tatilinde olanların
tamamı.
YİTRİYUM
GRUBU, —> Nadir toprak elementleri.
YOKLAMA, Bir nevi maden arama.
YOL APLİKASYONU, Topoğrafik plân üzerinde son şekli verilen yol ekseninin
arazi üzerine işaretlenmesi. Yolun doğru ve kurp
dönemeç içinde olan kısımları topoğrafik alet ve
yöntemlerden yararlanılarak ahşap kazıklarla arazide işaretlenir. İşaretlemede
ayrıca, arazi kırık noktaları, yol kenarları, şev üstü, şev dibi gibi önemli
noktaların, başlangıç noktasına göre mesafeleri aplikasyon defterine ve
kazıklar üzerine (0+120), (1+411) şeklinde yazılır. —> Şekil.
Yatay konumda ve farklı doğrultulardaki iki ardışık
aliyman doğrultusu arasının R- yarıçaplı bir dairesel
yay ile birleştirilmesi durumunda ortaya çıkan geometrinin aplikasyonu
.
YOL
ÇİVİSİ, —> Ray çivisi. Trifon.
YOL
DEMİRİ, Ray.
YOL
MAKASI, —> Makas.
YOL
MARANGOZU, Demiryolu döşeyip
bakımını yapan usta.
YOL
MASTARI, Demiryolunda ray
açıklığını ölçme ve tesbit etmeye yarayan gereç.
YOL
PABUCU, —> Cebire.
YOL
TERAZİSİ, Demiryolunu belirli
meyilde döşemeye veya döşenmiş demiryolu raylarının eğimini ölçmeye ve kontrol
etmeye yarayan gereç.
YOL
TRAVERSİ, —> Travers.
YOL
VERİCİ, Elektrikli makineleri
çalıştırma şalteri.
YONMA, Mermer işletmeciliğinde, taşların el aletleriyle
ve işçiler tarafından gerekli şekilde yontulması olup muhtemelen yontma
kelimesinin değiştirilmiş ifadesi.
YONU, Mermer işletmeciliğinde, yüzleri yontulmuş taşın
ifade edilmesi. El ile yontulanlara “El yonusu”
denir.
YÖNLENDİRİLMİŞ
SONDAJ, Sondajın özel istikamet ve
ölçü aletleriyle planlı ve kontrollu olarak
saptırılması.
YUMAKLAMA,
Topaklama
YUMUŞAK
TEL DAMAR, Mermer işletmeciliğinde,
muhtelif form ve yönlerde yumuşak damar parçaları.
YUVA, Direk dibi.
YUVARLAK DAMARLI HALAT,
Çelik halatı teşkil eden damarların en kesitleri yaklaşık olarak daire
biçiminde olan halat.
YUVARLAK
VİDA, 1)
Diş uçları yuvarlatılmış vida. Keskin köşeli kesiti olan vidaların pislik, kum,
toz ve pastan zarar gördükleri dikkate alınarak kirli su, vana milleri, hortum
rekorları, demiryol koşum takımları gibi yerlerde
kullanılır. 2) Kaytan vida.
YÜK
HATTI, —> Hidrolik kesit.
YÜKLEME
MAKİNESİ, 1) Paletli, lastik veya
demir tekerlekli olarak imâl edilip kepçenin geriye veya yana doğru hareketi
ile postayı arkasındaki veya yanındaki arabaya veya bant sistemine boşaltan iş
makinesi. Bu makineler çürük arazide kazma ve yükleme işlerinde, sağlam arazide
lâğım atıldıktan sonra alına çekilerek yükleme işlerinde kullanılır. 2) Kepçe.
3) Loder. 4) Açık ocakta serbest haldeki malzemeyi
çalışma sahası içinde bulunan tekerlekli nakil aracına yüklemede kullanılan
paletli veya lastik tekerlekli iş makinesi.
YÜKLEME
SACI, Yükleme esnasında, madenin
vagonlar arasına düşmesini önlemek için konulan iki ucu kıvrılmış sac parçası.
YÜKLE-TAŞI-BOŞALT
TEKNİĞİ, 1) Kazılmış malzemenin,
bir yükleyici vasıtası ile lastik tekerlekli ve damperli taşıma aracına
yüklenip, tumba yerine taşınıp boşaltılmasının düzenlenmesi işi. 2) İngilizce
kelimelerin baş harfleri olarak LHD (Load-Haul-Dump) tekniği. 3) Raysız
taşıma tekniği.
YÜKLEMEDE
DİAGO-NAL KAMYON KONUMU, Kamyon
kasasının kademeye diyagonal konumda ve kepçe dönme yayı üzerinde bulu-nuşu. Kazıcı dönme açısı 30° ile 120° arasında
değişir.—> Şekil a.
YÜKLEMEDE
DİK KAM-YON KONUMU, Örtükazı kademesine
dik çalışma yönteminde kamyonların kazıcının her iki tarafına veya tek tarafına
dik olarak ya-naşması. Bu durumda kazıcı-nın dönme açısı 30° ile 90° arasında değişir.—> Şekil b.
YÜKLEMEDE
PARALEL KAMYON KONUMU, Ör-tükazı veya kömür kademesi dışında, kademeye paralel olarak
yanaşan kamyonun ring usulü hareketi. Dolan kamyonun yerini arkada bekleyen boş
kamyon alır. Bu durumda kazıcının dönme açısı 90° ile 180° arasında değişir.
YÜKLEYİCİ, Yükleme makinesi, Loder.
YÜKLEYİCİ-KAMYON
ÖRTÜKAZI YÖNTEMİ, Küçük kapasiteli
açık işletme örtükazı işinde kullanılan pratik
çalışma metodu. Verim alınabilmesi için malzemenin çok iyi lağımlanmış
veya yumuşak olması gerekir. Lâstik tekerlekli yükleyicide bu durum çok daha
önemlidir. Lâstiklerin kaymaması ve aşınmayı azaltmak için tekerleklerine bazen
zincir veya zırh geçirilir.
YÜKLEYİCİNİN
KEPÇESİNİN DOLMA FAKTÖRÜ, —> Çalışma verimi.
YÜKELEYİCİNİN
YAPACAĞI İŞ MİKTARI, —> Çalışma verimi.
YÜKSEK
(DÜŞEY) FIRIN, Pik demir
üretiminde en çok kullanılan, üstten şarj edilen ve alttan boşaltılan dikey bir
eritme fırını. Hava (veya diğer gazlar) fırın tabanına yakın yerden, alttan
fırına üflenip, şarj kitlesi arasından yukarı doğru yükselir. Yukarıdan inen
katı şarj maddesi ile yukarıya yükselen gazlar arasında kimyasal reaksiyonlar
olur. Fırına yakıt verildiğinde, o da şarj ile birlikte üstten doldurulur.
Yüksek fırınlarda yakıt olarak kok kullanılır. Fırındaki şarjın ergiyip, taban
kısmındaki haznede toplanması ve alttan alınması arzu edilir. Genellikle
fırının en sıcak kısmı, hava borularının bulunduğu düzeyin biraz yukarısına
rastlar. Bu bölgeye ergitme zonu denir. Yüksek
fırınların termik randımanları yüksektir. Yüksek fırınların en iyi örneğini
demir ve çelik ergitme tesislerinde kullanılan düşey fırın teşkil eder ve
ortalama 28-
YÜKSEK
FIRIN CÜRUFU, Şarjın içindeki
yabancı elemanların fırın hararetinde buhar olmayan ve redüksiyona uğramayan
oksitlerin birbirleri ile birleşmiş ve akar hale gelmiş şekli. Cürufun
bileşenleri SiO2, CaO ve Al2O3
olup, CaO miktarının %50 oranını geçmemesi
gerekir.—> Cüruf.
YÜKSEK
FREKANS İNDÜKSİYON FIRINI, —> Direnç fırınları.
YÜKSEK
FIRIN KATKI MALZEMESİ, Yüksek
fırına verilen cevherdeki yabancı maddelerin kolay erimesini ve cüruf haline
geçmesini sağlamak için cevhere katılan malzeme. Bu katkı maddeleri maksimum
%25 civarında; bazik özellikli (kireçtaşı, dolomit, olivin, fluorit),
asit özellikli (kum,çakmak taşı, aluminli silikatlar
ve tuğla kırıntıları) ve diğer (manganez ve krom cevherleri ile fosforit ve kemik gibi) malzemelerden oluşur.
YÜKSEK
FIRINDA KULLANILAN DEMİR CEVHERLERİ,
Manyetit (Mağnetit) Fe3O4;
demir içeriği %45-70, mıknatıslı, siyah veya koyu renkli.
Hematit Fe2O3; kırmızımsı kahverenkli, Fe tenörü en fazla %70. Pul pul ve
parlak yapıda olanlarına spekülarit denir.
Limonit: 2Fe2O33H2O;
demir miktarı %30-50
Siderit: FeCO3, demir miktarı %25-40,
içinde genellikle mangan bulunduğundan değerli cevher sayılır.
İçinde belli miktardan fazla fosfor ve kükürt
içeren cevherler yüksek fırında kullanılmaz.
YÜKSEK FIRINDA REAKSİYON,
Yüksek fırına demir oksidi olarak giren cevherden oksijenin ayrılması işlemi.
YÜKSEK
GENİŞLEMELİ KÖPÜK, Hacmi 500-1500 misli genişleme özelliği gösteren köpük yapıcı
sıvı. Bu madde, galeri, baca vb. yerlerde meydana gelen açık alevli yangınlara
müdahale ile alev ve ateşin yayılmasını önlemek, söndürmek ve kısa zamanda
yangın sahasının hava akımı ile irtibatını kesmek ve daimi baraj yapma
imkanlarını sağlamak için kullanılır. —> Rijit köpük.
YÜKSEK
GERİLİM DAĞITIM ŞEBEKESİ, —> Elektrik enerjisi dağıtım şebekeleri.
YÜKSEK
ISI PERLİTİ, —> Perlit.
YÜKSEK
KALİTE BAKIR, L.M.E. esaslarına
göre elektrolitik bakır olarak iki kalitede muamele gören katot bakırı ve hadde
ürünlerini ifade eden terim.
YÜKSEK
KALİTE TİP KALAY, Rafine kalay
muhtevası % 99,85 olup, ağırlığı 12 kg’dan az ve 50 kg’dan çok olmayan külçe veya kütük şeklindeki kalay.
YÜKSEK
KARBONLU ÇELİK, —> Çelik.
YÜKSEK
KARBONLU FERROKROM, Bünyesinde
genellikle % 2-10 oranında, ortalama % 4-6 karbon (C) ihtiva eden ferrokrom. Bir ton yüksek karbonlu ferrokrom
elde edebilmek için 4500-7500 kWh arasında değişen
elektrik enerjisine ihtiyaç vardır.
YÜKSEK
TEVETTÜR, Yüksek voltaj.
YÜKSELTGENME,
—> Elektroliz.
YÜREK, Vinç ile yapılan nakliyatta vinç halatının
taşınacak araçla irtibatını sağlamaya yarayan ara parça. Vinç halatının ucu
yürek üzerindeki yerine yerleştirildikten sonra, kelepçelerle sıkılarak halatın
yüreğe emniyetli bir şekilde irtibatlanması ve
böylece kafes vb. araçların koşum takımlarının halata kolayca bağlanması
sağlanır. —> Halat, Halat kelepçesi.
YÜRÜME
YOLU, —> Şekil, Adam yolu
YÜRÜYEN
DREGLAYN, 1)
Üniversal bagerlerin lastik tekerlekli, paletli veya
raylı yürüme düzenine karşılık, yürüme hareketini adım atma şeklinde
gerçekleştirme düzenine sahip dreglayn. 2) Adımlayan dreglayn. —> Dreglayn.
YÜRÜYEN
TAHKİMAT, Hidrolik ve mekanik
enerji ile sıkılanan, boşaltılan ve ilerletilen tahkimat düzeni. —> Alın mekanizasyonu.
YÜZDÜRÜCÜ,
Flotasyon işleminde köpük teşekkülüne yardımcı olan ve
köpüğün yeterince sağlamlığını sağlayan reaktiflere verilen genel ad. —> Reaktif.
YÜZEY
BÜYÜTME, Kırma ve öğütme işlemleri
sonucu tanelerin serbestleşerek yüzeylerinin; ergitme, çözeltme,
sinterleme, briketleme, koklaştırma gibi işlemlere
açık hale getirilmesi; diğer bir deyişle yüzey büyütmesi sağlanarak kimyasal
olayda reaksiyon hızının arttırılması, fiziksel olayda ise (flotasyonda)
yüzdürülecek veya batırılacak katı maddelerin yüzeylerine reaktiflerin
etkisinin artırılması amaçlanır.
YÜZEY
İŞLETMESİ, Derinliği
YÜZEY
NİVELMANI, Nivelman aletiyle yatay ölçmesi yapılmış olan bir yüzey
üzerinde, birçok noktanın yüksekliklerinin bulunup koordinatlarına göre bu
noktalar plana işlendikten sonra enterpolasyon
yoluyla o yüzeyin tesviye münhanili haritasının yapılması. Nivelman
aleti ile yapılan yüzey nivelmanında yükseklik
farklarının çok fazla olmaması lazımdır. Zira dik arazide gözleme aletinin sık sık yer değiştirmesi gerekir.
YÜZ, Mermer işletmeciliğinde taşın imalâttaki yerinde
görünen en büyük yüzeyi.
YÜZLEME, Mermer işletmeciliğinde iki kesişen kenarın
kalemle doğrultularak taş yüzü düzleminin belirtilmesi.